Pippa’nın izinden gitmek için ordu lazım!
Web NTVMSNBC   
NTVMSNBC'yi açılış sayfam yap
Türkiye
Yerel Seçim 2009
Ergenekon Davası
Politika
Dış politika
Genel
Polis - adliye
Yerel
Video
Foto Galeri
Türkiye
Dünya
Ekonomi
Spor
Teknoloji
Sağlık
Kültür Sanat
Yaşam
Hava Yol
Yeşil Ekran
Eğitim
Moda
Otomobil
Doğuş Yayın Grubu
NTV
CNBC-e
e2
NTVSPOR.NET
NBA TV
NTV Radyo
Eksen 96.2
Radio N101
NTV Yayınları
NTV Tarih
N. Geographic
 
NTVMSNBC Anasayfa » Türkiye » Genel

Pippa’nın izinden gitmek için ordu lazım!

Türkiye’deki kadın hareketi temsilcileri Türkiye’de tecavüz edilip öldürülen İtalyan performans sanatçısı Pippa Bacca’nın yarım kalan yürüyüşünü devam ettirip ettirmemeyi tartışıyor.


 DİĞER HABERLER

  GÜNCEL - EN ÇOK OKUNAN HABERLER

NTV-MSNBC
Güncelleme: 11:39 TSİ 15 Nisan 2008 Salı

İSTANBUL - KADER Başkanı Hülya Gülbahar, “Keşke Pippa Bacca’nın kaldığı yerden yürüyüşü devam ettirebilsek” dedi ve bu konuda olumlu görüş bildiren çok sayıda kadın olduğunu, tartışma sonunda karar alınacağını açıkladı. Kadının İnsan Hakları- Yeni Çözümler Derneği Kurucusu psiko-terapist Pınar İlkkaracan ise “Bunun için yanımıza bir ordu vermeleri gerekiyor” dedi ve ekledi; “Geceleri ve sokakları istiyoruz!” Bu arada, Türkiye’deki kadınların protesto için destek istedikleri Pippa’nın arkadaşları “Biz barış için yola çıktık” diyerek reddettiler.
Haberin devamı

Pınar İlkkaracan:
O KADAR ÇOK KORKUYLA YAŞIYORUZ Kİ
Pippa’nın güven duygusu inanılır gibi değil. Düşünüyor ki, otostopla Türkiye’yi geçecek. Tabii kendi ülkesinde böyle yaşıyor, böyle içselleştirmiş. Biz Türkiyeli kadınlar o kadar korkuyla yaşıyoruz ki... Ben terapist olarak söylüyorum: Türkiye’de bir sürü kadın, bedenini saklayarak, sokakta mümkün olduğunca bedenini kasarak yürümeye çalışır ki, başına böyle bir cinsel taciz gelmesin. Gözlerimizi yukarıya kaldıramayız. Bedensel olarak hep şöyle bir mesaj vermeye çalışırız: Ben kendimi sakınıyorum, sen bana birşey yapamazsın.

ALMAN KADINLAR, TÜRK ERKEKLERİNDEN KAÇAR
En çarpıcı bulduğum şeylerden biri şu: Türkiye’de binlerce kadın tecavüze uğruyor ve öldürülüyor. Bunlar gazetelerde satır aralarında kalıyor. Ama bu olayda bir kadının tecavüz edilip öldürülmesinden çok, erkek egemen basındaki yaklaşım “Türklerin Avrupa’daki imajı bozuldu” şeklinde. Bu da korkunç bir şey. Ben yıllarca Avrupa’da yaşadım, Almanya’da da yıllarca yaşadım. Almanya’da Alman kadınlar, Türk erkeklerinden bucak bucak kaçarlar sokakta gördükleri zaman. İlle de Türkiye’de olması gerekmiyor. Çünkü Almanya’daki Türk erkeğinin imajı da Alman erkeğine oranla, tacizci, saldırgan, tehlikeli bir imaj var. Türkiye’ye gerek yok, Avrupa’da yaşayan Türk erkeklerinin bile imajı bu.

PİPPA’NIN ARKADAŞLARI PROTESTO DEĞİL, BARIŞ İSTİYOR
Şu anda bir çok eylem planlanıyor. Kadınlar olarak Pippa’nın başladığı yolculuğu bizim tamamlamamız çok güzel birşey olur ama daha da önemlisi şu. Türk kadın hareketi, Pippa’nın arkadaşlarıyla bağlantıya geçtiler; “Protesto edelim, siz de katılır mısınız?” önerisinde bulundular ve çok güzel bir karşılık aldılar: “Protesto için değil barış için yol çıkmıştık. İnsanların birbirlerini, karşı tarafı anlayabilmeleri için yola çıkmıştık.” Tecavüzün mesajı olmaz ama keşke Pippa Türkiye’deki erkeklere şu mesajı net olarak ulaştırsa, kadınlar tehlike altında ve bu erkeklerin zihniyeti nedeniyle oluyor. Onların bu zihniyetlerini değiştirmeleri için bir an önce harekete geçmeleri gerekiyor.
Pippa için annesi ‘yeşil yas töreni’ hazırlıyor

Avukat Hülya Gülbahar (Ka-der Başkanı):
PİPPA’NIN BIRAKTIĞI YERDEN DEVAM KARARI TARTIŞILIYOR
Pippa Bacca’nın kaldığı yerden yürüyüşü devam ettirebilmeyi tartışıyoruz. Çok sayıda olumlu görüş bildiren kadın var. Kadın örgütlerinden temsilciler buluşarak tartışıp karar vereceğiz. Bizim gücümüz olsa Türkiye’de yapılamayacak birşey değil. Başımıza bunlar da gelebilir. Türkiye koşullarında kadınların sokaklarda dolaşması tehlikeli.

PİPPA’NIN BAŞINA GELENLER MÜNFERİT DEĞİL
Pippa’nın tecavüz edilerek öldürülmesi ailesi tarafından marjinal bir olay olarak değerlendirdi. Bu değerlendirme de bizim yetkililerimizin çok hoşuna gitti. Ama biz içeriden baktığımız zaman görüyoruz ki, bu bizim için marjinal bir olay değil. Her gün küçücük bebeklerden 80 yaşındaki nineye kadar tecavüz ediliyor. Türkiye’de kadınlar açısından münferit bir olay değil. Artarak sürüyor. Şiddet meselesi de öyle. Görünür olmasıyla ilgili değil, şiddet de, kayıtsızlık da artıyor. Kışkırtılmış bir erkekler topluluğu içinde yaşam savaşı veriyor kadınlar.

TAKSİM’DEKİ SALDIRGANLARI 57 YTL İLE SALIVERDİLER
Yılbaşı gecesi Taksim’de yaşananları Türkiyeli kadınlar olarak hâlâ unutmadık. Bu bir Türkiye gerçeği. Yılbaşı gecesi yaşananlardan çok farklı bir tavır değil bu. O kadar büyük bir milliyetçi dalga var ki Türkiye’de. Bu milliyetçi dalganın, “Bir Türk dünyaya bedeldir”, “Dünya Türk olacak” zihniyetinin her gün, her parti tarafından pompalandığı bir ülkede, yabancı düşmanlığının bu dereceye; tecavüze ve öldürmeye kadar varması şaşırtıcı değil.

Kadını evde oturup çocuk bakacak bir cins olarak görmek, kadınları eve kapatmak, sokaktaki bütün kadınları (örtülü ya da örtüsüz) erkeklerin taciz ve tecavüz edebileceği sokak kadınları olarak görmek... Bu zihniyet değişmediği sürece yerli ya da yabancı, sokaktaki kadınlar tehdit altında olacaktır. Kadınları evlere kapatmanın bir başka argümanı olacak. Onun için de hukuk sistemi üç günlük cezalarla geçiştiriyor bu tür suçları. Kadınlara “Sokağa çıkarsanız başınıza bunlar gelir” mesajı verilmesinden, bütün bir erkek topluluğu çok hoşlanıyor. O yüzden Taksim’deki saldırganları 57 YTL ile salıverdiler.

“GECELERİ VE SOKAKLARI İSTİYORUZ”
Kadın hareketi olarak başından beri “Geceleri ve sokakları istiyoruz” dedik. Geceler ve sokakların kadınlar için güvenli hale getirilmesi devletin görevi. Bir taraftan kadınlar evlerinde otursun, sokağa çıkarsa da kapalı bir şekilde çıksın propagandası yapmak, bir taraftan da bu tür olaylarda timsah gözyaşları dökmenin hiçbir inandırıcılığı yok. Devletin görevi, kadınlar için hangi kıyafetle dolaşırsa dolaşsın geceleri ve sokakları güvenli hale getirmektir.

Bir yandan ev, bir yandan iş, kadınları bin parçaya bölmüş durumda. Ekonomik destekleri yok, politik olarak desteklenen bir grup değil. Bu koşullar içerisinde herşeyi kadın hareketinden beklemek gibi bir eğilim var. “Nerede bu kadın hareketi?”, “Nerede bu devlet?” der gibi birşey oldu. Devletin kadına yönelik şiddet konusunda en azından sığınakları açması lazım ki, kadınların can güvenliği konusunda gerekli organizasyonları yapmalı ki; biz de bir taraftan bunlarla uğraşmayalım. Can güvenliği tehditi olan kadınlar yargı sistemi tarafından geri çevrildiği için bütün bunlarla yine biz uğraşmak zorunda kalıyoruz. Ama nereye kadar?..

 

Bu habere oy ver
Düşük
1 Puan 2 Puan 3 Puan 4 Puan 5 Puan 6 Puan 7 Puan 8 Puan 9 Puan 10 Puan
Yüksek
     •  En çok puan alan haberler

Yazdır Gönder Görüş yaz/ oku

Emrah Gokce Bayram  - İstanbul
16 Nisan 2008, Çarşamba 12:00  
Yurtdisinda yillarca hapis yatilabilecek, agir cezasi olan "taciz" in ulkemizdeki cezasi 57 "milyoncuk"mus. Neredeyse insana "parasi neyse verelim yapalim" dedirtecek bir ceza(odul) bu. Ama tabii cezadan once toplumsal algilayis cok onemli. Buradaki yorumlarin bazilarinda bile hala olayin vehametini algilamaktan ziyade "evet ama boyleyken boyle" gibi bir gerekcelendirme egilimi mevcut. Bu durumun duzelmesindeki temel kosul kadin hareketinin ilerlemesi ve erkeklerin de kadinlarin ozgurluk mucadelesinde onlara destek vermesi. Bunun disinda kolay kolay bir sey degismez.

Emrah Gokce Bayram  - İstanbul
16 Nisan 2008, Çarşamba 11:54  
Biz "Turkiyelilerin" cinsellige yaklasimi maalesef o kadar hastalikli ki... Toplum tarafindan normal ve hatta kimi zaman hakli karsilanan tore cinayetleri, kan davalari, kadinlara bakis acimiz... Belli bir saatten sonra sokakta gordugumuz her kadin hayat kadinidir bizim icin. Kimse bu konuda Turkiyeli erkekleri savunmasin. Bakis acimiz son derece feodal ve ataerkil. Bunu da Avrupa"da bulamazsin. Avrupa "namus cinayeti" kavramiyla oradaki Turkiyeliler vasitasiyla tanisti. Yargi da maalesef bu durumu odullendiricesine bu tip hareketlere taviz veriyor.

yusuf izmir  - Manisa
16 Nisan 2008, Çarşamba 11:25  
bir arkadasa söylemine katılıyorum:bazı zonta dana veyahut bilmem ne desem hemcinslerimin evde kendi eslerine kızlarına kır dizini otur,dısarı cıkma ona bakma onu giyme deyip özgürce giyinen birine fahişe muamelesi yapması(actıgına göre istiyor demesi)kendi ailesini bir restoranta götürmeyip bar pavyonda kadınlara para yedirmesi herhalde cinsel aclıgın tavan yapması demek.Bu arada bu konuda tüm kadınların da payı yok degil.lütfen rüstünüzü ispat edin yönetim mekanizmalarına girin alt düzey rolü kabullenmeyin..   

Bütün Görüşleri Oku

Ana Sayfa | Türkiye | Dünya | Ekonomi | Sağlık | Yaşam | Teknoloji | Kültür Sanat | Doğal Hayat | Eğitim | Moda
Spor | Hava Yol | İletişim | Yardım | İzleyici Görüşleri | Reklam Seçenekleri | Hukuki Şartlar & Gizlilik Hakları