Şahin: Kamu görevlilerine ibret olsun
Web NTVMSNBC   
NTVMSNBC'yi açılış sayfam yap
Türkiye
Yerel Seçim 2009
Ergenekon Davası
Politika
Dış politika
Genel
Polis - adliye
Yerel
Video
Foto Galeri
Türkiye
Dünya
Ekonomi
Spor
Teknoloji
Sağlık
Kültür Sanat
Yaşam
Hava Yol
Yeşil Ekran
Eğitim
Moda
Otomobil
Doğuş Yayın Grubu
NTV
CNBC-e
e2
NTVSPOR.NET
NBA TV
NTV Radyo
Eksen 96.2
Radio N101
NTV Yayınları
NTV Tarih
N. Geographic
 
NTVMSNBC Anasayfa » Türkiye » Politika

Şahin: Kamu görevlilerine ibret olsun

Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin Engin Çeber’in işkence sonucu ölümü olayıyla ilgili soruşturmayı titizlikle sürdürdüklerini söyledi. Şahin “Bu olay özellikle kamu görevi yapanların kendine çeki düzen vermesini sağlamalı” dedi.


 DİĞER HABERLER


NTV
Güncelleme: 12:13 TSİ 16 Ekim 2008 Perşembe

ANKARA - Sıfır tolerans sözünün hiç işkence olmuyor anlamına gelmediğini belirten Adalet Bakanı Şahin “Bu nokada bireysel ve münferit olarak işkenceyle karşılaşıyorsunuz. Devlet erkini kulanan kamu görevlileri, suçlulara, suçları ne olursa olsun düşmanca davranamazlar. Şimdiden kimseyi suçlu ilan edemem ama bu olayla ilgili müfettişlerimin raporlarına göre kötü muamele tespitleri var. ” dedi.

  • HABERİN VİDEOSU
    Haberin devamı

    Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin, Engin Ceber’in, cezaevinde “kötü muamele ve işkence” sonucunda öldüğü iddiasıyla ilgili “Müfettişlerin ilk tespitine göre, orada bir takım olumsuz davranışların, kötü muamelenin olduğuna dair tespitler var. Değerlendirmeler yapıldıktan sonra rapor cumhuriyet savcılığına intikal edecek” dedi.

    TBMM’de basın toplantısı düzenleyen Şahin, Engin Ceber’in cezaevinde kötü muamele sonucu öldüğüne ilişkin iddialara cevap verdi. “Müfettişlerin ilk tespitlerine göre, orada bir takım olumsuz davranışların, kötü muamelelerin olduğuna dair tespitler var” diyen Şahin, şöyle devam etti:

    “Görüntü kameraları inceleniyor. Koğuşlarda kalan hükümlü ve tutukluların ifadelerine başvuruluyor. Diğer infaz koruma memurlarının bilgileri alınıyor. Bütün bu değerlendirmeler yapıldıktan sonra rapor cumhuriyet savcılığına intikal edecek. Cumhuriyet Savcılığı gereken işlemleri yapacak. Ortada bir ölüm olayı vardır. Bu ölüm olayının kötü muameleden ve işkenceden olduğu iddia edilmektedir. TCK’nın 94. maddesine göre işkence sonucu bir vatandaş hayatını kaybederse, bu suçu işleyenler ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına
    çarptırırlar. Müfettişler gerekli incelemeleri tamamlayacaklar. Konu, yargıya intikal edecek. Yargının da en isabetli kararı vereceğini düşünüyorum. Bunun, herkes için, tüm kamu görevlileri için, özellikle bu tür sorumluluklar üstlenenler için ibret olmasını, herkesin kendisine çeki düzen verecek bir olay olmasını temenni ediyorum. Keşke böyle bir olayı yaşamasaydık.”

    Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin, Engir Ceber türünden olayların ceza infaz kurumlarında bir daha yaşanmaması konusunda gerekli önlemlerin alınacağını belirterek, “Ceza infaz kurumlarında 40 bine yakın personel var. Bunları ciddi bir eğitime tabi tutmamız gerekiyor” dedi.

    “301 İLE İLGİLİ SORU SORMAZ OLDUNUZ”
    Gözaltı süresinin 4 günle sınırlandırılmasının, AKPM’nin işkence listesinden çıkmasına önemli katkı sağladığını vurgulayan Şahin, daha sonra TCK’da önemli değişiklikler yapıldığını, işkence suçunun cezalarının bir kaç misli ağırlaştırıldığını hatırlattı.

    “ZİHNİYET VE KAFALAR DEĞİŞMELİ”
    Yasalarda mükemmel düzenlemeler yapılsa bile, zihniyet ve kafaların değişmesi gerektiğini ifade eden Şahin, şu görüşleri dile getirdi:

    “Mutlaka yapılan yasal düzenlemeleri uygulamaya da çok başarılı şekilde yansıtmamız gerekir. Yaptığımız bu yasal düzenlemeleri yüzde yüz uygulamaya yansıtabilmek bir zamanı gerektiriyor. Kafaların zihniyetlerin değişmesi gerekiyor. Evet, AKPM’nin işkence yapılan ülkeler listesinden Türkiye çıktı ama işkenceye sıfır tolerans deyince, hiç işkence olmuyor denilemez. Bireysel olarak da münferit olarak da olsa işkenceyle zaman zaman karşılaşıyoruz. İşte bunlardan bir tanesi de cezaevinden çıktıktan hemen sonra Engin Ceber’in başına geldi. Bu haberi duyar duymaz 2 müfettiş görevlendirdim. Metris Cezaevinde gerekli çalışmaları yaptılar. Dün bana vermiş oldukları bilgi notunda, işkence iddialarının ciddi bulunduğu, bununla ilgili delil toplamaya başladıklarını ve ilk elde ettikleri bilgilerde sorumlu gördükleri 19 kişinin açığa alınması kararını verdiklerini ifade ettiler. Bugün Teftiş Kurulu Başkanından aldığım bilgiye göre, ifade alma çalışmaları büyük bir hızla devam ediyor. Kuşkusuz Türkiye’nin cezaevinde kötü muamele gördüğü için bir vatandaşın hayatını kaybettiği ülke olarak dünya kamuoyunda anılması herkesi üzdü. Bundan en çok da ben üzüldüm. Çünkü Adalet Bakanıyım. Ceza ve Tevkif Evleri Genel Müdürlüğü, benim bakanlığım bünyesindeki genel müdürlüktür. Ceza infaz kurumları da bana bağlı olan genel müdürlüğüne bağladır.”

    “(KARAKOL DUVARLARI CAMDAN OLACAK) SLOGANI”
    Bakan Şahin, 1991 yılı seçimlerine doğru bir siyasi partinin kendisini de çok etkileyen “Karakol duvarları camdan olacak” şeklinde bir sloganının olduğunu belirterek, karakol duvarlarının camdan yapmanın mümkün olmadığını ama bu sloganla güvenlik güçlerinin davranışlarının dışarıdan görülüyormuş gibi algılandığını söyledi.

    “Ceza infaz kuruluşları da aynı anlayışla yürütülmelidir. Keşke ceza infaz kurumlarımızın da duvarları camdan olabilecek şekilde şeffaf hale getirilebilse” diyen Şahin, şu veya bu şekilde cezaevine düşen insanları misafir olarak gördüklerini bildirdi.

    Şahin, devlet erkini kullanan kamu görevlilerinin, hangi suçu işlerse işlesin, hangi davranışta bulunursa bulunsun, insanlara düşmanca davranamayacaklarını bildirdi.

    Kamu görevlilerinin devlete yakışır şekilde muamelede bulunması gerektiğini dile getiren Şahin, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Bu konuda üzerimize önemli görevler düştüğünü biliyoruz. Özellikle Adalet Bakanı olarak, ceza infaz kurumlarında buna benzer olayların bir daha tahakkuk etmemesi konusunda arkadaşlarımla oturup konuşacağım. Gerekli önlemleri almaya gayret edeceğiz. 40 bine yakın ceza infaz kurumlarında görev yapan personel var. Bunları ciddi bir eğitime tabi tutmamız gerekiyor. Şimdi bir suç işlendi. Bununla ilgili Teftiş Kurulumuz raporunu verecek, bu daha sonra yargıya intikal edecek. Şimdiden kimseyi de yargı kararı kesinleşmeden suçlu da ilan edemem. Müfettişlerin ilk tespitlerine göre, orada bir takım olumsuz davranışların, kötü muamelelerin olduğuna dair tespitler var. Görüntü kameraları inceleniyor. Koğuşlarda kalan hükümlü ve tutukluların ifadelerine başvuruluyor. Diğer infaz koruma memurlarının bilgileri alınıyor. Bütün bu değerlendirmeler yapıldıktan sonra rapor cumhuriyet savcılığına intikal edecek. Cumhuriyet Savcılığı gereken işlemleri yapacak. Ortada bir ölüm olayı vardır. Bu ölüm olayının kötü muameleden ve işkenceden olduğu iddia edilmektedir. TCK’nın 94. maddesine göre işkence sonucu bir vatandaş hayatını kaybederse, bu suçu işleyenler ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırırlar. Müfettişler gerekli incelemeleri tamamlayacaklar. Konu, yargıya intikal edecek. Yargının da en isabetli kararı vereceğini düşünüyorum. Bunun, herkes için, tüm kamu görevlileri için, özellikle bu tür sorumluluklar üstlenenler için ibret olmasını, herkesin kendisine çeki düzen verecek bir olay olmasını temenni ediyorum. Keşke böyle bir olayı yaşamasaydık.”

    “CEBER’İN BABASINI ARADIM”
    Engin Ceber’in babasını dün aradığını, acısını paylaştığını ifade ettiğini anlatan Şahin, Ceber’in babasının son derece olgun bir insan olduğunu ve suçluların cezalandırılmasını istediğini bildirdi.

    Şahin, Türkiye’nin, kendi kabuğuna çekilmiş, kimsenin ilgilenmediği bir ülke olmadığını ifade ederek, Türkiye’de olup biten her şeyin tüm dünya kamuoyu tarafından izlendiğini kaydetti.

    İşkenceyle mücadelede bu yaşananları tamamen geride bırakacağız ve işte o zaman işkenceye sıfır toleransın bir anlamı olacak. Yaşananlardan hepimiz üzüntü duyuyoruz” diye konuştu.

    Yunus Emre’nin “Bir garip ölmüş diyeler, 3 gün sonra duyalar” sözünü hatırlatan Şahin, gazetecilerin her türlü olumsuzluğu, her türlü olayı kamuoyunun gündemine getirerek, kanunsuzlukla mücadelede önemli görev yaptığını bildirdi.

    Şahin, gazetecilere, “Olayların üstüne üstüne gidiyorsunuz, duyarsız kalanları bile duyarlı hale getirecek sorumluluk üstleniyorsunuz” dedi.

    Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin, kendisine bağlı genel müdür ve daire başkanlarının eylem ve işlemleriyle ilgili gözetim ve denetim hakkına sahip olduğunu belirterek, “Devletin bir ceza infaz kurumunda, devlet erkini kullanan kişilerin olumsuz davranışı sonucu bir vatandaşımız
    hayatını kaybetmişse, hem Adalet Bakanı olarak, hem de Hükümetin bir üyesi olarak özür dilemeliydim. Çünkü böyle bir muameleyi hiçbir vatandaşımız hak etmez” dedi.

    “Ceber’in, karakol safhasında da işkence ve kötü muameleye maruz kaldığı” yönündeki iddiaların hatırlatılması üzerine Şahin, “Sarıyer Cumhuriyet Savcılığı karşılıklı 2 suçlamayla ilgili bir soruşturma yürütüyor. Hem gözaltına alınan vatandaşların polislerden şikayetçi olduğuna dair müracaatları var. Hem de emniyet mensuplarımızın bu vatandaşlardan şikayetçi olduğuna dair şikayetleri var. Cumhuriyet Savcılığı bunları değerlendiriyor. İçişleri Bakanlığı da ayrıca bu olayda ‘Emniyet mensuplarının sorumluluğu var mı?’ diye 2 müfettiş görevlendirdi. İçişleri Bakanlığı da olayı bu yönüyle olayı takip etmektedir” diye konuştu.

    Bu tür olayların bir daha yaşanmaması için ne tür önlem alınacağının sorulması üzerine Şahin, “Başta cezaevi personeli olmak üzere arkadaşlarımızın bu konuda daha duyarlı olması için mutlaka ciddi çalışma yapacağız. Hangi tedbirleri alırız ve bu tedbirleri nasıl uygularız? Gündemimizden bir tanesi de bu olacak. Yasal önleme ihtiyaç olduğu kanaatinde değilim. Personelin eğitimi konusunda eksiklikler var” dedi.

    “HZ. ÖMER GİBİ DÜŞÜNMEK İSTERİM”
    Şahin, “Özür dilemeniz kamuoyunda takdirle karşılandı. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?” sorusuna şu yanıtı verdi:

    “Devlet görevi yapan personel aslında devlet yetkisi de kullanmaktadır. Ben Adalet Bakanı olarak bana bağlı olan genel müdürlüklerin, daire başkanlıklarının eylem ve işlemlerinden bir noktada gözetim ve denetim hakkına sahibim. Devletin bir ceza infaz kurumunda, devlet erkini kullanan kişilerin olumsuz davranışı sonucu bir vatandaşımız hayatını kaybetmişse, hem Adalet Bakanı olarak hem de Hükümetin bir üyesi olarak özür dilemeliydim. Çünkü böyle bir muameleyi hiçbir vatandaşımız hak etmez. O nedenle böyle bir özür diledim. Kişisel olarak da yanlışlıklar, hatalar yapabiliriz. Hata yapmışsak ve bu hatadan zarar gören insanlar varsa, onlardan özür dilemeyi bir erdem olarak kabul ediyorum. Bir takım önemli görevlere gelmek dışarıdan son derece hoş görülebilir. Ama onun öyle sorumlulukları var ki? Ben doğrusu görevimi yaparken, devlet sorumluluğumu yerine getirirken, Hz. Ömer gibi düşünmek isterim. ‘Dicle kenarında otlayan bir kuzuyu kurt kapsa, ilahi adalet onu Ömer’den sorar’ Dolayısıyla böyle vicdani bir sorumluluğumun olduğunu da düşünüyorum. Hangi görevde bulunursak bulunalım, bu anlayış içinde hareket etmemiz daha doğru olacağı kanaatindeyim. Belki beni özür diletmeye iten nedenlerden bir tanesi de bu son söylediğimdir.”

    GÖREVDEN EL ÇEKTİRİLENLER
    Şahin, Metris Cezaevinde açığa alınanların görevleriyle ilgili soru üzerine, “2 ikinci müdür, baş infaz koruma memuru, infaz koruma memurları, bir de doktor var. Başka personel var mı? Onu bilemiyorum. Onu teftiş çalışması sonucunda öğreneceğiz” dedi.

    DENİZ FENERİ DAVASI
    Deniz Feneri Davası ile ilgili daha önce yaptığı açıklamanın hatırlatılması üzerine Şahin, şunları kaydetti:

    “Benim Antalya’da söylediğim şuydu: Almanya’da birileri dolandırıcılık fiilini işlemiş, yargılanmış ve mahkum olmuştur. Bazı siyasi parti liderleri diyor ki ‘Bu dolandırıcılıktan siz sorumlusunuz, siz yaptınız.’ Ben de diyorum ki ‘Bana ne? Beni niye başkasının işlediği suçla ilişkilendiriyorsunuz?’ Arkasından bir şey daha söylüyorum. Bu konuşmam Anadolu Ajansında vardır. Kim suç işlerse, cezasını çekmelidir. Babamın oğlu olsa farketmez. Benim ismimi kullanarak, haksız menfaat teşebbüsünde bulunduğu için teyzemin oğlunu savcılığa ihbar etmiş ve onu tutuklatmış bir adamdır. Kimsenin işlediği suç yanına kar kalmamalıdır. Ben ‘Bana ne ya’ derken, ‘İşleyen işlesin dokunmayın’ anlamında söylemedim. Niçin benimle ilgilendiriyorsunuz bunu. Türkiye’de birçok suç işleniyor. Bu suçların sorumlularından biri de ben miyim? Benimle niye irtibat kuruyorsunuz. ‘Türkiye’de bağlantıları var’... Tamam varsa tespit edilir, onlar da yasaların öngördüğü cezayla cezalandırılmalıdır. Kimse hiç farketmez. O nedenle dosyayı bilgi ve belgeleriyle istedik. Haberler çıkıyor, ‘Adi postayla istenmiş.’ Acele posta servisiyle gönderildi.”

    “ONUN HESABINI BANA SORMAYIN”
    Bakan Şahin, “Alman makamların hala kendilerine ulaşmadığı yönündeki” sözlerinin hatırlatılması üzerine, “Acele posta servisi ile Frankfurt Başkonsolosluğuna gönderdim. Ben posta hizmetlerinin nasıl yürüdüğünü, ne kadar sürede gittiğini bilmiyorum. Onun hesabını da bana sormayın” dedi.

    Bir gazetecinin, “Deniz Feneri olayının Türkiye ayağı olduğu çok açık” demesi üzerine, Şahin, “Ben hakim, savcı değilim. Dosya Almanya’dan istenecek. Soruşturma Türkiye’de de başladı. Ankara Cumhuriyet Savcılığı dosya açtı. Aynı savcı bildiğim kadarıyla değişik kamu kurum ve kuruluşlarından bilgi istedi. Soruşturma sürüyor. Ama bazen bizi hakim ve savcı olarak görüyorsunuz. Hakim ve savcının işini bizimle irtibatlandırmayın. Onların çalışmalarını da bir an önce sonuçlandırmak için yardımcı oluruz” karşılığını verdi.

    Alman Büyükelçisi ile ilgili yaptığı görüşmede, “Niye bizim çocuklara dokunuyorsunuz?” şeklinde bir beyanının olup olmadığının sorulması üzerine ise Şahin, şu yanıtını verdi:

    “Antalya’da tutuklu bulunan bir Almanın tahliye edilmesi düşüncesiyle Büyükelçi bana geliyor. Almanya Başbakanı bile Sayın Başbakanımıza bu konuyla ilgilenmesini rica ediyor. Ben de ‘yargı bizde bağımsız, bir şey diyemeyiz. Sizde de bağımsız. Sizde de şu anda Deniz Feneri adıyla soruşturma yürütüyorsunuz. Sizde nasıl bağımsızsa bizde de öyle bağımsız’ diyerek Deniz Fenerini gündeme getirdim. Ne diyecektim başka? Ben kendim için diyeceğim ki ‘bizde yargı bağımsız. Biz bir şey yapamayız’, sonra diyeceğim ki ‘Ama siz yapın.’ Bunda mantık var mı?”

    Hrant Dink davasında bazı raporların devlet sırrı olduğu gerekçesiyle mahkemeye verilmediği yönündeki eleştirilerin hatırlatılması üzerine de Şahin, bu davanın yargıda olduğunu ve duruşmaların devam ettiğini hatırlattı. Şahin, “Bundan sonra bir belgenin verilip verilmemesi konusu yargının işidir” dedi.

    Şahin, gözaltı süresinin artırılması konusunda Anayasada değişiklik düzenlenip düzenlenmediğine ilişkin soruya, “Anayasada bir değişiklik düşünmüyoruz” dedi. Şahin, Hükümetin Olağanüstü hal uygulamasını geri getirme gibi bir düşüncesinin de olmadığını bildirdi.

  •  
    NTV Haber paketine abone olmak için tıklayın

    Bu habere oy ver
    Düşük
    1 Puan 2 Puan 3 Puan 4 Puan 5 Puan 6 Puan 7 Puan 8 Puan 9 Puan 10 Puan
    Yüksek
         •  En çok puan alan haberler

    Yazdır Gönder Görüş yaz/ oku

    Bütün Görüşleri Oku

    Ana Sayfa | Türkiye | Dünya | Ekonomi | Sağlık | Yaşam | Teknoloji | Kültür Sanat | Doğal Hayat | Eğitim | Moda
    Spor | Hava Yol | İletişim | Yardım | İzleyici Görüşleri | Reklam Seçenekleri | Hukuki Şartlar & Gizlilik Hakları