Davosta yapılan görüşmelerden de bir sonuç çıkmadı. Başbakan Tayyip Erdoğan, IMF 1. Başkan Yardımcısı John Lipsky ile yaptığı görüşme sonrasında iki konuda sorun yaşandığını söyledi. IMFnin isteği üzerine görüşmelere 10 gün ara verildi.
Devlet Bakanı Mehmet Şimşek, IMF ile görüşmelerde gecikme yaşandığını itiraf ederken, Fonun Türkiyeye geliş tarihinin belirsiz olduğunu kaydetti. Türkiyenin IMF ile 20 milyar dolar büyüklüğü olan bir stand-by anlaşması yapması bekleniyor.
IMFnin kapısını çalan ülkeler
Tüm bu gelişmeler ışığında ekonomistlere IMFyle yola devam etmekle etmemek arasındaki farkı sorduk. Ekonomistlere göre, IMFyle yapılacak anlaşma ucuz kaynak sağlanması açısından dış finansman konusunda rahatlama yaratacak. Anlaşma olmazsa Türkiyeyi ıstıraplı bir dönem bekliyor. Ekonomistlerin görüşleri şöyle:
ANLAŞMA OLURSA...
JPMorgan Türkiye Başekonomisti Yarkın Cebeci: Türkiyenin ödemeler dengesinde ve finansmanında önemli rahatlama olacak. Böylece dış borçlanmayla ilgili endişelerde azalış olacak, bu da risk primini düşürecek. Gelecek kaynağın bir kısmının da özel sektörün borçlanma imkanının geliştirecek şekilde kullanılacağı düşünülürse Türkiyenin büyüme performansı üzerine olumlu etkisi olacaktır. Merkez Bankası da faiz indiriminde daha cesur davranır. IMF anlaşmasını herkes bekliyor desek de, anlaşmanın olduğu haberi piyasalarda ferahlamaya yol açacaktır. Kısa vadede TL değer kazanır. Ucuza kaynak buluruz ve kredibiliteyi de artırır. Yurtdışı yatırımcılar için çok önemli bir sinyalizasyon olur.
Finansbank Ekonomisti İnan Demir: IMF anlaşmasının fazladan olumlu etkisi olacağını düşünmüyorum. Piyasalar zaten olumlu beklentileri fiyatlıyorlar. Seçimden önce imzalanması ve 20 milyar dolarlık anlaşma bekleniyor. Bundan daha büyük paketle olumlu bir sürpriz olmazsa piyasa üzerinde çok etkisi olmaz. Reel ekonomi için etkisi, kaynakların reel sektöre kullandırılıp kullandırılmayacağıyla ilgili. IMF anlaşmasının yarattığı güven etkisi özel sektörün borçlanmasını olumlu etkileyecek, yurtdışı finansman dengesini rahatlatacak. Özel sektörün borçlanması da büyüme açısından önem taşıyor. Büyüme üzerindeki aşağı yönlü riskler törpülenir. IMF anlaşması olduğunda talep koşullarını olumlu etkileyecek. Böylece faiz indirimlerinin daha da hızlanarak devam edeceğini söylemek çok kolay değil.
Ata Yatırım Başekonomisti Nurhan Toğuç: Anlaşma Türkiyenin risk primini düşürür ancak ekonomik gelişmeyi sağlayıcı etkisi olmaz. Yabancı yatırımcının daha rahat borç vermesini sağlar. borcun çevrilebilirliğini artırır. Türkiye böyle bir sandıktan faydalanabiliyorsa, IMF ile anlaşılması en optimal olanı. Geciktiği için bir endişe olduğunu görmüyorum. Özel sektör borcunda çok da büyük riskler olduğunu düşünmüyorum. IMFden gelecek para özel sektöre verilecekse istihdam yaratılır.
ANLAŞMA OLMAZSA...
Yarkın Cebeci: Anlaşmazsak piyasalar çok ciddi tepki verir. Dünyanın sonu değildir ama Türkiyenin kendi yağıyla kavrulacağı anlamına gelir, Çok ıstıraplı bir döneme girebiliriz. Türkiye ekonomisi daha hızlı daralır, risk primi ve faizler yükselecektir. TLde çok ciddi kayıp olacaktır, bunun sonucu Merkez Bankası faiz indirimlerini durduracaktır. Piyasaları ciddi şekilde sıkacak bir döneme girecek oluruz. Faizlerde ciddi bir artış, hisse senetlerinde de ciddi düşüşler olur.
İnan Demir: Anlaşmazsak, piyasadaki tepki olumsuz olacaktır. Yurtdışı piyasalardaki risk algısının bozulduğu döneme gelirse etkisi büyük olur. Özel sektör sermaye akışı çok sınırlı olur; ekonomik büyüme için de olumsuz haber olur. Merkez Bankasının faiz indirimlerini durdurması sonucunu doğurabilir. MBnin faiz için manevra alanı kalmayacak. Anlaşma olmazsa bedel büyüme tarafında yaşanır.
Nurhan Toğuç: Anlaşma olmazsa lira çok kırılgan olur. Bu da özel sektör üzerinde ciddi risk oluşturur. Böylece ekonomide daha çok daralmaya neden olur. Şirketler kârlılıklarını artıramayacağı için borsaya da yansır. İçerideki faiz oranlarında ve kurda yukarı yönlü baskı oluşur. Ölümcül bir virüsle karşı karşıya kalacağımızı düşünmüyorum.