Çiçek, kararı şu sözlerle duyurdu:
Eski Türk Ceza Kanununun 141 ve 142. maddesine göre 25 Temmuz 1951de Türk vatandaşlığından çıkarılmış olan Nazım Hikmetin tekrar Türk vatandaşlığına dönmesine imkan veren bir Bakanlar Kurulu kararı bugün imzaya açılmış ve tamamlanmıştır. Böylece uzunca bir zamandan beri Türkiyede tartışma konusu olan bu konu da ümit ediyoruz ki gündemden düşmüş olacaktır. Doğru bir iş yapmış olduğumuzu düşünüyoruz. Esasen Türk vatandaşlığından çıkarılmasını gerektirecek yasa maddeleri geçmiş dönemlerde ortadan kaldırılmıştır. Kaldı ki 2002 yılı bütün dünyada UNESCO tarafından Nazım Hikmet yılı ilan edilmiştir. Tüm dünya edebiyat çevrelerinde Nazım Hikmet takdir gören, saygı duyulan bir isim olması asabiyle artık gereği, anlamı kalmamış, hukuki dayanakları kalmamış bu kararın da ortadan kaldırılması gerekmekteydi. Dolayısıyla 1951de alınmış olan bu karar, bugün Bakanlar Kurulu kararıyla ortadan kaldırılmış bulunmaktadır.
Hükümet Sözcüsü Çiçek, Nazım Hikmetin mezarının Türkiyeye getirilmesi konusunda ise ailesinin isteğinin belirleyici olacağını söyledi. Çiçek, Mezarın getirilip getirilmemesi uzun zamandır tartışılıyor. Bakmak lazım faydası var mı yok mu? Ailesinin ne diyeceği de önemli, bu hükümetin tek başına alacağı bir karar değil dedi.
ŞEB-İ ARUZDAN DÖNERKEN GÜNDEME GELDİ
NTV yayınına katılan Kültür Bakanı Ertuğrul Günay, Nazım Hikmetin yeniden Türk vatandaşlığına alınmasının perde arkasını anlattı. Günay, Başbakan Erdoğan, 14 Aralıkta Konyadaki Şeb-i Aruz törenlerinden dönerken direktif verdi. Elimizde bir dosya zaten vardı ve bugün Bakanlar Kurulunda imzalandı dedi.
MEZARIN GELMESİ İÇİN AİLE MUTABAKAT VERMELİ
Günay, ailenin mutabakatıyla Rusya ile anlaşma yapmalarının Nazım Hikmetin mezarının Türkiyeye getirilmesi için yeterli olacağını söyledi.
Ünlü şairin mezarını Türkiyeye getirmenin kendileri için bir ödev olduğunu vurgulayan Ertuğrul Günay, Nazım Hikmetin varisi Mehmet Nazımın mezarın yurda getirilmesi için pek istekli olmadığını bildiğini de belirtti.
VATANDAŞLIKTAN ÇIKARILMA HİKAYESİ
1950de cezaevinden çıkan Nâzım Hikmet, sürekli polis takibindeyken Kadıköy Askerlik Şubesine çağrıldı. Askerliğini yapmamış olduğu, hemen sevkedilmesi gerektiği bildirildi. Bahriye Mektebini bitirdiğini, güverte subaylığı yaptığını, hastalanarak çürüğe çıkarıldığını söyleyen ünlü şair, serbest bırakıldı.
Birkaç ay sonra tekrar şubeye çağrılan Nâzım Hikmete Sivasın Zârâ ilçesine gideceği söylendi. Haydarpaşa Hastanesi Sağlık Kuruluna on ay önce Cerrahpaşa Hastanesinden aldığı kalbinden ve ciğerlerinden rahatsız olduğunu gösteren raporları sunan Nâzım Hikmetin askerliğine engel teşkil edecek bir durum olmadığına karar verildi.
17 Haziran 1951 sabahı Ankaraya gideceğini söyleyerek evden ayrılan Nâzım Hikmetin 20 Haziran 1951de Romanyaya vardığı Bükreş Radyosundan öğrenildi. Akrabası Refik Erduranın kullandığı bir sürat motoruyla İstanbul Boğazından Karadenize açılan Nâzım Hikmet, bir Rumen şilebiyle Romanyaya gitti.
Romanyadan Moskovaya geçen ünlü şair, 25 Temmuz 1951de Bakanlar Kurulu kararıyla Türk vatandaşlığından çıkarıldı.