| | | |
BİNYILIN KAZISINA YENİBİNYILIN HİSSEDİŞLERİ
Henüz dört yaşındayken bile tuşlarına bilinçlice bastığı piyanosunu; dinsel, bilimsel ve kozmik duygularını tasvir aracı yapan Tuluyhan Uğurluydu o. Çocukluğunu, ilkgençliğini feda ederek Klasik Batı Müziğinin teknik altyapısına hakim oldu. Bununla yetinmedi ve doğasındaki yaratıcılığıyla, newageden etnik Asya müziğine, Anadolunun duyuşlarını kattı.
Aradığı ve inandığı, gelişimdi çünkü. Yerde oturarak bağdaş kurduğu halde piyano çalabiliyordu. Bu hem şovunun bir parçası hem de kaslarında kariyerini sonlandırabilecek bir yırtılma riskiydi. Bu riski taşıyorum çünkü hedefim beyinsel ilerleme, kendimi aşma diyor Uğurlu.
Yakın bir zamanda Düzce depremini ve ardından şehrin acılarını anlatan bir albüm çıkarmış olan Uğurlu böylelikle yaşananları müziği yoluyla geleceğe taşımak istemişti.
Bu kez de bir başka yaşayan gerçeğe işaret ediyor genç piyanist: Taş devrinin son çağındaki (neolitik) savaşsız, sınıfsız, anaerkil Çatalhöyük toplumuna. Cambridge Üniversitesi öğretim görevlisi Profesör Ian Hodder yönetimindeki, günümüzden 10.000 yıl öncesine ışık tutabilen Çatalhöyük kazılarına.
Profesör Hoddere göre Çatalhöyük belki de anaerkil toplum tipinin ilk örneğini oluşturuyor.
Piyano resitalinde ilk kez seslendirdiği parçaların nasıl oluştuğunu Tuluyhan Uğurluya sorduğumda, aklımdaki düşünce şuydu; 10.000 yıl önce var olmuş kadınegemen bir toplumu tek bir çalgıyla anlatan birinin, bu süre içinde döneme ait vizyonların ilhamları ile birlikte olduğuydu. Çünkü üç saate yakın süren konser boyunca piyanosuyla adeta oyunlar oyanayan Uğurlu, yüksek bir vecd hali içerisinde, zamanlar ve boyutlar arasında geziniyor gibiydi. Oysa kendisinden öğrendiğim daha başkaydı. Tuluyhan Uğurlu, Konya ilimizin Çumra ilçesindeki Çatalhöyükü gezmiş, görmüş, solumuş ve koklamıştı. Yakıcı güneşinin altında, terin tozun toprağın içinde zamanın gerçek tiktaklarını işitmişti. Kazı ekibini izlemiş, onların özverili sabrına tanık olmuştu. İkibin yılı ardına henüz almış insanın geçmiş gündelik yaşamına ait mağara resimlerine dokunmuştu. Üstün duyarlılıklarla donanmış sanatçı ruhu ya da belleği bütün bunların hepsini tek tek kaydetmişti. Sonra bu hissediş birikimlerini, hiçbir forma oturmaz, form-dışıdır dediği müziği ile seslendirmişti. Yani vizyonları kendi eşsiz yorumu ile birlikte konser salonuna taşıdı.
Yakında Mukaddes Doğunun Mabedleri adını taşıyan bir albüm yayınlayacak olan Tuluyhan Uğurlu, konseri sonunda dünyanın gelmiş geçmiş en büyük müzik dehası diye tanımladığı Johannes Sebastian Bach üzerine doğaçlamalar çalmayı da ihmal etmedi. 25 yaşına girdiğinde günümüze ulaşabilmiş ünlü besteciler gibi yalnızca kendi eserlerini çalmaya karar veren piyanistin Çatalhöyük çalışması albümleşip müzik mağazalarının vitrinlerinde yerini aldığında, çok farklı bir dönemin titreşimlerini de günümüze taşır olacak.
| |