Doğumdan itibaren ve bebeklik çağında ortaya çıkan glokomlara doğumsal glokom denildiğini, bebeklik çağında ortaya çıkan glokomun erken teşhisinin büyük önem taşıdığını kaydeden Yalvaç, bu konuda öncelikle çocuk hekimlerinin çok dikkatli olması gerektiğini ifade etti.
Erişkinlerde glokomun merkezi görmeyi bozmadığı için hasta tarafından ileri seviyeye ulaşmadıkça net bir şekilde algılanamadığını bildiren Yalvaç, ancak bebeklerdeki doğumsal glokomda gözün içerisinde biriken sıvının gözü büyütmeye başladığını belirtti.
Bebeklerde gözün gelişiminin sağlandığı ilk üç yaş içerisinde göz tansiyonunun normal düzeyde tutulması gerektiğini bildiren Yalvaç, açıklamasında şu ifadelere yer verdi:
Bu dönemde kontrol edilemeyen glokom, görme sinirinin ciddi anlamda zarar görmesine neden oluyor. Bebeklerde de görülebilen glokom (göz tansiyonu) 3 yaşına kadar tedavi edilmezse hasar bırakabilir. Glokom, genetik geçişli bir hastalık. Ülkemizde akraba evliliği çok sık yapılıyor. Akraba evlilikleri nedeniyle dünyaya gelen bebeklerde bu hastalık daha sık görülüyor ve bunlar ciddi bir risk grubunu oluşturuyor. Akraba evliliklerinin yapılmaması başta glokom olmak üzere genetik geçişli hastalıkların büyük oranda azalmasına neden olacaktır.
Erişkinlerde genellikle tıbbi yöntemlerle hastalığın tedavisine başlandığını, yetersiz olması durumunda diğer yöntemlere geçildiğini bildiren Yeditepe Üniversitesi Göz Hastanesinden Prof. Dr. Ilgaz Yalvaç, çocukluk çağındaki glokomlarda ise erişkinlerden farklı olarak öncelikle cerrahi tedavi uygulandığını, bunun nedeninin ilaçların bebeklerde ciddi yan etkiler yaratması, ilaçların bebeklerde erişkinler kadar etkili olmaması ve bebeklerde yapılan cerrahi tedavinin başarılı sonuçlar vermesi olduğunu kaydetti.