Kadın sığınma evi mi, cezaevi mi?
Web NTVMSNBC   
NTVMSNBC'yi açılış sayfam yap
Türkiye
Yerel Seçim 2009
Ergenekon Davası
Politika
Dış politika
Genel
Polis - adliye
Yerel
Video
Foto Galeri
Türkiye
Dünya
Ekonomi
Spor
Teknoloji
Sağlık
Kültür Sanat
Yaşam
Hava Yol
Yeşil Ekran
Eğitim
Moda
Otomobil
Doğuş Yayın Grubu
NTV
CNBC-e
e2
NTVSPOR.NET
NBA TV
NTV Radyo
Eksen 96.2
Radio N101
NTV Yayınları
NTV Tarih
N. Geographic
 
NTVMSNBC Anasayfa » Türkiye » Genel

Kadın sığınma evi mi, cezaevi mi?

Kadın sığınma evlerinde, tehdit altındaki kadınları korumak için ‘gizlilik’ gerekiyor. Ama savcılık, başvuru olursa ‘kayıp’ kadının adresini verebiliyor. Sığınma evi yöneticileri de gizliliği dışarı çıkmayı, perde açmayı yasaklamakla çözmeye çalışıyor.


 DİĞER HABERLER


NTV-MSNBC
Güncelleme: 13:10 TSİ 21 Şubat 2008 Perşembe

İSTANBUL - Kadın kuruluşları, şiddet gören ya da tehdit altındaki kadınlar için “sığınma evi” sorununu bir kez daha İstanbul’da masaya yatırdı. Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı kurucularından Avukat Canan Arın, sığınma evlerinin cezaevine dönüştüğünü anlattı. NTVMSNBC toplantıdaki tartışmalarla birlikte Türkiye’deki sığınma evlerinin durumunu, Avrupa’da nasıl yapıldığını gündeme taşıyor.
Haberin devamı

Avrupa ve sorunları ile Avrupa’dan örneklerle “Sığınak ve Da(ya)nışma Merkez Deneyimleri”nin tartışıldığı, “Kadına Yönelik Aile İçi Şiddeti Önleme ve Etkin Belediyecilik” toplantısı İstanbul’da Taksim Hill Otel’de yapıldı. Çok sayıda kadın kuruluşunun katıldığı toplantıda kadın sığınma evleriyle ilgili sorunlar ve deneyimler tartışıldı. Kadın kuruluşları temsilcileri, kadın ve aileden sorumlu Devlet Bakanı Nimet Çubukçu ve Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü’nü (KSGM) kadın kuruluşlarıyla işbirliği yapmamak ve istatistiki veri oluşturmamakla suçladılar.

“DEVLET AVRUPA’YA DOĞRU SÖYLEMİYOR”
Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı’nın kurucularından Avukat Canan Arın, toplantıda yaptığı konuşmada, Türkiye’deki kadın sorunlarına ilişkin Bakanlık ve kurumların Avrupa’ya ‘yalan söylediğini’ şu örnekle anlattı:
Canan Arın


“Mor Çatı’ya Alman Parlamento Grubu geldi. Erken ve zorla evlendirmelerle ilgili sorular sordular. Ben de Türkiye’de kadına yönelik şiddette önemli sorunlardan birinin erken ve zorla evlendirme olduğunu söyledim. Parlamento Grubu, ‘Aaa, ilk defa bunu söyleyen birisi çıktı karşımıza. Biz Kadından Sorumlu Devlet Bakanı Nimet Çubukçu’yla konuştuk, Türkiye’de böyle bir sorun olmadığını, evlenme yaşının 17 olduğunu söyledi. Alman Parlamento Grubu benim devletimin bakanıyla alay ediyor ve ben utandım. Ne demek bu! Evet, resmi evlenme yaşı budur, ama Türkiye’de 13 yaşında kızlar 65 yaşındaki adamlara evlenme adı altında satılmaktadır. Bunu kabul et, konuyu tartış, bilgileri topla, kadın kuruluşlarıyla tartış. Bunların hiçbiri yapılmıyor. Niye maaş aldıklarını bilmiyorum.”

Avukat Canan Arın, 2005 yılında AB’ye uyum çerçevesinde çıkartılan 5393 Sayılı Belediye Kanunu ile nüfusu 50 binin üzerinde olan belediyelere “kadın sığınma evi” açılması görevi verildiğini anlattı; ancak kanuna belediyenin “mali durumu” ve “ivedilik” gibi şartlar konulduğunu kaydetti. “Her 3 kadından biri şiddete maruz kalıyorsa sorun ‘ivedi’dir ve mali kaynaklar da pekala bulunabilir” diyen Arın’ın verdiği bilgiye göre; Türkiye genelinde, sadece 6-7 tanesi belediyeler tarafından işletilen sadece 34 kadın sığınma evi var. Oysa yasanın gereği yapılsa, şu anda Türkiye’de 3.000 civarında kadın sığınma evi bulunması gerekiyor. 2006 rakamlarına göre 82 milyon nüfuslu Almanya’da 400 sığınak, 9 milyon nüfuslu İsveç’te 160 sığınak, 5,5 milyon nüfuslu Slovakya’da 109 sığınak, 16,5 milyon nüfuslu Hollanda’da 100 sığınak var.

TÜRKİYE’YE 3 BİNDEN FAZLA KADIN SIĞINMA EVİ AÇILMALI
34 sığınma evinden 3’ü İstanbul’da. Kadıköy ve Küçükçekmece Belediyesi’nden sonra üçüncüsü Şişli’de 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde açılacak. 280 bin nüfuslu Şişli’de belediyenin açacağı Kadın Sığınma Evi’nin kapasitesi ise 20. Şişli Belediye Başkan Yardımcısı ve Sosyal Hizmet Uzmanları Derneği Başkanı Kahraman Eroğlu da, yaptığı konuşmada Canan Arın’ın sözlerini destekledi; “Belediye Kanunu’na göre 50 binden fazla nüfusu olan belediyelerde sığınma evi açılması gerekiyor. Bu durumda Türkiye’de 3 binden fazla sığınma evi açılması gerekir” dedi.

Ayrıca bu evlere sığınan kadınlara 3 ay sonra, “Süren doldu, çık” dendiğini anlatan Eroğlu, oysa devletin ve belediyelerin bu kadınlara iş olanakları yaratması ve maddi yardımda bulunması gerektiğini söyledi.

SİYASİ İRADE YOK, GÖSTERİŞ VAR!
Avukat Canan Arın, toplantıdan sonra NTVMSNBC’nin sorularını yanıtlarken de, kadına karşı şiddetle mücadelede gelinen noktanın yetersizliğini şu sözlerle anlattı:
Kadınlar, kadın sığınma evlerini tartıştı.

“100 metrelik koşunun ancak 10. metresindeyiz. Şiddete karşı mücadelenin başladığı 1980’den bu yana çok daha fazla gelişmenin olması gerekirdi, diye düşünüyorum. Türkiye’nin hiçbir eksiği yok, ama ne kadar bütçe ayrıldığı ortada. Avrupa ülkelerinde devlet bütçelerinden ciddi ödenekler ayrılıyor. Türkiye’de sığınaklarda çalışan kadınların çoğu gönüllü. Ama gönüllülükle bunun yürümesi mümkün değil. Türkiye’de bu konuda siyasi irade yok, gösteriş var.”

SIĞINAKTA NEYİ KORUYORLAR?
Canan Arın, sığınma evleriyle ilgili sorunları da şöyle sıraladı:
“Belediyeye ait sığınaklarda çok uğraşmamak için oradaki kadınların dışarıya çıkmalarının engellendiği bilgisi ulaştı bize. Kadın sokağa çıkmadığı sürece nasıl iş bulacak? Ayrıca sosyal çevresi olmalı. Kadının orayı evi gibi kullanıp sokağa çıkma özgürlüğünün bulunması gerekiyor. Sığınaklar hapishane değildir. Sığınaklarda yönetici olanlar da kadınların namus bekçisi değildir. Oraya sığınan kadınların, kendi ayakları üzerinde durmalarını sağlamak gerekir. Bunun için sokağa çıkıp iş aramalılar.

STANDARTLARA UYGUN DEĞİL
“Sığınma evleri yeterli değil. Olanlar da standartlara uygun değil. Yöneticiler kadınlarla çok hiyerarşik ilişkiler kuruyorlar. O da doğru bir şey değil. Bu sığınaklarda çalışan arkadaşlar da çok cansiperane çalışıyorlar, çözümler üretiyorlar, ama her zaman yeterli olamıyorlar. Kadının güvenliğinin yüzde yüz sağlanması gerekli. Polisin yan gelip yatmaması, önlem alması gerekiyor. Güldünya Tören örneğindeki gibi olamaması, ölmeden önce önlem alınması gerekiyor. Ondan sonra sığınak adreslerinin mutlaka gizli tutulması, hiç kimseye söylenmemesi, karakolların kocaya ‘Git savcılığa, karım kayboldu, endişe ediyorum’ de, diye akıl öğretmemesi gerekiyor. Savcılığın da sığınaklara ‘Bu kadın burada mıdır?’ diye soru sormaması gerekiyor.”

GÜVENLİK GEREĞİ GİZLİLİK KURALI VAR AMA...
Kadın sığınma evleri; fiziksel, duyusal, cinsel ve ekonomik şiddete uğrayan kadınların, psiko-sosyal ve ekonomik sorunlarının çözümlenmesi ve bu süreçte varsa çocuklarıyla birlikte yatılı olarak kalabilmeleri için 1960’larda ilk olarak Avrupa’da ortaya çıktı. Sığınma evlerinin planlanmasında en çok dikkat edilmesi gereken nokta “gizlilik.”

Sığınma evinde kalan kadınların can güvenliği için, nerede kaldıklarının, şiddet gördükleri için kaçtıkları kişi ya da kişiler tarafından bilinmemesi gerekiyor. Evde kalan kadınların bilgilerinin ‘gizlilik’ usulüne göre dosyalanması, bu evlerin adreslerinin de yine gizli tutulması gerekiyor. Özellikle töre cinayetleri nedeniyle bu kurala uyulması çok önemli.

Kadın dernekleri, aile ya da kocanın kayıp ihbarında bulunması halinde, savcılıkların sığınma evlerini zorlayarak bilgi aldığını, sığınma evi kurallarıyla savcılık kurallarının çatıştığını, sonuçta bilgiyi alan savcının bu bilgiyi paylaşmaması gerektiğini vurguluyor. Ancak Diyarbakır Kadın Merkezi Başkanı Nebahat Akkoç, “Bir keresinde bizim koruma altına aldığımız bir kızın annesinin eline, ‘Kızınız KAMER tarafından sığınma evine gönderilmiştir’ yazısı verilmiş” diye anlatıyor.

PERDELERİ AÇMAK, BALKONA ÇIKMAK YASAK
Bu şekilde delinen ‘gizlilik’ kuralı, şehrin içinde veya apartman dairelerinden dönüştürülen sığınma evlerinde perdeleri kapatmak, balkona ve dışarı çıkışı yasaklamak gibi önlemlerle sağlanmaya çalışılıyor. Ayrıca burada kalma süresi 3 ayla sınırlı. Kadın dernekleri temsilcileri, buraya sığınan kadının 3 ay içinde toparlanıp, kendi ayakları üzerinde durabilecek hale getirilmesi gerektiğini, ama dışarı çıkma izni verilmemesi nedeniyle bunun neredeyse imkansız olduğunu söylüyorlar; “Ayrıca bu hapishane hayatı; zaten travma yaşayan kadınların tedavi için sosyalleşmesini değil, aksine izole olmasına yol açıyor” diyorlar.

Türkiye’deki sığınma evlerine gelen kadınların neredeyse tamamının çocuk sahibi olması nedeniyle, çocukların bakımı ve rehabilitasyonunun da sağlanması gerekiyor.

AVRUPA’DA İSE BİR TELEFON YETERLİ
Güvenlik sorunu Avrupa’daki sığınma evlerinde ise, iç avlular, gizli bahçelerle çözülüyor. Ayrıca Avrupa’daki sığınma evlerine gitmek isteyen bir kadının, telefon etmesi yeterli. Bu amaçla, 24 saat telefona bakan personel ve sağlık ekibi bulunuyor.
Avrupa’daki sığınma evlerinde ayrıca 24 saat görev yapan sağlık personelinin yanı sıra sosyal görevli ve hukukçular da bulunuyor.

“DİNİNİZ, MİLLİYETİNİZ NE OLURSA OLSUN...”
Almanya ve Avusturya’daki sığınma evlerinde, Almanca’nın yanı sıra İngilizce ve Türkçe bilen görevliler de bulunuyor. Sığınma evleri için hazırlanan internet sitelerinin de Türkçe sayfaları bulunuyor.

Viyana’daki sığınma evleri için hazırlanan sitede, Türkçe şöyle deniyor: “Eski kocanız, hayat arkadaşınız size karşı kötü muamelede mi bulunuyor? Siz ve çocuklarınız şiddetle tehdit edildiniz ve şiddete mi maruz kaldınız? Viyana’daki kadın sığınma evleri size ve çocuklarınıza korunma, destek ve geçici olarak oturma olanağı sunmaktadır. Milliyet, din ve maddi durumunuz kadın sığınma evine alınmanız konusunda hiçbir rol oynamaz. Bize 24 saat boyunca aşağıdaki telefondan ulaşabilirsiniz. Şiddete maruz kaldığınızda veya tehdit edildiğinizde, henüz kadın sığınma evine sığınmanız gerekmiyorsa, danışma merkezimiz size Almanca, Türkçe ve İngilizce destek sunmaktadır.“

Kadın sığınma evine gelenlere çocuklarıyla birlikte güvenle yaşabilecekleri, psikolojik ve tıbbi destek de sağlanabileceği belirtilirken, ayrıca şiddet mağdurlarına ceza davalarında psikososyal ve hukuki desteğin yanı sıra duruşmalarda refakatçilik de sağlanıyor.

ALMANYA’DA KADINLARA ÇAĞRI: ARAYIN!
Almanya’daki sığınma evleri internet sitesinde de, kadınlara şiddetin tanımı, polisin ne yapabileceği, sığınma evine nasıl gidebileceği, yasal haklarının ne olduğu gibi bilgiler verilirken, ayrıca annesi için başvurabilecek çocuklar olacağı düşünülerek “Annem nereden yardım alabilir“ başlıklı dosyalar da bulunuyor.

Almanya için hazırlanan bu sitede, “şiddet nedir“ bölümünde şöyle yazıyor:
“Şiddet farklı biçimlerde olabilir: Bağırmak, tükürmek, hakaret etmek, eve kilitlemek, dövmek, hor görmek, tehdit etmek, korkutmak.”

Kadın sığınma evlerinin kocaları veya arkadaşları tarafından dövülen veya hakaret edilen kadınlara, çocuklarıyla birlikte barınma imkanı sağladığı, kadınların hemen her şehirde olan bu evlerde, kendisine bir ev buluncaya kadar güvenle kalabileceği vurgulanıyor. Sığınma evinde anne ve çocuklarına özel bir oda veriliyor. Mutfak, banyo, oyun odası, oturma odası ve bahçede çocuk parkı olan evlerde, çocuklarla personel ilgileniyor. Çocuklar, eve yakın okula gidebiliyor, okul dışında çocuk ve gençler için bireysel danışmanlık, ev ödevine yardım, boş zaman grupları sağlanıyor. Tüm bu hizmet için de, kadının ya da kadının çocuğunun sadece telefon etmesi yetiyor.

TÜRKİYE’DE DOSYAYLA SIRAYA GİRMEK GEREKİYOR
Türkiye’de ise kadının bir eve sığınması için bir dizi bürokratik işlem gerekiyor. Başvuru, İl Sosyal Hizmetler Müdürlüğü’ne bir dilekçe yapılıyor; dilekçe değerlendiriliyor ve kadın bir sığınma evine yerleştiriliyor.
Başvuru için gereken belgeler şöyle:
1- Dilekçe,
2- Nüfus Cüzdanı,Vukuatlı Nüfus Kayıt Örneği,
3- Kadının bulaşıcı ve sürekli tıbbi bakım isteyen bir hastalığının bulunmadığı, ruh sağlığının yerinde olduğu, alkol ve uyuşturucu madde bağımlısı olmadığına dair sağlık raporu,
4- Çocuklarıyla birlikte kalacaksa çocukların nüfus cüzdanları,
5- Kadın evliyse evlenme cüzdanı, boşandıysa boşanma belgeleri,
6- Kadın herhangi bir şiddete maruz kaldıysa polis tutanağı.

AB VE İÇİŞLERİ İŞBİRLİĞİYLE 8 YENİ SIĞINMA EVİ
İçişleri Bakanlığı’na bağlı Mahalli İdareler Genel Müdürlüğü’nün proje koordinatörlüğünü üstlendiği 8 yeni kadın sığınmaevi projesini ise AB finanse ediyor. Nisan 2007’de başlayan, Kasım 2009’da sona ermesi öngörülen projeyle belediyelerin tahsis ettikleri arsalar üzerine şiddete uğramış kadınlarla ilgili sığınma evleri yapılacak. Projenin sekreterya hizmetleri için ise Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu’ndan destek sağlanıyor.

Proje, her sığınma evi 1 milyon Euro olmak üzere, toplam 8 milyon Euro’ya malolacak. Maliyet inşaatın yanı sıra evlerin tefrişini de kapsıyor. Belediyeler sığınma evleri için herhangi bir maddi ödemede bulunmayacak; inşaatların projesi, keşfi, kontrollük hizmetleri ve hak edişler yine proje kapsamında finansa edilecek bağımsız bir şirket tarafından yapılacaktır. Binaların ihaleleri CFCU (Merkezi Finans ve İhale Birimi) tarafından yapılacak. Sığınma evi yapılacak olan ve bu amaçla arsa tahsisinde bulunan belediyelerin seçimini de Bakanlık yapacak. Projenin faydalanıcı kuruluşu İçişleri Bakanlığı olmakla birlikte, sığınma evleri ilgili belediyelerin olacak.

Sığınma evi yapılacak belediyeler şunlar: Keçiören, Samsun Büyükşehir, Gaziantep Büyükşehir, Antalya Büyükşehir, Bursa Büyükşehir, Eskişehir Odunpazarı, İstanbul Zeytinburnu ve İzmir-Karşıyaka.

 

Bu habere oy ver
Düşük
1 Puan 2 Puan 3 Puan 4 Puan 5 Puan 6 Puan 7 Puan 8 Puan 9 Puan 10 Puan
Yüksek
     •  En çok puan alan haberler

Yazdır Gönder Görüş yaz/ oku

Bütün Görüşleri Oku

Ana Sayfa | Türkiye | Dünya | Ekonomi | Sağlık | Yaşam | Teknoloji | Kültür Sanat | Doğal Hayat | Eğitim | Moda
Spor | Hava Yol | İletişim | Yardım | İzleyici Görüşleri | Reklam Seçenekleri | Hukuki Şartlar & Gizlilik Hakları