Sanayi Bakanlığı, yurtdışından dönmek isteyen bilimadamlarının istihdam edilebilmesine yardımcı olacak bir kurum kurulmasını önerdi. Teklifle; yurda dönen bilimadamları uzman oldukları alanlara yönlendirilecek ve kendilerine bilimsel destek sağlanacak.
ANKARA - Bir süre önce yurda dönen, ancak kendisini anlatacağı, nerede istihdam edilebileceği gibi konularda muhatap kuruluş bulamamaktan yakınan merikan Havacılık ve Uzay Dairesi (NASA) çalışanı Doç. Dr. Neva Çiftçioğlunun sıkıntısı, Sanayi ve Ticaret Bakanlığını harekete geçirdi. Bakanlık, yurtdışından ülkesine dönmek isteyen bilimadamlarının istihdam edilmelerini sağlayacak koordinatör bir kurum oluşturulması için ilgili kurum ve kuruluşlarla temasa geçti.
Sanayi ve Ticaret Bakanı Zafer Çağlayan imzasıyla, Dışişleri, Milli Eğitim Bakanlığı ve YÖKe birer yazı gönderildi.
Gönderilen yazıda, Ülke olarak yetişmiş insan kaynaklarımızdan azami ölçüde faydalanmak için onların izlenmesi, geri dönüşlerinde ülkemize yüksek faydayı sağlayacak alanlarda istihdam edilmelerini sağlayacak ve onlara yol gösterecek bir koordinatör kurum belirlenmesi ve oluşturulması gerekmektedir denildi.
Bakanlığın teklifi hayata geçtiğinde, yurtdışında başarı kaydetmiş doktor, mühendis, bilimadamı, sporcu, sanatçı v.s Türkiyeye geri dönmek istediklerinde, dosyalarını bu koordinasyon kurumuna gönderecekler. Bu kurum, yetişmiş insan kaynaklarını uzman oldukları alanlara yönlendirecek, bilimsel çalışmalarını destekleyecek, istihdam edilmelerini sağlayacak.
ÇİFTÇİOĞLU: BİLİMADAMLARI BUMERANG GİBİ OLMALI Öte yandan, Doç.Dr. Neva Çiftçioğlu, Türkiyeye geri dönüşünde yurtdışında başarı kaydetmiş kişilerin ülkelerinde çalışabilmelerine olanak sağlanması ve bu konuda bürokratik işlemlerin azaltılması ve koordinasyon sağlanmasını önermişti.
Çiftçioğlu, bu yakın ilginin gerçek beyin göçünü önleyeceğini ifade etmişti.
Çiftçioğlu, başka ülkelerdeki işleyişi de şöyle dile getirmişti: Birçok ülkede bu konuda çark şöyle işliyor; o ülkenin yurtdışındaki temsilcilikleri, büyükelçilikleri, konsoloslukları, özellikle belli projelerde çalışmış bilim adamlarını, sanatçılarını, mühendislerini ülkelerine bildiriyorlar. (Bu kişi, şu projelerde çalıştı, şu kişi bu projede çalıştı ve ülkeye dönmeye karar verdi) deniyor. Bu kişiler ülkelerine döndükten sonra onları bir kurum karşılıyor. İşte bizde de böyle bir kurum olsa ve bende oraya gidip; Ben ülkeme döndüm, benim şu teknolojileri kurma yeteneğim var. Şu patentlerim var, ben bu alanlarda şunları yapabilirim diyebilsem. Ama maalesef, böyle koordinasyonu sağlayacak bir kurumumuz yok. Oysa ben şimdi, samanlıkta iğne arıyorum. Gidiyorum üniversitelere... Tek tek görüşüyorum ve kişisel inisiyatiflerle karşı karşıya kalıyorum. Bana (kadromuz dolu) bile dendi. İşte bu nedenle, özel teknolojilerle dönmüş insanlara kolaylık sağlanması lazım. Var sayın ki ben bir opera sanatçısıyım. Ülkeme döndüğümde (Beni operaya alır mısınız?) diye sormamam gerekir. Operadan bana (gel) demeleri gerekmez mi? Şimdi, ben, şu ana kadar önemli bir kurumda çalışmışım ve o kurumdan teknoloji transferi yapmak istiyorum. Bunun tartışılır yanı olabilir mi? Biz bilimadamları bumerang gibi olmalıdır. Bumerang, gider ama sahibine geri döner. Ama geri dönmüyorsa, bunu atan kişi yanlış yapıyor demektir. Atan kişi suçludur. Onun için şimdi ben ülkesine dönmüş bir bumerangım ama beni kimse tutmuyor.
Beyin göçü tersine dönmez.Bunun
sağlanması için bilimin bürokrasi ve
bürokrat mantığından uzaklaşması
lazım. Bizde bilim ve teknoloji
üretmenin önündeki en büyük engel her
hangi bir koltuğa oturanın herşeyi en
iyi ben bilirim saplantısı içinde
olmasıdır.Herşeyi en iyi kendisinin
bildiğini sanan bu yönetici yeni ve
doğruya da kendi bildiğine uymuyorsa
tahammül edemez.İşte bu yüzden parlak
beyinlere yer yoktur.
Esra Gülen - Yurt Dışı
20 Ağustos 2008, Çarşamba 13:57
Anlayacaginiz 3 yillik tecrübe degil, 30
senelik tecrübeden yola cikarak
yaziyorum bunu. Gelismis ülkeler beyin
göcünü engellemek icin nasil sahip
cikiyorsa "beyinlerine", Türkiye`de
yapmali aynisini. Tabii ilk etapta
ülkesine "sadik" beyinler yetistirmeli!!!
Esra Gülen - Yurt Dışı
20 Ağustos 2008, Çarşamba 13:51
Mutlu Bey`e katiliyorum. Alper Bey:
Almanya`ya yeni geldiginiz belli. Ben de
yurt disinda yasiyorum ve yurt
disindakilerin Türkiye`nin hala insan
haklarini elestirmelerine gelemiyorum.
Almanya`nin neresinde insan haklari var
soruyorum size!? Alman hapishanelerinde
senede kac Türk`ün "intihar" ettiginden
haberiniz var mi sizin? Siz hic bir
Alman mahkemesi tarafindan sirf yabanci
oldugunuz icin suclandiginiz mi?
Ludwigshafen`i ne kadar cabuk unuttunuz
ayrica? Bu mu insan haklari Allah
askina!? Insanlar yakiliyor, davalar
faili mechuller bulunmadan kapatiliyor!
Ben bu ülkede dogdum, büyüdüm.