Kate Winslet, 6. adaylığında Oscar aldı
Web NTVMSNBC   
NTVMSNBC'yi açılış sayfam yap
Kültür Sanat
Filmler
Sinema
Oscar
Müzik
Edebiyat
Sahne Sanatları
Sergi
Mimari
Arkeoloji
İstanbul Bienali
Orhan Pamuk - Nobel
Altın Portakal
Cannes
Video
Foto Galeri
Türkiye
Dünya
Ekonomi
Spor
Teknoloji
Sağlık
Kültür Sanat
Yaşam
Hava Yol
Yeşil Ekran
Eğitim
Moda
Otomobil
Doğuş Yayın Grubu
NTV
CNBC-e
e2
NTVSPOR.NET
NBA TV
NTV Radyo
Eksen 96.2
Radio N101
NTV Yayınları
NTV Tarih
N. Geographic
 
NTVMSNBC Anasayfa » Kültür Sanat

Kate Winslet, 6. adaylığında Oscar aldı

Dramatik bir konuyu içine romantizm katarak ele alan “The Reader” adlı filmde Nazi geçmişi olan bir Alman kadınını oynayan 33 yaşındaki Kate Winslet, son 13 yılda 5 kez Oscar’a aday gösterilmiş, ancak evine eli boş gitmek zorunda kalmıştı.


 DİĞER HABERLER


NTV-MSNBC
Güncelleme: 10:00 TSİ 23 Şubat 2009 Pazartesi

İSTANBUL - 81. Oscar Akademi ödülleri, Los Angeles’daki Kodak Theatre’da bu sabaha karşı yapılan törenle sahiplerine dağıtıldı. Sunuculuğunu Avustralyalı tiyatro ve sinema oyuncusu Hugh Jackman’ın yaptığı törende, en iyi kadın oyuncu ödülünü ise “The Reader” adlı filmdeki rolüyle Kate Winslet aldı.
Haberin devamı

81. Oscar Akademi ödülleri

Kate Elizabeth Winslet 5 Ekim 1975 tarihinde İngiltere’de doğdu. 11 yaşındayken İngiltere’de bir tiyatro okulunda drama dersi almaya başlayan Winslet’ın babası Roger Winslet ve annesi Sally Winslet oyuncuydu. Kardeşleri Anna, Beth ve Joss da aile mesleğini sürdürdü.

1994 yılında beyazperdede Peter Jackson imzalı Heavenly Creatures filmiyle izleyicilerin dikkatini çekmeyi başaran Winslet, 1995 senesinde ise Sense and Sensibility filmindeki performansıyla ilk Akademi Ödülü adaylığını alarak izleyici kitlesini arttırdı. 1996 yılında filmografisine Jude ve Hamlet gibi filmleri ekledi ve kariyerine 1997 yapımı gişe rekortmeni Titanic ile aldığı yeni bir Akademi Ödülü adaylığıyla devam etti. Bu filmle dünya çapında ismini duyuran aktris, Titanic’ten sonra daha çok bağımsız ve düşük bütçeli filmlerde oynamayı tercih etti. 1998-99 yıllarında Anna and the King ve Shakespeare in Love gibi filmlerdeki başrol tekliflerini reddederek, aynı dönemde Holy Smoke ve Hideous Kinky gibi bağımsız filmlerde rol aldı.

Kariyeri boyunca genelde dönem filmlerinde oynadı. 2004’te Johnny Depp ile başrolleri paylaştığı Finding Neverland sonrası, orijinal senaryosuyla dikkat çeken Eternal Sunshine of the Spotless Mind filminde çizdiği bambaşka bir Kate Winslet imajıyla, dördüncü kez Oscar’a aday oldu. 2005’te filmografisine müzikal bir yapım olan Romance and Cigarettes’i de ekledikten sonra, farklı türlerde dört yapımla ( The Holiday, Flushed Away, All the King’s Men ve Little Children ) 2006’da gündemde kalmayı başardı ve Little Children filmiyle Akademi üyeleri tarafından beşinci kez Oscar adaylığına layık görüldü.


THE READER
Alman yazar Bernhard Schlink’in tüm dünyada çok satan aynı adlı Okuyucu (Der Vorleser/The Reader) adlı 1995 tarihli romanından sinemaya uyarlanan filmin başrollerini Titanic filminin yıldızı İngiliz oyuncu Kate Winslet, Ralph Fiennes ve David Kross üstleniyor. Yönetmenliğini Billie Elliot filmiyle tanınan Stephen Daldry’nin üstlendiği filmin senaryosunu ise David Hare yazdı. İkili “The Hours”da da birlikte çalışmıştı.

Her ne kadar başlangıçta rol için ilk düşünülen isim Kate Winslet olsa da yıldız aynı zamanda Revolutionary Road filminde de yer aldığı için rol Nicole Kidman’a verilmişti. Ancak çekimler başladığında Kidman, hamileliği yüzünden rolden çekildi ve Winslet tekrar kadroya katıldı.

Daha gösterime girmeden sözü edilen yapımlardan biri olan ‘’The Reader’’da anlatılan aşk öyküsünün erkek kahramanı Michael Berg’in gençliğini canlandıran David Kross, filmin çekimleri başladığında henüz 18 yaşını doldurmadığı için yönetmen Daldry, sevişme sahnelerini bekletmek zorunda kaldı. Bu sahneler Kross’un 4 Haziran’da 18 yaşına girmesinin ardından çekildi.

Bu arada İkinci Dünya Savaşı’nda geçen filmin Sachsenhausen Toplama Kampı’nda yapılacak olan çekimlerine Alman yetkililer tarafından izin verilmedi. Alman yetkili Horst Seferens kampın yalnızca belgesel film yapımcılarına açılabileceğini, binlerce Yahudinin öldürüldüğü bu mekanın çok kötü anıları yeniden tazeleyeceğini açıkladı.

Filmin öyküsü
“Görünen gerçeğin ardında her zaman bir sır gizlidir... Ve bazen bu sırlar gerçekten de insanın nefesini kesecek kadar şaşırtıcı olabilir... Bu sıradışı aşk hikayesi işte böyle, insanı şaşırtan ve yaralayan gerçekler üzerine kurulu.”

Edebiyat eleştirmenlerinden tam not alan ve bugüne kadar 38 dile çevrilmiş olan kitabın uyarlamasında, II. Dünya Savaşı sonrasında Almanya’da Michael isimli bir gencin (David Kross) kendisinden yaşça büyük Hanna Schmitz adında bir kadına (Kate Winslet) aşık olması ve sonrasında gelişen olaylar anlatılıyor.

Henüz on beş yaşında bir genç olan Michael Berg kızıl hastalığına yakalandığı sırada Hanna adlı bir kadın ona yardım eder. İyileşmesinin ardından Michael bizzat teşekkür etmek için Hanna’nın evine gider. Aralarındaki ilişki hızla tutku dolu bir aşka dönüşür. Zaman içinde Michael, Hanna’nın kendisine yüksek sesle kitap okunmasından hoşlandığını fark eder. Bu edebiyat ve aşkla geçen dönemin ardından ikilinin ilişkisi bir gün Hanna‘nın ansızın ortadan kaybolması ile biter. Hanna ardında kalbi kırık ve kederli genç bir âşık bırakmıştır. 8 yıl sonra artık bir hukuk öğrencisi olan Michael, Nazi Savaş Suçları Mahkemesi’nde gözlemcilik yaparken, Hanna’ya mahkemede sanık sandalyesinde rastlar. Hanna‘nın gizli geçmişi aydınlanırken Michael ikisinin de hayatını derinden etkileyecek sırrı ancak bu zaman keşfeder. Şimdi sorulması gereken soru şudur:

Bir sırrı korumak için ne kadar ileri gidilebilir?

 

Bu habere oy ver
Düşük
1 Puan 2 Puan 3 Puan 4 Puan 5 Puan 6 Puan 7 Puan 8 Puan 9 Puan 10 Puan
Yüksek
     •  En çok puan alan haberler

Yazdır Gönder Görüş yaz/ oku

Bütün Görüşleri Oku

Ana Sayfa | Türkiye | Dünya | Ekonomi | Sağlık | Yaşam | Teknoloji | Kültür Sanat | Doğal Hayat | Eğitim | Moda
Spor | Hava Yol | İletişim | Yardım | İzleyici Görüşleri | Reklam Seçenekleri | Hukuki Şartlar & Gizlilik Hakları