Hizbullah, Hamas olma yolunda
Web NTVMSNBC   
NTVMSNBC'yi açılış sayfam yap
Dünya
Ortadoğu
Irak
AB
ABD
Kıbrıs
ABD'nin Seçimi
Genel
Balkanlar
Dünya basını
G.Asya-Pasifik
O.Asya-Kafkaslar
Güney Amerika
Afrika
Video
Foto Galeri
Türkiye
Dünya
Ekonomi
Spor
Teknoloji
Sağlık
Kültür Sanat
Yaşam
Hava Yol
Yeşil Ekran
Eğitim
Moda
Otomobil
Doğuş Yayın Grubu
NTV
CNBC-e
e2
NTVSPOR.NET
NBA TV
NTV Radyo
Eksen 96.2
Radio N101
NTV Yayınları
NTV Tarih
N. Geographic
 
NTVMSNBC Anasayfa » Dünya » Dünya basını

Hizbullah, Hamas olma yolunda

“Son günlerde Lübnan’da yaşananlar, Hamas’ın Gazze’de başvurduğu askeri yöntemin, Beyrut’ta Hizbullah tarafından taklit edilmesinden ibaret. Filistin ve Irak krizini çözmekte aciz kalan Arap rejimleri, şimdi de Lübnan krizi karşısında acizlik içinde.”

 DİĞER HABERLER

  DÜNYA - EN ÇOK OKUNAN HABERLER

Hafız Elbarguti*
NTV-MSNBC
Güncelleme: 18:53 TSİ 13 Mayıs 2008 Salı

ABU DABİ - Filistin ve Lübnan krizleri siyasi olarak yorumlandığında, birbirleriyle büyük oranda örtüşüyor. İki olayın sadece basit bir farkı var: Lübnan’da Hizbullah’ın Sinyora hükümetinden istediklerini, Gazze’de Fetih hareketi, Hamas’ın İsmail Heniye hükümetinden istiyor.
Haberin devamı

Son günlerde yaşananlar, Hamas’ın Gazze’de başvurduğu askeri yöntemin, Beyrut’ta Hizbullah tarafından taklit edilmesinden ibaret. Zamanında Hamas da, bini geçmeyen savaşçısıyla Gazze’de kontrolü eline almıştı. Hamas, Hizbullah’ın da öncü darbe olarak böyle bir adıma başvurması için birçok gerekçesi olduğunu zaten söylüyordu.

Amerikalıların, Lübnan ordusunu desteklemesi ve silahlandırması, Hizbullah’a, ortada kendisine karşı hazırlanan bir darbe planı olduğunu hissettirdi. Amerikalılar bu planı geçmişte Gazze’de de gerçekleştirmişlerdi ve Hamas’a muhalif gruplara mali destek verdiklerini, onları silahlandırdıklarını uzun uzadıya anlatmışlardı. Bütün bunlar Hamas’ın Gazze şeridini ele geçirme isteğini hızlandırmıştı. Lübnan’da yaşananlar da bu senaryoya çok benziyor.

DİRENİŞ Mİ, İKTİDAR MI?
Önceleri Filistin topraklarının Lübnanlaşmasından bahsedilirken, şimdi Lübnan’ın Gazzeleşmesinden; yani Hamas’ın Gazze’ye yaptığına benzer şekilde, Hizbullah’ın Lübnan’daki bazı bölgeleri ele geçirmesinden konuşulur oldu.

Fakat Hizbullah, Hamas hareketinin karşılaştığı çıkmazları iyi etüt etmedi. Örneğin direniş ve iktidar söylemini birlikte yükseltti. Bunu Hamas da yapmıştı, ancak İsrail tehditlerinin artmasının ardından, kendisini İsrail’le ateşkes yapar halde buldu.

Peki Hizbullah, ülkesinde iktidar için direnişi kurban edip, İsrail’e ateşkes sunacak mı? Hamas geçmişte bu ateşkesi reddetmesine rağmen, Oslo’dan başlayarak İsrail’in Gazze şeridinden çekilmesine kadar devam eden süreçte, buna ters söylemler öne sürmüştür.

O halde direniş söylemi, iktidara ulaşmanın bir basamağına dönüşmüş durumda ve bu paradoks, ileride daha da çözümsüzleşecek.

Refik Hariri’nin, mezhepçilik, iç savaş ve yıkımın içinden Taif anlaşmasıyla çekip aldığı Lübnan, Ortadoğu sahnesinin mozaiği içinde etkili bir unsur olarak Filistin ve Irak’ın yanında durmaya aday görülüyor. Zira Lübnan krizi şu an bütün etkilere açık ve Lübnan sahnesine girmek isteyenler sadece silaha başvuracak. Bu ise krizin çözümsüzlüğünü arttırıyor.

ARAP TOPLUMUNDA YABANCI MÜDAHELELER ÇOK KOLAY
Araplar, Irak’ı coğrafi ve demografik bütünlüğünü desteklemeden kendi akıbetiyle baş başa bıraktılar ve bu boşluğu İran doldurdu. Araplar, Filistin sahasını da, hatırı sayılır hiçbir müdahalede bulunmaksızın ABD’nin bir eyaletiymiş gibi kendi başına bıraktılar. Sonuçta Filistin yıkıldı, parçalandı.

Lübnan’da ise, Arap ülkeleri Hizbullah’la, özellikle de kendisini İsrail’le mücadele eden ve onu yenilgiye uğratan büyük bir güç haline getiren ikinci savaş sonrasında, nasıl bir ilişki kuracaklarını bilememektedir. Sonuçta Arap resmi mantığı, İsrail’in bile Hizbullah karşısında itiraf ettiği yenilgisini, Hizbullah’ın yenilgisiymiş gibi göstermeyi tercih etti. Arap rejiminin bu yanlış mantığı, İran’ın müdahalelerde bulunmasına alan açtı. Ve buna paralel olarak Amerikan müdahalesi de geldi.

Filistin iç krizini çözmekte aciz kalan Arap rejimleri, Irak krizini çözmekte de aciz kalmıştı. Şimdi de Lübnan krizinin gelişmesi karşısında acizlik içindedir. Siyasi, mezhebi ve etnik iddialarla bütün Arap ülkelerinde büyüyen birçok krize çözüm bulmakta aciz kalacak olan da yine bu Arap rejimidir.

Arap toplumunda yabancı müdahaleler gittikçe kolaylaştı. Çünkü Arap rejimi en kötü günlerinden geçiyor ve sorunlarının çözümünde kendisine güvenmiyor. Hatta bütün sorunların idaresini, skandala varacak derecede aptallığın damgasını vurduğu Amerikan politikasına teslim ediyor. Arap dünyasının tamamen istikrarsızlığa boğulması, Arap varlığını ve devletlerini bölünme ile tehdit etmektedir.

Birleşik Arap Emirlikleri’nde yayımlanan El Beyan gazetesi, 11 Mayıs 2008, Arapçadan çeviri: Halil Çelik

 

Bu habere oy ver
Düşük
1 Puan 2 Puan 3 Puan 4 Puan 5 Puan 6 Puan 7 Puan 8 Puan 9 Puan 10 Puan
Yüksek
     •  En çok puan alan haberler

Yazdır Gönder Görüş yaz/ oku

                        Bu habere henüz yorum yapılmamış


Ana Sayfa | Türkiye | Dünya | Ekonomi | Sağlık | Yaşam | Teknoloji | Kültür Sanat | Doğal Hayat | Eğitim | Moda
Spor | Hava Yol | İletişim | Yardım | İzleyici Görüşleri | Reklam Seçenekleri | Hukuki Şartlar & Gizlilik Hakları