Yılmaz Güney sevindirdi
Web NTVMSNBC   
NTVMSNBC'yi açılış sayfam yap
Kültür Sanat
Filmler
Sinema
Oscar
Müzik
Edebiyat
Sahne Sanatları
Sergi
Mimari
Arkeoloji
İstanbul Bienali
Orhan Pamuk - Nobel
Altın Portakal
Cannes
Video
Foto Galeri
Türkiye
Dünya
Ekonomi
Spor
Teknoloji
Sağlık
Kültür Sanat
Yaşam
Hava Yol
Yeşil Ekran
Eğitim
Moda
Otomobil
Doğuş Yayın Grubu
NTV
CNBC-e
e2
NTVSPOR.NET
NBA TV
NTV Radyo
Eksen 96.2
Radio N101
NTV Yayınları
NTV Tarih
N. Geographic
 
NTVMSNBC Anasayfa » Kültür Sanat » Sinema

Yılmaz Güney sevindirdi

Sinema dünyası Yılmaz Güney’in vatandaşlığa yeniden iadesiyle ilgili gelişmeleri sevinçle karşıladı.


 DİĞER HABERLER

  KÜLTÜR / SANAT - EN ÇOK OKUNAN HABERLER

NTV-MSNBC
Güncelleme: 17:27 TSİ 13 Ocak 2009 Salı

İSTANBUL - Erden Kıral, Halil Ergün, Atilla Dorsay, Vecdi Sayar, Tuğrul Eryılmaz ve Melike Demirağ, Nazım Hikmet’ten sonra Yılmaz Güney’in vatandaşlığa iadesiyle ilgili girişimleri NTV’ye değerlendirdi.
Haberin devamı

Erden Kıral (Yönetmen)
BURAYA GELİRSE RUHU ŞAD OLUR
Çok geç alınmış bir karar. Vatandaşlığının geri verilmesi hemen gerekir. Bu gerçekleşirse çok sevinirim. Onun en önemli özelliği ülkesi ve Çukurova’yı sevmesiydi. Çukurova’da mekan bakarken gözlerinin yaşardığını bilirim. Daha çok toprağına bağlı bir sanatçıydı. Dolayısıyla buraya gelirse ruhu şad olur diye düşünüyorum.

Halil Ergün
(Oyuncu)
HÂLÂ GEÇİLDİĞİNE İNANMADIĞIM BİR SİNEMA ADAMI
Yılmaz Güney benim için çok duyarlı, büyük bir sinema adamıdır. Heyecan duyduğum ve hâlâ geçildiğine inanmadığım bir sinema adamıdır. Çok yerli bir insandır o, bu topraklarda yetişmiş bir çocuktur. Buranın çocuğudur, evladıdır ve buradan gitmek zorunda kalmıştır. Bu çok acıdır. Yani onun hastalığının ve ölümünün temelinde bu vardır; yurdundan ayrılma duygusu vardır, ayrılmak zorunda kalışı vardır.
O zaten filmleriyle, tutumuyla, bu ülkenin insanının kalbinde yerini etmiştir ya, bunun özel bir affa ihtiyacı olmadığını biliyorum ben. Ama bu işin Türkiye’deki demokratikleşmenin gelişmesi adına yapılması gerektiğini de biliyorum.
Daha da yapılması gereken çok şey var. Hükümetten talep ediyorum ben, yurttaş olarak. Demokratatikleşme adına ne varsa yapınız efendim. “Bunu Batılılar istiyor, ben bunu seçim yatırımı olarak yapıyorum” diye dayatmadan açınız bütün kanalları. Hesap vermesi gereken çok insanlar var. Açınız bu ülkenin kanallarını. Bu ülkenin çok güzel insanları var. Çok güzel şeyler yapabiliriz biz.

Atilla Dorsay (Sinema Eleştirmeni)
İKİSİNİN DE VATANLARINDA UYUMAK İSTEDİKLERİNİ DÜŞÜNÜYORUM
Hep arzular, istekler belirtiliyor ama bunların Bakanlar Kurulu kararı olarak çıkmasını bekliyoruz. Çıktığı anda bunlar AKP hükümetinin lehine yazılacak şeyler. Daha önce de Nazım’ın olsun Yılmaz Güney’in olsun Türk vatandaşlığı söz konusu edildi ama dilek aşamasında kaldı. Bunların gercekleşmesi o kadar doğal şeyler ki. Bunlar, Türk sanatına damga vuran, Türk adını dünyada tanıtan çok büyuk sanatçılar. Çok geç bile kalınmış. Ben Paris’e gittiğimde, Yılmaz Güney’in mezarını gördüğümde, hem üzüldüm ülkesinden uzakta olduğu için hem de etrafındaki değerli kişileri görüp, “İyi bir yerde yatıyor” dedim. Yani onu buraya getirmek ona bir lütuf olmayacak, onu söyleyeyim. Çünkü Yılmaz Güney’in Père Lachaise’de, gerekse Nazım’ın Moskova’daki mezarları son derece görkemli. Ama ikisinin de sonuç olarak vatanlarında uyumak istediklerini düşünüyorum. Onun için bunun bir an önce yapılmasında fayda var.

Vecdi Sayar (Eleştirmen)
BİR YILMAZ GÜNEY ENSTİTÜSÜ KURULSA...
Sayın Bakan’ın açıklamasını olumlu buluyorum. Son günlerde art arda gelen Kürtçe televizyon, Nazım Hikmet’in vatandaşlığının iadesi gibi konular aslında Türkiye’nin onurunu yükselten, Türkiye’nin imajını destekleyen konular. Nazım’a bir şey kazandırmaz, Yılmaz Güney’e de bir şey kazandırmaz. Ama Türk Sineması adına gerçekten sevindirici bir haber olarak görüyorum. Gönlüm şunu ister: Bu tür etkinliklerden çok, kalıcı bazı öneriler getirilebilsin. Örneğin bir Yılmaz Güney Enstitüsü kurulsa, Türk Sineması’nın belki 30 yıldır hayali olan özerk bir sinema kurumu kurulsa... Bunlar Yılmaz Güney’i yaşatmak için daha kalıcı önlemler olabilir.

Tuğrul Eryılmaz (Gazeteci)
CİDDİ BİR ÖZÜR GEREKİYOR ÖNCE
Öncelikle bunların yapılması gayet güzel diyeceğim ama hemen ekleyeceğim: Nazım’dan da Yılmaz Güney’den de, hatta Ahmet Kaya’yı da katacağım, öncelikle özür dilesinler. Bu kadar belleksiz bir toplum değiliz biz. Yani sen insanlara çektir, çektir... Hâlâ yaşayan Yaşar Kemal’i önce sen hapislere götür, bir tane makale yazdı diye mahkemede süründür... Arkasından ‘bu konuda 5 sene yazı yazamayacaksın’ diye bir takım şartlar koş. Önce bir özür dileyecekler, ondan sonra da ne yapacaklarsa yapacaklar. Ayrıca devlet atınca benim vatandaşlığım gitmiyor. Her zaman aydınlarımız da öyleydi. Onlar bu ülkenin vatandaşları. Dediğim gibi iyi oldu ama ciddi bir özür gerekiyor önce.

Melike Demirağ (Müzisyen ve Oyuncu)
BENCE ONLARIN YERİ TÜM DÜNYADIR
Tarihte zayıflıklarını güç gösterileriyle kanıtlamaya çalışan yönetimler, darbeler, insanlar olmuştur. Onlar bir şekilde bitmiştir, yerini yaşamın adaleti almıştır. Yaşamın sevgisi almıştır. Nazım Hikmet ve Yılmaz Ağabey gibi bu ülkenin ciddi değerleri, sadece bu ülkenin değildir; bence onların yeri tüm dünyadır. Her yerde olabilirler. Ama tabii bu konunun bugün tekrar gündeme gelmesi, bu kadar güzel değerlerin doğduğumuz, sevdiğimiz topraklara geri getirilmesi çok güzel bir adım. Bu geçmişin bir özrüdür. Kim yaparsa yapsın bunu, aynı fikirde olmasam da bu konuda arkalarındayım. Çok doğru bir şey diye düşünüyorum ve mutlulukla karşılıyorum.

 

Bu habere oy ver
Düşük
1 Puan 2 Puan 3 Puan 4 Puan 5 Puan 6 Puan 7 Puan 8 Puan 9 Puan 10 Puan
Yüksek
     •  En çok puan alan haberler

Yazdır Gönder Görüş yaz/ oku

                        Bu habere henüz yorum yapılmamış


Ana Sayfa | Türkiye | Dünya | Ekonomi | Sağlık | Yaşam | Teknoloji | Kültür Sanat | Doğal Hayat | Eğitim | Moda
Spor | Hava Yol | İletişim | Yardım | İzleyici Görüşleri | Reklam Seçenekleri | Hukuki Şartlar & Gizlilik Hakları