Los Angelesta Kodak tiyatrosunda dağıtılan ödüllerde, 1964 yılından beri ilk defa en iyi kadın, erkek, yardımcı kadın ve yardımcı erkek dallarının tümünde ABDli olmayan oyuncular Oscarlara ulaştı.
Marion Cotillard, 1960 yılındaki Simone Signoret'den sonra en iyi kadın oyuncu ödülünü kazanan ilk Fransız aktris oldu. Törenden kareler için fotoğrafa tıklayın.
COTILLARD: BU ŞEHİRDE HALA MELEKLERİN OLDUĞU DOĞRU Kaldırım Serçesi-La Vie en Rosedaki rolüyle en iyi kadın oyuncu ödülünü almak üzere sahneye gelen Fransız oyuncu Marion Cotillard, nutkunun tutulduğunu belirtti ve teşekkür konuşmasında, Bu şehirde hala meleklerin olduğu doğru dedi.
En iyi erkek oyuncu ödülünü kazanan İngiliz Daniel Day-Lewis de 8 dalda Oscara aday olan Kan Dökülecek filmindeki rolüyle Oscar ödülünü almak için geldiği sahnede Akademiye teşekkür etti.
Yardımcı erkek oyuncu dalında en iyi olarak seçilen İspanyol Javier Bardem ise konuşmasında ailesine teşekkür ederek, Bu İspanya için, bu sizin için dedi.
En iyi film, en iyi yönetmen, en iyi yardımcı erkek oyuncu ve en iyi uyarlama senaryo dallarında dört ödül birden alan İhtiyarlara Yer Yok-No Country For Old Men filminin yönetmeni Joel ve Ethan Coen kardeşlerden Joel, ödülü alırken yaptığı konuşmada, henüz gençken kardeşiyle birlikte çektikleri amatör filmi hatırlattı.
Cormac McCarthynin romanından uyarlanan İhtiyarlara Yer Yok-No Country For Old Men, Coen kardeşlerin en iyi orijinal senaryo dalında 1996 yılında Oscar aldıkları Fargodan sonra yazıp yönettikleri 12. film oldu.
En iyi şarkı dalında Glen Hansard ile birlikte ödül kazanan ve Once filmi gösterime girmeden önce tanınmayan Marketa Irglova ise konuşmasında, Bu rüyalarınızın sizden ne kadar uzak olduğunun önemi olmadığının kanıtı, bu mümkün dedi ve bu şarkının umutlu bir bakış açısıyla yazıldığını, umudun herkesi bağladığını söyledi.
EN İYİ BELGESEL OSCARININ SAHİBİ GIBNEY: BU ÜLKENİN (ABD) DEĞİŞECEĞİNİ UMUYORUZ Amerikan üssünde Afgan mahkuma yapılan işkenceyi anlattığı Taxi to the dark Side filmiyle en iyi belgesel dalında Oscar kazanan yönetmen Alex Gibney de ödülünü, filminde talihsiz sonunu anlattığı kurbana ve İkinci Dünya Savaşında Japon mahkumları sorgulayan deniz piyadesi müfettişi babasına ithaf ettiğini belirtti.
Afganistandaki Bagram hava üssünde 2002de 22 yaşındaki taksi şoförü Dilaverin işkenceyle gözaltında ölümünü anlattığı filmiyle Oscar kazanan Gibney, yapılan soruşturma sonucu Afgan mahkum Dilaverin günlerce dövüldüğünü ve hücresinde yere zincirlendiğinin ortaya çıktığını anlattı.
ABDnin 11 Eylül saldırılarından sonra yürüttüğü terörle savaşta zanlıları gözaltında tuttuğu Guantanamo ve Ebu Gureyb cezaevlerini anımsatan Gibney, Bu ülkenin değişeceğini, karanlıktan çıkıp, aydınlığa gideceğini umuyoruz dedi.