Bu ne renk? Bu ne renk? diye, babalarıyla eğlenen çocuklarımın renkçilik oyununu unutamıyorum bir türlü. Ben karıştırdıkça renkleri basıyorlardı kahkahayı. Gelin sizinle renkçilik oynayalım bugün. Tek rengin hakimiyeti ne ifade eder sizin için?
Gelin sizinle renkçilik oynayalım bugün. Renk körüyüm ben aslında. Tanrı vergisi, kul ne yapsın? Bir türlü ayıramıyorum kırmızıyı yeşilden, yeşili kırmızıdan. Uzun yıllar ehliyet de alamadım bu yüzden. Göz sınavından çaktım sürekli. Meğer önüme konan kitapta aynı ton renkleri öylesine yan yana dizmişler ki, bir şekli ya da bir sayıyı gösteriyormuş. Ben balık demişim kuşa, ev demişim ağaca. Dahası, ne güzel yeşil gözlerin var diye pot kırdığımı anımsıyorum, ela gözlü yârime iltifat ederken. Bu ne renk? Bu ne renk? diye, babalarıyla eğlenen çocuklarımın renkçilik oyununu unutamıyorum bir türlü. Ben karıştırdıkça renkleri basıyorlardı kahkahayı. Şeyy... Sahi, siz hiç merak ettiniz mi renk körlüğü ne demek, insanların yüzde kaçı renk körü şu yeryüzünde? Bırakın öyle her akşam televizyonlarınızın karşısında kurulup, renkli, renkli filmler izlemeyi de, araştırın bakalım. *** Gelin sizinle renkçilik oynayalım bugün. Tek rengin hâkimiyeti ne ifade eder sizin için? Ussal gözünüzle bir yoklayın bakalım. Denenmedi mi sanki bunlar tarih boyunca? Kızıl rengin hâkimiyeti neyi çözdü, Stalin Rusyasında, Mao Çininde. Yeşil rengin hâkimiyeti neyi çözdü Humeyni İranında, Kaddafi Libyasında. Ya kara rengin hâkimiyeti? Neyi çözdü Hitler Almanyasında, Mussolini İtalyasında? Tüm bu ülkelerin dayatmacı tek renk hâkimiyetleri, engelleyebildi mi diğer renklerin de yaşamalarını? Kızıl, yeşil ya da kara, tek renk hâkimiyeti faşizmin ta kendisi aslında. Şeyy... Sahi, siz hiç merak ettiniz mi? Bütün renkleri bünyesinde barındıran bayrak var mı şu yeryüzünde? Bırakın öyle her akşam televizyonlarınızın başında çöküp renkli, renkli filmler izlemeyi de, araştırın bakalım. *** Gelin sizinle renkçilik oynayalım bugün. Toplumların taptıkları ortak renkleri konuşalım biraz. Niçin insanlar böylesi yapay bir ortaklığa bağlanırlar? Hiç düşündünüz mü? Renk yüzünden insanlar birbirleriyle savaşlar bile yapabiliyorlar oysa. Amerikadaki siyah - beyaz kavgaları, yeryüzünün çeşitli bölgelerindeki ulusal bayrak, ulusal renk kavgaları canlı örnekler olarak duruyorlar orta yerde. Renklerin aslında birer simge olduğu ve kavgaların da karşı toplumlar arasında bu simgelere yüklenmiş toplumsal çıkarların çatışmasından kaynaklandığı söylenir sürekli. Şeyyy... Sahi, siz hiç merak ettiniz mi? Bayrağı olmayan bir devlet, bir ulus var mı yeryüzünde? Bırakın öyle her akşam televizyonlarınızın karşısında pinekleyip renkli renkli filmler izlemeyi de, işte size bir ev ödevi daha, araştırın bakalım. *** Ben diyorum ki şu namussuz dünyada, renk körü olmak doğanın canlıya bahşettiği bir ayrıcalık aslında. Bunun eksisi yok, artısı var. Bir renge bağlanıp da, körü körüne ona kul köle olanların beyin körlüğünün yanında bizim renk körlüğümüz, inanın bal kaymak. Şeyyy... Sahi, siz hiç Renk Körleri Birliği adlı evrensel bir örgütlenmenin varlığını işitmediniz mi? Bırakın öyleyse her akşam televizyonlarınızın karşısında, renkli dünyaların, tükenmiş izleyicileri olmayı. Katılın birliğimize.
insanlar çocukken çok güzel tercihler
yapıyor ama hernedense büyüyünce ömür
yolculuğunda güzellikler gitgide
azalarak kendini tekliliğe ve
çirkinliğe bırakıyor.Herkesin güzel ve
rengarenk bir bahçesi olması
dileğiyle.En azından olmasını
istemesi...
ercan takaç - Artvin
05 Haziran 2008, Perşembe 13:45
insanlar çocukken çok güzel tercihler
yapıyor ama hernedense büyüyünce ömür
yolculuğunda güzellikler gitgide
azalarak kendini tekliliğe ve
çirkinliğe bırakıyor.Herkesin güzel ve
rengarenk bir bahçesi olması
dileğiyle.En azından olmasını
istemesi...
özkan hizaroğlu - Ankara
24 Şubat 2008, Pazar 13:41
dedem bir ermeniydi. ve o nun da bir
görüşü vardı renkler kültürler ve
inançlar hakkında
bir gün bir bahçen olsun istermisin
dedi..Güzel bir çiçek bahçesi.kim
istemezdiki.Çocuk halimle hemen
cevapladım,evet çok isterim dedim. peki
dedi nasıl bir bahçe isterdin ,mesela
sadece güllerin bulunduğu kıpkırmızı
bir bahçe veya leylaklarla dolu sarının
en güzel tonlarının olduğu bir bahçemi?
yoksa gülü,papatyası,menekşesi,gelinciği
hatta yaban otu ile dolu rengarenk bir
bahçemi istersin demişti.. hangisi daha
hoşuna giderdi?
Banu Güveni tebrik ederim güzel yazı
seçmiş :)