Basit bir karın ağrısı mı, çölyak başlangıcı mı?
Web NTVMSNBC   
NTVMSNBC'yi açılış sayfam yap
Sağlık
Bayındır Hastaneleri Köşesi
Beslenme
Kalp-Damar Hast.
Genetik
Cinsellik
Stres
Kanser
AIDS
Sigara
Erkek Sağlığı
Kadın Sağlığı
Çocuk-Bebek Sağ.
Diğer Hastalıklar
Kuş Gribi haberleri
Video
Foto Galeri
Türkiye
Dünya
Ekonomi
Spor
Teknoloji
Sağlık
Kültür Sanat
Yaşam
Hava Yol
Yeşil Ekran
Eğitim
Moda
Otomobil
Doğuş Yayın Grubu
NTV
CNBC-e
e2
NTVSPOR.NET
NBA TV
NTV Radyo
Eksen 96.2
Radio N101
NTV Yayınları
NTV Tarih
N. Geographic
 
NTVMSNBC Anasayfa » Sağlık » Beslenme

Basit bir karın ağrısı mı, çölyak başlangıcı mı?

Masum sandığınız karın ağrısı, ishal ya da şişkinlik gibi şikayetler ekmek, makarna, bisküvi gibi yiyeceklerden uzak durmayı zorunlu kılan ve tedavi edilmediğinde hayatı çekilmez hale getiren çölyak hastalığının belirtisi olabilir.


 DİĞER HABERLER


NTV-MSNBC
Güncelleme: 09:29 TSİ 29 Şubat 2008 Cuma

İSTANBUL - “Yaşam boyu devam eden tek gıda alerjisi” olarak tanımlanan çölyak hastalığı, genellikle kalıtsal olarak ortaya çıkıyor. Hastalık, temel besin kaynakları olan protein, karbonhidrat ve yağ emiliminin bozulmasına bağlı olarak ishal, şişkinlik, karın ağrısı gibi şikayetlerle kendini gösterebiliyor. Bu şikayetlerin bazı hastalar tarafından önemsenmediğini belirten uzmanlar ise karın ağrısı ve şişkinlik gibi şikayetlerin her zaman sanıldığı kadar masum olmadığı uyarısında bulunuyor.
Haberin devamı

Çölyak hastalığının bağırsaklarda besin maddelerinin sindiriminin ve emiliminin bozulmasına yol açan bir hastalık olduğunu söyleyen Memorial Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Yavuz Baykal, çölyak hastalığı ile ilgili şu bilgileri verdi:

AİLENİZDE ÇÖLYAK HASTASI VARSA...
Çölyak hastalığı olan insanlar buğday, arpa, çavdar ve bir dereceye kadar da yulafta da bulunan bir protein olan ‘gluten’ e karşı hassasiyet gösterirler. Bu kişiler gluten içeren gıdalarla beslendiklerinde ince bağırsaklarında oluşan immunolojik reaksiyonlar sonucu hücrelerde iltihap ve hasar gelişir. Bu hasar sonunda besin maddelerinin sindirimi ve emilimi bozulacağından, ishal ve zamanla vücutta bazı maddelerin eksikliği ortaya çıkar. Çölyak genetik bir hastalıktır ve hastaların yüzde 10 kadarında ailede çölyak hastalığı olan bireyler vardır. Hastalık, çift yumurta ikizlerinde yüzde 30 oranında görülürken, tek yumurta ikizlerinde görülme oranı yüzde 70’tir.

STRES ÇÖLYAKA ZEMİN HAZIRLAR
Bazı viral enfeksiyonlar ve stres durumları hastalığın ortaya çıkmasına sebep olabilir. Her yaşta ortaya çıkarsa da 8-12 aylık çocuklarda ve 30-40 yaş aralığında daha sıktır. İleri yaşlarda da ortaya çıkabilmektedir. “Latent” veya “sessiz çölyak” hastalığı ise bu hastalığa ait tipik bulguların olmadığı fakat kalıtsal yatkınlığı olan hastalar için kullanılan bir terimdir. Bu hastalarda zamanla çölyak hastalığı yerleşir.
Çölyak hastalığının gerçek sıklığı bilinmemektedir. Kan bankasındaki kanlar üzerinde yapılan serolojik çalışmalar her 300 kişiden birinde bu hastalığın bulunabileceğini düşündürmektedir.

İSHAL, ŞİŞKİNLİK VE KARIN AĞRISI İLE ORTAYA ÇIKAR
Emilim ve sindirim bozukluğunun derecesine bağlı olarak çölyak hastalığı çocuklarda ve erişkinlerde farklı belirtilerle kendini gösterir. Çocuklarda gelişme ve büyüme geriliği çölyak hastalığının erken bulgusu olabilir. Karın ağrısı, bulantı, kusma, ishal, huysuzluk, uyuklama, davranış bozuklukları ve okulda başarısızlık görülebilecek diğer belirtilerdir. Bulguların ortaya çıkması ve şiddetlenmesi yıllar sürebilir. Hastalıklı kişilerde belirtiler iki şekilde kendini gösterir:
1. Emilim bozukluğuna bağlı olanlar
2. Besin, mineral ve vitamin eksikliğine bağlı olanlar.

Hastalarda temel besin kaynakları olan protein, karbonhidrat ve yağ emilimi bozulmuştur ve en ciddi emilimi bozulan ise yağlardır. Yağ emiliminin bozulması sonucu hastalarda ishal ve şişkinlik şikayetleri ortaya çıkabilir. Karbonhidrat emilim bozukluğu sonucu ise hastalarda laktoz intoleransı ortaya çıkar, bu durum sütlü yiyecekler sonrası hastalarda karın ağrısı ve şişkinlik gibi şikayetlere neden olabilir. Beslenme bozukluğu, vitamin ve mineral yetersizliğine bağlı olarak;

* Zayıflama ve ödem
* Kansızlık (demir ve B12 vitamin eksikliği)
* Kemik erimesi (osteoporoz)
* Kolay çürüme (K vitamin eksikliği)
* Sinir hasarı =periferik nöropati (B12 ve B1 vitamin eksikliği)
* Kısırlık (adet bozukluğu, düşükler)
* Kas güçsüzlüğü (potasyum, magnezyum yetersizliği)
* Saç dökülmesi
* İştahsızlık görülür.

ERKEN TEŞHİS ÖNEM TAŞIR
Çölyak hastalığından şüphelenildiğinde, ayrıntılı bir muayeneden sonra bazı kan ve dışkı testleri istenir. Kalsiyum, magnezyum, potasyum, protein, kolesterol, B12 vitamini, A vitamini, folik asit ve demir gibi bu hastalıkta vücutta eksilebilecek bazı maddelerin kandaki seviyelerinin ölçülmesi, tam kan sayımının yapılması ve iltihap belirteçlerinin kontrol edilmesi yanında; çölyak hastalığının teşhisinde kullanılan bazı testlerin de yapılması gerekir.

Çölyak hastalığının tanısında mutlaka yapılması gereken bir diğer inceleme, ince bağırsak mukoza biyopsisidir. Özellikle belirgin kilo kaybı, karın ağrısı, kansızlık, gece terlemeleri ve kanama gibi bulguları olan hastalarda bu incelemelerin yapılması ve gerektiğinde bilgisayarlı batın tomografisi gibi başka görüntüleme yöntemlerine başvurulması gerekebilir.

Erken dönemde teşhis edilmediğinde çölyak hastalığı ciddi problemlere yol açabilir. Yukarıda tarif edilen bulgulara benzer şikayetleri veya ailesinde çölyak hastalığı öyküsü olanların bir iç hastalıkları uzmanı veya gastroenteroloji uzmanına başvurmaları gerekir. Çölyak hastalığı olanların yüzde 10 kadarında; anne, baba, kardeş veya çocuklarında da aynı hastalık görülebilir. Gebelik döneminde kansızlığı belirgin ölçüde şiddetlenen kadınların çölyak hastalığı yönünden araştırılması gerekir.

TEDAVİNİN TEMELİ: GLUTENSİZ DİYET
Çölyak hastalığında tedavinin temelini sıkı bir glutensiz diyet uygulanması oluşturur. Bu amaçla gluten içeren tahıl ürünleri (buğday, arpa ve çavdar) kullanılarak yapılan gıda maddelerinin kesinlikle yenmemesi gerekir. Pirinç, mısır, patates ve soya unundan yapılmış ürünler yenilebilir. Meyve, sebze, yumurta ve et ürünlerinin yenmesinde sakınca yoktur.

Gluten içermeyen bir diyetin uygulanması normal beslenmeye göre daha pahalı, güç ve sıkıcı olabilir. Bu nedenle kesin tanı konulmadan bu tür bir diyetin uygulanması tavsiye edilmez. Bu hastalarda laktoz eksikliği (laktoz intoleransı) de olabildiğinden başlangıçta süt ve sütlü gıdaların alınmaması önerilir. Glutensiz diyete başlanmasından günler sonra şikayetlerde azalma görülmeye başlar. Şikayetlerin tamamıyla ortadan kalkmasına rağmen bağırsak mukozasının tamam olarak iyileşmesi bazen 2 yıl kadar sürebilirse de bağırsak mukozasındaki iyileşme genellikle 3-6 ay içinde gerçekleşir.

TEDAVİ EDİLMEZSE KANSERE DÖNÜŞEBİLİR
Sıkı bir glutensiz diyet uygulayan hastalarda hastalık genelde iyi bir gidiş gösterir. Tedavi edilmeyen vakalarda uzun dönemde (20-30 yıl) ortaya çıkabilecek ciddi hastalıklar arasında; ince bağırsak lenfoması, ince bağırsak ülserleri ve kollajenöz çölyak hastalığı sayılabilir. Hastalık tedavi edilmediği tektirde kansere dönüşebilir ancak sıkı diyet ile kansere dönüşüm engellenebilir.


 

Bu habere oy ver
Düşük
1 Puan 2 Puan 3 Puan 4 Puan 5 Puan 6 Puan 7 Puan 8 Puan 9 Puan 10 Puan
Yüksek
     •  En çok puan alan haberler

Yazdır Gönder Görüş yaz/ oku

Bütün Görüşleri Oku

Ana Sayfa | Türkiye | Dünya | Ekonomi | Sağlık | Yaşam | Teknoloji | Kültür Sanat | Doğal Hayat | Eğitim | Moda
Spor | Hava Yol | İletişim | Yardım | İzleyici Görüşleri | Reklam Seçenekleri | Hukuki Şartlar & Gizlilik Hakları