Radikal Gazetesi Yazarı ve CHP eski Genel Başkanı Altan Öymen çarşaflı kadınların CHPye üye yapılmasının seçime yönelik bir adım olarak algılandığı söyledi.
İSTANBUL - NTVnin Yazı İşleri programına konuk olan Öymen, CHPnin oylarını artırması için proje üretmesi gerektiğini ve program dahilinde ekonomik politikalar hazırlaması gerektiğini söylüyor. Ecevit 1970lerdeki çıkışının projelere ekomonik iddialara bağlı olduğunu hatırlatan Altan Öymen Çarşaflı, bu örtünme meselesinin en ekstrem tarafıdır memleketimizde. Yani türban meselesinin ötesinde çarşafın savunması haline geldi bu. Birazda başı açık kadınların savunulması lazım, onlarla birlikte onları da savunun dedi.
Altan Öymen Yazı İşleri programında Mirgün Cabas ve Ruşen Çakırın sorularını yanıtladı. Öymen şunları söyledi: Aslında bir tarihi tarafı var konunun. CHP hakkında demokrasiye geçtiğimiz 1946dan itibaren hep dine uygun davranmadığı iddiası öne sürülmüştür. CHP de buna karşı bir şeyler yapmaya çalışmıştır. Mesela ilk defa din derslerinin yeniden müfredata konulması, imam hatip kurslarının açılması, İlahiyat Fakültesinin kurulması kararları CHP döneminde yapılmıştır.
Dinsizlik iddiasına karşı tedbir alınmak için yapılmıştır. Köy Enstitülerine karşı dinsizlik emareleri var diye haksız iddialar öne sürülmüştür. Oralardan fedakarlık başlamıştır. Fakat bu, o zamanın şartları içinde anlaşılır. Örneğin Arapça ezanı getirdi Demokrat Parti, yine orada çekimser kaldı yani Türkçe ezanı savunmadı. Ama bunların karşısında CHPnin oylarının böyle davrandığından arttığı da görülmedi. Yani daha fazlası istenildi ve o ithamlar kaldı.
CHP OLDUĞU GİBİ OLMALIDIR Mesela şimdi Zaman Gazetesi veya Yeni Şafak Gazetesi Aferin Baykala diye söylüyorlar. Ama yarın diyelim o şalvar konusunda daha yeni açılımlar yapsa veya din konusunda başka şeyler de yapsa gene başka şeyler istenecek. Bu noktada tarihi süreç de göz önünde tutulursa ben şu sonuca varıyorum; CHP olduğu gibi olmalıdır. CHP içinde gerçekten başı örtülüler vardır çarşaflılar da vardır. Bazı örgüt mensuplarının hanımları öyledir. Bu gerçeğin tespit edilmesi yeter CHPnin tanınması için. Öteki vasıflarının da kabul edilmesi lazım.
BİRAZ DA BAŞI AÇIK KADINLARIN SAVUNULMASI LAZIM Çarşaf meselesi bugün devam ettirdiği bir şey. Ancak dünkü konuşmasını ben de gazetelerden biraz şaşırarak okudum. Sanki Adanadaki şalvarlıların ütülü olarak pantolon giymeleri gerekir diyen varmış gibi böyle karşı fikir ortaya çıkarıyor ve ona şiddetle cevap veriyor. Alacağım kardeşim diyor, sanki alma diyen olmuş gibi. Fakat bunu bir politika haline getirmesinden dolayı eleştirenler var. Çünkü kaç günden beri bir çarşaflı savunması var. Mesela çarşaflı, bu örtünme meselesinin en ekstrem tarafıdır memleketimizde. Yani türban meselesinin ötesinde çarşafın savunması haline geldi bu. Birazda başı açık kadınların savunulması lazım, onlarla birlikte onları da savunun. Yani çarşaflı almak partiye büyük devrim gibi falan gösterilirken biraz da başı açık olan kadınlar da girsin, hepsi girsin aslında partiye eğer inanıyorlarsa.
SEÇİM ARİFESİNDE OLDU Gençlere çok ihtiyaç var CHPde. Gençlerin de öyle kitle halinde partiye alınması için ciddi teşebbüsler çok önceden başlatılması lazımdı. Seçim arifesine gelindiğinde bu kitlesel üye olmalar başladı bunun da en tepe noktası ve mütemadiyen gündemde kalan noktası çarşaflı kadınların alınması. Şimdi orada son çarşaflı hanımlara rozet takılması esasında Sultangazideki bir zatın aday olmasıyla söz konusu oldu. Zaten söylüyor kendisi AKPye başvurduk ama bize ilgi göstermediler, bu yüzden CHPye geldik diye
ECEVİTİN PROJELERİ VARDI Bir seçim havası içinde seçimsel bir adım gibi algılandı. Şimdi oylar artarsa bu yüzden mi artar? CHP 1973te ve 1977de büyük oy sıçraması yaptı Ecevitle birlikte. Ama Ecevitin söylediği sözler arasında bu çarşaf falan yoktu. O zaman ekonomik konuları söylüyordu, kalkınma tarımdan başlayacak diyordu. O zaman daha fazla tarım toplumuydu Türk toplumu. Ama bir ekonomik programla ve kitaplarla girdi Ecevit 73 seçimine. 77 seçiminde de köy kentler projesi vardı. Yani genel olarak ekonomik iddialarla ve projelerle girdi. Ve CHP o zaman yüzde 45lere varan oy aldı. Yani asıl olan CHPnin oy alabilmesi için proje üretmesi ve programını da uygulamak suretiyle ekonomik bazdaki girişimlerdir.
CHP DE PROJELERE YÖNELMELİ Baykalın konuşmalarında da ekonomi var ama bir proje ekibi olup da hazırlanırsa daha inandırıcı olur. 1929 buhranı sırasındaki ve daha sonraki seçimlerin hepsinde proje bazında ortaya çıkanlar bir şeyler yapmıştır. Bir çok ülkede de hazırlıklar yapılmış, tedbirler alınmıştır. İktidarda olan partiler başka şeyler yapmaya çalışmıştır, muhalefette olanlarda projeler hazırlamıştır. Yani projelere yönelinirse tabi daha iyi olur.
BAŞBAKAN KRİZİ HAFİFE ALDI Elbette bugünkü kriz dolayısıyla Sayın Başbakanın aymazlığı ortadadır. teğet geçiyor diye başladı, önceki gün de kriz tepe noktasına kadar çıktı artık inişe geçti, krizden kurtulduk havasında birşeyler söyledi. Ama aynı gün ABDde resesyon ilan ediliyor. Diğer yerlerde de herkes görüyor. Bakın Adanada 25 fabrika kapanıyor. Bunlar belli, ekonomist olmaya da gerek yok. Burada baştan itibaren hükümetin politikaları takip edilirse gerçekten fevkalade aymazlık içinde olduğu politikalarından görülür. Kronolojik olarak bakılsın Erdoğanın söylediklerine ve yapılan işlere bakılsın. Yani krizin küçümsendiği ve hiç bir ciddi tedbir alınmadığı da ortada.
BÖYLE BİR ŞEY YOKTUR DİYE MORAL DÜZELTME OLUR MU? Moralleri yüksek tutmak mümkün ama bazı tedbirleri almak zorundayız diye söylersiniz. IMFyle anlaşma yapılacaksa yapılır. Yapılmayacaksa başka şey söylenir. Bu fedakarlığa davet edersiniz ama moralinizi sağlam tutun, biz bunu aşarız dersiniz. Böyle bir şey yoktur diye moral düzeltme olur mu? Onun arkasından hayal kırıklığı gelir.
AKP NE KADAR AZ OY ALIRSA O KADAR İYİ Ben bu seçimde AKPye mümkün olduğu kadar az oy verilmesinin çok faydalı olacağına kaniyim. Çünkü bir huy belirdi bu iktidarda. Zafer kazandıkça, başarı kazandıkça ben madem kazandım istediğim her şeyi yaparım diye demokrasiyle alakası olmayan bir havaya giriyor. Yani birinci zaferi 2002de kazandı. O zaman daha normaldi. İkinci zaferi kazandıktan sonra gördük. 16 ay vakit geçti akılda kalanlar bir anayasa değişikliği hazırlığı. 6 ay onun münakaşası yapıldı.
Biz anayasayı Türkiye için yapıyoruz, türban meselesi o kadar önemli değil, hürriyetleri getireceğiz dendi. 6 aydan sonra birden bire velev ki süreci başladı. velev ki siyasi simge olsun derken 2-3 maddelik anayasa değişikliği kabul edildi. Onun da münakaşası çıktı, davalar açıldı. Geriye doğru bakarsanız elde var sıfır. Nafile bir zaman geçti sadece tartışmalar düşmanlıklar gerilimler. O açıdan bu seçimde bir oy kaybına uğrarsa AKP, o zaman belki seçmen tarafından da bir uyarı almış olur ve kendine çeki düzen verme ihtimali artar.