DTP Grup Başkanı Ahmet Türk, Başbakan Erdoğanın eve dönün çağrısında bulunduğunu ama evin içi bu haldeyken bu çağrının yanıtsız kalacağını söyledi.
ANKARA - PKKnın Kürt sorununun bir sonucu olduğunu, Kürt sorununun nedeni olmadığını ifade eden Türk PKK silahlı yöntemi esas almışsa, Kürt sorununun barışçıl yöntemle çözülmemiş olmasındandır. Bu yöntemlerin gündemden çıkması için süreci demokratik sürece dönüştürmeliyiz. Yarın PKK gider, farklı bir PKK gelir dedi.
Türk, partisinin TBMM grup toplantısında yaptığı konuşmada, önce DTPli milletvekilleriyle geçen hafta yaptıkları Irak ziyaretini değerlendirdi. Türk, bu girişimle Türkiyenin kardeş halkları ile komşu halkları arasında iyi ilişkiler kurulmasını amaçladıklarını bildirdi.
Türkiyenin son günlerde Irak Kürtleriyle kurmaya başladığı ilişkiye değinen Türk, Celal Talabaninin Ankaraya davetiyle başlayan ve son olarak hükümet temsilcilerinin Iraka gerçekleştirdiği ziyaretle süren bu temasları Olumlu bulduklarını söyledi.
Türkiyenin, korkuları nedeniyle kendisini kapattığı, ilişki kurmaktan kaçındığı dinamiklerden birinin de Irak Kürtleri olduğunu ileri süren Türk, Şimdi gerek Ortadoğudaki yeni dengeler gerekse de uluslararası koşullar nedeniyle Türkiyenin Kürtlerle belli boyutlarda ilişki geliştirme arayışına yöneldiğini görüyoruz. Bunu küçümsemiyor; tam tersine önemsiyoruz. Beklentimiz ve temennimiz bu ilişkilerin daha kalıcı ve uzun vadeli olması yönündedir. Düşmanlıklar yerine halkların kardeşliğini esas alan bir süreci elbette biz de destekleriz. Bunun için elimizden gelen çabayı da sarf ederiz diye konuştu.
KÜRTLERİN DE TÜRKLERİN DE ÇIKARINA Türkiyenin Irak Kürtleriyle kuracağı dostluk temelindeki ilişkinin yaratacağı barışçıl atmosfer, Kürt sorununun çözümüne de olumlu bir katkı sunabilir diyen Türk, bunun yaşanan çatışmaların sona erdirilmesi yönünde bir fırsat doğurabileceğini söyledi.
Türk Kürtlerin çıkarı da Türklerin çıkarı da barıştadır, kardeşliktedir, dostluktadır. Bunun görülmesi ve buna göre hareket edilmesi gerekir. Aksi taktirde kaybeden yine halklarımızın ortak geleceği olacaktır.
Geçen hafta çatışma sırasında yaşamını yitiren genç evlatların yakınlarına da baş sağlığı dileyen Türk, şunları söyledi: AK Parti Hükümetinin askeri operasyonlardaki anlamsız ısrarı, diyaloğa ve tartışmaya kapalı tutumu ve savaştan medet uman politikaları nedeniyle ülkemizde maalesef kan akmaya devam ediyor. Hükümetten beklenen şey başkalarının evlatlarını askere alıp onların canı, kanı üzerinden politika yapmak yerine, barışçıl bir çözüm siyaseti oluşturarak öncelikle akan kanı durdurmaktır. Hükümet bunu yapmak yerine tam anlamıyla kan siyaseti yürüterek ülkeyi gerilimde tutmayı ve böylesi bir ortamda kendisini gizlemeyi, yaptığı hataları unutturmayı hesaplamaktadır.
Bu kadar barış çağrılarına, barış girişimlerine yanıt vermeyen Başbakan, bu gencecik insanların ölümü nedeniyle siyasi sorumluluk sahibidir. Bu kanı durdurmak Başbakanın ve Hükümetinin elindedir. Hükümet artık militarist yöntemleri bir kenara bırakarak bir an önce çatışmaların durduğu ve silahların konuşmadığı bir ortamı tesis etmelidir.
EVİN İÇİNİ DÜZELTTİNİZ Mİ? HAYIR Başbakan Erdoğanın Eve Dönün çağrısı yaptığını anımsatan Türk, Çatışmalar ne zaman şiddetlense bu yönteme başvuruluyor. Bunlar yeni değil. Savaşın en şiddetli dönemlerinin yaşandığı 1990larda da yetkililer sık sık gelin teslim olun derlerdi. Biz de insanların eve dönmesini istiyoruz. Peki evin içini düzelttiniz mi? Hayır... Alt yapısını tamamladınız mı? Hayır... Eve dönüş çağrısı yaparken o evin içini düzeltmeniz gerekmez mi? Evin içi bu haldeyken kim döner? Çatışma, silah ortamı gündemden çıkmadığı sürece evin içi düzelmez. Gelin, demokratik bir hamle gerçekleştirelim diye konuştu.
PKK, Kürt sorununun bir sonucudur; Kürt sorununun nedeni değildir diyen Türk, şöyle devam etti: Eğer bugün PKK silahlı yöntemi esas almışsa, Kürt sorununun barışçıl yöntemle çözülmemiş olmasındandır. Bu yöntemlerin gündemden çıkması için süreci demokratik sürece dönüştürmeliyiz. Yarın PKK gider, farklı bir PKK gelir. Bu sorun hepimizin, ülkemizin sorunudur. Türkiyenin, demokratik, barışçı bir cumhuriyete dönüşmesi için ortak çaba göstermeliyiz.
Devlet de artık ben babayım döverim mantığından vazgeçmeli. vlatlarını kucaklayacak, eşit tutacak mantıkla yaklaşmalı. Hepimiz silah bırakıp eve dönmeleri için çaba gösteriyoruz. Gerçekten o dağdaki gençlerimizin dönmesini mi istiyorsunuz? O halde demokratik katılım sürecini başlatın. Bunun için adım atın. Bir kardeşlik projesini geliştirin.
devamlı barışçıl ortam diyor.ahmet TÜRK
SAVAŞTAMIYIZ ki barış olsun.benimle
aynı haklara sahip olacaksın ve
yetinmeip hayır yetmez daha fazla
diyeceksin.azınlıkmısınız ki ayrıcalık
istiyorsun.bir kürt arkadaşım,her
kürtün hayalinde bir kürt devleti
vardır demişti.ahmet bey önce soyadını
değiştirsin.tabanım dedikleri taşıdığı
soyadına mensup askere kurşun
sıkıyor.bir bildiği varki biri bitse
başkası ortaya çıkar diyor.başkasının
ipiyle kuyuya iniyorlar.bilmiyorki onu
kuyuya indiren onun attığı adımın on
adım sonrasını bile hesaplamış.
MEHMET DEMİRAL - İzmir
13 Mayıs 2008, Salı 15:39
BU MİLLETVEKİLİ KENDİSİNİ HANGİ ÜLENİN
MİLLETVEKİLİ SANIYOR? SAVAŞTAN VE İKİ
TARAFTAN SÖZEDERKEN HANGİ TARAFIN
EKMEĞİNİ YİYOR.BUNLAR DÜŞMANLARIN
BİRBİRİNE SÖYLEYECEĞİ SÖZLER ANCAK BU
MİLLETVEKİLİ BENİM ORDUMA VE
BAĞIMSIZLIĞIMA KARŞI NEREDE? T.B.M.M.