AKP Genel Başkan Yardımcısı Dengir Mehmet Fırat ile CHP Grup Başkan Vekili Kemal Kılıçdaroğlu, Mecliste tartıştılar.Tartışmada Kılıçdaroğlu, Fıratla ilgili hayali ihracat ve uyuşturucu kaçakçılığı yönündeki iddiaları gündeme getirdi. Fırat yanıt verdi.
ANKARA - AKP Genel Başkan Yardımcısı Dengir Mir Mehmet Fırat ile CHP Grup Başkanvekili Kemal Kılıçdaroğlu Meclis Basın Toplantısı Salonunda biraraya geldi.
Tartışmayı Gazeteci Uğur Dündar yönetti. Dündar, toplantı öncesi salondaki milletvekillerinin gazetecilerin rahat görev yapabilmesi için dışarı çıkmalarını istedi. Ancak izleyici olarak salonda bulunan milletvekilleri dışarı çıkmadı. İki siyasetçi ellerinde çok sayıda dosyayla salona geldi. Birçok televizyon kanalının canlı yayında aktardığı toplantıda yaşanan tartışmalar şu şekilde gelişti: Tartışmanın tam metni için tıklayınız
Toplantıyı yöneten Gazeteci Uğur Dündar, yaptığı açılış konuşmasında, toplantı öncesindeki süreçte iki siyasetçi arasında çok ağır tartışma yaşandığını belirterek, Her iki değerli siyasetçinin bugüne kadar kendilerine yakışmayan bir üslup kullandığını söyledi.
Dündar, Açık oturumun amacı iddiaların belgelerle netleşmesi, kamuoyunun bilgilendirilmesi ve soru işaretlerinin kaldırılmasıdır. Ben her iki siyasetçinin siyasi etik sınırlarını zorlamayacaklarına inanıyorum. Tartışmanın demokrasimize yararlar getirmesini diliyorum. Dışarıdan soru almayacağız. Önce iddia makamı olan Kılıçdaroğlu sözü alacak. İlk iddiası Menas şirketinin hayali ihracat yaptığı iddiasıydı dedi.
HAYALİ İHRACAT İDDİASI HAKKINDA Kılıçdaroğlu: İftira sözcüğü benim kitabımda yoktur. Söylediğim her şey, mutlaka ama mutlaka belgeye bağlıdır. Ben belgeyi bir fotokopi olarak algılamam. Mutlaka o belgenin orijinaliyle fotokopisini bulundururum. Hepiniz hatırlarsınız; Şaban Dişli olayını gündeme getirdiğimde, CHP Kurumsal kimlik olarak iftira atıyor, Kılıçdaroğlu iftira atıyor dediler. Olayı sizin takdirinize bırakıyorum. Deniz Feneri olayını hepiniz biliyorsunuz. İftira atılıyor deniyor, olay dalga dalga yayılıyor. Daha da büyüyecek gibi görünüyor. Almanyanın en büyük dolandırıcılık davasında Mehmet Gürhan ile Zekeriya Karaman arasındaki ilişkiyi, genel vekaletnameyi yine ortaya koydum. Konu yine pek çok davaya konu olacak. Dolayısıyla söylediğim her şey doğrudur. Her şeyin belgesi vardır. İftira atmadım, öyle bir alışkanlığım da yoktur.
Daha sonra bir ihbar dilekçesi gösteren Kılıçdaroğlu, Başbakanlık Teftiş Kuruluna yazılan bu dilekçenin altında Dengir Mir Mehmet Fıratın imzasının yer aldığını iddia etti. Bu dilekçede, bir gümrük kontrolörünün, mal varlığında izah edilemeyecek haksız artış olduğu, varlığının eşi, çocukları ve kardeşleri üzerine geçildiği bilgisinin yer aldığını ifade etti.
Ukrayna Hükümetinin, Türkiye Cumhuriyet Gümrük İdaresine bir yazı göndererek, MENAS firmasının faturalarının sahte olabileceğini ve bunun incelenmesini istediğini, bunun üzerine olayın bu gümrük kontrolörüne intikal ettirildiğini anlatan Kılıçdaroğlu, şunları söyledi: Bu olaydan sonra Sayın Fırat, gümrük kontrolörünü şikayet ediyor. Başbakan Sayın Recep Tayip Erdoğan, onay veriyor. Evet inceleyin bakalım buradan ne çıkacak diyor. Olay inceleniyor. Kendisi, kardeşleri, küçük çocukları da dahil onlar, bütün yakınları yani, bu kontrolör arkadaşın 7 sülalesi inceleniyor. Sonunda iki müfettişin vardığı sonuç şu: Müfettişliğimizce yapılacak işlem bulunmadığı, bu konuda müfettişliğimizce soruşturma yapılmasına gerek olmadığı kanısına varılmıştır deniliyor. Sayın Başbakan Recep Tayyip Erdoğan da haklısınız diyor.
Bir politikacının bir müfettişe yönelik olarak, mal varlığınızı çocuklarınızın ve kardeşlerinizin üzerine geçirdiniz ve incelendiğinde bu görülecektir diye çok açık ve net bir ifade kullandıktan sonra, Başbakanlık Teftiş Kurulundan iki müfettişin aylarını ortaya vererek çıkardıkları sonuç; bu ihbar dilekçesinin fiyasko olduğudur. Muhbir ben değilim. Şikayetçi ben değilim. Ama olayın ortaya çıkmasını isteyen Sayın Fırat. Suçlanan müfettiş, suçlandığı bütün konulardan Başbakanlık Teftiş Kurulu müfettişlerince aklanıyor.
Kılıçdaroğlu, Fıratın şikayetle yetinmediğini, gümrük kontrolörünü mahkemeye verdiğini, kontrolörün mahkemede de beraat ettiğini anlatarak mahkeme kararını okudu.Kılıçdaroğlu, Sormak isterim; kim müfteridir, kim müfteri değildir? Benim söylediklerimin hepsi doğru çıktı diye konuştu.
FIRAT: KONTROLÖR CHPDEN ADAY ADAYI Daha sonra Dündar, iddialara cevap vermesi için sözü AK Partili Fırata verdi. Fırat, hiçbir zaman Kılıçdaroğluna muhbir demediğini ifade ederek, Ben müfteri dedim. İkisinin arasında fark var. Muhbir ihbar edendir, müfteri iftira atandır. Dolayısıyla ikisi farklı şeylerdir dedi.
Siyasetçi olmanın dışında, her vatandaş gibi Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olduğunu kaydeden Fırat, Türkiye Cumhuriyeti Devleti Anayasasının her vatandaşına verdiği hak ve yetkileri kullanma hakkına sahibim ifadesini kullandı.
Fırat, Kılıçdaroğluna, söz konusu gümrük kontrolörünün 2002 ve 2007 seçimlerinde CHPden Diyarbakır milletvekili aday adayı olup olmadığını sordu. Fırat, Eğer aday adayı olmuşsa CHP ile organik bağı vardır dedi. Hakkındaki iddianın haksız bir iddia olduğu kanısıyla şikayet hakkını yetkili merciler nezdinde kullandığını dile getiren Fırat, Kılıçdaroğlunun konuyla ilgili diğer belgeleri okumadığını söyledi. Belgelerin belli bir kısmının okunduğunu ancak devamının okunmadığını belirten Fırat, Başbakanlık Teftiş Kurulunun belgesinin, Mal beyanı yönünden bir suç oluşmadığını fakat haksız yere beni suçladığından mahkemeye sevk edilmesine karar verilmesi gerektiğini söylediğini anlattı.
Şikayetlerinden birisinin uygun bulunmadığını ancak diğerlerinin uygun bulunduğunu ve kontrolörün mahkemeye sevk edildiğini ifade eden Fırat, adı geçen kişinin, eşinin ve çocuklarının kendisi hakkında tazminat davası açtığını, mahkemenin bu davayı reddettiğini açıkladı ve mahkemenin ret gerekçesini okudu.
KILIÇDAROĞLU: HAYALİ İHRACAT YAPILMADAN TEŞVİK ALINMIŞ Kılıçdaroğlu, Menas A.Şnin Mersinde kurulu ihracat yapan bir şirket olduğunu, ihracat yaptığı için de devletten KDV iadesi ihracat desteği aldığını hatırlatarak, konuşmasını şöyle sürdürdü:
Bir olay oluyor, ihracat yapılıyor. Fakat ihracattan sonra beklenen dövizler Türkiyeye gelmiyor. Olayı Hazine Kontrolörü Orhan Tur soruşturuyor. Sadece Menas bağlamında değil. Pek çok büyük olayı soruştururken, Menas olayını da soruşturuyor. Düzenlediği rapor sonucu, İhracat yapılmış gibi gösteriliyor. Ama dövizler Türkiyeye dışarıdan gelmiyor. Dövizi iç piyasadan topluyorlar, Mersin Serbest Bölgeye götürüyorlar. Mersin Serbest Bölgede açılan bir hesaba yatırılıyor. Sonra da Türkiyeye yurt dışından döviz geldi diye götürüp Merkez Bankasına veriyorlar ve İhracat teşvik primini alıyorlar. İddia bu.
Turun raporu sonucu, kaçakçılık bağlamında bir soruşturma açılıyor. Raporda, Menas Yönetim Kurulu Başkanına Sizin hakkınızda böyle bir soruşturma açılmış, sizin aldığınız teşvikleri, Merkez Bankasına geri verdiniz. Bu hayali işlem midir? diye soruluyor. O da diyor ki Bu konuda Merkez Bankasını mahkemeye verdik. Haksız bir işlemle karşı karşıyayız. Bu parayı alacağız. Güzel... Buna itirazımız yok. Dava Mersin İdare Mahkemesinde açılıyor. Davanın sonucunda İhracata ödenen parasal ihracat teşviklerine dair destekleme fiyat istikrar fonu priminin gerçekte ihracat işlemleri yapmadan, para transferleri suretiyle haksız olarak elde ettiği sabit olduğundan teşvikin geri istenilmesi yolunda tesis olunan dava konusu işlemde hukuka aykırılık yoktur. Oy birliği ile karar verilmiştir deniliyor. Firma bu karara itiraz ediyor. 27 Ekim 2000 tarihinde temyiz dilekçesi veriliyor. Temyiz dilekçesinde, Menas A.Ş, davalı idarenin (yani Merkez Bankası ve Dış Ticaret Müsteşarlığının) eksik ve yanlış soruşturmasının birleşmesi sonucu, deyim yerindeyse hayali ihracat yapan, kamudan ayrıca yararlar sağlamış bir ticari kişilik haline getirilmiştir. Buna itiraz ediyoruz deniyor.
İtiraz Danıştay 10. Dairesinde görüşülüyor. Danıştay 10. Dairesinin kararında ise İhracata ödenen parasal teşviklerden olan teşvik priminin gerçekte ihracat işlemleri yapmadan para transferleri suretiyle elde ettiği sabit olduğundan... deniyor ve bunların geri istenmesi isteniyor.
CHPli Kılıçdaroğlu, Danıştayın, Mersin İdare Mahkemesinin verdiği kararı, usul ve hukuka uygun bularak kesinleştirdiğini belirterek, Burada çok önemli bir şey var. Bu ihracat işlemlerinin yapıldığı dönemde Sayın Fırat, bu şirketin yönetim kurulu başkan vekili. Fiilen orada. Hayali ihracatı böylece noktalıyoruz dedi.
KONUŞULAN RAPORLAR FARKLI AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Dengir Mir Mehmet Fırat ise kendisi hakkında davacı olduğu müfettişin CHP ile organik bağının ortaya çıktığını söyledi.
Bu kişinin iki seçimde de CHPden milletvekili aday adayı olduğunu ifade eden Fırat, Kılıçdaroğlunun da bu kişinin hazırladığı raporu eksik okuduğunu, biraz daha okusa gerçeklerin ortaya çıkacağını bildirdi.Bu kişinin hazırladığı raporun bütün devlet kademelerine olduğu gibi Mersin Cumhuriyet Başsavcılığına da gittiğini dile getiren Fırat, şöyle dedi:
Mersin Cumhuriyet Başsavcılığı 22 Mart 2007 tarihinde bunu inceliyor ve kovuşturmaya yer olmadığına dair karar veriyor. Tarsus Ağır Ceza Mahkemesi, Gümrük İdaresinin avukatı da bu karara itiraz ediyor. Mahkeme savcılığın kararını tasdik ediyor. Ben bir şey sormak istiyorum: Türk yargısına inanıyorlar mı, inanmıyorlar mı? Bunu bana söylemek zorunda. Her vatandaş gibi, Niye sen bunu şikayet ettin? Vallahi, CHP ile bir organik bağı olduğunu bilseydim, Kılıçdaroğlunun hatırı için o arkadaşı şikayet etmezdim. Şikayet etme hakkından vazgeçerdim.
Tarsus Ağır Ceza Mahkemesinin verdiği kararı, CHPli Kılıçdaroğluna veren Fırat, Siyaset yapıyoruz. Siyaset dürüstlük sanatıdır. Delillere dayanmadan bir kişiye, ki ben o şirketin yönetim kurulu üyesi falan değilim, ben 1999da, milletvekili olduğum andan itibaren yönetim kurulundan çekilmişimdir dedi.Fırat, 1993 yılında kurulan şirketin, o tarihten sonraki bütün yönetim kadrolarının hangi tarihte nasıl değiştiğinin çok açık ortada olduğunu vurgulayarak, şunları söyledi:
Bu olaylın olduğu tarihte yönetim kurulu üyesiysem, haklılığı kabul edeceğim. Ben o tarihte yönetim kurulu üyesi değilim. Bunu soruşturma müfettişi de raporda yazıyor. O tarihte ben sadece anonim şirketin ortağıyım. Bu kadar ciddi işlem yaparken, bir araştırma yapmadan Acaba şu bizim tosun veya bizim yakınımız olan müfettiş bu raporu düzenledi. Bunun sonucu ne oldu? Bunun mutlaka bir sonucu olacak. Nereye gidecek? Mahkemeye gidecek. Bu raporun gereğinin yapılması için Mersin Cumhuriyet Savcılığına gidiliyor. Mersin Cumhuriyet Savcılığından bu konuda hükmün ne olduğunu isteseydi, ben inanıyorum ki bu belgeler eline geçerdi. İnanıyorum ki Sayın Kılıçdaroğlu, benim hakkımda böyle bir ithamda bulunmazdı. Kendisine tek taraflı verilen belgeyle, ki nereden geldiğini de biliyorum, beni suçlamasını haksızlık olarak niteliyorum. Keşke isteseydi bu dosyayı kendisine gönderirdim. Bu konuda yapılan iddia asılsızdır, çirkindir, hukuken de geçersiz bir iddia olmaktan öteye geçmemektedir. Ben inanıyorum bu dosyayı inceleme imkanı olduktan sonra en azından benden bir özür dilemeyi beklerim.
KILIÇDAROĞLU: BEN 24 EKİM 2000 TARİHLİ RAPORDAN SÖZEDİYORUM. BURADA HAYALİ İHRACAT AÇIK Bunun üzerine yeniden söz alan CHPli Kılıçdaroğlu, Fıratın farklı dosyalardan bahsettiğini ileri sürdü. Birimiz elmadan bahsederken, birimiz armuttan bahsediyor diyen Kılıçdaroğlu, Fıratın sözünü ettiği rapordan kendisinin hiç bahsetmediğini bildirdi.
Kılıçdaroğlu, Fıratın ondan aklandığını, bu konuda söyleyecek bir sözünün bulunmadığını ifade ederek, şöyle devam etti: Yargı kararlarına sonuna kadar saygılıyız. O raporla ilgili olarak giden dosya, 1918 Sayılı kaçakçılığın Men ve Takibine ilişkin dosyadır. Savcılık takipsizlik kararı vermiştir, doğrudur. Ama hangi gerekçeyle olduğunu biliyor musunuz? Dosya zaman aşımına uğradığı için.... Peki ben size soruyorum: iki tane bürokrat dosyayı zaman aşımına uğratırsa ve o dosya savcılığa gittikten sonra suç olsa dahi yapacak bir işlem yok derse, geriye dönüp o dosyaları zaman aşımına uğratan bürokratlardan hesap sormaz mısınız? Sararsınız değil mi? Demokrasilerde bunun olması lazım. Ne yapılıyor dersiniz? Zaman aşımına uğratanlar terfi ettiriliyor.
SÖYLEDİĞİM 2 RAPORU HAZIRLAYANLAR CHPLİ DEĞİL Kılıçdaroğlu, kendisinin söylediği raporun, Fıratın sözünü ettiği müfettişin yazdığı raporla hiç ilgisinin bulunmadığını ifade ederek, Benim söylediğim, Hazine Kontrolörü Orhan Turun yazdığı rapordur. Ben size raporun tarih ve numarasını vereyim. Olay 24 Ekim 2000 tarihli 144/9 sayılı rapora dayanıyor. Sayın Fırattan istirham ediyorum, siz iktidardasınız. AKPnin Genel başkan yardımcısısınız. Orhan Turun düzenlediği raporu gazetecilere dağıtın. Orada hayali ihracatın bütün boyutlarını göreceksiniz dedi.
Kılıçdaroğlu, gazetecilere başka bir rapor göstererek, şunları kaydetti: Şu anda elimde tuttuğum rapor, CHPden aday adayı olanın hazırladığı rapor değil. Söylediğim 2 raporu düzenleyen arkadaşların CHP ile yakından uzaktan ilgisi yok. Siyasetle de ilgisi yok. Ben özellikle bu raporları söylüyorum. Çünkü kamuoyunda bizi dinleyen vatandaşların kafasında bir toplu iğne ucu kadar sorun kalmasın. Bakın bu raporda da Gümrük Müfettişleri, Menasın İngiltereye gönderdiği malları soruyor. Ey İngiltere hükümeti, bir bakın bakalım, mallar bu firmaya geldi mi? diyor. İngiltere gümrük memurları ihracatın yapıldığı yerdeki firmaya gidiyorlar. Ancak İngiltere Gümrük İdaresi, bu şirketin var olduğuna dair bir bulguya rastlanmadığını, söz konusu yerin antrepolarla dolu terk edilmiş bir yer olduğunu, söz konusu malların faturaların kontrolünün yapılmasının mümkün olmadığını bildiriyor. Bu soruşturmayı yapan gümrük müfettişinin de CHP ile ilgisi yok.
Ben hayali ihracatı söylerken, 24 Ekim 2000 tarihli raporu düzenleyen arkadaşın, 1998lerde yapılan ihracatlar dolayısıyla Fıratın yönetim kurulu üyesi olduğunu söylüyorum. Aslında ben söylemiyorum, o rapor söylüyor. Sayın Fırat 1999da değil, 1998de şirketteki görevinden ayrılmış. 1997 ve onun öncesi tarihlerde yapılan hayali ihracatlar var. O hayali ihracatların yapıldığı dönemde Sayın Fırat, Menasın yönetim kurulu üyesi, en büyük ortağı ve başkan yardımcısı.
Kılıçdaroğlu, hayali ihracata ilişkin ceza davalarının Yargıtayda, devlet alacaklarının ise idare mahkemelerinde görülüp Danıştayda sonuçlandığını hatırlattı. Kılıçdaroğlu, Ben size hem Mersin Bölge İdare, hem de Danıştay kararlarını okudum. Mahkeme çok açık ve net yapılmayan bir ihracat diyor. Mahkeme daha ne desin dedi.
ÇOK ÜZÜLÜYORUM AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Dengir Mir Mehmet Fırat, bunun üzerine, Şahsen ben çok üzülüyorum. Sayın Kılıçdaroğlunun böyle bir şeye gireceğini tahmin etmemiştim. Bu raporda bahsedilen mal nereye doğru gidiyordu? Ukraynaya... Şimdi neredeyiz, döndük İngiltereye. Danıştay kararını size gösterdi. Bu kararı ben özellikle istedim. Danıştay 10. Dairesi 28 Ekim 1994 tarihinde yapılan bir ihracattan bahsediyor. Buradaki ihracat nerede? O müfettişin verdiği rapor 2003 tarihinde olmuş. 2003 tarihinde yapılmış olan bir ihracatı, Danıştay nasıl görüp karara bağlamış. Danıştayın kararı ile Mersin Bölge İdare Mahkemesinin kararı da birbirini tutmuyor. Enteresan. Bunun fotokopisini çoğaltalım, basın mensuplarına dağıtalım diye konuştu.
Daha önce kendisine yöneltilen suçlama ile bugün Kılıçdaroğlunun söylediklerinin farklı olduğunu anlatan Fırat, şöyle devam etti:
Zaman aşımı meselesi var. Bu çok ayıp. Burada, zaman aşımından bu davanın düştüğüne dair tek bir ibare var mı? Şu dava diyeceksiniz, Danıştay bununla ilgili şu kararı verdi diyeceksiniz. Sonra başka kararı göstereceksiniz. Daha sonra da Bu kaçakçılık yönünden değil de zaman aşımından dolayı dava kapatılmıştır. Lütfen insanlarımızı aldatmayalım. En azından insanlardan bir özür borcunuz var, o özür borcunuzu söyler kalkar gidersiniz. Bugüne kadar bir konuyu dile getirdiniz, biz o konuyu tartışıyoruz. Hangi konuyu daha sonra getirmek istiyorsanız, serbestsiniz. Size süre...İstediğiniz yerde o istediğiniz konuları tartışmaya hazırım. Ama lütfen sahte belge göstermeyin, yalan beyanda bulunmayın. Burada bir zaman aşımı yok. Zaman aşımından değil, Cumhuriyet Savcılığı soruşturmaya yer olmadığına dair karar veriyor. Olabilir, savcı hata yapmıştır. Tarsus Ağır Ceza Mahkemesi bunun uygun olduğuna karar veriyor. Bu konuda takdiri sizlere bırakıyorum. Sakın ola bana bundan sonra evrak sallanmasın. Evrak sallanacaksa bunun fotokopileri yapılır, bir tanesi bana, bir tanesi de basın mensuplarına dağıtılır. O zaman daha rahat konuşma imkanına sahip oluruz.
Biraz sonra Sayın Kılıçdaroğlunun gösterdiği Danıştay ve Bölge İdare Mahkemesi kararlarını inceleyin. İkisinin arasındaki bir ilişki varsa haklıdır.
İddiasının Fıratın ortağı olduğu MENAS Şirketinin hayali ihracat yapıp yapmadığı olduğunu hatırlatan Kılıçdaroğlu, 24 Ekim 2000 tarihli raporun, şirketin hayali ihracat yaptığını söylediğini, konuyla ilgili tüm yargı kararlarını gösterdiğini ifade etti. Ben hiçbir zaman, hiçbir toplantıda, hiçbir yerde Ukraynaya yapılan ihracatla ilgili bir şey söylemedim diyen Kılıçdaroğlu, hayali ihracatın 30 yılda bir değil, yıllar itibariyle yapılıp Hazine kayıtlarına girdiğini belirtti.
Kılıçdaroğlu, kendisinin eski bir hesap uzmanı olduğunu ve uzun süre bu konulara baktığını hatırlatarak, altını çiziyorum; 24 Ekim 2000 tarihli raporda, MENASın hayali ihracat yaptığı, DFİF primlerini aldığı kanıtlanmış, kesinleşmiş mahkeme kararlarıyla... 3. Rapor var. Orada kesinleşmiş mahkeme kararları var. Buna itirazımız yok. Ben yargının kesinleştirdiği hayali ihracatı açıkladım. Daha ne açıklayayım? diye konuştu.
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Dengir Mir Mehmet Fırat, Kılıçdaroğluna, Bayram Çolakın bu raporunu düzenlediğini bilmiyorsa, yemin ederse, böyle bir dosyayı bilmediğini ve böyle bir dosya üzerine konuşmadığını söylerse ben inanırım dedi.
3 ayrı raporun ayrı mı yoksa aynı davayla mı ilgili olduğunu soran Fırat, Kılıçdaroğlunun, Gümrük Müsteşarlığının kendisi hakkında kovuşturmaya gerek olmadığına ilişkin kararı ile Çolakın kendisi hakkındaki raporunu bilip bilmediğini sordu. Fırat, Eğer bilmiyorsa niye bu kadar çok ilgilendiler. Şimdi herhalde Mersin Belediyesi fazla bilgi bulamamış, bunları göndermiş diye konuştu.
FIRAT SİYASİ NÜFUZUNU KULLANMIŞTIR Kılıçdaroğlu, 24 Ekim 2000 tarihli raporun basın mensuplarına dağıtılacağı konusunda Fırattan söz vermesini isteyerek, Hiçbir şeyden korkmadığını söylüyorsa, bu raporu getireceğine söz versin. Söz versin, her ortamda tartışırım dedi.
Fıratın Siz getirin tartışırım, ama lütfen sahte belge olmasın demesi üzerine Kılıçdaroğlu, Sayın Fıratın en büyük ortağı olduğu MENASın ürünlerini yurt dışına gönderen tırda 89 kilo eroin yakalandı mı yakalanmadı mı? diye sordu. Eroinin yakalandığı konusunda hiçbir tereddütün bulunmadığını belirten Kılıçdaroğlu, konuyla ilgili 10 Mayıs 2008de yayınlanan gazete haberini gösterdi.
Bu haberden bir süre sonra eline bir belge geçtiğini anlatan Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu:
Gümrükler Genel Müdürlüğüne hitaben yazılmış iadeli taahhütle gönderilmiş bir belge; İdarenizden engelleyici her türlü işlemin durdurularak sonucundan yazılı olarak tarafıma bilgi sunulmasını rica ederim. Bu şu anlama geliyor;bizim ürünlerimiz sınırdan geçerken aramayın. Artık biz beraat ettik, bu çerçevede engelleyici iş yapmayın diyor. Belgenin altında, Abdülkadir Gürüz ve Dengir Mir Mehmet Fırat adı var. Elimizi vicdanınıza koyup şunu soralım; iktidardaki bir partinin genel başkan yardımcısıysam, eğer bu yönetim kurulunda değilsem, benim adımı, Gümrük Müsteşarlığına yazılan bir yazıya kim hangi gerekçeyle koyabilir? Bunun ahlaki bir yönü var mı, yok mu? Bunu alan memur ne diyecek? Bak bu iktidardaki partinin çok önemli bir adamı, biraz dikkatli olmamız lazım. Sayın Fırat, siyasi nüfuzunu burada açıkça kullanmıştır. Siyasi nüfuzunu kullanıldığı yerde aklıma soru işaretleri gelir. Araştırdık, Sayın Fırat diyor ki ben 1 Eylül 2007de ayrıldım. Sonra MENASın yönetim kurulu toplanıyor aynı kararı alıyor. Ama aradan 8 ay geçiyor. Bir gün Vatan Gazetesi bir manşet yapıyor, 10 Mayısta... 9 Mayısta Fırata soruyorlar, Tırda eroin yakalandı, ne diyorsunuz?, ben ayrıldım diyor. Sonra ne oluyor, yani 8 ay sonra 9 Mayısta noterden ben şu tarihte ayrıldım diyor. Ayrıldıktan neden 8 ay sonra notere gidiliyor. Notere gitmek bu kadar zor mu? Siz olsanız tereddüt etmez misiniz, aklınıza soru gelmez mi? Elimizi vicdanımıza koyalım, vicdanımızın sesini dinleyelim. Sonra ne oluyor? Ticaret Sicili Gazetesini bulduk, orada da yayınlanmış. Ne zaman? 4 Haziran 2008... Eğer ayrıldıysanız niye 8 ay bekliyorsunuz da uyuşturucu olayı kamuoyuna yansıdıktan sonra notere gidiyorsunuz? Sormazlar mı insana? Ben şahsen sorarım.
MENASI KIRMIZI HATTAN ÇIKARIN YAZISI Fıratın bu olayın ardından olayın sorumlusu şoför yakalandı, itiraf ediyor, hapiste dediğini belirten Kılıçdaroğlu, Siz bugüne kadar uyuşturucu baronlarının yakalandığını Türkiye Cumhuriyetinde duydunuz mu? Vanda, bir uyuşturucu baronunun silahlı adamlarıyla karakolu basıp, polislerin burnunu altın kabzalı tabancayla kırdığını bilmiyor musunuz? Bunu hep beraber yaşamadık mı? Efendim, tır şoförü sorumluymuş. Şoför ne yapsın? Şoföre para verilip, suçu üstüne al, hapse gir, çocukların hepsine bakarız, hapisten çıktıktan sonra işin hazır deniyor dedi.
Kılıçdaroğlu, tırda eroin yakalandığına dair tereddüt olmadığını, tırın MENASın ürünlerini yurt dışına götürdüğünü ifade ederek, gümrükte kırmızı hat, sarı hat ve yeşil hat deyimleri olduğunu, bunlardan yeşil hattakilerin güven veren firmalar nedeniyle hiç aranmadığını, sarı hattaki firmaların evrak bazında incelendiğini, kırmızı hattaki firmaların tamamının didik didik incelendiğini anlattı. MENASın kırmızı hatta bir firma olduğunu kaydeden Kılıçdaroğlu, (MENASı bu hattan çıkarın) diyen Fıratın adının yer aldığı belge var. Niye kırmızı hattan çıkarın derken Fıratın adı yazılır? Bu bürokrasi üzerinde ciddi baskı anlamındadır görüşünü savundu.
Söylediklerinin tamamının belgeye dayalı olduğunu vurgulayan Kılıçdaroğlu, 89 kilo eroin yakalandı, bizi kırmızı hattan çıkarın diye yazı var, sayın Fırat ben ayrıldım diyor ama uyuşturucu haberinden sonra ayrılıyor. Sizin aklınıza kuşku gelmez mi, benimkine gelir dedi.
AVUKATLIKTAN PARA KAZANDIM DEMEDİM Fırat, MENASın en büyük değil, yüzde 30 ortağı olduğunu belirterek, hisselerini 300 bin dolara ortağı olan Abdülkadir Gürüze sattığını, bunun da yönetim kurulu kararlarına işlendiğini kaydetti.
Tırda yakalanan uyuşturucuyla ilgili haber sırasında yurt dışında olduğunu, konunu kendisine sorulduğunu anlatan Fırat, noter tasdikli kararın da gazeteye gönderildiğini söyledi. Fırat, bununla ilgili banka hesabını da gösterdi. Ben, 1 Eylülde ayrıldım. Velev ki ben ayrılmadım, MENAS bu işleri mi yapıyor? Tenzih ediyorum diyen Fırat, ortağıyla birlikte Hukuk Fakültesinde öğrenciyken şirketi nasıl kurduklarını anlattı.
Şirketin bir de paketleme tesisi bulunduğunu, 1998 yılına kadar şirketin yönetiminde olduğunu, seçime girerken ayrılma kararı aldığını anlatan Fırat, sözlerini şöyle sürdürdü:
Arkadaşlarım, benden dolayı, hiçbir günahları olmamasına rağmen iftiraya, takibata uğruyor. Onun üzerine, 9. ayda ortağıma ben bunu satacağım dedim. 1 milyon dolara ortağıma sattım. Para hangi tarihte gelirse ayrılırım dedim. Ben ortak değilim ama haydi ortak olduğumu farz edelim. Bir şey söylerken ayağınızın yere basması lazım. Eroin yakalandı mı? Yakalandı deniyor. Yılda bin 500 araçlık nakliye yapan bir firma bu... Ben baron değilim. Mirim... Mir, bey demektir. Ben hiçbir zaman baron olmadım hayatımda. Tek bir kuruş haram para boğazıma sokmadım. Ben avukatlıktan para kazandım, bütün servetim buradandır demedim. Benim babamdan, dedemden, 16. dedemden itibaren gelir.
Tır şoförü yakalanıyor, ama şüpheli ve daha önce de takip ediliyor. İfade veriyor, Iraktan dönerken birileri bana bu yükü yükleyeceğini, Hollandada bana 15 bin dolar verileceğini, bunu kimseye söylersem beni öldüreceklerini söylediler... MENAS şirketinden herhangi bir kişi, ifade vermeye bile çağrılmamıştır. MENASın aracında eroin çıktı mı? Diyelim ki basın kağıt getiriyor, geldi Kapıkule Gümrüğüne arabadan paket çıktı. Bunun sorumlusu gazete patronu mu? Diyelim ki evinizi buradan İstanbula taşıdınız, yapılan aramada da aracın başka bir yerinde esrar çıktı? Bu, sizin mi esrarınız oluyor? Siyaset yapıyoruz diye, birilerine iftira atamazsınız. O haberin devamını okuduğunuzda benim şirketten ayrıldığıma, işin şoför tarafından yapıldığı da yazıyor, beni ve MENASı her cümlesinde aklıyor. Allahtan korkun, elinizi vicdanınıza koyun. Şüphe uyandıran olursanız, ben üzülüyorum, başka yerlerde bunu tekrar edeceğim. Bunun ispat etmediğiniz sürece bunun bir iftira ve karalama olduğunu, bunun sadece benimle ilgili değil, partinin temel anlayışı olduğunu ileri süreceğim.
SİSTEM BİTMİŞ DEMEKTİR Kılıçdaroğlu, Fıratın şoför şüpheli biriydi diyor. Düzgün çalışan bir firma, şüpheli bir adamı niye çalıştırır? Böyle şey olur mu? MENASın kırmızı hata alınmasını isteyen ben değilim, hesaplarının incelenmesini isteyen bürokrasi değil, Ukrayna hükümetidir. Fırat, Ukrayna ve Rusyaya yapılan ihracatta çift fatura kullandıklarını söylüyor. Merak ediyorum, Sayın Fırat, çift fatura kullanıyorsa acaba Sayın Kemal Unakıtan ne düşünüyor? Siyasette nasıl ahlak temel kural ise ticarette de öyle olmak zorundadır. Siz hiç çekinmeden çift faturayı seslendiriyorsanız sistem bitmiş demektir diye konuştu.
Sözlerini bitirirken bir fıkra anlatan Fırat, Anadoluda ekmek yapmak için hamur yoğuran kadın gaz kaçırıyor. Karşısında oturan kocası, hanım hoş olmadı diyor. Kadın da kendisine peki sen geçen sene bizim baltamızın sapını niye kırdın? Sen de onun hesabını ver diyor. Siyasete eğer seviye getireceksek, belge olmadan sakın ola konuşmayın. Bakın ben sizinle ilgili bir sürü belge olmasına rağmen hiçbirini açıklamadım. Çünkü, delil olmadan hiçbir zaman açıklamam. Eğer yolsuzluk nedeniyle istifa gerekiyorsa, önce kendi partisini soyanların istifa etmesi lazım görüşünü ifade etti.
Türkiyede halen bu kadar kaliteli,
özgün, engin, kültürlü, beyefendi
siyasetçilerin kaldığını bilmiyorum.
Sn. Kılıçdaroğlu"na bize bunu
hatırlattığı için sonsuz
teşekkürlerimi sunuyorum. Kendisi
sürdürdüğü sade ve mütevazi
yaşamıyla,çok değerli Sayın Bülent
Eceviti bizlere hatırlatmıştır. Birkez
daha teşekkürler..
Vatanseverlik dürüstlüktür - Ankara
25 Eylül 2008, Perşembe 23:45
Tartışmanın en olumlu yönü daha önce
Akp ve Chp"nin birbirlerine uzaktan
iddialarla saldırıyor olmalarıyken ilk
kez yoğun bir medya katılımının
gerçekleştiği canlı bir oturumda
karşılaşmalırıydı. Bu sayede Chp"nin
kovalayan Akp"nin kaçan taraf olduğu
bir kez daha görülmüştür. Sayın
Kılıçdaroğlu"nun genel olarak haklı ve
somut deliller ortaya koyduğu
tartışmada Dengir Fırat bir kaç husus
dışında kaçamak cevaplar vermiştir.
Chp"nin dürüst ve ahlaklı siyaset
anlayışını tebrik etmek gerek.
tolga karagül - İstanbul
25 Eylül 2008, Perşembe 22:30
sayın kılıçdaroğlu büyük iş
başarmıştır,bir Nazimiyeli olarak
gurur duyuyorum.CHP nin kendini
yenilemesini ve asıl çizgisine
dönmesini umuyorum saygilar...