Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, demokrasinin sürekli kendini yenileyen dinamik bir süreç olduğunu, Demokrasinin kökleşmesi ve yerleşmesi öncelikle toplumsal dinamiklere dayanmalıdır dedi.
DOHA - Erdoğan, onur konuğu olarak katıldığı 8. Doha Demokrasi, Kalkınma ve Serbest Ticaret Forumunun açılışında bir konuşma yaptı. Her ülkenin kendi tarihi, kültürü ve ekonomik gelişmişlik düzeyi çerçevesinde bu konudaki tecrübelerinin farklılık taşıyabileceğini ve bu sürece katkılarının olabileceğini kaydeden Erdoğan, Her ülkenin kendi iç dinamiklerinin gerektirdiği süreci farklı şekilde yaşamasının, demokrasinin daha sağlıklı bir şekilde yerleşmesi bakımından da gerekli olduğu düşünülebilir diye konuştu.
Demokrasinin kökleşmesi ve yerleşmesinin öncelikle toplumsal dinamiklere dayanması gerektiğine işaret eden Erdoğan, şunları söyledi:
Çünkü biliyoruz ki her değişim ve dönüşüm toplumsal dinamiklere dayandığı ve toplumdan kabul gördüğü oranda kalıcı hale gelebilir. Bakınız Türkiye çok partili sisteme, yani demokrasiye ilk adımı 1946 yılında atmıştır. Bulunduğu bölge itibariyle düşündüğümüzde hiç kuşkusuz bu oldukça cesur bir adımdır. Halkının çoğunluğu Müslüman bir ülke olan ve AB ile katılım müzakereleri sürdüren Türkiye, çağdaş demokratik sistemi başarıyla sürdürmektedir. Aynı zamanda Türkiye, Anayasasında da ifade edildiği gibi demokratik, laik, sosyal bir hukuk devletidir. İçinde bulunduğumuz coğrafyayı dikkate aldığımızda Türkiye; demokrasisi ve demokratikleşme mücadelesi eskiye dayanan, bu konuda önemli tecrübeler elde etmiş bir ülkedir. Hiç kuşkusuz bu süreç kolay bir süreç olmamıştır. Kimi zaman demokratikleşme sürecinde sancılar yaşadığımız bilinen bir gerçektir. Ancak nihai noktada Türkiye, süreç içinde demokratikleşme mücadelesinden taviz vermemiş demokrasisinin standartlarını her geçen gün daha ileriyle taşımıştır. Türkiye; demokratik sistemin temel unsurları olan hak ve özgürlükler, çoğulculuk, milli iradenin üstünlüğü, hukuk devleti gibi anlayışları, sahip olduğu kültürel birikim ve tecrübe ışığında başarıyla hayata geçirebilmiştir.
Erdoğan, İslamafobianın bu kadar yaygınlaştığı, hatta bazı ülkelerde paranoyaya dönüştüğü bir dönemde Türkiye, medeniyetler çatışması tezine bir antitez oluşturmanın gayreti içinde olmuştur dedi.
Başbakan Erdoğan, Terörizm artık küresel bir boyut kazanmıştır. Uluslararası bir boyut kazanmaya devam ediyor. Artık hiçbir ülkenin terörizm bana dokunmaz diyerek kendisini soyutlama imkanı kalmamıştır. Bir ABDyi, İspanyayı, İngiltereyi, Türkiyeyi tehdit eden terörist faaliyetlerin yarın başka ülkeleri tehdit etmeyeceğini kimse garanti edemez diye konuştu.
Avrupa Konseyi sonuç bildirgesine konulan İslamafobianın bir insanlık suçu olduğuna ilişkin ifadenin, meselenin ciddiyetinin anlaşılması açısından büyük önem taşıdığını ifade eden Başbakan Erdoğan, BM öncülüğünde İspanya ile yürütülen Medeniyetler İttifakı projesinin de bu anti-tezin somutlaştırılması olduğunu ve başarıyla devam ettiğini kaydetti.