|
|
|||||
![]()
| ![]() | ![]() | ![]() | ||||||||||||||||||
| |||||||||||||||||||||
![]() |
| Destekleyenler, Türkiyenin AB ile ilişkilerinin tam üyelik rayına oturtulabilmesi için Gümrük Birliğinin süreç içinde kaçınılmaz bir aşama olduğunu vurguluyorlar, köstekleyiciler ise, çoğunlukla farklı çıkar algılamaları ile, Gümrük Birliğinin zararlarından bahsederken, ABnin nasıl olsa bizi almayacağının altını çiziyorlardı. Bu tartışma bir ara öylesine eğlenceli bir hal almıştı ki; nice ekonomi profesörlerimiz Prof.Dr. etiketini kullanıp hukuk analizleri yapmaya soyunuyor, gemi inşa mühendislerimiz ise hem ekonomi, hem hukuk, hem de siyaset sosyolojisi alanındaki dehalarını Türk kamuoyunun dikkatlerine sunuyorlardı. Gümrük Birliğini destekleyenler bile ikiye ayrılmıştı. Bir gurup işin politik olduğunu savunup, geride kalanları legalistik davranmakla suçlarken, diğer gurup ABnin bir hukuk düzeni olduğunu ve günlük politika değerlendirmeleri ile Türkiye AB ilişkilerinin bu en hukuki ve kalıcı metninin değerlendirilemeyeceğini dile getiriyordu. ÇİLLERİN PERFORMANSI HARİKA Hele dönemin Başbakanı Çiller bir harika idi. Lozandan sonra en büyük antlaşmayı ben imzaladım edasıyla dolaşırken, imzaladığı şeyin (hoş imza yetkisi de yoktu ama neyse) kapağını dahi okuma yeterliliğini gösteremediği bazı gözlerden kaçmıyordu. Sayın Çiller en büyük antlaşmayı ben imzaladım derken, Avrupa Parlamentosu hiç işine düşmediği halde ve doğal olarak yetkisinin haricinde Türkiye ile AT arasındaki Gümrük Birliğinin son dönemini tesis eden 1/95 sayılı Ortaklık Konseyi kararını onaylayacağım diye tutturuyordu. En güzeli ise, Türk iş dünyasının kendisine külfet getiren ve esasen Türkiyenin 1973 Katma Protokolünden kaynaklanan yükümlülüğü niteliğindeki kararın bir hak olduğuna inanarak Avrupa Parlamentosu nezdinde yaptığı lobi girişimiydi. HERKES GÜMRÜK BİRLİĞİNİ ELEŞTİRDİ Onayın ardından atılan havai fişeklerin yaktığı arabayı DYP yöneticilerinin tazmin edip etmediklerini bilemiyoruz ama, bütün muhalefet liderlerinin de -Tansu Hanım öyle dediği için - Gümrük Birliği Anlaşmasını kıyasıya eleştirmeleri de bir diğer güzellik olarak karşımıza çıkmakta gecikmeyecekti. Muhalefetteki genel kanı, iktidara geldikleri takdirde Gümrük Birliği Anlaşmasını yırtıp atacakları doğrultusundaydı. Sonra ne oldu? Muhalefette kim var, kim yoksa iktidara geldiler ve o yırtılası anlaşmayı bir türlü yırtıp atamadılar. Neden mi? Aklımıza gelenleri şöyle bir sıralayalım. Peki bu süreçten Türkiye ekonomisi kötü etkilenmedi mi? GÜMRÜK BİRLİĞİ 1970DE BAŞLADI Kuşku yok etkilendi. Ama süreci lütfen 1970den başlatarak düşünelim. 1970 yılının Kasım ayında Gümrük Birliği asimetrik olarak fiilen başladı. Bu tarihlerde yaklaşık 300 milyon dolar seviyesinde olan Türkiyenin toplam ihracaatı bugünlere gelebildiyse, o günün AETsinin Türk sanayi ürünlerine karşı tarife engelleri ile tarife dışı engelleri uygulamaması sayesinde gelebildi. 1996dan sonra yerine getirdiğimiz kendi taahhütlerimizin sonucu ise bugün karşımıza önemli bir dış ticaret açığı olarak çıkıyorsa, dilerseniz bunun nedenlerini de bazı uzmanlık soruları sorarak sizlerin hayal gücüne bırakalım. 1. Gümrük Birliğine giren Türkiyeye kimse Katma Protokolun 60. maddesini unut demedi. Konjonktürel olarak büyük dış ticaret açıkları veriliyorsa, makro ekonominin esenliği için askıya alma önlemlerinin varlığını tartışan bir hükümet üyesi duydunuz mu? Yanıtınız evet ise lütfen bana da haber verin. 2. Gümrük Birliğine girerken kimse Türkiyeye gümrüklerinizi elek haline çevirin demedi. Mevcut aksaklıkları gidermek bir yana, gümrüklerin daha da beter kaçak alanları haline geldiğine dur dememe zihniyetinin altında acaba kimler var? 3. İhracatın esenlikli halde sürdürülebilmesi için Türk akreditasyon sisteminin çağdaş normlara uygun olarak kurulmasına muhalefet eden zihniyeti acaba koalisyon ortaklarımızdan kim temsil etmektedir? 4. Türk halkı geleneksel göçebelik saiki ile ucuz kredi bulunca Alman arabalarına hücum ederken; 5. Türkiyeye yapılan toplam ithalat içinde nihai tüketim mallarının oranı nedir? Eğer bu oran düşük ise, Türkiyenin dış borç için kıvrandığı bir ortamda Türkiyeye bu kadar mal gönderen ABliler hafif akli bozukluk sorunu ile mi karşı karşıyalar? ASLINDA HİÇ TARTIŞMADIK Evet soruları uzatmak mümkün. Biz Gümrük Birliğini aslında hiç tartışmadık. Ne 1970lerde Onlar Ortak, Biz Pazar derken, ne de 1990lı yılların ikinci yarısında Gümrük Birliğini istemezük derken. 2000li yıllarda da Gümrük Birliğini tartışmaya çalışanların da ne yazık ki bir arpa boyu yol katetmediklerini yine saptıyoruz. Ekonomik krizin gerekçesi Gümrük Birliği imiş. El insaf. Biraz okusanız... Biraz anlasanız... Biraz popülizmden uzaklaşıp, çağdaş uygulamalarla tanışsanız... Boşverin canım. Acilen bir yerli malları haftası düzenleriz, ne ekonomik kriz kalır, ne de AB... Düşündükçe yeni bir kitap yazılmalı demekten kendimi alamıyorum. İsmi de mutlaka Uzayda yaşayan ülke Türkiye!.. olmalı. BİZE NE REFORMDAN Bize ne yapısal reformdan, bize ne şeffaflıktan. İnşallah yeni bir Özal üretir, milletin kara parasını çekerek önümüzdeki on yılda dış borcumuzu ikiye katlar, hala neden 2500 dolarlık ekonominin içinde yaşıyoruz diye kendi kendimize sorarız... Aslına bakarsanız, gerçekten yok birbirimizden farkımız... Neden olsun ki? IBS Research AB Mektubu | ||||
Bankaların kara tahtaları siliniyor |
|||
|
|||||||||||||||||
|
|||||||||||||||||
| Ana Sayfa | Güncel | Dünya | Ekonomi | Sağlık | Yaşam | Teknoloji | Kültür & Sanat | Spor | Hava Durumu | Haber Özetleri | Arama | NTVMSNBC Hakkında | Yardım | Spor Yardım | Tüm Haberler | Araçlar | NTVMSNBC Reklam Seçenekleri | Hukuki Şartlar & Gizlilik Hakları |
|||||||||||||||||