Uğur Dündar şunları söyledi:
Vaktiyle Susurluk çetesi olarak yargılanıp, hüküm giyen bu gruba benim öldürülme emrim de verildiği için olayı bütün ayrıntılarıyla biliyorum. Ve aydınlatılması, faili meçhul cinayetlerin ortaya çıkartılması için çok büyük uğraşlar sergiledim. Hatta İbrahim Şahinin Evet, böyle silahlar var, bunlar bize teslim edilmiştir. Ama ne yaptığımı, ne durumda olduğunu söyleyemem. Bunlar devlet sırrıdır şeklinde ifadesinden yola çıkarak bu silahların satıcısı sahibi Ertaç Tineri mercek altına aldım. İsviçreye gittim. Tinerin oradaki iş ilişkilerini ortaya çıkarıp, Türkiye ve İsrail bağlantılarını ekrana yansıttım.
Kasası gibi çalışan muhasebecisini İsviçreden alıp cebimden para harcayarak getirtip Başbakanlık Teftiş Kurulu Başkanı Kutlu Savaşa ifade vermesini sağladım. Ve Ömer Lütfü Topal cinayeti davasında da tanık olarak konuştum. Ancak o dönemde bir dayanışma içindeydi, benim çabam aydınlatmaya yetmedi. Biliyordum ki bunlar bir gün ortaya çıkacak.
Özel harekatçı Oğuz Yorulmazın annesini konuşturduk. Yorulmazın annesi İbrahim Şahine, dönemin Emniyet Genel Müdürü Mehmet Ağar tarafından büyük miktarda paralar verildiğini, ancak bu çocuklara paralar verilmeyip İbrahim Şahin tarafından bir şekilde saklanıp değerlendirildiğini söylemişti.
Yorulmazın annesi Ben oğlumu, pırıl pırıl, masum bir evlat olarak yetiştirdim, idealist bir polis olmasını için kendi ellerimle gönderdim. Ama onu bir cinayet makinesi yaptılardemişti. Oğlunun katlinden de Ergenekonu sorumlu tutmuştu. Başta Veli Küçük ve İbrahim Şahin olmak üzere yargılanmaları gerektiğini hatta Mehmet Ağar ve Tansu Çillere kadar uzanması istemişti.
Biliyorsunuz, daha sonra Ayhan Çarkını da konuk ettim. Yorulmazın yakın arkadaşı olan Çarkında da benzer şeyler söyledi. Beni öldürme emrinin doğru olduğunu söyledi. Bu silahlar bulundukça, cesetler de çıkabilir.
Mesela Yeşilin izini uzun süre takip ettim. Ne yazık ki, bir sonucu ulaşamadık. Gereken yerlere, gerekli bilgiler verildi.
En fazla da ben seviniyorum. Vaktiyle Susurluk çetesi olarak bilinen bir grubun öldürmeyi düşündüğü biriydim. O cendere içinde bulunmanın bütün ıstırabını çekmiş bir gazeteci olarak, bunların ortaya çıkması gerektiğini, Ergenekonda en doğru rotanın da Susurluk olduğunu düşünüyorum.
Ama İbrahim Şahinle birlikte Sabih Kanadoğlunun da aynı gün, aynı operasyonla gözaltına alınmasını hukuk anlayışıma sığdıramıyorum. Burada bir kirletilme, bir taşla birden fazla kuş vurma gayreti fotoğrafı ortaya çıkıyor.
Yargıya saygıyı en fazla mesaj veren bir gazeteciyim. Yargı da yanılabilir, yanıltılabilir. Sonuçta bunu düzeltecek de yargıdır.
Susurluk çetesinde kopma ve ayrışmalar olduğunu biliyorum. İçinden küçük bir grubun o alışkanlıklarına devam ettiğini tahmin ediyorum.. Zaten her Ergenekon soruşturmasında 1-2 Susurluka ait ismin gözaltına alınması ya da tutuklanması düşüncelerimin doğru olduğunu gösteriyor.