‘Çirkin Kral’ da dönmeyecek
Web NTVMSNBC   
NTVMSNBC'yi açılış sayfam yap
Kültür Sanat
Filmler
Sinema
Oscar
Müzik
Edebiyat
Sahne Sanatları
Sergi
Mimari
Arkeoloji
İstanbul Bienali
Orhan Pamuk - Nobel
Altın Portakal
Cannes
Video
Foto Galeri
Türkiye
Dünya
Ekonomi
Spor
Teknoloji
Sağlık
Kültür Sanat
Yaşam
Hava Yol
Yeşil Ekran
Eğitim
Moda
Otomobil
Doğuş Yayın Grubu
NTV
CNBC-e
e2
NTVSPOR.NET
NBA TV
NTV Radyo
Eksen 96.2
Radio N101
NTV Yayınları
NTV Tarih
N. Geographic
 
NTVMSNBC Anasayfa » Kültür Sanat » Sinema

‘Çirkin Kral’ da dönmeyecek

Bakan Günay, ‘Yılmaz Güney’in de vatandaşlığı ile ilgili sorunlar varsa düzeltiriz’ dedi. Fatoş Güney ise kararın önemli olmayacağını, cenazesini kesinlikle Türkiye’ye getirmeyi düşünmediğini açıkladı.


 DİĞER HABERLER

  KÜLTÜR / SANAT - EN ÇOK OKUNAN HABERLER

NTV-MSNBC
Güncelleme: 17:27 TSİ 13 Ocak 2009 Salı

İSTANBUL - Nazım Hikmet’ten sonra oyuncu ve yönetmen Yılmaz Yılmaz Güney’in de vatandaşlığa iadesi gündeme geldi. Yılmaz Güney, 12 Eylül döneminde kendi dergisi Güney’deki yazılarından dolayı yaklaşık 100 yıla yakın ceza istemiyle yargılanıyordu. 1981’de Isparta yarı açık cezaevinden izinli olarak ayrıldı ve yurtdışına kaçtı. Cezaevinden firar ettikten sonra Yol’un kurgusunu tekrar yaptı ve Cannes Film Festivali’nde ödül aldı. 1983’te Kenan Evren döneminde vatandaşlıktan çıkartılan ve gerçek adı Yılmaz Pütün olan “Çirkin Kral” lakaplı Yılmaz Güney, son yıllarını Paris’te geçirdi. 1984’te mide kanserinden yaşamını yitiren Güney, Père Lachaise Mezarlığı’nda toprağa verilmişti. NTVMSNBC’ye konuşan Fatoş Güney, “Yılmaz daha hayattayken, 1983 yılında Kenan Evren döneminde vatandaşlıktan çıkarıltılmıştı ve bu onu çok üzmüştü. Ama ben bunu hiç önemsemedim. Vatandaşlıktan çıkarılması da, alınması da benim için sadece kağıt üzerinde bir işlemden öteye geçemez” dedi.
Haberin devamı

Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, Nâzım Hikmet’in vatandaşlığa iadesi ile ilgili kararnamenin ardından, “Yılmaz Güney’in de vatandaşlığı ile ilgili sorunlar varsa düzeltiriz. Başbakan tabuları yıkma, yasakları kaldırma konusunda çok kararlı. Güney’le ilgili durum da buna dahil” açıklamasını yaptı. Fatoş Güney, kendisine Bakan Günay’dan bu konuda bir sinyal gelmediğini söyledi. Fatoş Güney, Yılmaz Güney’in vatandaşlığa yeniden alınması girişimi ile ilgili olarak, “Bu noktadan sonra benim açımdan önemi olmayacak” dedi. Şu anda Paris’te bulunan Fatoş Güney’in NTVMSNBC’nin sorularına verdiği yanıtlar şöyle:

KARAR YILMAZ GÜNEY’İ ÇOK ÜZMÜŞTÜ
Bakan Günay’ın, “Yılmaz Güney’in vatandaşlığı ile ilgili sorun varsa hallederiz” açıklamasını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Yılmaz daha hayattayken, 1983 yılında Kenan Evren döneminde vatandaşlıktan çıkarıltılmıştı ve bu onu çok üzmüştü. Ama ben bunu hiç önemsemedim. Yapılan benim için sadece kağıt üzerinde bir işlemden öteye geçemez. Benim için bu hiçbir zaman sorun olmadı. Çünkü ben bu işlemin kağıt üzerinde olduğuna hep inandım. Yılmaz Güney, mücadelesiyle, eserleriyle her zaman Türkiye insanının gönlünde yaşadı ve yaşıyor. Onun için benim herhangi bir girişimim olamaz. Ama kendileri eğer bir girişimde bulunacaklarsa bulunabilirler, bu onların sorunudur.

Yılmaz-Fatoş Güney Cannes'da.

Güney’in vatandaşlığa iadesiyle ilgili sizin herhangi bir girişiminiz olmuş muydu?
Hayır, hiçbir girişimim olmadı.

Sinemacılar gelişmeyi sevinçle karşıladı

Yılmaz Güney’in yeniden vatandaşlığa alınması sizin için ne anlam taşır?
Bu noktadan sonra benim açımdan önemi olmayacak.

CENAZESİNİ KESİNLİKLE ORAYA GETİRMEYİ DÜŞÜNMÜYORUM
Nazım Hikmet’le ilgili olarak, Güney’in de mezarının Türkiye’ye getirilmesi konuşuluyor.
Hayır, cenazesini kesinlikle oraya getirmeyi düşünmüyorum. Çünkü Türkiye’de gerçek demokrasi daha yerleşmiş değil. Vatandaşlık meselesi de benim için sadece kağıt üzerindedir.

Yılmaz-Fatoş Güney ve oğulları Yılmaz.

Bakan’dan veya hükümet kanadından konuyla ilgili bir sinyal geldi mi?
Hayır, hayır hiçbir sinyal gelmedi. Öyle bir girişimleri olursa tabii ona ben müdahale etmem, o kendi sorunları.

YILMAZ GÜNEY’İN HAYATI KENDİ SİTESİNDE
Yılmaz Güney’in www. yilmazgüney.eu sitesinde yer alan biyografisi şöyle:
Kültür Bakanı Günay, Nazım Hikmet'in ardından Yılmaz Güney'in de Türk vatandaşlığına alınması çalışmalarıyla ilgili olarak, "Geçmişte Türkiye'de yaşanmış her türlü rahatsızlığı gidermeye kararlıyız" demişti. Ancak Yılmaz Güney'in eşi Fatoş Güney, bakanlığın girişimine "Bu onların sorunu" diye karşılık verdi.

Yılmaz Güney’in gerçek adı Yılmaz Pütün’dür. 1937 yılında, Siverek’in bir köyünde,topraksız bir ailenin iki çocuğundan biri olarak dünyaya geldi. 10 yaşındayken evden kaçarak Adana’daki akrabalarının yanına gitti. Bir süre Kemal ve And Film şirketlerinin bölge temsilcisi olarak çalıştı. Üniversite okumak üzere Ankara’ya gitti ve Atıf Yılmaz ile tanıştı. Bu süreçde bir yandan da hikayeler yazıyordu. Daha sonra Atıf Yılmaz’ın da desteğiyle sinemada çalışmalarına başladı.
16 Mart 1972 tarihinde hakkında açılan bir dava nedeniyle tutuklandı. Yapılan yargılama sonucu 10 yıl ağır hapis ve sürgün cezasına çarptırıldı. 1974 Eylülünde, bir cinayet olayına adı karıştı ve on dokuz yıl mahkum edildi. Cezaevindeyken GÜNEY adlı bir sanat-kültür dergisi çıkardı. 13. sayıdan itibaren 12 Eylül darbesi sonucunda dergisi kapatıldı ve hakkında yazdıklarından ötürü 10 ayrı dava acıldı. İstenen ceza toplamı yüzyıl idi. 1981 Ekiminde izinli olarak çıktığı Isparta Cezaevi’ne bir daha dönmeyerek yurt dışına çıktı.

SİNEMAYA BAŞLAĞI YILLAR

Yılmaz Güney, 1959 yılında Atıf Yılmaz’ın yönetmenliğini yaptığı Bu Vatanın Çocukları ve Alageyik isimli filmlerin hem senaryosunu yazar hem de filmlerde rol alır ve oynar. Karacaoğlan’ın Karasevdası’nda da yönetmen yardımcılığı yapar. Yeni Ufuklar ve On Üç gibi dergilere de öyküler yazan Yılmaz Güney, bir öyküsünde komünizm propagandası yaptığı gerekçesiyle yargılanır ve 1961 yılında bir buçuk yıl hapis cezasına mahkum olur.

Çirkin Kral...

İki yıl sonra tekrar kaldığı yerden devam eden Yılmaz Güney, o dönemde daha çok macera filmleri çeker. Filmlerinde ezilen, hor görülen bir “Anadolu çocuğunun” otoriteye başkaldırısı vardır. Bu dönemde Çirkin Kral lakabını alır. Bu dönemdeki en önemli Lütfü Akad’ın yönettiği ve kendisinin yazdığı bir film olan Hudutların Kanunu’dur. Bu dönem boyunca oyunculuğunu geliştiren Yılmaz Güney, abartısız ve yalın oyunculuk anlayışı bu dönemde artık oturtmuştur.

SÜRGÜN YILLARI
Yılmaz Güney 1972 yılında “anarşistlere yardım ve yataklık yaptığı” gerekçesiyle 2 yıl hapse ve sürgüne mahkum edildi. Yılmaz Güney içeride kaldığı süre boyunca sinema ve sanat ile ilgili fikirlerini; şiir ve öykülerini o dönemde çıkarmaya başladığı Güney dergisinde yayınlamıştır. 1974’te cezaevinden çıktı. İki yıldan fazla cezaevide kalan Yılmaz Güney aynı yıl Arkadaş filmini çekti. Yine aynı yıl Endişe adlı filmi çekerken Yumurtalık hakimini öldürmekten tutuklandı ve yargılama sonucu 19 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Cezaevinde sinema ile olan ilgisi devam etti. Bu dönemde yazdığı Zeki Ökten tarafından çekilen Sürü ve yurt dışnda ve yurt içinde büyük ilgi gören ve Şerif Gören tarafından Yol çekildi.

12 Eylül döneminde kendi dergisi olan Güney’de yazdığı yazılardan dolayı yaklaşık yüz yıla yakın ceza istemiyle yargılanıyordu. 1981’de Isparta yarı açık cezaevinden izinli olarak ayrıldı ve yurt dışına kaçtı. Cezaevinden firar ettikten sonra Yol’un kurgusunu tekrar yaptı ve Cannes Film Festivali’nde ödül aldı. Yurt dışına çıktıktan sonra Duvar filmini Fransa’da çekti.

1984 mide kanserinden ölen Yılmaz Güney, son yıllarını Paris’te geçirdi.

 

Bu habere oy ver
Düşük
1 Puan 2 Puan 3 Puan 4 Puan 5 Puan 6 Puan 7 Puan 8 Puan 9 Puan 10 Puan
Yüksek
     •  En çok puan alan haberler

Yazdır Gönder Görüş yaz/ oku

Esin Gürler  - Yurt Dışı
08 Ocak 2009, Perşembe 17:10  
Sn.Aydin Özmen"e tamamen katiliyorum; gercekten demokrasi adina birseyler yapilmak isteniyorsa sembolik adimlar atilmamali, demokrasinin önündeki engelleri kaldiracak adimlar atilmalidir.Darbecileri yargilamak hem günümüzün darbe sevdalilari icin caydirici olacak hem de acili insanlarin kaybini geri getirmese de adalalet duygusunu geri getirecektir. Ayni sekilde hükümetin Alevi acilimini da göstermelik buluyorum;olay Madimak otelinin kitapci veya müze olmasiyla gecistirilmemeli, Sivas katliaminin asil saniklari yargilanmali ve Alevi vatandaslara kültürlerini özgürce yasama hakki saglanmalidir.

ahmet turan  - Ankara
08 Ocak 2009, Perşembe 11:05  
Yanlış anlama olmaması için: "Düşünce suçu" kavramına ben de karşıyım. Ancak Yılmaz Güney düşünce suçundan yargılanıyor olmasından yararlanmış, Fransa kendisini bu gerekçeyle iade etmemişti. Sayın Fatoş Güney bir yanda onun "mücadelesi ve eserleri"nden bahsederken diğer yanda öldürülen savcının karısı ve çocuğunun duygularını hiç düşündü mu acaba?

ebru ozzmer  - Yurt Dışı
08 Ocak 2009, Perşembe 01:12  
vatandasliktan cikarilmis dusunce suclisu olarak 100 yil yemis eziyet gormus ve yurt disinda hyata gozlerini yummus guzel insan.ailesi tabiki tepki gostermekte hakli dirisi ne hayir gordu bu ulkede olusu gorsun ama tabiki o guzel insan yasasaydi ne isterdi oncelik o olmali .saygilar yilmaz guneye

Bütün Görüşleri Oku

Ana Sayfa | Türkiye | Dünya | Ekonomi | Sağlık | Yaşam | Teknoloji | Kültür Sanat | Doğal Hayat | Eğitim | Moda
Spor | Hava Yol | İletişim | Yardım | İzleyici Görüşleri | Reklam Seçenekleri | Hukuki Şartlar & Gizlilik Hakları