Kirlilikteki artışın, doğal ekosistem dengesini bozukluğunu, ekzotik (göçmen) türlerin endemik (yerel) türler üzerinde baskı kurmasına ve biyolojik çeşitlilikte azalmaya neden olduğunu belirten Doç. Dr Bedii Cicik, istenmeyen sonuçlara yol açmaması için bu durumun en kısa sürede önlenmesi gerektiğini ifade etti.
Deniz kestanelerinin, deniz ekosistemin omurgasız bileşenleri arasında yer aldığını, kıyıdan 5 bin metre derinliğe kadar olan kısımlarda dağılım gösterdiklerini anlatan Cicik, fosil incelemelerinde bu türün 450 milyon yıl öncesine kadar yaşadığının tespit edildiğini kaydetti.
Bu canlıların kirliliğe karşı son derece duyarlı olduklarını vurulayan Cicik, şunları söyledi:
Akdenizdeki koylarda iki türüne yaygın rastlanan deniz kestaneleri, son yıllarda kirlilik tespiti çalışmalarında biyotest canlısı olarak kullanılıyor. Deniz kestanesi, ülkemizde yeteri kadar değerlendirilmediği gibi sahil şeritlerinde tatilciler tarafından istenmeyen canlı türü olarak görülüyor. Oysa ki denizanasının çokluğu ortamdaki organik kirliliğin, deniz kestaneleri ise temizliğin göstergesidir.
Son zamanlarda yapılan araştırmalarda deniz kestanesi genomunun insan kromozomlarıyla büyük ölçüde örtüştüğünün saptandığına da dikkati çeken Cicik, Bu durum, insanda bağışıklık sistemiyle ilgili sorunların araştırılmasında önemli bir kaynak olarak değerlendirilebileceği anlamına gelmektedir. Deniz kestanelerinin bilinmeyen birçok özelliği ne kadar önemli canlılar olduklarının göstergesidir dedi.
Ülkemizde yaygın olarak Paracentrotus lividus ve Arbacia lixula türlerinin görüldüğünü ve son yıllarda sayılarının arttığının tespit edildiğini ifade eden Cicik, Akdenizde ve ağırlıklı olarak da Mersinin bakir koylarında bu yönde gelişmeler yaşandığını kaydetti.
BESİN KAYNAĞI
Cicik, Türkiyede hem ekonomik hem de besin değeri açısından çok fazla bilinmeyen deniz kestanesinin Uzak Doğu ve Avrupa ülkelerinde afrodizyak özelliği ile popüler gıda maddesi olarak sofralarda yer bulduğunu ifade etti.
Deniz kestanesinin Japonya, Fransa, Yunanistan, İtalya, Şili ve Uzak Doğu ülkelerinde tüketiminin son derece yaygın olduğunu belirten Cicik, ülkemizde ise yüksek besin değeri yeterince anlaşılmadığı için bu yönde bir alışkanlık olmadığını ifade etti.
Doğada işlevi olmayan hiçbir canlının bulunmadığını anlatan Cicik, şöyle devam etti:
Ülkemizde değerlendirilmeyen su ürünleri kategorisinde yer alan türlerin ve deniz kestanelerinin biyolojik özelliklerinin iyi bilinmesi gerekli. Avlama-işleme ve yetiştirme teknikleri konularında araştırmaların yapılması, doğal kaynakların daha etkin kullanılmasına fayda sağlayacağı gibi karasularımızın biyolojik çeşitliliğinin kontrolü ve korunmasına yönelik çalışmaların da önem kazanacağı düşünülmektedir.
yesil.ntvmsnbc.com