Erdoğan’dan Baykal’a: Sürrealist resim gibi
Web NTVMSNBC   
NTVMSNBC'yi açılış sayfam yap
Türkiye
Yerel Seçim 2009
Ergenekon Davası
Politika
Dış politika
Genel
Polis - adliye
Yerel
Video
Foto Galeri
Türkiye
Dünya
Ekonomi
Spor
Teknoloji
Sağlık
Kültür Sanat
Yaşam
Hava Yol
Yeşil Ekran
Eğitim
Moda
Otomobil
Doğuş Yayın Grubu
NTV
CNBC-e
e2
NTVSPOR.NET
NBA TV
NTV Radyo
Eksen 96.2
Radio N101
NTV Yayınları
NTV Tarih
N. Geographic
 
NTVMSNBC Anasayfa » Türkiye » Politika

Erdoğan’dan Baykal’a: Sürrealist resim gibi

Başbakan Erdoğan, Baykal’a çattı: “Dünya sizi ayıplıyor. Uyan artık. O kurduğunuz fantastik dünya artık Türkiye’ye zarar veriyor. Bunları sürrealist resim anlayışına benzetiyorum.”

 DİĞER HABERLER

  GÜNCEL - EN ÇOK OKUNAN HABERLER

NTV-MSNBC
Güncelleme: 21:07 TSİ 22 Nisan 2008 Salı

ANKARA - Başbakan Tayyip Erdoğan, AK Parti Meclis Grubu’nda yaptığı konuşmada, CHP lideri Deniz Baykal’a sert ifadelerle yüklendi; “Baykal’ın derdi gerçekler değil ki. Onun derdi kafa bulandırmak, temiz suya zehir dökmek. Başka işimiz yok dönüp dönüp seni mi yalanlayacağız” dedi.
Haberin devamı

Erdoğan, 23 Nisan haftası nedeniyle, “23 Nisan 1920’nin anlamını hem bugün hem yarın için yeniden düşünmenin çok önemli olduğunu düşünüyorum” diyerek sözlerine başladı. “Hala Atatürk’ün arkasına saklananların, milli milletin iradesini tehdit olarak algıladıklarını gördüğünü” belirten Erdoğan, “Bu Atatürk’e ve laiklik anlayışına en büyük haksızlıktır. Merak etmeyin size rağmen laikliğin güvencesi millettir. Laiklik millete malolmuştur “dedi.

Bir demokraside muhalefetin, sadece milletle değil gerçeklerle de arasının giderek açılmaya başlaması halinde durup düşünmesi gerektiğini belirten Erdoğan, konuşmasını CHP lideri Deniz Baykal’a çatarak şöyle sürdürdü:

Baykal’dan Erdoğan’a ağır sözler

“Bazı muhalefet partilerinin gerçekçilik zemininden uzaklaşmasını, öncelikle halkla buluşabilecekleri mecraları bir türlü yakalayamamalarına bağlıyorum. Millete daha iyisini vaat etmek, iktidarı daha iyisini yapmaya zorlamak, eksikleri işaret ederek eleştirmek yerine, bugün muhalefet ne yazık ki her konuda bir ret cephesi haline gelmiştir. Tek yaptıkları, her yeniliğe, her değişikliğe, atılan her adıma, milletin hayrına mı şerrine mi olduğuna bakmadan karşı çıkmaktır. Bu anlayış, ‘bana yar olmayanı, kimseye yar etmem’ anlayışıdır. İktidarın su içme ihtimali olan her kuyuya, zehir atma gayretidir bu. Yalnız, milletin bütün su kaynaklarını kirletmeye çalışanların, kendilerine sormaları gereken basit bir soru var; o su kaynakları yarın, onlara da lazım olmayacak mı? Öyle zannediyorum ki, ‘ben kazanamayacaksam, herkes kaybetsin’ saplantısı, muhalefetin bu basit gerçeği bile görmesine engel oluyor.

SÜRREALİST SİYASET ÇİZGİSİ
Ana muhalefete; “Gelin, ‘bu saplantıdan kurtulun,’ diyorum. Kendinizi umutsuzluğa, çaresizliğe bu kadar kaptırmayın. Milletin sesine kulak verirseniz, sizin de kazanma şansınız olabilir. Kanaatimce muhalefet, ilk olarak milletle barıştıktan sonra ikinci olarak da son yıllarda giderek daha fazla küstüğü gerçekler dünyasıyla artık barışmalıdır. Muhalefetin içine kapandığı vehimler dünyasından çıkma zamanı artık gelmiştir. Çaresizlik ve umutsuzluğun ittiği bu fantastik dünya, sadece muhalefet partilerinin kendilerine değil, Türkiye’ye, millete, memlekete zarar vermektedir. Ben hoşgörülerine sığınarak bu durumu, resim sanatındaki ‘sürrealist’ akımlara benzetiyorum. Özellikle ana muhalefet partisinin, neredeyse tamamen ‘sürrealist’, yani gerçek-üstücü bir siyaset çizgisine kaydığını görüyoruz. Gerçeklere küsmenin kimseye faydası olmamıştır. Gelin bundan da vazgeçin.

BAYKAL’IN ARADIĞI ZATEN GERÇEKLER DEĞİLDİ Kİ
“Bizim, kapatma davasını Sayın Cheney’e şikayet ettiğimizi iddia ediyor. Baykal, kendisine bile yakışmayan bu iftirayı ilk ortaya attığında ABD sefareti kendi bakımlarından, Başbakanlık da yazılı bir açıklamayla bizim açımızdan bu iddiayı resmen yalanladı. En son gazetecilerin sorusu üzerine ABD Büyükelçisi, bizzat bunun doğru olmadığını söyledi. Peki, Sayın Baykal, bu gerçeği kabul etti mi, bununla barıştı mı, tezviratı bıraktı mı? Hayır... Çünkü aradığı zaten gerçekler değildi ki... Onun derdi, kafa karıştırmak, suyu bulandırmak, temiz suya zehir dökmek, atmak. Şimdi ne diyor, ‘Bizzat Başbakan yalanlasın.’ Peki ben yalanlıyorum, inanacak mısın? Ben Cheney ile iki resmi tercüman ile birlikte görüşüyorum. Burada ya bu resmi tercümanlar, herhalde olmayan bir şeyi zat-ı şahanelerini gidip buldular, kendilerine ifade ettiler veya Sayın Dick Cheney zat-ı şahanelerini aradı, ‘böyle böyle... Başbakan bana sizi şikayet etti’ dedi. Olay bu...

DÖNÜP DÖNÜP SENİ Mİ YALANLAYACAĞIZ
“Biz yazılı olarak en başından yalanlamışız zaten. Başka işimiz yok, dönüp dönüp seni mi yalanlayacağız Sayın Baykal? İddia sahibi sensin, çık iddianı ispatla. Biraz hukukçuluğun da var galiba. Müdde-i iddiasını ispatla mükelleftir. Sana düşer bu iş. Yap bu işi. Yapamaz ki... Hayatında böyle bir şey yok zaten. Akşam başka sabah başka konuşur yapısı bu... Peki neye dayanarak bunu söylüyorsun? Hiç bir şey... O zaman niye konuşuyorsun? Bu doymak bilmez yalanlanma arzusundan vazgeç artık.

SENDE DE HİÇ SIKILMA YOK
“Bizim, seni utandırmak gibi özel bir gayretimiz yok. Ama bakıyorum da sende de hiç sıkılma yok. Burada oyun oynamıyoruz, Sayın Baykal... Müsamere de yapmıyoruz. Ne istediğini bilmeyen çocuklar gibi, sızlanmayı bırak artık. İşine bak, ciddi ol biraz, ciddi... Tezviratı da bırak. Ülkeye bir faydan olsun. Ana muhalefet partisi liderine gerçeklerden bu kadar kaçmak, gerçek-üstü fantastik bir zihin dünyasına bu kadar sığınmak yakışıyor mu?

DÜNYA, SİZİN HALİNİZİ AYIPLIYOR, UYANIN ARTIK
“Bizim AK Parti olarak, Türkiye’nin itibarını, demokrasimizin saygınlığını artırmak için neler yaptığımız ortada. Sizin nerede durduğunuz, ne yaptığınız da ortada. Şimdi dünyadan gelen seslerin, içinde bulunduğumuz üzücü durumun sorumlusu biz miyiz, yoksa siz misiniz? Bunu da mı göremeyecek kadar ne yazık ki var ama görmeyen gözleriniz. Kulaklarınız da var ama duymayan kulaklarınız. Ağzınız var ama hakikati söylemeyen diliniz. Bu kadar mı, gerçekler dünyasına yabancılaştınız? Kafanızı daha ne kadar kuma gömülü tutacaksınız? Dünya, Türkiye’yi değil, sizin halinizi ayıplıyor, uyanın artık.

301. MADDE DEĞİŞİKLİĞİ
“Bu değişiklik ihtiyacını ortaya çıkaran gelişmeler, hem ülke içinde hepimizi üzen hadiselerle sonuçlanmış, hem de uluslararası platformlarda Türkiye’yi zora sokmuştur. Bu değişiklik, kimilerinin iddia ettiği gibi, 301. maddeyi ortadan kaldırmıyor; orada tanımlanan suçu ceza hukukumuzdan çıkarmıyor. Herkesin artık bu yersiz vehimleri aşması, hepimizin bu ülkeye, bu ülkenin insanlarına, birliğine, beraberliğine, demokratik olgunluğuna inanması, güvenmesi gerekiyor. Bir defa 301. maddenin içinde, ‘Türk Milleti’ ifadesi aynen var. ‘Türklük’ değil de ‘Türk Milleti’ ifadesi var. Allah aşkına nasıl olur da çıkıp meydanlarda ‘bunlar Türk Milletini parçalıyor’ ifadesini, bu burada varken kullanabilirsiniz? Bu dürüstlük müdür? Bu, dürüst olmayan, doğru olmayan bir yaklaşım değil midir? ‘Türkiye Cumhuriyeti’ yazarken şimdi ‘Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ yazıyor. Olay bu. Ne kaçırılmış, ne kaybedilmiş, nereden geri adım atılmış? Vaka ortada. Aynı şekilde hakaret ceza olmaktan çıkarılmıyor ki. Gene ceza. Ama eleştiri suç olmaktan çıkarılıyor. Olay bu.

KAFALARI BULANDIRMA MANTIĞI
“Yetki noktasında, çeşitli müzakereler, istişareler sonunda ‘hadi bir uzlaşma olsun’ denildi, sonunda bu da Adalet Bakanlığı’na böyle bir yetki verildi. Ne yetkisi? Kovuşturma değil, soruşturma yetkisi verildi. Yani o bu işe müsaade ederse, bu işle ilgili soruşturma başlamış olacak. Atılan adım, özgürlükler dünyasına yönelik olarak olumlu bir adım. Ama bunu istismar etmek suretiyle kötüye kullanma gayretleri, muğlak, yoruma açık ifadeler ne yazık ki kafaları bulandırma mantığıyla ‘acaba biz buradan biraz oy çalabilir miyiz, devşirebilir miyiz?’ bu gayretlerin içine giren zihniyet. Gerek CHP gerek MHP, bunu hangi anlayışla halka anlatacak?”

 

Bu habere oy ver
Düşük
1 Puan 2 Puan 3 Puan 4 Puan 5 Puan 6 Puan 7 Puan 8 Puan 9 Puan 10 Puan
Yüksek
     •  En çok puan alan haberler

Yazdır Gönder Görüş yaz/ oku

baris  - Elazığ
23 Nisan 2008, Çarşamba 22:28  
basbakan iltifat etmis farkında degil

piaget soyyiğit  - İstanbul
23 Nisan 2008, Çarşamba 19:08  
Sevgili Esref kardeş.. Amacın üzüm yemek mi yoksa meşhur olmak mı bilmiyorum ama şunu sormak istiyorum; Sürrealizm sözcüğünü kullanabilmek için daha önce sürrealizmle ilgili kitap yazmak ya da senden izin mi almak gerekiyor? Kendini iki üç-beş kitap okuduğun için çok bilgili herkesi çok cahil sanıyorsun değil mi!

hakan ceceli  - Siirt
23 Nisan 2008, Çarşamba 16:33  
Ben bu konuda basbakanla aynı düşünceleri paylasıyorum.Gercektende ülkemizde muhalefet sorunu var.Gercekten birtakım seylerin dezavantajlarını saymak cok kolay fakat yapıcı olmak gerekir bunuda chp zihniyetindeki gibi partide uzun yıllar görecegimize inanmıyorum...

Bütün Görüşleri Oku

Ana Sayfa | Türkiye | Dünya | Ekonomi | Sağlık | Yaşam | Teknoloji | Kültür Sanat | Doğal Hayat | Eğitim | Moda
Spor | Hava Yol | İletişim | Yardım | İzleyici Görüşleri | Reklam Seçenekleri | Hukuki Şartlar & Gizlilik Hakları