ANKARA - CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, CHP Genel Sekreteri Önder Savın makam odasının iktidar tarafından dinlendiğini iddia ederken, bu iddiasına karşı Başbakan ya da resmi hiçbir ağızdan hiçbir açıklama yapılmamış olduğunun altını çizdi. İstihbarat ve güvenlik güçlerinin, iktidarın bilgisi dahilinde Anamuhalefet Partisi Genel Sekreterinin makam odasını dinleyip, dinci gazeteye servis yaptığını, gazetenin de kelimesi kelimesine manşetten yayınladığını söyleyen Baykal, Devlet devlet olmaktan çıktı dedi.
Baykal CHP Genel Merkezinde düzenlediği basın toplantısında, Demokrasilerde örneği görülmemiş 3 olay yaşandığını söyledi. Anamuhalefet partisinin dinlendiğinin ortaya çıktığını ve Başbakanın en yakınındaki kişi olan işadamı Remzi Gürün cumhurbaşkanı seçimi öncesinde CHP milletvekiline rüşvet vermekten mahkum olduğunu söyleyen Baykal, üçüncü olayın ise, Başbakana yöneltiği 14 Kasımda havaalanında görüştüğün işadamına, Sabah-atv ihalesine girmemesi için telkinde bulundun mu sorusuna hâlâ yanıt olamaması olduğunu söyledi. Kimler telekulağa takılmadı ki... Baykal, özetle şunları söyledi:
GÜVENLİK VE DİNCİ GAZETEYE SUÇÜSTÜ Genel Sekreterimizin makam odasındaki özel görüşme dinlendi ve derhal bir dinci gazeteye servis yapıldı, 3 gün sonra manşetten kelimesi kelimesine yayınlandı. Bu, sıradan bir dinlemenin çok ötesindedir. Telefon dinlemenin çok değişik yöntemleri olabilir. Söz konusu olan bir ortam dinlenmesidir. Devletin güvenlik güçlerinin, anamuhalefet partisi genel sekreterini dinlediği, dinci gazeteye servis edildiği ortaya çıkmıştır. Bu devlet güçlerinin dinci gazeteyle yakın ilişkisi, suçüstü yakalanmıştır. Olağanüstü vahim olaydır.
DEVLET DEVLET OLMAKTAN ÇIKTI Türkiyede devlet artık bildiğimiz devlet, hukuk bildiğimiz hukuk olmaktan çıkmıştır. Bu kadar fütursuz, gözükara, aldırmaz biçimde özel yaşama tecavüz edilmesi, iftiharla yandaş bir gazetede teşhir edilmesi, rejimin ne noktaya geldiğini göstermektedir.
İKTİDARDAN TIK YOK Şu saate kadar hiçbir resmi açıklama yapılmadı, iktidardan tık yoktur. Sanki dünyanın en olağan tablosu yaşanmıştır. Hiçbir rahatsızlık, tedirginlik, ilgi, özür, soruşturma, güven veren yaklaşım hiçbir şekilde olmamıştır. Bu hiçbir şekilde kabul edilemez. Dünyanın herhangi bir demokrasisinde böyle bir şey yaşansa, derhal iktidardan sorulur.
DEVLET İÇİNDEKİ ÇETELER Teknoloji, devlet içinde yerleşmiş belli çetelerin aracılığıyla, bir kısım vatandaşlara karşı sistematik olarak kullanılmaktadır. Dinlemenin meşruiyeti yoktur. Bu dinlemenin arkasında kimler vardır? Kimler varsa, onların da meşruiyeti yoktur. Ülkede devletin güvenlik güçleri, istihbarat örgütleri, İçişleri Bakanlığı, iktidar ne hale gelmiş! Bu böyle gitmez, gidemez, gitmemelidir. Bütün toplumun bu vahim manzaraya dikkatini çekiyorum, duyarlılığa çağırıyorum. Yıldırma, sindirme taktikleriyle, toplumun belli kesimlerin, muhalefetin, rakiplerin hak ve örgütlüklerini, dengine getirip çiğneyerek teslim almanız mümkün değildir.
TARİHE, ZABITLARA TAŞIYACAĞIZ Biz görevimizi yapacağız, Başbakan hakkında gensoru vereceğiz. Bu konuda gensoru verilmezse, ne için verilir? Kabul edilir edilmez, orası ayrı; iktidar çoğunluğunun takdirinde. Ama bizim görevimiz gensoru ile bu konuyu tarihe, zabıtlara taşımaktır.
WATERGATE İKTİDARI DEVİRMİŞTİ Watergate skandalı ortaya çıkınca, ABDde bir iktidar, muhalefeti dinlediği belirlenince, devrildi. Demokrasi bu. Güvenlik güçlerinin niteliği ve yayını yapan gazete çok açık, biliniyor. Kamuoyunun gözünden kaçmaması gereken, insanların bilgisi, onayı olmadan, özel yaşamını tesbit etme ve kamuoyuna yansıtıp, belli amaçlar için kullanma manzarası var. Anayasa Mahkemesi Başkanvekiliyle ilgili şikayet de aynı manzaranın parçası. Çeteleşme anlayışının devlete yerleştirilmesi anlamına geliyor. Hiç kuşku yok, bu da, o doğrultudaki yetki tırmandırmasının parçası. Daha ciddi tehditlerle, belli hedeflere karşı saldırılar yapılıyor. Derin devlet olayının en olumsuz örneklerinden biri.
NEREDEN GELİYOR BU GÜVEN? Merkez valisi, partimizden aday olmak için müracaat etmiş. Söylenen sözlerde de hukuki bir sorun yok. Şu rahatlığa bakın, bunu iftiharla yayınlıyorlar. Nereden geliyor bu güven? Dinlemeyi yapan, gazeteye servis eden, gazetede yayınlayan, hiç korkmuyor. Vahim bir manzara. Bunları böyle göremiyorsak sağduyu kaybolmuştur.
DİNLEME İKTİDARIN KONTROLÜNDEDİR İktidarın kontrolü altındadır, çok açık. Başka buna muktedir hangi kadro var? Bu resmi kadrolar, iktidarın sorumluluğunda. Kim tayin etti o insanları? Kendimizi aldatmayalım. Biz devletin kurallarının, bizi güvence altına almaktan çıkıp çıkmadığını görmek istiyoruz. Devletin güvencesi, CHPliler lehine de işliyor mu, işlemiyor mu? Bizim de haklarımız var mı, yok mu? Bu konuda tereddüt çıkmıştır ortaya. Önce ne olduğunu görelim. Gördükten sonra herhalde Türkiye bu meseleye el koyar. Bu Genel Merkez izleniyor. Hak ve özgürlükler burada geçerli değil. Bununla iftihar ediyor mu Başbakanın? Şu saat itibariyle kılı kıpırdamamıştır. Bu feryattan sonra göstermelik telefonları bekleriz.
BAŞBAKANIN EN YAKINI MAHKUM OLDU Dün gene tarihî, dünya çapında bir olay yaşandı. Avrupada gerçekleşse yer yerinden oynardı. Hükümet nerenin başbakanı, kimlerin başbakanı? Bu uygulamaların başbakanı da, haklarına tecavüz edilenlerin başbakanı değil midir? Hatırlayacaksınız, Mecliste Cumhurbaşkanı seçimi öncesi, CHP Kastamonu milletvekili Mehmet Yıldırıma, Başbakanın ruh gibi yakınının, çocuklarını emanet ettiği, yurt dışında çocuklarını okutmasını içine sindirdiği, çoluk-çocuk birlikte tatil yaptığı, bir arkadaşının Abdullah Gül lehine oy kullanması için rüşvet teklif ettiği, basına yansımıştı. Yargı dün kararını aldı; 4 yıllık mahkumiyet, teşebbüs ve iyihalden indirildi. Rüşvetin belgesi olur mu diyorlardı, artık mahkeme ilamı var.
BAŞBAKANIN BİLGİSİYLE YAPILMIŞTIR Ne rüşveti? Cumhurbaşkanı seçimi rüşveti. Olay çok açık. Rüşvet teklifi, AKP Grup Başkanvekilinin odasından yapılmıştır. Grup Başkanvekili de tanık olarak ifade vermiştir. Böyle bir olay demokratik bir ülkede olsa kıyamet kopmaz mı? Başbakanın sorgulanmasına götürmez mi? Samimi vicdani kanaatimi söylüyorum, Başbakanın onayıyla yapılmıştır. Seçimden önce rüşvet teklif edenler, seçimde ne yaparlar? Bu yöntemlerle elde edilen sonuçların meşruiyeti, hukukiliği vicdanlara sığar mı? Bu da çürümenin en ileri aşamalarından biri. Başbakan kınıyor mu, kınamıyor mu? Bu tabloda mutluluk verici tek şey, CHP milletvekilinin, ahlaklı, tutarlı, onurlu bir insan olarak kaya gibi durmuş olması. Değerli arkadaşımızı yürekten kutluyorum.
8 GÜNDÜR SORUMA CEVAP YOK Başbakan uzun süredir sorumluluk üstlenmekten kaçınıyor. Geçen salı günü Meclis Genel Kurulunda, Sabah-atv satışıyla ilgili Başbakana bir soru sormuştum. 14 Kasım akşamı, Ankara havaalanının VIP salonunda bir işadamıyla buluştunuz mu, ona Sabah-atv ihalesine karışmamasının uygun olacağı yönünde bir telkinde bulundunuz mu, diye sormuştum. 8 gün geçti bir cevap yok. Bana birisi bu soruyu sorsa, o anda, dünyayı başına yıkardım, sen ne hakla böyle bir soru sorarsın diye; hatta onu mahkemeye veririm. İşadamı açıklama yaptı, Türkiyede ençok vergi veren 2. işadamı olarak, yılda iki kez Başbakanla buluşmasının yadırganmaması gerektiğini söyledi. Yadırgamıyorum, ama ben soruyu Başbakana sordum. Açıklama yapması gereken Başbakandır; ne münasebet demesini bekliyorum.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, CHP Genel Sekreteri Önder Savın dinlenildiği iddialarına ilişkin resen inceleme başlattı. İncelemeyi, Memur Suçlarını Soruşturma Bürosu yürütecek.
düştüğümüz duruma bakın-takip
etmeler,telekulaklık yapma.ayıp
ya.bunları yapanların başka işi gücü
yokmu.ayrıca buraya yorum yazanlar
CHP"Yİ suçluyorlar-hayret yani.
hakan aktürk - Sakarya
29 Mayıs 2008, Perşembe 09:10
CHP yandaşları, siz de biliyorsunuz ki
Baykal"la bu iş olmaz. Ama nedense
takım tutar gibi haala adamı
savunuyoırsunuz. Adam sizin cebinizden
yiyiyor arkadaşlar yapmayın. Yoksa CHP
yandaşları da mı artık iktidar olmak
istemiyor? Siz Deniz Baykal"ı
kendinize benzetemediniz de Deniz
Baykal mı sizi kendisine benzetmeye
başladı ne!??? Acıyorum halinize...Ama
siz gülüyorsunuz ağlanacak halinize.
Telekulak=gerginlik çıkarmanın başka
bir yolu. Önder Sav"ın büyük gafını
örtbas etmenin bir yolu, ama bu halk
yutmaz artık yapmayın beyler!...
leyla eker - K.Maraş
29 Mayıs 2008, Perşembe 08:23
CHP önder SAV ıunutturmak için bu
iddaaları ortaya atıyor.Elinde kanıtı
varsa sunsun kamuoyuna.