Sean Penn, ‘Milk’ ile 2. Oscar’ını aldı
Web NTVMSNBC   
NTVMSNBC'yi açılış sayfam yap
Kültür Sanat
Filmler
Sinema
Oscar
Müzik
Edebiyat
Sahne Sanatları
Sergi
Mimari
Arkeoloji
İstanbul Bienali
Orhan Pamuk - Nobel
Altın Portakal
Cannes
Video
Foto Galeri
Türkiye
Dünya
Ekonomi
Spor
Teknoloji
Sağlık
Kültür Sanat
Yaşam
Hava Yol
Yeşil Ekran
Eğitim
Moda
Otomobil
Doğuş Yayın Grubu
NTV
CNBC-e
e2
NTVSPOR.NET
NBA TV
NTV Radyo
Eksen 96.2
Radio N101
NTV Yayınları
NTV Tarih
N. Geographic
 
NTVMSNBC Anasayfa » Kültür Sanat

Sean Penn, ‘Milk’ ile 2. Oscar’ını aldı

Sanatının yanı sıra siyasi fikirleriyle de bilinen 48 yaşındaki Sean Penn, 2004 yılında, Mystic River filmindeki rolüyle de ödül almıştı.


 DİĞER HABERLER


NTV-MSNBC
Güncelleme: 09:57 TSİ 23 Şubat 2009 Pazartesi

İSTANBUL - 81. Oscar Akademi ödülleri, Los Angeles’daki Kodak Theatre’da bu sabaha karşı yapılan törenle sahiplerine dağıtıldı. Sunuculuğunu Avustralyalı tiyatro ve sinema oyuncusu Hugh Jackman’ın yaptığı törende, en iyi erkek oyuncu ödülünü, “Milk” adlı filmde, eşitlik isteyen ve kendi kaderini paylaşanların haklarını korumak için siyasete atılan eşcinsel rolündeki Sean Penn aldı.
Haberin devamı

81. Oscar Akademi ödülleri

Sean Penn, aktris Eileen Ryan ve yönetmen Leo Penn’in ikinci oğulları olarak 17 Ağustos 1960’da Santa Monica’da dünyaya geldi. Babası Leo, Litvanya ve Rusya kökenli Yahudi göçmeni bir ailenin oğluydu. Annesi Eileen ise İtalyan ve İrlandalı asıllı, Romalı bir Katolikti. Penn, Santa Monica’da, usta aktör Martin Sheen’in oğulları Charlie Sheen ve Emilio Estevez ile aynı mahallede büyüdü. Çocuk yaşlarda sinemaya ilgi duyan Sean Penn, o dönemin favori aygıtlarından ‘Süper 8’ denen kameralarla film çekme denemeleri yaptı. Aslında önceleri hukuk okumak istiyordu ancak kararını değiştirerek Los Angeles Repertory Theater’a başvurdu. Başvurusunun onaylanmasıyla Los Angeles’a giden Penn, oyunculuk eğitimi aldı.

Profesyonel olarak ilk deneyimini Barnaby Jones adlı bir dizide oyunculuk yaparak yaşadı. New York’a yerleşti ve burada bir tiyatroda oyunculuk yaptı. 1982 yılında Fast Times at Ridgemont High filminde Jeff Spicoli karakteriyle üne kavuştu. 1983 yapımı hapishane draması Bad Boys’da yine benzer bir karakteri canlandırdı. Gişede pek başarılı olmayan bu filmler eleştirmenlerin dikkatini Sean Penn üzerinde yoğunlaştırmaya yetti. John Schlesinger’ın 1985’de yapımı politik-drama The Falcon and the Snowman’da canlandırdığı uyuşturucu müptelası devlet ajanı rolüyle çok tutuldu.

Sean Penn, pop star Madonna ile evli olduğu 1985-1989 yılları boyunca magazin basınının en önemli malzemelerinden oldu. Birlikte 1987 yapımı Shangai Surprise’da rol alan çift, filmin gişede iflas etmesiyle boşandı.

1988 yapımı Colors filmiyle oyunculuk yeteneğini sergileyen Penn, o zamana kadarki en iyi işini ortaya koydu. Brian DePalma’nın Vietnam öyküsü Casulties of War ve Robert De Niro’lu komedi We’re No Angels, Sean Penn’in Hollywood’un en zeki ve yetenekli oyuncularından birisi olduğunu kanıtladı.

1991 yılında yazıp yönettiği The Indian Runner’ı, John Cassavates’in filmlerini andıran bir görsellik üzerine inşa etti. Kendisini yönetmenliğe iyice adayabilmek için oyunculuğu bıraktığını açıkladı ve Jack Nicholson’lı The Crossing Guard filmini yönetti. Tim Robbins’in idam-karşıtı Dead Man Walking’inde canlandırdığı idam mahkumu karakteriyle büyük övgü toplayan Penn böylece oyunculuktan emekli olmak bir yana oyunculuğa iyice ağırlık verdi ve Nick Cassavetes’in She’s So Lovely, David Fincher’ın The Game, Oliver Stone’un U-Turn ve Terrence Malick’in The Thin Red Line filmlerinde her birisi unutulmaz performanslar sergiledi.

2001 Yapımı I’m Sam, 2003 yapımı 21 Grams ve Clint Eastwood’un yönettiği Mystic River, 2004 yapımı The Assassination oh Richard Nixon ve 2005 yapımı The Interpreter gibi önemli filmlerde rol aldı. 4 kez “En iyi Erkek Oyuncu” Oscar ödülüne aday olan başarılı oyuncu, bu ödüle Mystic River ile sahip olur. Nuri Bilge Ceylan’ ın “En iyi Yönetmen” ödülünü aldığı Cannes Film Festivali’ nde juri üyeliği de yapan aktör kariyeri boyunca birçok başarı elde etti ve ödüller kazandı:
Los Angeles Film Critics Association - Yeni Jenerasyon Ödülü (1983) - Berlin Film Festivali Silver Bear - En iyi aktör, Dead Man Walking (1995) - Independent Spirit - En iyi aktör, Dead Man Walking (1995) - Cannes Film Festivali - En iyi aktör, She’s So Lovely (1997) - Venice Film Festivali - En iyi aktör, Hurly Burly (1998) - Oskar - En İyi Erkek Oyuncu, Mystic River (2004).

ABD yönetiminin sert bir muhalifi olup, Irak, İran, Venezuela gibi ülkelere ‘serbest muhabir’ olarak ziyaretlerde bulunarak, Amerikan devlet politikasının yanlışlıkları üzerine ABD halkına yönelik bilinçlendirme çalışmaları yapan Sean Penn, 18 Ekim 2002’de 56 bin dolar harcayarak The Washington Post gazetesinde ABD Başkanı George W. Bush’a yazdığı ve şiddeti durdurmasını isteyen açık mektupla savaş karşıtı ve sol görüşlü çizgisini bir kez daha belli etti.

2008 yılına geldiğimizde ise Penn yine gündeme toplumsal bir filmle geldi. Amerika’da eşcinsel haklarını savunan ilk politikacı olan ve göreve geldikten bir süre sonra öldürülen Harvey Milk’ in hayatını anlatan Milk adlı filmin en önemli kozu Sean Penn oldu. Oynadığı filmlerde en zor rollerin altından başarıyla kalkmayı bilen usta aktör bu filmde de rolü gereği erkek bir bar şarkıcısıyla öpüşmekten çekinmedi. Karakteriyle gerek görüntüsü, gerekse mimik ve jestleriyle birebir uyuşan Penn, izleyenlere gerçek bir Harvey Milk sundu ve filmdeki performansıyla Oscar’a aday gösterildi. Yılın birçok ödülünü toplayan ve çok iyi eleştiriler alan 48 yaşındaki Penn, ikinci Oscar’ına bir hayli yakın duruyor.

Amerikalı Oyuncu, Yönetmen, Senarist, Yapımcı Sean Penn, Johnny Depp ve Mick Hucknall ile ortak olduğu Man Ray adında bir de Fransız Restoran&Bar’a sahip.

MILK
Amerikalı bağımsız yönetmenlerin güçlü isimlerinden, 1952 doğumlu yönetmen Gus Van Sant, en son 1997’de Can Dostum / Good Will Hunting filmiyle En İyi Yönetmen dalında Oscar’a aday olmuştu. Ödülü alamamıştı ama Ben Affleck ve Matt Damon’ın senaryosunu yazıp aynı zamanda oynadıkları film, En İyi Senaryo dalında ödül alırken Robin Williams da En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu seçilmişti. Aradan yıllar geçti ve Gus Van Sant, bu sefer başrollerini ünlü aktör Sean Penn, James Franco ve Emile Hirch’in üstlendiği, 48 yaşında meslektaşı ve arkadaşı tarafından öldürülen Amerika’nın ilk eşcinsel hakları savunucusu, politikacı Harvey Milk’in (1930-1978) hayatını anlattığı Milk filmiyle En İyi Film de dahil olmak üzere tam sekiz dalda Oscar’a aday oldu.

Eşcinsel kimliğini açıkça ifade eden ve bu hakkın özgürleşmesini sağlamaya da çalışan aynı zamanda ressam, fotoğrafçı, müzisyen ve yazar olan Gus Van Sant, içlerinde David Bowie, Red Hot Chilli Peppers, Elton John, Tracy Chapman, Chris Isaak gibi ünlü isimlere video klipler de çekti. Zaman zaman filmlerine de eşcinsel hikâyelerini yansıtan Sant, sadece o kitleye hitap etmekle kalmayan, derdini her kesimle buluşturabilen bir yönetmen.

Bir zamanlar, ikonik San Fransisco meclis üyesinin hikâyesini beyazperdeye aktarmak üzerine faal olarak çalışan ve sinemacı arkadaşı Oliver Stone ile 90’lar boyunca senaryonun üzerinden geçen Gus Van Sant, aslında Harvey Milk ile işinin bittiğini düşünmüş. Ama çeşitli sebeplerle proje gerçekleşememiş. Doğma büyüme Portlandlı olan Van Sant diğer hikâyelere yönelip bunu arkasında bırakmış. Ancak bu durum yazar Dustin Lance Black‘in projeyi tekrar ele almasıyla değişmiş. Proje hakkında ilk duyumu The Times of Harvey Milk’in yönetmeni Rob Epstein‘den aldığını belirten Van Sant, “Oliver bırakmıştı; üzerinde yaklaşık bir sene uğraşmış ve bir senaryo geliştirmiştik, ama fikir ayrılıklarımız vardı. Çok yıllar sonra Lance kendisininki ile ortaya çıktı ve bir anda projeye geri döndüm’’ diyor.

1930’da New York doğumlu Harvey Bernard Milk, Long Island’da orta sınıftan bir Yahudi ailenin oğlu olarak büyüdü. İlk yaşlarında cinsel yöneliminden sakındı. Siyasetçi, aktivist, insan hakları savunucusu Harvey Milk, ABD’de seçilmiş ilk eşcinsel erkek (Massachusetts Devlet Senatosu üyesi Elaine Noble’dan sonraki ikinci eşcinsel) olarak meclise girdi. San Francisco Belediye Sarayı’ndaki suikastına kadar eşcinsel özgürlüğün en büyük savunucusu oldu. “Milk, o dönemde zannedilenin aksine, bir eşcinsel birey dürüst ve başarılı bir hayat yaşayabileceğini gösterdi.” Biyografisi Randy Shilts tarafından kitaplaştırılan Harvey Milk birçok kitaba ve belgesele konu oldu ve akademi ödülü kazandı ama ilk defa bu filmle Harvey Milk’in hayatı roman şekline sokuldu.

Uzun bir süre Senaryo Yazarları Derneği grevine takıldığı için çekimine başlanamayan film, San Fransisco’da çekildi ve Harvey Milk’in gerçek hayatta yaşayan arkadaşları filmde rol aldı. 1984 yılı Belgesel dalında ‘En İyi Oscar Ödülü’ nü alan ‘The Times of Harvey Milk’ filminin ardından, Gus Van Sant’ın çektiği kurmaca film, Harvey Milk ile ilgili olarak yapılmış ikinci film oldu.

Filmin öyküsü
Milk’in ‘modern tarihin eşcinselliğini açıklamış ilk siyasetçisi’ olarak seçimle iş başına gelişini ve sonraki süreçleri anlatan film, çelişkili batı adaletinin suikastle susturan tavrını sorguluyor.

San Fransisco’ya taşınan New York’lu Harvey Milk (Sean Penn), Castro sokağında yaşayan ve eşcinsellerin ağırlıkta bulunduğu bölgede polisle başı dertte olan bir avuç hippiden biridir. San Fransisco’da geniş bir gay komünü kuran Amerika’nın ilk gay hakları savunucusu olan Milk, insani haklardan kendileri de pay almaları için, hippi eylemcilikden takım elbiseli siyasetçiliğe geçiş yapar. Kendine çok geniş anlamda bir yandaş kitlesi toplayan Milk, Castro Caddesi’nin başkanı olarak da anılır. Uzun çabalarından sonra üçüncü girişiminde 1977’de seçimleri kazanır ve ülkenin ilk seçilmiş eşcinsel politikacısı olur. Filmin başında belirttiği üzere, kazanmasından 1 yıl kadar sonra hem şehrin valisi George Moscone hem de Harvey Milk, bir önceki supervizör tarafından öldürülür.

Milk, “suikastimden sonra dinlenilmesi için” diyerek kaydettiği banda hikayeyi okurken film boyunca geriye dönüşlerle bu yükseliş sürecine ve Reagan’ın muhafazakar Amerika’sının nasıl bugünlere geldiğine şahit olunuyor.

Milk cinayetinden sonra eşcinselliği yüzünden dava için alınan takipsizlik kararı, eşcinsel toplumu harekete geçiren en önemli unsur oldu. Artık ABDde önü alınamaz bir hak arayışı başlamış oldu.

Sean Penn’in canlandırdığı Milk, filmin bir sahnesinde şöyle diyor:
“Bu sizin için sadece politika, bense hayatımı istiyorum.”

 

Bu habere oy ver
Düşük
1 Puan 2 Puan 3 Puan 4 Puan 5 Puan 6 Puan 7 Puan 8 Puan 9 Puan 10 Puan
Yüksek
     •  En çok puan alan haberler

Yazdır Gönder Görüş yaz/ oku

Bütün Görüşleri Oku

Ana Sayfa | Türkiye | Dünya | Ekonomi | Sağlık | Yaşam | Teknoloji | Kültür Sanat | Doğal Hayat | Eğitim | Moda
Spor | Hava Yol | İletişim | Yardım | İzleyici Görüşleri | Reklam Seçenekleri | Hukuki Şartlar & Gizlilik Hakları