Erden Kıral (Yönetmen)
BURAYA GELİRSE RUHU ŞAD OLUR Çok geç alınmış bir karar. Vatandaşlığının geri verilmesi hemen gerekir. Bu gerçekleşirse çok sevinirim. Onun en önemli özelliği ülkesi ve Çukurovayı sevmesiydi. Çukurovada mekan bakarken gözlerinin yaşardığını bilirim. Daha çok toprağına bağlı bir sanatçıydı. Dolayısıyla buraya gelirse ruhu şad olur diye düşünüyorum. Halil Ergün(Oyuncu)
HÂLÂ GEÇİLDİĞİNE İNANMADIĞIM BİR SİNEMA ADAMI Yılmaz Güney benim için çok duyarlı, büyük bir sinema adamıdır. Heyecan duyduğum ve hâlâ geçildiğine inanmadığım bir sinema adamıdır. Çok yerli bir insandır o, bu topraklarda yetişmiş bir çocuktur. Buranın çocuğudur, evladıdır ve buradan gitmek zorunda kalmıştır. Bu çok acıdır. Yani onun hastalığının ve ölümünün temelinde bu vardır; yurdundan ayrılma duygusu vardır, ayrılmak zorunda kalışı vardır. O zaten filmleriyle, tutumuyla, bu ülkenin insanının kalbinde yerini etmiştir ya, bunun özel bir affa ihtiyacı olmadığını biliyorum ben. Ama bu işin Türkiyedeki demokratikleşmenin gelişmesi adına yapılması gerektiğini de biliyorum. Daha da yapılması gereken çok şey var. Hükümetten talep ediyorum ben, yurttaş olarak. Demokratatikleşme adına ne varsa yapınız efendim. Bunu Batılılar istiyor, ben bunu seçim yatırımı olarak yapıyorum diye dayatmadan açınız bütün kanalları. Hesap vermesi gereken çok insanlar var. Açınız bu ülkenin kanallarını. Bu ülkenin çok güzel insanları var. Çok güzel şeyler yapabiliriz biz.
Atilla Dorsay (Sinema Eleştirmeni)
İKİSİNİN DE VATANLARINDA UYUMAK İSTEDİKLERİNİ DÜŞÜNÜYORUM Hep arzular, istekler belirtiliyor ama bunların Bakanlar Kurulu kararı olarak çıkmasını bekliyoruz. Çıktığı anda bunlar AKP hükümetinin lehine yazılacak şeyler. Daha önce de Nazımın olsun Yılmaz Güneyin olsun Türk vatandaşlığı söz konusu edildi ama dilek aşamasında kaldı. Bunların gercekleşmesi o kadar doğal şeyler ki. Bunlar, Türk sanatına damga vuran, Türk adını dünyada tanıtan çok büyuk sanatçılar. Çok geç bile kalınmış. Ben Parise gittiğimde, Yılmaz Güneyin mezarını gördüğümde, hem üzüldüm ülkesinden uzakta olduğu için hem de etrafındaki değerli kişileri görüp, İyi bir yerde yatıyor dedim. Yani onu buraya getirmek ona bir lütuf olmayacak, onu söyleyeyim. Çünkü Yılmaz Güneyin Père Lachaisede, gerekse Nazımın Moskovadaki mezarları son derece görkemli. Ama ikisinin de sonuç olarak vatanlarında uyumak istediklerini düşünüyorum. Onun için bunun bir an önce yapılmasında fayda var.
Vecdi Sayar (Eleştirmen)
BİR YILMAZ GÜNEY ENSTİTÜSÜ KURULSA... Sayın Bakanın açıklamasını olumlu buluyorum. Son günlerde art arda gelen Kürtçe televizyon, Nazım Hikmetin vatandaşlığının iadesi gibi konular aslında Türkiyenin onurunu yükselten, Türkiyenin imajını destekleyen konular. Nazıma bir şey kazandırmaz, Yılmaz Güneye de bir şey kazandırmaz. Ama Türk Sineması adına gerçekten sevindirici bir haber olarak görüyorum. Gönlüm şunu ister: Bu tür etkinliklerden çok, kalıcı bazı öneriler getirilebilsin. Örneğin bir Yılmaz Güney Enstitüsü kurulsa, Türk Sinemasının belki 30 yıldır hayali olan özerk bir sinema kurumu kurulsa... Bunlar Yılmaz Güneyi yaşatmak için daha kalıcı önlemler olabilir.
Tuğrul Eryılmaz (Gazeteci)
CİDDİ BİR ÖZÜR GEREKİYOR ÖNCE Öncelikle bunların yapılması gayet güzel diyeceğim ama hemen ekleyeceğim: Nazımdan da Yılmaz Güneyden de, hatta Ahmet Kayayı da katacağım, öncelikle özür dilesinler. Bu kadar belleksiz bir toplum değiliz biz. Yani sen insanlara çektir, çektir... Hâlâ yaşayan Yaşar Kemali önce sen hapislere götür, bir tane makale yazdı diye mahkemede süründür... Arkasından bu konuda 5 sene yazı yazamayacaksın diye bir takım şartlar koş. Önce bir özür dileyecekler, ondan sonra da ne yapacaklarsa yapacaklar. Ayrıca devlet atınca benim vatandaşlığım gitmiyor. Her zaman aydınlarımız da öyleydi. Onlar bu ülkenin vatandaşları. Dediğim gibi iyi oldu ama ciddi bir özür gerekiyor önce.
Melike Demirağ (Müzisyen ve Oyuncu)
BENCE ONLARIN YERİ TÜM DÜNYADIR Tarihte zayıflıklarını güç gösterileriyle kanıtlamaya çalışan yönetimler, darbeler, insanlar olmuştur. Onlar bir şekilde bitmiştir, yerini yaşamın adaleti almıştır. Yaşamın sevgisi almıştır. Nazım Hikmet ve Yılmaz Ağabey gibi bu ülkenin ciddi değerleri, sadece bu ülkenin değildir; bence onların yeri tüm dünyadır. Her yerde olabilirler. Ama tabii bu konunun bugün tekrar gündeme gelmesi, bu kadar güzel değerlerin doğduğumuz, sevdiğimiz topraklara geri getirilmesi çok güzel bir adım. Bu geçmişin bir özrüdür. Kim yaparsa yapsın bunu, aynı fikirde olmasam da bu konuda arkalarındayım. Çok doğru bir şey diye düşünüyorum ve mutlulukla karşılıyorum.