|
|
Sean Penn, Milk ile 2. Oscarını aldı
Sanatının yanı sıra siyasi fikirleriyle de bilinen 48 yaşındaki Sean Penn, 2004 yılında, Mystic River filmindeki rolüyle de ödül almıştı.
NTV-MSNBC
Güncelleme: 09:57 TSİ 23 Şubat 2009 Pazartesi
İSTANBUL - 81. Oscar Akademi ödülleri, Los Angelesdaki Kodak Theatreda bu sabaha karşı yapılan törenle sahiplerine dağıtıldı. Sunuculuğunu Avustralyalı tiyatro ve sinema oyuncusu Hugh Jackmanın yaptığı törende, en iyi erkek oyuncu ödülünü, Milk adlı filmde, eşitlik isteyen ve kendi kaderini paylaşanların haklarını korumak için siyasete atılan eşcinsel rolündeki Sean Penn aldı.
81. Oscar Akademi ödülleri
Sean Penn, aktris Eileen Ryan ve yönetmen Leo Pennin ikinci oğulları olarak 17 Ağustos 1960da Santa Monicada dünyaya geldi. Babası Leo, Litvanya ve Rusya kökenli Yahudi göçmeni bir ailenin oğluydu. Annesi Eileen ise İtalyan ve İrlandalı asıllı, Romalı bir Katolikti. Penn, Santa Monicada, usta aktör Martin Sheenin oğulları Charlie Sheen ve Emilio Estevez ile aynı mahallede büyüdü. Çocuk yaşlarda sinemaya ilgi duyan Sean Penn, o dönemin favori aygıtlarından Süper 8 denen kameralarla film çekme denemeleri yaptı. Aslında önceleri hukuk okumak istiyordu ancak kararını değiştirerek Los Angeles Repertory Theatera başvurdu. Başvurusunun onaylanmasıyla Los Angelesa giden Penn, oyunculuk eğitimi aldı.
Profesyonel olarak ilk deneyimini Barnaby Jones adlı bir dizide oyunculuk yaparak yaşadı. New Yorka yerleşti ve burada bir tiyatroda oyunculuk yaptı. 1982 yılında Fast Times at Ridgemont High filminde Jeff Spicoli karakteriyle üne kavuştu. 1983 yapımı hapishane draması Bad Boysda yine benzer bir karakteri canlandırdı. Gişede pek başarılı olmayan bu filmler eleştirmenlerin dikkatini Sean Penn üzerinde yoğunlaştırmaya yetti. John Schlesingerın 1985de yapımı politik-drama The Falcon and the Snowmanda canlandırdığı uyuşturucu müptelası devlet ajanı rolüyle çok tutuldu.
Sean Penn, pop star Madonna ile evli olduğu 1985-1989 yılları boyunca magazin basınının en önemli malzemelerinden oldu. Birlikte 1987 yapımı Shangai Surpriseda rol alan çift, filmin gişede iflas etmesiyle boşandı.
1988 yapımı Colors filmiyle oyunculuk yeteneğini sergileyen Penn, o zamana kadarki en iyi işini ortaya koydu. Brian DePalmanın Vietnam öyküsü Casulties of War ve Robert De Nirolu komedi Were No Angels, Sean Pennin Hollywoodun en zeki ve yetenekli oyuncularından birisi olduğunu kanıtladı.
1991 yılında yazıp yönettiği The Indian Runnerı, John Cassavatesin filmlerini andıran bir görsellik üzerine inşa etti. Kendisini yönetmenliğe iyice adayabilmek için oyunculuğu bıraktığını açıkladı ve Jack Nicholsonlı The Crossing Guard filmini yönetti. Tim Robbinsin idam-karşıtı Dead Man Walkinginde canlandırdığı idam mahkumu karakteriyle büyük övgü toplayan Penn böylece oyunculuktan emekli olmak bir yana oyunculuğa iyice ağırlık verdi ve Nick Cassavetesin Shes So Lovely, David Fincherın The Game, Oliver Stoneun U-Turn ve Terrence Malickin The Thin Red Line filmlerinde her birisi unutulmaz performanslar sergiledi.
2001 Yapımı Im Sam, 2003 yapımı 21 Grams ve Clint Eastwoodun yönettiği Mystic River, 2004 yapımı The Assassination oh Richard Nixon ve 2005 yapımı The Interpreter gibi önemli filmlerde rol aldı. 4 kez En iyi Erkek Oyuncu Oscar ödülüne aday olan başarılı oyuncu, bu ödüle Mystic River ile sahip olur. Nuri Bilge Ceylan ın En iyi Yönetmen ödülünü aldığı Cannes Film Festivali nde juri üyeliği de yapan aktör kariyeri boyunca birçok başarı elde etti ve ödüller kazandı: Los Angeles Film Critics Association - Yeni Jenerasyon Ödülü (1983) - Berlin Film Festivali Silver Bear - En iyi aktör, Dead Man Walking (1995) - Independent Spirit - En iyi aktör, Dead Man Walking (1995) - Cannes Film Festivali - En iyi aktör, Shes So Lovely (1997) - Venice Film Festivali - En iyi aktör, Hurly Burly (1998) - Oskar - En İyi Erkek Oyuncu, Mystic River (2004).
ABD yönetiminin sert bir muhalifi olup, Irak, İran, Venezuela gibi ülkelere serbest muhabir olarak ziyaretlerde bulunarak, Amerikan devlet politikasının yanlışlıkları üzerine ABD halkına yönelik bilinçlendirme çalışmaları yapan Sean Penn, 18 Ekim 2002de 56 bin dolar harcayarak The Washington Post gazetesinde ABD Başkanı George W. Busha yazdığı ve şiddeti durdurmasını isteyen açık mektupla savaş karşıtı ve sol görüşlü çizgisini bir kez daha belli etti.
2008 yılına geldiğimizde ise Penn yine gündeme toplumsal bir filmle geldi. Amerikada eşcinsel haklarını savunan ilk politikacı olan ve göreve geldikten bir süre sonra öldürülen Harvey Milk in hayatını anlatan Milk adlı filmin en önemli kozu Sean Penn oldu. Oynadığı filmlerde en zor rollerin altından başarıyla kalkmayı bilen usta aktör bu filmde de rolü gereği erkek bir bar şarkıcısıyla öpüşmekten çekinmedi. Karakteriyle gerek görüntüsü, gerekse mimik ve jestleriyle birebir uyuşan Penn, izleyenlere gerçek bir Harvey Milk sundu ve filmdeki performansıyla Oscara aday gösterildi. Yılın birçok ödülünü toplayan ve çok iyi eleştiriler alan 48 yaşındaki Penn, ikinci Oscarına bir hayli yakın duruyor.
Amerikalı Oyuncu, Yönetmen, Senarist, Yapımcı Sean Penn, Johnny Depp ve Mick Hucknall ile ortak olduğu Man Ray adında bir de Fransız Restoran&Bara sahip.
MILK Amerikalı bağımsız yönetmenlerin güçlü isimlerinden, 1952 doğumlu yönetmen Gus Van Sant, en son 1997de Can Dostum / Good Will Hunting filmiyle En İyi Yönetmen dalında Oscara aday olmuştu. Ödülü alamamıştı ama Ben Affleck ve Matt Damonın senaryosunu yazıp aynı zamanda oynadıkları film, En İyi Senaryo dalında ödül alırken Robin Williams da En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu seçilmişti. Aradan yıllar geçti ve Gus Van Sant, bu sefer başrollerini ünlü aktör Sean Penn, James Franco ve Emile Hirchin üstlendiği, 48 yaşında meslektaşı ve arkadaşı tarafından öldürülen Amerikanın ilk eşcinsel hakları savunucusu, politikacı Harvey Milkin (1930-1978) hayatını anlattığı Milk filmiyle En İyi Film de dahil olmak üzere tam sekiz dalda Oscara aday oldu.
Eşcinsel kimliğini açıkça ifade eden ve bu hakkın özgürleşmesini sağlamaya da çalışan aynı zamanda ressam, fotoğrafçı, müzisyen ve yazar olan Gus Van Sant, içlerinde David Bowie, Red Hot Chilli Peppers, Elton John, Tracy Chapman, Chris Isaak gibi ünlü isimlere video klipler de çekti. Zaman zaman filmlerine de eşcinsel hikâyelerini yansıtan Sant, sadece o kitleye hitap etmekle kalmayan, derdini her kesimle buluşturabilen bir yönetmen.
Bir zamanlar, ikonik San Fransisco meclis üyesinin hikâyesini beyazperdeye aktarmak üzerine faal olarak çalışan ve sinemacı arkadaşı Oliver Stone ile 90lar boyunca senaryonun üzerinden geçen Gus Van Sant, aslında Harvey Milk ile işinin bittiğini düşünmüş. Ama çeşitli sebeplerle proje gerçekleşememiş. Doğma büyüme Portlandlı olan Van Sant diğer hikâyelere yönelip bunu arkasında bırakmış. Ancak bu durum yazar Dustin Lance Blackin projeyi tekrar ele almasıyla değişmiş. Proje hakkında ilk duyumu The Times of Harvey Milkin yönetmeni Rob Epsteinden aldığını belirten Van Sant, Oliver bırakmıştı; üzerinde yaklaşık bir sene uğraşmış ve bir senaryo geliştirmiştik, ama fikir ayrılıklarımız vardı. Çok yıllar sonra Lance kendisininki ile ortaya çıktı ve bir anda projeye geri döndüm diyor.
1930da New York doğumlu Harvey Bernard Milk, Long Islandda orta sınıftan bir Yahudi ailenin oğlu olarak büyüdü. İlk yaşlarında cinsel yöneliminden sakındı. Siyasetçi, aktivist, insan hakları savunucusu Harvey Milk, ABDde seçilmiş ilk eşcinsel erkek (Massachusetts Devlet Senatosu üyesi Elaine Nobledan sonraki ikinci eşcinsel) olarak meclise girdi. San Francisco Belediye Sarayındaki suikastına kadar eşcinsel özgürlüğün en büyük savunucusu oldu. Milk, o dönemde zannedilenin aksine, bir eşcinsel birey dürüst ve başarılı bir hayat yaşayabileceğini gösterdi. Biyografisi Randy Shilts tarafından kitaplaştırılan Harvey Milk birçok kitaba ve belgesele konu oldu ve akademi ödülü kazandı ama ilk defa bu filmle Harvey Milkin hayatı roman şekline sokuldu.
Uzun bir süre Senaryo Yazarları Derneği grevine takıldığı için çekimine başlanamayan film, San Fransiscoda çekildi ve Harvey Milkin gerçek hayatta yaşayan arkadaşları filmde rol aldı. 1984 yılı Belgesel dalında En İyi Oscar Ödülü nü alan The Times of Harvey Milk filminin ardından, Gus Van Santın çektiği kurmaca film, Harvey Milk ile ilgili olarak yapılmış ikinci film oldu. Filmin öyküsü Milkin modern tarihin eşcinselliğini açıklamış ilk siyasetçisi olarak seçimle iş başına gelişini ve sonraki süreçleri anlatan film, çelişkili batı adaletinin suikastle susturan tavrını sorguluyor.
San Fransiscoya taşınan New Yorklu Harvey Milk (Sean Penn), Castro sokağında yaşayan ve eşcinsellerin ağırlıkta bulunduğu bölgede polisle başı dertte olan bir avuç hippiden biridir. San Fransiscoda geniş bir gay komünü kuran Amerikanın ilk gay hakları savunucusu olan Milk, insani haklardan kendileri de pay almaları için, hippi eylemcilikden takım elbiseli siyasetçiliğe geçiş yapar. Kendine çok geniş anlamda bir yandaş kitlesi toplayan Milk, Castro Caddesinin başkanı olarak da anılır. Uzun çabalarından sonra üçüncü girişiminde 1977de seçimleri kazanır ve ülkenin ilk seçilmiş eşcinsel politikacısı olur. Filmin başında belirttiği üzere, kazanmasından 1 yıl kadar sonra hem şehrin valisi George Moscone hem de Harvey Milk, bir önceki supervizör tarafından öldürülür.
Milk, suikastimden sonra dinlenilmesi için diyerek kaydettiği banda hikayeyi okurken film boyunca geriye dönüşlerle bu yükseliş sürecine ve Reaganın muhafazakar Amerikasının nasıl bugünlere geldiğine şahit olunuyor.
Milk cinayetinden sonra eşcinselliği yüzünden dava için alınan takipsizlik kararı, eşcinsel toplumu harekete geçiren en önemli unsur oldu. Artık ABDde önü alınamaz bir hak arayışı başlamış oldu.
Sean Pennin canlandırdığı Milk, filmin bir sahnesinde şöyle diyor: Bu sizin için sadece politika, bense hayatımı istiyorum.
| |
|
Bu habere oy ver |
|
Düşük |
|
Yüksek |
|
•
En çok puan alan haberler
|