Almanya iktidar partisi CDU, anayasaya Almanyanın dili Almancadır ifadesinin konulmasına yönelik bir karar aldı. Bu kimilerine göre doğal, kimilerine göre ırkçı bir karar. TGD Başkanı Kenan Kolat, kararın asimilasyon baskısını arttıracağını söylüyor.
İSTANBUL - Almanyada iktidardaki Hıristiyan Demokrat Birlik Partisinin (CDU), Stuttgart şehrinde düzenlediği genel kurulunda tartışmalara neden olan bir karar alındı. Karara göre parti, anayasaya Almanya Federal Cumhuriyetinin dili Almancadır ibaresinin girmesini destekleyecek. Başbakan Angela Merkelin karşı çıkmasına rağmen kabul edilen bu kararın ardından, ülkede tartışmalar başladı. Kimine göre, bu ifadenin anayasada yer alması, Alman bayrağının renkleri siyah-kırmızı-sarıdır demek kadar doğal. Kimine göre ise, böyle bir ifadeyi desteklemek ırkçı/millyetçi bir yaklaşımı simgeliyor. Karar Alman basını ve politikacıları meşgul ettiği kadar, Almanyadaki Türk toplumunun da gündemine oturdu. Konuyu Ntvmsnbcye değerlendiren Almanya Türk Toplumu (TGD) Genel Başkanı Kenan Kolat, böyle bir karar alınmasının gereksiz olduğunu ve hayata geçmesi durumunda Türk göçmenler için olumsuz sonuçlar doğurabileceğini söylüyor.
Kolat, iktidardaki partinin genel kurultayı tarafından alınan kararın çok önemli ve ciddi bir karar olduğunu söyledikten sonra şunları kaydetti: Kararın hayata geçmesi için Federal Parlamentoda ve Eyaletler Parlamentosunda üçte iki çoğunluk tarafından onaylanması gerekiyor. Bazı kesimlerden gelen işaretler bunun gerçekleşebileceği doğrultusunda. Burada en önemli nokta şu: Almanyada hiç kimsenin, hiçbir göçmen veya Alman kuruluşunun Almanca resmi dil değildir diye bir çıkışı yok. Bunun değişmesi talebi de söz konusu değil. Bu yüzden, Almanya Almancanın resmi dilidir ifadesinin anayasaya alınmasında genel olarak sorun yok gibi görünebilir. Ama CDUnun karar metninde, Almanyanın dili Almancadır deniyor. Almanyanın resmi dili Almancadır değil. Tabii o zaman bu ince ayrımın nedenini sorguluyoruz. Bu tarz bir ifade, öncü-kültür tartışmasını yeniden gündeme getirir ve göçmenler üzerinde asimilasyon baskısını artırır. Başka da hiçbir işe yaramaz.
TGD Başkanı Kenan Kolat
RESMİ DİLİN ALMANCA OLDUĞU ZATEN ÜÇ YASADA BELLİ Kolat, Almanyada Almancanın resmi dil olduğunun üç yasada zaten çok açık bir şekilde yer aldığını da şöyle belirtiyor: Devlet işlem yasası, sosyal yasa ve vergi yasası. Bu üç yasada da, resmi yazışmalarda kullanılacak dilin Almanca olduğu yazılı. Yani bu konuyla ilgili yeni bir gereklilik aslında yok. Fakat anayasada Almanyanın dili Almancadır denirse, yarın öbür gün sokakta iki Türk birbiriyle konuşurken, birileri durumdan vazife çıkarıp: Niye Almancadan başka dil konuşuyorsun? dediğinde, gerginlik olmayacağını bana kim garanti edebilir? Birisi diyecek ki, Burası Almanya. Biz senin iyiliğini düşünüyoruz. Sen Almancanı geliştir. Anadilini konuşmana da gerek yok. Böyle bir yaklaşım geldiğinde ne yapılacak? CDU bu konuda samimiyse ve bizlerin burada yaşamasını istiyorsa, anayasaya şöyle bir madde de ekleyelim: Almanya bu ülkedeki azınlıkların dil ve kültürlerini korur. Bunu düşünmeden, anayasaya dil ifadesi koyulmamalı. Böyle bir maddenin, hiçbir şekilde gerekliliği yok.
TASARININ AMACI ALMANCAYI KORUMAK CDUnun tasarısının, Almancayı korumaya yönelik olduğunu düşünen Türkler de mevcut. CDUnun Kuzey Ren Vestfalya Teşkilatı Yönetim Kurulu Üyesi Bülent Arslan, Deutsche Welle Türkçe Servisine yaptığı açıklamada, şunları söylüyor: Geçtiğimiz yıllarda, özellikle İngilizce terimlerin veya Fransızca terimlerin gitgide Almanca dilinin içine girdiğini görüyoruz. Bu da tabii olayı kültürel açıdan değerlendirdiğimizde bazı tehlikeleri içerebilir. Ayrıca göçmen veya Türk kökenli çocuklar kadar, kreşe giden Alman çocuklarının da dilbilgisi düzeyi düşük. Bu öneri hem Almancanın korunması, hem de çocukların Almancayı daha iyi öğrenmesini mümkün kılmak için hazırlandı.
Alman politikacılar arasında da tasarı ile ilgili farklı görüşler bulunuyor. CDUlu Saarland eyaleti başbakanı Peter Müller, dilin bir devletin önemli unsurlarından olduğunu söyleyerek kararı desteklerken, yine CDUlu federal milletvekillerinden Norbert Lammert, ABnin 27 ülkesinin 17sinin anayasasında ülkenin dilinin belirtildiğini söylüyor.
ANAYASA AKLINA GELENİ YAZABİLECEĞİN BİR YER DEĞİL Nordbayerischer Kurier gazetesinin haberine göre, Yeşiller Partisi federal milletvekili Hans-Christian Ströbele planın yazılı bir yalandan ibaret olduğunu, çünkü ülkede birçok dilin konuşulduğunu söyledi. Ströbele önerinin göçmenlere verilecek yanlış bir mesaj olduğunu ve bunun Almanyada konuşulan diğer dillerin eşit düzeyde tanınmayacağı anlamına geldiğini belirtti.
Yeşiller Partisinin eşbaşkanlığına kısa süre önce seçilen Cem Özdemir ise Neuen Westfälischen gazetesine yaptığı açıklamada, anayasanın herkesin her aklına geleni yazabileceği bir kağıt topluluğu olmadığını söyledi ve Anayasanın değişmesiyle hiçbir çocuk daha iyi Almanca öğrenmeyecektir. dedi.
DÖNEBİLEN IZGARA ET Mİ DİYECEĞİZ? CDUnun aldığı karar basında da geniş yer buldu. Almanyanın saygın dergilerinden Spiegel, konuyla ilgili haberinde esprili bir yaklaşım sergileyerek, Almancaya yabancı dillerden girmiş birçok kelime bulunduğunu söyledi ve yabancı kelimeler yerine kullamnılabilecek, esprili Almanca alternatiflerden bir liste hazırladı. Haberde şu soru da soruldu: Bundan sonra Türkçe döner yerine, Almanca dönebilen ızgara et mi demeliyiz?
Süryaniler gidi diğer gayrimüslimlerin
azınlık olarak görülmemesi zaten başlı
başına bir hatadır.Devletin bunu limitli
şekilde yorumlayıp sadece Ermeni, Rum ve
Yahudilerle sınırlaması Lozan Antlaşması
metinlerindeki "gayrimüslim" kelimesinin
anlamını daraltmaz.Kasten çarpıtma gibi
bir durum yok ortada yani.Mahkemeler
meselesi de konuyla alakalıdır.
Ülkemizde milyonlarca kişinin anadili
Türkçe değildir ve bu vatandaşlarımıza
mahkemelerde anadilini kullanma fırsatı
verilmemektedir Lozan"ı ihlal ederek.
Ayrıca "Turkceden baska dil bilmeyenler"
demişsiniz ama bu da sanırım bir dil
sürçmesi sanırım
Faruk Sari - Yurt Dışı
08 Aralık 2008, Pazartesi 10:09
Erdem Bey
Ikinci yorumunuz icin de tekrar düzeltme
yapmak durumundayim."sadece
gayrimüslimlerin azınlık olduğu" cümlesi
hatalidir. Ülkemizde müslüman olmayan
vatandaslarimiz vardir ve bunlar azinlik
degildir. Eger bu konuyu iddia ettiginiz
gibi biliyorsaniz, kasten
carpitiyorsunuz demektir. Ikincisi neden
antlasma ile ilgili Ingilizce bir metin
yazdiginizi anlayamadim. Antlasma metni
Turkce ve Fransizca"dir. Keske Turkce
metni alsaydiniz, tum vatandaslarimiz da
anlasaydi. Bahsettiginiz madde
mahkemelerde Turkceden baska dil
bilmeyenlere imkan saglanmasiyla
ilgilidir ki bu konumuz disindadir
Erdem Ceydilek - Yurt Dışı
06 Aralık 2008, Cumartesi 18:39
Lozan antlaşmasında sadece
gayrimüslimlerin azınlık olduğu
doğrudur. Ama 39/4 maddesine bakarsanız
"Notwithstanding the existence of the
official language, adequate facilities
shall be given to Turkish nationals of
non-Turkish speech for the oral use of
their own language before the Courts."
der. yani anadili türkçeden başka olan
topluluklara da dillerini mahkemelerde
kullanma hakkı verir. Bence önce
Lozan"la ilgili bilinmeyen, gizlenen,
gündeme getirilmeyen maddeleri
öğrenelim, sonra başkalarına iyi
araştırmak için öğüt verelim.