|
Konu: Sosyal Güvenlik Reformu
Konuklar: Sosyal Güvenlik Uzmanı Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi Profesör Doktor sayın Aziz Konukman ve İstanbul Üniversitesi SBF üyesi sayın Sezai Temelli
Celal Pir: Evet Yakın Plan’a hoşgeldiniz. Hepiniz haftanın son Yakın Plan programından mutlu günler diliyoruz. Bugün hakikatten haftanın son günü çok özel bir mekandayız İstanbul’da Şişli’de Şişli belediyesinin Feriköy emekli evindeyiz. Neden burayı seçtik burası hakikatten içimizi ısıtan bir yer. Yıllarca bize hizmet etmiş topluma hizmet etmiş kişilerin emekli olduktan sonra en azından gidebilecekleri kalabilecekleri birlikte keyifli vakit geçirebilecekleri mekanlar. Bunu devlet yaratmamış ama yerel yönetimlerde bu işe el atmış. Bunlardan Şişli’de 14 tane var ve hepsi hınca hınç dolu. Çok keyifli atmosfer yaşanıyor burada çok keyifli günler geçiriyor emekliler. Tabi devletin sağladığı sosyal imkanların yanı sıra yerel otoritelerin sağladığı sosyal imkanlarda onları mutlu ediyor. Neden mutlu ediyor burada sadece sabah akşam sabah 8 akşam 8 oturup kalkmak yok burada sohbet var dostluk var birlikte İstanbul dışına gitmeler kent dışına gitmeler gezmeler var ama para yok. Burada kütüphane var burada gazete var burada çay var ama para yok. Her ey hayırseverler tarafından organize ediliyor ve yerel yönetim imkanlarıyla emeklilerin hizmetine sunuluyor. Bu çok özel bir durum. Türkiye'de her yer böyle değil keşke her yer bunun gibi imkanlarla dolup taşsa. Biz neden buradayız esas konumuza gelelim. Biz buradayız çünkü yeni sosyal güvenlik yasasıyla birlikte ortaya çıkan tabloyu ele alcağız. Yeni sosyal güvenlik yasasıyla birlikte acaba bundan sonra ne diyeceğiz. Acaba bundan sonra kimimize göre söylendiği gibi mezarda mı emekli olacağız. Ya da kimimize göre acaba bu bir zorunluluk mu yani emeklilik yaşını yükseltmek bir zorunluluk mu yoksa eğer bu yaş sınırı yükselmezse önümüzdeki dönemde artık devlet maaş ödeyeme hale mi gelecek? Bunlar tartışılan konular nereden bakarsanız bakın ister oradan ister buradan bakın hepimizin hayatını yakından etkileyen konular bunlar ve öyle bir yasa ki bu yasa bizi sizi hatta çocuklarımızı hatta kundaktakileri etkiliyor. Çünkü 2036’ya kadar bir adres gösteriyor. Evet doğal olarak herkesi etkileyen bir yasayı konuştuğumuza göre bir güç savaşına da hazır olmamız gerekiyor. Evet protestoyu izlediniz aslında bu yasa değişmeli diyenlerde ne diyor onlara da bakmak lazım. Kara delik kapanmalı diyenler bugünlerde yasanın değişmesi için ideal ortam olduğunu da iddia ediyorlar. Nereden iddia ediyorlar başbakanlığa bağlı Türkiye istatistik kurumunun yaptığı bir araştırma ve açıklamalarından hareket ediyorlar. Nedir bu açıklama? TUİK’e göre baktığımızda Türkiye'de ortalama ömür yani yaşan süresinin arttığına ifade eden bir açıklama. Türkiye'de ortalama ömür kadınlarda 73.8 yaşa erkeklerde ise 68.9 yaşa yükselmiş. O zaman şöyle düşünebilir miyiz yani yasa geçer ve bugünden itibaren işe başlayacaklar emekli olmayı düşündükleri zaman yani 2036 yılı deldiği zaman ve ondan sonraki süre geldiği zaman emeklilik yaşı 65’e denk gelirse oraya gelirse erkeklerde aşağı yukarı 4 yıl kadınlarda da 9 yıl maaş almak mümkün. İşte sendikalar buradan hareket ediyorlar. Dolayısıyla bu durum sendikaların tepkisini çekiyor veya çalışanların işçilerin memurların sendikaları ayrıca bazı kazanılmış haklardan geri adım atılmasını istemiyorlar. Kimse emeklilerin hiç biri hatta emekli olmak isteyenler maaşlarının düşmesini istemiyorlar haklı olarak. Zaten emekli maaşı nedir ki diyorlar. Ama sendikaları bu isteklerine bu taleplerine hükümetin tepkisi de çok farklı oluyor. Onu az döneceğiz ama neden bunu sendikalar mesele yaptılar ve neden bu hale geldi bu iş biraz da ona bakmak istiyorum. Hatta sendikalar tüm bunlardan sonra işçi ve memur sendikaları iş bırakma eylemi bile yaptılar. İsterseniz bir onu da hatırlayalım.
-Sosyal güvenlik reformuna yönelik ilk tepkiler geçtiğimiz hafta iki saatlik iş bırakma eylemiyle meydanlarda verildi. Meydanları dolduran binlerce işçi ve memurun katıldığı eylemlerde genel grev çağrısı yapıldı. Ankara'da çalışanlar başkent elektrik dağıtım şirketinde toplandı. İki saatlik eylem Ankara'da özellikle demiryolu taşımacılığında etkisini gösterdi. İzmir'de 25 bin işçi ve memur hükümetin sosyal güvenlik yasa tasarısına karşı buluştu. 2 saatlik eylem çerçevesinde hastanelerde hizmet verilmedi. Diyarbakır'da da çalışanlar iki saat süreyle iş bıraktı. Hastane ve diğer kamu kuruluşlarında daha çok iş yavaşlatma eylemi yapıldı. Trabzon'da da kemençeli, horonlu eylem vardı. Trabzon'daki eylemde iş bırakmanın yanı sıra yaklaşık bin çalışan yürüyüş düzenledi. Yurt genelinde binlerce kişi kamu kurum ve kuruluşları ile bazı fabrikalarda iki saat süreyle iş bırakma eylemi yaptı, imza kampanyaları düzenledi.
Celal Pir: Evet Türkiye'nin kuzeyi güneyi doğusu batısı 81 değişik kentte ortaya çıkan protestolar. Bunlar neden oldu bunlar sosyal güvenlik yasasıyla ilgili gelişmelerin ötelenen yasanın yeniden devreye alınmasıyla birlikte oldu. Peki nedir bu sosyal güvenlik yasası az sonra onu konuşacağız ama önce bir tarafın görüşlerini bir tarafın isteklerini bir tarafın eylemlerini anlattık. İşçilerin memurların eylemleri anlattık. Belki bunlara emeklileri de ekleyebiliriz. Ama bir tarafta da bu işin yapılması gerektiğinin altın çizenler var. Özellikle işçinin memurun tepkisine karşın bu tepkiyi az evvel ortaya koyduğumuz tepkiyi başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve çalışma bakanı oldukça sert bir dille meclis kürsüsünden ifade ettiler karşılık verdiler.
-Faruk Çelik: Bu konuda sorumlu beyanda bulunan arkadaşlara çok teşekkür ediyorum. Kamu çalışanları konfederasyonları genel başkanlarına. Fakat bu kendi alanlarıyla ilgili olmayan ve çokta iyi anlamadıkları bir şey bu konuda da yanlış bilgi ve beyanda maalesef bulunulabilir bunu da ifade etmek istiyorum. Bilmeyen arkadaş ilgilenmediği konuyla ilgili de bir açıklama yapmaması gerekir diye düşünüyorum.
-Recep Tayyip Erdoğan: Şimdi buradan sendikalara sesleniyorum acaba sendikalarımız bu ülkeyi yönetmiş olsalar ben bu tabloyu sürdürebilirim diyecek bir babayiğit var mı? Çalışanların emeklilerin haklarında gerileme olacakmış asla böyle bir şey söz konusu değildir. Dürüst davranmıyorlar ve yalan söylüyorlar böyle bir şey yok. Kazanılmış haklar aynen devam etmektedir devam edecektir. Kim bunu söylüyorsa yalan. Bende emekçiyim ben bir işçi emeklisiyim oradan geliyorum. Tüm halkım vatandaşımda bunu bizden dinlediği gibi bilsin böyle inansın böyle anlasın diğerleri yalandır doğru değildir bunu böyle bilin.
Celal Pir: Aslına bakarsanız sayın başbakanın dediği gibi kim yalan söylüyor bu işin başka bir kısmı yani yalan söyleme meselesine daha sonra girebiliriz ama konumuz yalan söylemek değil. Konumuz emeklilik yaşının ne olup ne olmayacağı. Konumuz emeklilik yaşıyla ilgili ortaya çıkan tartışmaların nereye kadar gidip nereye gitmeyeceği. İsterseniz biz uzlaşma yolunu tercih edelim hükümet ve sendikalar arasında uzlaşılmış maddeleri sizin önünüze koyalım.
-Yapılan görüşmeler sonucunda sosyal güvenlik reformu'nda tarafların büyük ölçüde uzlaştıkları maddeler belli oldu. Edinilen bilgilere göre, emekli yaşı yine 65 olacak. Fakat kademeli geçiş daha uzun bir vadeye yayılacak. 65 yaşında emeklilik şartı 2070'e kadar ötelenecek. 9 bin günlük prim ödeme süresi 8 bin güne inecek. Ayrıca, tasarıda geçiş için planlanan prim ödeme gün sayısı artışı, her yıl 100 günken, 50 güne düşürüldü. Fakat sürenin azalması sebebiyle emeklilik aylığında bir düşme olmaması için emekli aylığı bağlama oranları artırılacak. Yüzde 2'lik aylık bağlama oranı kademeli olarak artırılacak. İlk 10 sene yüzde 2 olarak kalacak oran, sonraki yıllarda yüzde 2,5'e yükseltilecek. Böylece uzun çalışmak özendirilecek. Diş protezlerindeki yaş sınırı kaldırılacak. 18-45 yaş arasındakilerin diş protez masrafları da devlet tarafından karşılanacak. Alt sınır aylıklarının yükseltilmesi, emzirme, evlilik ve cenaze yardımı gibi ödemeler konusunda ise ortak çalışma yapılacak. Güncelleme katsayısında, gelişme hızının yüzde 30 yerine yüzde yüzünün hesaba katılması talebi ise bakanlıkça kabul görmedi.
Celal Pir: Evet bunlar uzlaşılan maddeler ama burada hatırlatmamız gereken bir başka gerçek daha var o da şu; emeklilik yaşını kademeli olarak yükselten sosyal güvenlik yasasının geçmişi. Sosyal güvenlik yasası meclisten geçti yasallaştı aslında böyle bir şey oldu ama 10.ncu Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer ve Cumhuriyet Halk Partili milletvekilleri bu konuyu anayasa mahkemesine götürdüler. Anayasa mahkemesi de kazanılmış haklar bakımından olsun diğer maddeler açısından olsun bunu inceledi ve yasayı öteledi. Yani yürürlülüğünü durdurdu yasayı askıya aldı. Şimdi konuştuğumuz konu var olan bu yasanın yeniden gündeme gelip gelmeyeceği ve bu gündeme gelmemesi sırasında işçi memur gibi çalışan sendikalarının hatta emekli derneklerinin fikirlerinin bu yasanın için girip girmeyeceği. Hükümet çalışanları da sendikaları da dinleme kararı aldığını açıkladı. Peki o zaman ne oldu şu andaki haliyle durum ne yani yaş haddi meselesinde nereye geldik, emekli olma şartları nasıl değişti veya emekli aylıkları düştü mü düşüyor mu yükseliyor mu? Tüm bunları konuşacağız dedik konuklarımız var. Sosyal Güvenlik Uzmanı Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi Profesör Doktor sayın Aziz Konukman telefon hattımızda. Sosyal güvenlik konusunda pek çok çalışması olan İstanbul Üniversitesi SBF üyesi sayın Sezai Temelli’de yanımızda burada bizimle birlikte. Ama önce izliniz olursa Sezai bey Ankara’ya dönmek istiyorum. Sayın Konukman hoşgeldiniz efendin programımıza.
Aziz Konukman: Hoşbulduk efendim iyi yayınlar diliyorum.
Celal Pir: Sağolun efendim. Bildiğimiz kadarıyla revize edilen yeni yasada da iptal edilen 22 maddenin 17’si aynen duruyor. Bu durumda yeni yasa kabul edilse bile acaba anayasa mahkemesi tarafından yine ötelenme veya askıya alınma veya yürürlülüğünün durdurulma imkanı şansı var mı?
Aziz Konukman: Tabi mahkemenin nasıl düşüneceğini bilemiyorum neye karar vereceğini bilemiyorum ama aynı sorunlar burada da ortaya çıkacak. Zaten bunu emek platformunun birleşenleri çeşitli görüşmelerinde çok açık net bir şekilde dile getirdiler. Ama hükümet çevreleri buna sıcak bakmadı. Yani adeta şöyle bir durum var biz çıkartmış olalım ve İMF’yle kriz çıkmış olmasın ama ondan sonra anayasa mahkemesi bunu reddederse yada problem çıkartırsa bak biz elimizden geleni yaptık sizde biran evvel şu gözden geçirmeleri birleştirin taahhüdümüzü yerine getirdik şeklindeki bir yaklaşım hükümet tarafından benimsenecek. Geçmişte de böyle yapıldı zaten.
Celal Pir: Peki bir şey soracağım İMF için bu yasayı çıkartmak önemli dediniz ama 1999 yılında da yanılıyorsam beni düzeltin bir başka sosyal güvenlik yasası çıkmıştı. Şimdi 1999, 2006, 2007,2008 sürekli yasa değişiyor. Çalışanlar içinde bir problem emekliler içinde bir problem işe başlayacaklar içinde bir problem. Yani bu bir çocuk oyuncağı değil ki bunu çözmek bu kadar zor mu?
Aziz Konukman: Efendim işte burada bütün mesele şu; yani Türkiye ne yazık ki bir piyasalara bağlı bir toplum modeliyle karşı karşıya sadece sosyal güvenlik değil hayatın her alanında böyle bir piyasalara koşulsuz teslim olma anlayışı genel hale geldi. Hele ki sosyal güvenlikte bu giderek daha da perçinleşiyor ve en tehlikeli alanda çünkü bakın müktesebat bile bizim sistemimizde farklı tartışılıyor. Müktesebat nedir geçmişle ilgili bir hakkın korunup korunmamasıdır değil mi normal hukukta ama sosyal güvenlikte müktesebat geleceğe dönük olan bir hakkın bu günden alınmasının da zararını ortaya koyan bir şey. Yani siz dokunmuyoruz biz adamın haklarına bakın işte dokuz bin oldu ne olacak yani prim sayısı 9 bin. İyi ama gelecekte ebenim bunu tamamlayabileceğim esnek iş gücü piyasalarının olduğu bir ekonomide atifik istihdam biçimlerinin olduğu bir ekonomide iş güvencesinin sadece 30 ve yukarısı işyerlerinde geçerli olduğu bir ekonomide ben bu süreci bu prim gününü nasıl tamamlayacağım işte bu müktesebata bir müdahale. Geçmiş değil bakın geleceğe dönük bir müdahale.
Celal Pir: Efendim şunu şöyle ifade edebilir miyiz mesela sendikaların itirazı olan noktaları özetleyebilir misiniz? Mesela emeklilik yaşından başlayarak yaşta ne isteniyor ne oluyor sendikalarla hükümet hangi noktalarda anlaşamıyor?
Aziz Konukman: Şimdi efendim zaten 19 Martta artık zaten bilinmeyen bir şey kalmadı sırayla söylendi,. İşte bu 65 yaş meselesinde çok hassaslar ama bu kademeli olacak deniyor. 2070’e kadar bu olacak şey değil. Emeklilik bağlama oranlarının mutlak yükseltilmesi lazım ki emeklilik maaşındaki düşmeler gerçekleşmesin. Biliyorsunuz mevcut yapılanmada böyle bir risk var. Yani şunu demek istiyorum burada bakın dikkat edin sendikalar henüz medya kuruluşlarında henüz ortaya çıkıp durumu değerlendirmiyorlar çünkü çok belirsizlikler var. Yani bakanlık biz anlaştık diyor görüştük diyor falan ama bakıyorsunuz emek platformu birleşenleri aynı doğrultuda değil aynı görüşte değil. Dolayısıyla hükümetin bu belirsizliği bir kere ortadan kaldırması lazım. Yani neyi görüşüyorlar nerede anlaşıyorlar nerede anlaşmıyorlar hakikatten izlemek mümkün değil. Bilmiyorum siz kavrayabiliyor musunuz neresi değişiyor neresi değişmiyor?
Celal Pir: Ben kavramış olsan bir iki cümle bende söylerdim ama inanın size danışmak için…
Aziz Konukman: Şuralarda anlaşıldı deniyor ben o anlaşıldı denen yerleri arkadaşlarımızı arıyorum merak edip gerçekten siz bunlarda anlaştınız mı diye soruyorum. Biliyorsunuz ben aynı zaman TÜRK-İŞ’in araşma müdürüyüm aynı zamanda ben TESK’in üyesiyim yani bakın tarafların içerisinde sürekli görüşmeler halindeyim emin olun ben izleyemiyorum ki sokaktaki yurttaşımız ne yapsın.
Celal Pir: Aslında sayın Konukman anladığım kadarıyla bir ıslak imza yok ama havaya yazılmış sözler var. Çok teşekkür ediyorum yayınımıza katıldığınız görüşlerinizi bizimle paylaştığınız için.
Aziz Konukman: İyi yayınlar diliyorum.
Celal Pir: Şimdi ben Sezai bey size dönmek istiyorum. Öncelikle çok devasal büyük açıkla mı var bu memlekette onu öğrenmek istiyorum ne kadar büyük bir kara delikten bahsediyoruz eğer kara delik diyorsak İMF’nin tabiriyle.
Sezai Temelli: Teşekkür ederim Aziz bir şekilde gelecekle ilgili konuya parmak basması önemli oldu. Bir şeyi düzelterek başlamak lazım. Sürekli olarak çok uzun yıllardan beri bir kara delik tanımlaması var kara delik var kara delik var ve biz ne yaparsak yapalım ne kadar ekonomiyi iyi giderse gitsin bu kara delik uzay bilimlerinden esinlenerek her şeyi yutuyor anlamına geliyor. Ve bütün suçlusu da bu kara deliği yaratan emekliler çalışanlar bizler oluyoruz. Dolayısıyla bir kere bunun suçluluğunu taşıyoruz üzerimizde bu kara deliğin müsebbibi olarak. Şöyle düzeltmek lazım bunu sosyal güvenlik sisteminde kara delik olmaz kara delik demek ideolojik bir yaklaşımdır. Bir tanımdır ama ideolojik bir yaklaşımdır. Çalışanlar emekliler için bir kara delik müsebbibi göstermek hatalı bir yaklaşımdır yanlış bir yaklaşımdır.
Celal Pir: Yani vatandaşını kara delik olarak görmek anlamına gelir. Peki çok basit sorular soracağım izleyenlerimizde anlayabilsin diye. Mesela 47 yaşında şu an 47 yaşında olan biri yasa çıkmış olsaydı kaç yaşında emekli olacaktı?
Sezai Temelli: Bu mevcut yasaya göre emekli olacaktı 47 yaşındakini etkilemeyecekti.
Celal Pir: Peki bu yasaya göre girersek yani bugünden başlayan biri için 47 yıl son emekli olma şansı var mıydı?
Sezai Temelli: Bu günden başlayan birisi için dediğimizde hesaplar başlıyor. Bugün için baktığımızda kritik yaş meselesi 30 kadınlarda erkeklerde 32’dir. Dolayısıyla bu kritik yaşlardaysanız yani 30 ve 32’nin altındaysanız bu yasadan dolayı etkileneceksiniz dolayısıyla da emekli olma şeyiniz gecikecek.
Celal Pir: Şu emeklilik meselesinde ki yaş skalalarını bir anlatır mısınız bize.
Sezai Temelli: Bu yeni yasaya bağlı olarak baktığınızda yasa diyor ki kademeli bir geçiş uygulanacak diyor. Ve bu kademeli geçiş özellikle 2036 yılından itibaren kademeli geçiş haline gelecek. 2048’den itibaren artık kadın ve erkekler 65 yaşında emekli olacaklar. Dolayısıyla 2036-2048 arasında 60 ila 65 arasında bir emeklilik yaşının uzaması söz konusu. Fakat biraz önce belirttiğim gibi 30 ve 32 yaş meselesi var. Eğer 2008 tarihinde bu yasa çıktıktan sonra işe başlayanlar 30 yaşını doldurmamışsa kadınlar 32 yaşını doldurmamışsa erkekler 60 yaşında emekli olamayacaklar çünkü 2036’ya geldiklerinde o yaşı doldurmamış oluyorlar. Yani aritmetiği buradan bozuk yasanın.
Celal Pir: Peki reform sonrası çok net sorular soracağım. Emeklilerin maaşında bir düşüş söz konusu olacak mı yani var olan emeklilerin maaşında? İkinci nokta yeni girenler için yani sisteme yeni dahil olanlar için onların maaşları ileride bugünkünden yüksek mi olacak düşük mü olacak?
Sezai Temelli: Yani girenler için düşük olacak bir kere emekliliğe bağlanma oranları yüzde 2 olarak hesaplanıyor 9 bin iş günü için. Böyle bir aritmetik yaptığınızda emekli bağlanma oranı yüzde 50’ye çekiliyor. Bugün bu oran yüzde 65. Bu basit hesapla en azından yüzde 15’lik bir gerileme var. Ama bugün çalışanlar ve bu yasadan etkilenmeden emekli olacaklar için bir maaş düşüşü söz konusu değil. Fakat burada bir şeyi düzeltmek lazım emeklilerin zaten aldığı maaşlar ortalama maaşlar ortada. Dolayısıyla bu emeklilerin genellikle enflasyonun altında ve hayat standartlarının düşük olmasından dolayı emeklilerin maaşlarının satın alma gücü zaten eğiliyor. Üzerine zaten böyle bir uygulama çok daha geriletecektir.
Celal Pir: Her yerde böyle imkanlar yok ki gidip oturup rahat rahat konuşup bedavadan gazete okuyup kitap okuyup çay için keyif yaşayacaksınız o da doğru. Burada farklı şeyler var bazı emeklilerin maaşı yüksek bazılarının düşük şu anda böyle. Bundan sonra hepsi eşitlenecek mi yukarıda mı aşağıda mı eşitlenecek?
Sezai Temelli: Emekli maaşları eşitlenmeyecek dolayısıyla ödediğiniz prime…
Celal Pir: Ben bağlanma oranları anlamında söyledim.
Sezai Temelli: Bağlanma oranları bütün emekliler için yüzde 2 üzerinden olacak 9 bin iş günü üzerinde çalışabiliyorsanız o kadar ömrünüz varsa evrim geçirmişseniz dolayısıyla emekli maaşınız artabilir ama çalışma koşullarınıza göre emeklilik oranları değişecek.
Celal Pir: Peki yasa emekli maaşı bağlanma sürelerinde herhangi bir öngörüde bulunuyor mu yoksa yine artık kurumların bürokrasinin hızlı ya da yavaş çalışmasına göre mi? Çünkü bugün en iyi emekli maaşının 57 günde bağlanabildiğini kurumlar söylüyor hatta daha uzun sürenler de var. Bu yönde her hangi bir madde var mı yoksa bu yine bürokrasinin insafına mı kalmış?
Sezai Temelli: Yok hayır böyle bir madde yok bürokrasinin performansına bağlı.
Celal Pir: Peki aslında konuşabileceğimiz konular var ama çok açık ve net olan gerçek şu anladığım kadarıyla emekli maaşı düşecek yanılmıyorsam değil mi yanlış bir şey söylersem düzeltin bağlanma oranı anlamında düşecek, emekli yaşı kademeli olarak artacak ve buna sendikalar itiraz ediyorlar. Aslına bakarsanız sendikaların itirazında emek platformunun bir açıklaması vardı. Diyor ki; eli bastonlu öğretmen ya da 65 yaşında bir tren kullanan pilot kullanan makinist ya da bir pilot veya mezarda emeklilik sloganları var ve biz bu sloganlarla sokaklarda yürüyoruz diyorlar. Öte yandan baktığınızda sayın başbakanın söylediği gibi yalan söylüyorlar kimsenin hakkı gasp edilmiyor iddiaları da var onlarda kürsüde söyleniyor. Biz sadece bunları size aktardık, hoşçakalın efendim.
|