Anayasa Mahkemesi Başkanvekili Paksütün, 4 Mart tarihinde Kara Kuvvetlerine giderek Org. Başbuğla olağandışı bir görüşme yaptığı, görüşmenin gizli kalması için önceden komuta katının boşaltıldığı, güvenlik kameralarının karartıldığı iddia edildi.
ANKARA - İzlendiği iddiasıyla olay yaratan Anayasa Mahkemesi Başkanvekili Ali Osman Paksütün, Kara Kuvvetleri Komutanı ile yaptığı gizli görüşme, CHPnin türban düzenlemesinin iptali için yaptığı başvurudan 1 hafta sonra, AK Partinin kapatılması talebiyle Başsavcının başvurusundan ise 13 gün önceye denk geldi. 1 saat 15 dakika süren görüşmeyi ve ayrıntıları, Taraf gazetesi manşetten duyurdu.
Tarafın haberine göre, Paksüt, 4 Mart 2008 tarihinde, özel davetli olarak, saat 17.00de, 06 LLU 81 plakalı Mercedes marka araçla, Kara Kuvvetleri Komutanlığına giriş yaptı. Başbuğ ve Paksütün görüşmesi tam 1 saat 15 dakika sürdü.
1 HAFTA ÖNCE, 13 GÜN SONRA Olağandışı görüşme, kritik davaların arasında gerçekleşmişti. 1 hafta önce, CHP anayasada türbanla ilgili değişikliğin iptali için Anayasa Mahkemesine başvurmuştu. 13 gün sonra ise, Yargıtay Başsavcısı AK Partinin kapatılması talebiyle Anayasa Mahkemesine başvuracaktı.
İki kritik davaya denk gelen görüşmenin gizliliği için olağanüstü önlem alındı. Komuta katı tamamen boşaltıldı. Paksütün komutanlığa giriş yapmasından önce bizzat Kara Kuvvetleri Komutanı İlker Başbuğun emriyle giriş ve çıkıştaki güvenlik kameralarına da karartma uygulandı.
İZLEME İDDİASININ NEDENİ BU GÖRÜŞME Mİ? Tarafın haberine göre Paksüt-Başbuğ görüşmesi, askeri kanatta olduğu gibi, Anayasa Mahkemesi üyeleri arasında da gerginlik yarattı.
Osman Paksüt 13 Mayıs 2008de Ankara Tenis Kulubüne giderken, emniyete ait iki araç tarafından izlendiğini söylemiş, Emniyet ise bu iddiayı reddetmiş, İzlesek bizi göremezdiniz savunması yaparak, söz konusu araçların başka bir görev yaptığını öne sürmüştü. Olay yankı yaratırken Paksüt daha sonra sessiz kalmayı tercih etti.
Paksütün İzleniyorum iddiasının arkasında, Başbuğla yaptığı görüşmenin açığa çıkması ihtimalinden duyduğu tedirginlik olduğu iddia ediliyor.
Yargı bağımsızlığı, hukukun üstünlüğü,
demokratik hukuk devleti, egemenlik
kayıtsız şartsız milletindir, kanunlar
önünde herkes eşittir, siyasi partiler
domokrasinin vazgeçilmez unsurlarıdır
vs. Palavralarla uyutulan millet yine
duruma uyandı. Mızrak çuvala sığmıyor.
Ama ne olacak bütün bunların sonunda
biliyor musunuz? Millet, keskin bir "yat
borusuyla" yeniden yatırılacak. Yeni
Demirel"lerle bir süre daha idare
edilecek. Sonra millet yeniden uyanmaya
başladığında bir "yat borusu" daha! 27
Mayıs"ta, 12 Eylül"de, 28 Şubat"ta
olduğu gibi. Böyle sürüp gidecek işte.
Bu ülkenin kaderi; ne yazık..
Önder - Ankara
13 Haziran 2008, Cuma 16:35
Yargının tarafsız olduğunu savunan
paranoya-laik arkadaşlar ne diyecek
acaba. Ülkemizi kim yönetiyor sorusunu
ve bu ülke nasıl Avrupalaşacak ve
demokrasiye kavuşacak sorusunu soralım
kendimize derim.
av.gürol budak - Ankara
13 Haziran 2008, Cuma 16:32
doğru,gerçek anlamda demokrasi
olmadığı..:)
Parti başkanı delegeyi seçiyo-delege
parti başkanını,sonrada hepbirlikte
bizde onları...önümüzde ne
bulursak.!!! dokunulmazlıkla da
donatarak..!!