Konuk: Kişisel Gelişim Uzmanı Ulaş Bıçakçı


Sadık Gültekin: Efendim iyi günler, NTV’den hepinize iyi günler saygılar ve sevgiler sunuyoruz. Doğru Tercih programına hoşgeldiniz efendim. Bugün çok değerli bir konuğumuz var. Kişisel gelişim uzmanı sayın Ulaş Bıçakçı hocamız bugün bizlerle. Değerli hocam hoşgeldiniz ayaklarınıza sağlık şeref verdiniz.

Ulaş Bıçakçı: Hoşbulduk. Bu şeref bana ait.

Sadık Gültekin: Evet kariyeri konuşacağız, gelecek endişesini konuşacağız. Gelecekte bugünlerden hazırlanmaya çalışacağız ve sizleri neler bekliyor, bunlara değineceğiz. Muhakkak mezun olduktan sonra, üniversiteye girip mezun olduktan sonra muhakkak yolunuz Ulaş beyle kesişecektir. Onun diyecekleri sizler için, bizler için son derece önemli. Sizde sohbetimize katılmak istiyorsanız 0 212 alan kodu, 335 40 35 telefon numarası. Faks 0 212 335 00 35 faks numaramız, e-posta adresimiz de dogrutercih@ntv.com.tr Evet gelecek endişesi, gelecek kariyer kaygısı bütün dünyada yani üniversiteye giren, tamamlayan veya girecek olan öğrencilerde böyle yüksek mi, yoksa bu bize özgü bir olay mı?

Ulaş Bıçakçı: Her tarafta var, insana özgü bir şey. Gelecek endişesi, kariyer, meslek kaygısı ama bizde çok daha fazla.

Sadık Gültekin: Had safhada.

Ulaş Bıçakçı: Çok daha fazla. Dolayısıyla insanlarımız huzursuz, mutsuz, stresli, depresyonda.

Sadık Gültekin: Kazanan endişeli, kaybeden kaygılı değil mi?

Ulaş Bıçakçı: Aile kaygılı, komşu kaygılı, hala kaygılı, etraf kaygılı, arkadaş kaygılı. Gençler bu yüzden dolayı depresyonlara girip yine gazetelerde vardı, tekrar etmek istemiyorum. Olağanüstü sıkıntılara giriyorlar ama şunu söyleyeyim ben; ÖSS hatalı, bilmem ne hatalı, devlet hatalı, bakanlık hatalı, sistem hatalı, üniversiteler yetersiz, hocalar yetersiz filan bir sürü iddia var. Şimdi bende şöyle bir şey soruyorum; insanların yaşam kalitesi beni çok enterese ediyor. Yaşam kalitesi üzerinde de en olumsuz yükleri veren hele bugünlerde imtihan, üniversite bitirmek, iş kurmak başarılı olmak. Halbuki bunların bir çoğu gerekli temellerden yoksun. Evet bu kadar sıkılıyor, ben orada kalmıştım, şunu soruyorum; sen acaba yaşam kalitene olumlu katkılar yapabilecek bir şeyler yapamaz mısın? Kesinlikle yaparsınız. Onun ismi de pozitif düşünce. Pozitif düşünce insanları gaza getirmek gibi bir şey algılanıyor ve öyle uygulanıyor. Bizler danışmanlar, öğretmenler, rehberler, anneler babalar herkesi üniversiteye girecekleri gaza getiriyor. Çalış, mutlaka başarılısın, mutlaka yaparsın.

Sadık Gültekin: İstediğin hedefe ulaşırsın, bu kadar kolay mı?

Ulaş Bıçakçı: Yani böyle bir şey. Nasıl ulaşırsın? Niye insanlara, pozitif düşünce gerçeklere odaklanmak, gerçek nedir? 10 kişiden 3 kişi üniversiteye girebilecek.

Sadık Gültekin: Gerçek bu.

Ulaş Bıçakçı: Gerçek bu. Sen bu ülkenin her önüne gelen gence yaparsın, aslansın sen, girersin, işte akşam gevşeme egzersizleri yap.

Sadık Gültekin: Derin nefes al sınavdan önce.

Ulaş Bıçakçı: Bilmem kaçta yat falan adamları daha fazla strese sokuyorlar. Dolayısıyla insanların kendi yapacakları şeyler var. Ben onlara yaşamı algılama ayarı diyorum.

Sadık Gültekin: Yani 10 kişiden 3’ü olmak için ne yapmak gerekir?

Ulaş Bıçakçı: Ne yapmak gerekir? Elinden geleni yapmak gerekir. Elinde geleni yapacaksın, sen paradigma ayarı, yaşamı algılama ayarı diyecektim sen soru sordun. Ayarlardan bir tanesi şu; ben üniversiteye girmeme ihtimalim yüzde 7, bunu bileceksin. Giremediği zaman yıkılmayacaksın. Geçen bir programda sen söylemiştin; infilak etmeyeceksin. Bu gerçekler üzerine odaklayacaksın gerçek bu.

Sadık Gültekin: Yani beraberlik yok, kazanacaksın ya da kaybedeceksin. Kazanma ihtimalin daha düşük, bunu bil.

Ulaş Bıçakçı: Bunu bil. Şimdi şöyle bir şey, şöyle bir laf var, çok ona inanıyorum; bir kartal olarak doğup, bir tavuk gibi yaşayan kartal olur halde kartallara özenip milyarlarca insan yatıyor mezarlıklarda diyor. Bunun anlamı şu; doğduğumuzdan itibaren etrafımızda .....

Sadık Gültekin: Kartal doğuyor ama tavukların arasında yaşıyor, evet.

Ulaş Bıçakçı: İnsan olarak doğuyorsun, etrafımıza kerpiçlerle bir şeyler örüyorlar ve siz o kerpiçler içerisinde kendinizi tavuk sanmaya başlıyorsunuz. Kartalsınız ama kartallara özenerek yaşıyorsunuz. Nedir o kerpiç tuğlalar? Mutlaka başarı, üniversite mezunu olacaksınız yüksekokul da değil üniversite. Yüksekokulu insanlar beğenmiyor. Halbuki gidişat o.

Sadık Gültekin: Oldu mu 4 yıllık olacak ama neresi olursa olsun farketmez.

Ulaş Bıçakçı: Yok o konuda da şöyle bir var; iyi okul. İyi okul konusunda şöyle bir gelişme var; artık iyi okul yok, iyi üniversite yok.

Sadık Gültekin: Peki Boğaziçi, ODTÜ açık konuşalım iyi okul ....

Ulaş Bıçakçı: Bilkent falan. Daha öncesi biliyorsunuz Amerika vardı, gazete ilanlarında. Yurtdışında okumuş, o tamamen toz oldu. Şimdi ötekilerde toz olacak. Yani ODTÜ bilkent, bilmem ne isim vermekse istediğiniz gibi verin. Bize mülakata geliyor insanlar, eskinin en büyük avantajları çok iyi lisan bilmeleriydi. Şimdi lisan bilmediklerini daha mülakata İngilizce konuşmaya başlamadan diyorlar ki; maalesef yetersiz. Şimdi gerçeklere odanmak, tekrar söylüyorum pozitif düşünce. Halen sen buradaysan bunu göremiyorsan yanmışın abi. Yani hayat kaliteni berbar etmekten başka işe yaramazsın. İyi okul diye gidersin ondan sonra oradan da beklediğini bulamazsın. Dolayısıyla değişen şeyleri artık yüzyıllar öncesindeki yargılara göre değil bugünkü yargılara göre.

Sadık Gültekin: Peki sizin karşınıza geldiğimizde veya adaylar geldiğinde diplomanın ismi veya mezun olunan okulun ismi hiç önemli değil mi?

Ulaş Bıçakçı: Benim için de değil, etrafa bakarsanız bu bir seminer olsaydı şimdi slaytlarıyla gösterirdim. İsminle söyleyelim, yok ünilever, yok bilmem dünyaca meşhur firmalar. Bu adamların insan kaynakları genel müdür yardımcılarının daha beyanatları var; okul ayrımı yapmayız. Ama sen annen, baban, kendin, komşun halen okul ayrımı yapıyor ve yolluyor. Sanayi yapmıyor, biz yapmayın diyoruz ama o dediğim gibi gerçeklerin üzerine değil bu kafasındaki gerçeklerin üzerine odaklanıyor.

Sadık Gültekin: Peki çok böyle spesifik bir alan olmadığı taktirde bölüm farkı gözetiyor musunu? Diyelim ki insan kaynaklarına eleman alacaksınız. Ben sosyolojiden kalktım geldim, bir başkası Türk dili edebiyatı’ndan kalktı geldi, birisi de ne bileyim işte işletmeden geldi. İşte yok önceliği işletmeye vereceğiz diyor musunuz? Yoksa ne var?

Ulaş Bıçakçı: Böyle bir ayrım yoktur ama var olduğu sanılıyor ve endüstri mühendisliği bölümü, işletme bölümü. Bu ayrımlar gerçek yaşamda yoktur. Dün bir hanımla görüşüyorum, elektronik mühendisi halkla ilişikilerde çalışıyor tamam mı? Şimdi şu gerçek, yine pozitif düşünce. Gerçek ne, gerçek olmayan ne? Gerçek olmayan evet endüstri mühendisliği okusun, işletme okusun, İngilizce öğrensin.

Sadık Gültekin: Onlar çok iyi evet.

Ulaş Bıçakçı: İngilizce gitti artık Çince, Rusça filan var. Eskiden tek tabanca İngilizce diyorduk. Şimdi ise bu bölümler arasında, şöyle bir yine gerçeklik söylüyorum; onu kavradın mı bütün bu sistemin temelini kavrarsın. İnsanların üniversite bitiripde iş bulabilen, bak iş bulabilen iş bulamayan bir sürü var. İş bulabilenlerin yüzde 80’i diploma mesleğinden başka bir işte çalışıyor. Şimdi bunu insanlar, bu ne demek?

Sadık Gültekin: Yadırgıyor. İşte burası Türkiye diyor, herkes okuduğu işi yapsa işsizlik sorunu kalmaz diyor.

Ulaş Bıçakçı: Hiç alakası yok, daha çok artar. Bu bir seçenek artışıdır, öz Türkçesi şöyle; eskiden mühendis olurdun, mühendislik yapardın bir şantiye ve inşaat şirketinde çalışırdın. Eğer öyle çalışamıyorsan gizli işsiz sayılır, hatta ayıplanırdın bak zavallı falan bulamamış iş. Şimdiki gelişme şudur; madem yüzde 80’i farklı, demek ki bende diploma mesleğimden farklı işlerde çalışırım.

Sadık Gültekin: Demek ki kendime güveniyorum, yetkinliğim var ki yapabiliyorum.

Ulaş Bıçakçı: Ama biz insanları o kartal değil kartal olarak doğmasına rağmen tavuk şekline sokuyoruz. Diyoruz ki; iyi bir okula gir, mesleğinde çalış, iş değiştirme, adım adım yüksel bunlar geçiyor. İş yaşamının şeyleri değil bunlar, gerçekleri değil. Şimdi şunu seçenek olarak görmeleri lazım. Dediniz ya bölümler, değil bölümler okulların diploma aldığı meslekte bile çalışmıyor. Şimdi bu bir seçenek artışıdır. Daha bir Türkçesi ile şöyle söyleyeyim; artık diploma mesleğine mahkum değilsin kardeşim, ir sürü iş yapabilirsin. Yeter ki kendine güven. Girişimcilik ruhu diyoruz ....

Sadık Gültekin: Evet. Bununla ilgili sizin çok güzel bir yazınız var, diyor ki; kısaca iş yaşamında başarının rotası belli diyor Ulaş hoca.

Ulaş Bıçakçı: Belliydi.

Sadık Gültekin: İdi. Okuyup bir diploma sahibi olacaksın, büyük bir şirkete kapağı atıp orada sebat edeceksin. Böyle bir iş buldum diye Allah’a şükredeceksin, sabrederek iş değiştirmeyeceksin. Terfi ederek kademe kademe yükseleceksin. Böylece bir tek ünvan elde edeceksin ve makam, mevki sahibi olarak bir yerlere geleceksin, bu yok idi.

Ulaş Bıçakçı: Bu idi, şimdi yok. Bütün insanlık yaşamının, çağdaş yaşamın özelliklerinden biri devamlılık faktörünün azalması, sirkülasyonun. Şirketlerde nedir bu? Sirkülasyon çoğalıyor, şirketler adam atıyor. Sadece o değil, artık yeni imkan var. Tv’de alalım, eskiden Tv’de çalışsan TRT’ye mahkumdun. Şimdi yüzlerce var. Dolayısıyla kendi sirkülasyonu artıyor, uzatmayayım vaktimiz az. Bu sadece iş yaşamında değil, evliliklerde artıyor. Yakında evlilik müessesesinin kalkacağı söyleniyor, bu doğrudur. Telefonda artıyor, adama bakıyorsun faturasını ödeyemiyor cep telefonunu değiştirmiş. Sirkülasyon artıyor tamam mı? Şimdi durum böyleyken meslekte kariyer diye bir insanın belli bir formasyon alıp üniversitede, ondan sonra bulursa bir iş girip orada 30 sene nasıl olurda aynı şeyde çalışır, körelir.

Sadık Gültekin: Şirket de körelir, kendi de körelir.

Ulaş Bıçakçı: Kendi de körelir. Kaldı ki böyle bir şey kalmıyor evlilikte de öyle. İnsanlar böyle şeylere bayılıyorlar, insanların en önemli iki şeyi iş ve eş seç. İkisi de ş ile bitiyor ya. Kardeşim eşte de öyle demin söyledim ama çok özetle söyleyeyim programı bitirmeden. Yani ne kadar vaktimiz var bilmiyorum. Üzülecek, bu kadar kendi helak edecek, mahvedecek bir durum ortalıkta yok. Bunu kendi paradigmalarınızı, yaşamı algılayış biçiminizi değiştireceksiniz. Kartal ve tavuk meselesini söylüyorum. Sen eğer 4 yıllık üniversiteden mezun olmadan başarı yok diyorsun tavuksun.

Sadık Gültekin: O da mümkün, evet.

Ulaş Bıçakçı: O kerpiçlerden biri.

Sadık Gültekin: Peki sayın hocam karşınıza bir eleman geldiği zaman ilk hani vücut dili denir şu falan. İlk neye dikkat edersiniz?

Ulaş Bıçakçı: Siz vücut dili dediniz, vücut dilinin özelliği şu, en temel bulgusu şu; insanlar birbirlerinde iletişimde en çok vücut diliyle ifade ederler söz yüzde 10’dur ve bu yetki ilk yarım dakikada kararınızı verirsiniz. Hatta karşı cins ise 15 saniye.

Sadık Gültekin: O kadar kısa sürüyor.

Ulaş Bıçakçı: Kısa da kararınızı veriyorsunuz. Yalnız hayattaki tenakuzu görün, şirketler işe nasıl adam alıyorlar? Saatler süren 600 soruluk anket. Böyle bir saçmalık olur mu?

Sadık Gültekin: 5-6 sefer mülakat, git-gel.

Ulaş Bıçakçı: Ama gerçek nedir? 15 ila 30 saniye kararını veriyorsun. Nitekim gerçekte analizlerinizi yaptığınız zaman, hiç o öyle dolanbaçlı yollardan değil o ilk kanaat, gözüm tuttu var ya bunlara inanacaksınız.

Sadık Gültekin: Evet çok teşekkür ederiz. Hayata dair çok güzel şeyler söyledi sayın hocam. Muhakkak yolunuz Ulaş hocayla kesişecektir, bundan emin olabilirsiniz. Çok teşekkür ederiz katıldığınız için. Pazar günü saat 14.15’ten itibaren 2007 YDS yabancı dil sorularını YDS dergisinin değerli öğretmenleri aracılığıyla sizlere canlı yayında vereceğiz. Pazar günü 14.15’te tekrar buluşmak ümidiyle iyi bir hafta diliyoruz, hoşçakalın.