APye konuşan Kusturica, İtalyan neo realist yönetmen Luchino Visconti ve 70lerin ünlü İngiliz punk grubuna atıfta bulunarak, uyarladığı eserin, sessiz sinema, Viscontinin bir operası ve Sex Pistols deneyiminin bir karışımı olduğunu söylüyor.
Kusturica, filmi sahneye uyarlamanın büyük bir sirk yaratmaya benzediğini belirtiyor. Ünlü yönetmen, 20 yıl önce yaptığı filminin romantik öyküsünün anlamını hiç kaybetmediğini düşünüyor. Kusturicaya göre, Doğu-Batı, zengin-fakir gibi farklı dünyaların çelişkisini konu alan hikaye, bugün her zamankinden daha geçerli.
Çingene genç Perhanın hüzünlü öyküsünü anlatan Çingeneler Zamanı operasında, sahnedeki onlarca müzisyene akrobatlar, jonglörler ve tek tekerlekli bisiklete binen cambazlar eşlik ediyor. Operada rol alanların büyük çoğunluğu filmde de olduğu gibi profesyonel olmayan kişiler. Eserin bütün şarkıları Romanca, ancak alt yazılar seyirciye yardımcı oluyor.
Kusturica, uyarlama yaparken karşısına çıkan en büyük sorunun sahnenin kendisi olduğunu belirtiyor. Sahneyi önce nasıl dolduracağını şaşırdığını söyleyen yönetmen, Ancak bunu yapmak zorundaydım. Aksi durumda, önünüzde duran o koca boşluk tarafından yutulursunuz diye konuştu.
Saraybosnada, Müslüman bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelen Kusturica, savaştan hemen önce gittiği Sırbistanda gönüllü sürgün oldu. Çingeneler Zamanı filmiyle 1988de Cannes Film Festivalinde en iyi yönetmen ödülünü alan Kusturica, 1995de çektiği Underground filminde Sırp yanlısı olduğu gerekçesiyle eleştirilmişti.
Çingeneler Zamanının hayli şenlikli operası, Sırbistan ve Yunanistanda sahnelendikten sonra, Latin Amerika ve Asya ülkelerini de ziyaret edecek.