Boşanmadan nafaka almak mümkün
Web NTVMSNBC   
NTVMSNBC'yi açılış sayfam yap
Türkiye
Yerel Seçim 2009
Ergenekon Davası
Politika
Dış politika
Genel
Polis - adliye
Yerel
Video
Foto Galeri
Türkiye
Dünya
Ekonomi
Spor
Teknoloji
Sağlık
Kültür Sanat
Yaşam
Hava Yol
Yeşil Ekran
Eğitim
Moda
Otomobil
Doğuş Yayın Grubu
NTV
CNBC-e
e2
NTVSPOR.NET
NBA TV
NTV Radyo
Eksen 96.2
Radio N101
NTV Yayınları
NTV Tarih
N. Geographic
 
NTVMSNBC Anasayfa » Türkiye » Polis - adliye

Boşanmadan nafaka almak mümkün

Yargıtay, kumarbaz ve evine bakmayan kocanın maaşını, karısına bağladı.

 DİĞER HABERLER


NTV-MSNBC
Güncelleme: 13:38 TSİ 08 Ocak 2008 Salı

İSTANBUL - Medeni Kanun, savurgan ya da evi idare edemeyen eşe karşı boşanmaya gerek kalmadan çeşit çeşit nafakalar ve kısıtlamalar öngörüyor. Hukukçu Prof. Burcuoğlu bu düzenlemeleri NTVMSNBC’ye anlattı.
Haberin devamı

Susurluk Aile Mahkemesi’nin kararını bozan Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 45 yıllık evli kocanın evine bakmadığını, elektrik-su faturasını ödemediğini ve kumar oynadığını ileri sürerek aylık 300 YTL nafaka bağlanmasını talep eden davacı eşi haklı buldu. Yargıtay, Bağ-Kur emeklisi kocanın maaşının karısına bağlanması gerektiğine karar verirken, “Bağ-Kur Yasası yönünden bir engel bulunmamaktadır. Davalı kocanın sorumluluk sahibi olmadığı ifade edilmektedir. Medeni Kanun’un 198. maddesinin öngördüğü koşulların gerçekleştiği kabul edilebilir” dedi.

Kararda sözü edilen Medeni Kanun’un 198. maddesi şöyle:
Madde 198 - Eşlerden biri, birliğin giderlerine katılma yükümlülüğünü yerine getirmezse, hâkim onun borçlularına, ödemeyi tamamen veya kısmen diğer eşe yapmalarını emredebilir.

ALKIŞLANACAK BİR KARAR
Prof. Dr. Haluk Burcuoğlu, kararı NTVMSNBC’ye değerlendirirken, karara dayanak oluşturan Medeni Kanun hükmünün 1 Ocak 2002’den beri yürürlükte olduğunu belirtti ve şöyle dedi:
“Alkışlanacak bir karar. Yargıtay’ı kutluyorum. Böyle hayta bir adam varsa, dava açılabilir. Aynı şekilde kadın para basıyor, evinin giderleriyle hiç ilgilenmiyorsa koca da dava açabilirdi. 1 Ocak 2002’deki değişiklikten itibaren bu da olabiliyor. Yargıtay, böyle bir karar vermiş. Kutluyorum. 1 Ocak 2002’deki değişiklikten önce de vardı. Koca ‘ailenin reisi’ olduğu için karısına ve çocuklarına bakmakla yükümlüydü. 2002’deki değişiklikle eşler arasında tam eşitlik getirildikten sonra durum biraz daha farklı oldu. Normalde bizde koca ekonomik olarak kadından güçlü olduğu için, bakım yükümlüsü esas olarak hâlâ koca. Ama prensip eşitlik.”

TÜRLÜ TÜRLÜ NAFAKA VAR
Prof. Burcuoğlu, eşlerin birbirinden talep edebileceği çeşitli nafakalar olduğunu belirterek şu bilgileri verdi: “Nafaka için boşanma davası açmaya gerek yok. Kararda, evlilik birliğinin korunması amacıyla nafaka verilmesi sözkonusu. Biz buna ‘bakım nafakası’ diyoruz. Aile hukukunda farklı nafaka türleri var.Evlilik birliği devam ederken eşlerin birinin diğerinden istediği nafaka ‘bakım nafakası’dır. Boşanma davası açıldıktan sonra dava süresince ödenen nafaka ise ‘tedbir nafakası’dır. Genelde kadın kocasından nafaka ister ama, teorik olarak eşitlik olduğu için ikisi de birbirinden nafaka isteyebiliyor. Boşanmadan sonra eşlerin birbirlerinden talep edebilecekleri ‘yoksulluk nafakası’ denen bir nafaka türü daha var. Bu üç nafaka türü birbirinden farklı. Yargıtay’ın kararında koruyucu bir tedbir olarak ‘bakım nafakası’ talep edilmiş.”

Prof. Burcuoğlu, Medeni Kanun’un 406. maddesinde öngörülen “aileyi yoksulluğa düşürme tehlikesi olan kişinin kısıtlanması” hükmünü de değerlendirdi. Sözkonusu madde şöyle: “Savurganlığı, alkol veya uyuşturucu madde bağımlılığı, kötü yaşam tarzı veya mal varlığını kötü yönetmesi sebebiyle kendisini veya ailesini yoksulluğa düşürme tehlikesine yol açan ve bu yüzden bakıma muhtaç olan ya da başkalarının güvenliğini tehdit eden her ergin kısıtlanır.”

SAVURGANLIK HALİNDE KISITLAMA İSTENEBİLİR
Prof. Burcuoğlu, bu hükmü de şöyle anlattı: “406. maddenin uygulanabilmesi için çok daha ağır koşullar gerekiyor. Kadın veya yakınlarından biri, sözgelimi Ahmet beyin son derece savurgan olduğunu, alkolik olduğunu ve bu durumun kendisi ve ailesine zarar verdiğini ortaya koyarak Ahmet beyin kısıtlanmasını isteyebilir. Mahkeme bunu sabit görürse Ahmet beyi kısıtlar ve kendisine bir vasi tayin edebilir. Bu vasi, Ahmet beyin karısı da olabilir. Bu başka bir şeydir. Diyelim ki; ailede tek para kazanan benim. Çok doğru bir aile babasıyım. Aile reisliği kalmadı Medeni Kanun değişikliğinden sonra, biliyorsunuz. Parayı eşime veriyorum ve ‘al sen değerlendir’ diyorum. Sonra eşimin son derece kumarbaz biri olduğunu öğreniyorum. Eve hiçbir katkısı yok, doğru dürüst yemek bile bulamıyoruz. Bu şartlarda 406. madde çerçevesinde eşimin kısıtlanmasını isteyebilirim. Parayı kazananın savurganlığı değil sadece, parayı harcayanın da savurganlığı kısıtlama tedbiri alınmasına konu edilebilir.”



 

Bu habere oy ver
Düşük
1 Puan 2 Puan 3 Puan 4 Puan 5 Puan 6 Puan 7 Puan 8 Puan 9 Puan 10 Puan
Yüksek
     •  En çok puan alan haberler

Yazdır Gönder Görüş yaz/ oku

Bütün Görüşleri Oku

Ana Sayfa | Türkiye | Dünya | Ekonomi | Sağlık | Yaşam | Teknoloji | Kültür Sanat | Doğal Hayat | Eğitim | Moda
Spor | Hava Yol | İletişim | Yardım | İzleyici Görüşleri | Reklam Seçenekleri | Hukuki Şartlar & Gizlilik Hakları