Mahkeme heyeti ayrıca, Oktarın fiilinden sonraki davranışları esas alınarak TCKnın 62. maddesinde öngörülen indirimin uygulanmasına yer olmadığına hükmetti.
DAVANIN GEÇMİŞİ
İstanbul 1 Nolu DGMde, 7 Nisan 2000de görülmesine başlanan dava, mahkemenin 12 Eylül 2003te verdiği görevsizlik kararı üzerine İstanbul Ağır Ceza Mahkemesine gelmişti.
Bu kararda, Adnan Oktarın da aralarında bulunduğu 34 sanığın, cürüm işlemek amacıyla teşekkül oluşturmak ve tehditle menfaat temin etmek suçlarından 4 ile 11 yıl, diğer 2 sanığın da cürüm işlemek amacıyla oluşturulan teşekküle yardım etmek suçundan 1er yıla kadar hapis cezasına çarptırılmaları istenmişti.
İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesindeki yargılama sırasında mütalaasını veren Cumhuriyet Savcısı Orhan Erbay, dava İstanbul 1 Nolu DGMde sürdüğü esnada mahkeme heyetinin reddedilmesi üzerine heyetin davadan çekildiğini anlatmıştı.
Bunun üzerine davaya bakmaya başlayan İstanbul 2 Nolu DGMnin dosyayı görevsizlik kararı ile İstanbul 3 Nolu DGMye gönderdiğini, iki mahkeme arasında oluşan uyuşmazlığı inceleyen Yargıtay 5. Ceza Dairesinin de 3 Nolu Mahkemenin görevli olduğunu bildirdiğini belirten savcı Erbay, sanıklar hakkındaki çıkar amaçlı suç örgütü kurmak ve örgüte üye olmak suçlarını düzenleyen eski TCKnın 313. maddesinin DGM kapsamından çıkarılması üzerine dosyanın İstanbul 7. Ağır Ceza Mahkemesine gönderildiğini hatırlatmıştı.
İstanbul 7. Ağır Ceza Mahkemesinin, dava konusu olayların Adnan Oktarın Silivrideki villasında geçtiği gerekçesiyle görevsizlik kararı vererek dosyayı Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesine gönderdiğini kaydeden savcı Erbay, Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesinin de olayların Beykozdaki villada geçtiğini belirterek dosyayı Üsküdar Ağır Ceza Mahkemesine gönderdiğini anlatmıştı.
Bu mahkemeler arasında oluşan görev uyuşmazlığının giderilmesi amacıyla dosyayı tekrar inceleyen Yargıtayın, davaya bakmakla İstanbul 7. Ağır Ceza Mahkemesinin görevli olduğunu bildirdiğini ifade eden savcı Erbay, sanık avukatlarının görevsizlik kararında geçen bazı cümlelerden dolayı İstanbul 7. Ağır Ceza Mahkemesi Heyetinin reddini istediklerini, heyetin de davadan çekildiğini kaydetmişti.
Dava dosyasının bu defa İstanbul 8. Ağır Ceza Mahkemesine gittiğini, bu mahkemenin bankacılık suçları konusunda, 1. Ağır Ceza Mahkemesinin ise kaçakçılık suçları konusunda ihtisas mahkemesi olması nedeniyle dosyanın İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesine gönderildiğini anlatan savcı Erbay, mahkemenin davaya ilişkin ilk incelemesini 23 Haziran 2004te yaptığını hatırlatmıştı.
MAHKEMENİN ÖNCEKİ KARARI
İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesi, yaptığı yargılama sonucunda 24 Ekim 2005 tarihinde, Adnan Oktar ile 34 sanık hakkındaki dava dosyasının zaman aşımı dolduğundan düşmesine karar vermişti.
Kararı inceleyen Yargıtay 8. Ceza Dairesi, 17 Mayıs 2007de Adnan Oktar ile 17 sanık hakkındaki yerel mahkemenin kararını bozmuştu.
Yüksek mahkeme, bozma kararında, bu kişilerin grup olarak bir araya geldiklerini, basın-yayın kuruluşları üzerinde nüfuz elde etme, kendilerine ve başkalarına haksız çıkar sağlama, destekledikleri kişi ve siyasi partilerin seçimlerde oy elde etmesi için zor ve tehdit uygulamak suretiyle yıldırma, korkutma ve sindirme gücü kullanarak suç işlemek amacıyla örgüt kurduğunu belirtmişti.
Kararda, sanıkların eylemlerinin, 4422 sayılı Çıkar Amaçlı Suç Örgütleriyle Mücadele Kanununda baskı, cebir ve şiddet kullanarak çıkar amaçlı örgüt kurma ve yönetme suçunu düzenleyen 1. maddesi kapsamına girdiğinin sabit olduğuna yer verilmişti.
Yüksek mahkeme, bu suç yönünden aralarında Oktarın da bulunduğu 18 sanık hakkında zaman aşımı süresinin dolmadığına işaret etmişti.
Yeniden yapılan yargılamada İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesi, özel yetkili ağır ceza mahkemesinin davaya bakmakla görevli olduğuna karar vermişti.
Uyuşmazlığın giderilmesi amacıyla dosyanın gönderildiği Yargıtay 5. Ceza Dairesi ise davaya bakmakla İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesinin görevli olduğunu belirterek, dosyayı iade etmişti.