Kadın kuruluşları, Rus kadına tecavüzle suçlanan fuhuş çetesi liderini kadının ne amaçla geldiği bilinen bir gerçek diye beraat ettiren mahkeme kararını, protesto edeceklerini açıkladılar.
İSTANBUL - İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesinin fuhuş baronu Ejder Toprakla ilgili beraat kararı, kadın kuruluşlarını harekete geçirdi. NTVMSNBCye konuşan kadınlar, mahkemede protesto gösterisi yapacaklarını açıkladılar. Kadına Karşı Şiddete Hayır kampanyasının öncülerinden Aysun Sayın, Beklentimiz, Kadından Sorumlu Devlet Bakanının da sürece dahil olması. Bu kararın iptali için gerekli işlemlerin başlatması gerekiyor derken, Kadının İnsan Hakları -Yeni Çözümler Derneği Koordinatörü Liz Amado Kadın tecavüzü hak eder görüşünün endişe verici olduğunu belirtti; birine bakıp Haa, şu uyruklusun, demek ki.. dendiğini ifade etti. Amargi Kadın Kooperatifinden Pınar Selek de, hukukdışı buldukları bu karara karşı tepkisiz kalmayacaklarını vurguladı.
YABANCI UYRUKLU KADINLAR DİKKAT! Kedi Operasyonunda tutuklanan ve Fuhuş Baronu diye anılan Ejder Toprak ve fuhuş çetesi üyesi Murat Doğan, Rusya uyruklu İrina Ryabchenkoya tecavüz suçlamasından beraat ettiler.
Toprakı fuhuş amaçlı örgüt kurmak, yönetmek ve 28 mağdura fuhuş yaptırmak, yağma ve hürriyetten yoksun kılmak suçlarından toplam 24 yıl 5 gün hapis ve 23 bin 600 YTL para cezasına çarptıran mahkeme, İrina Ryabchenkoya tecavüz suçlamasından ise beraat ettirdi. Mahkemenin beraat kararına gerekçesi ettiren gerekçe kadın hareketinin sert tepkisine neden oldu. Mahkemenin tartışma yaratan kararında şöyle deniyor: ... yabancı uyruklu kadınların Türkiyeye ne amaçla geldikleri bilinen bir gerçek... ırza geçmenin tıbbi delillerinin mevcut olmadığından... beraatine karar verildi.
Mahkemenin kararını skandal olarak niteleyen Amargi Kadın Kooperatifi, yaptığı yazılı açıklama ile Karar, kadın hareketinin son on yıldaki kazanımlarının üzerine, yargı kurumu tarafından basılmasıdır değerlendirmesi yaptı. NTVMSNBCye konuşan kadın hareketinin temsilcileri, karara ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu:
Pınar Selek (Amargi Kadın Kooperatifi)
KARARA TEPKİSİZ KALMAYACAĞIZ Kadın hareketi son 10- 20 yıldır verdiği mücadeleyle önemli kazanımlar elde etti. Fakat sanki bunlar hiç olmuyormuş gibi bu karar gözümüzün içine soka soka, Biz aynı tas aynı hamam devam edeceğiz der gibi bir karar. Kadın hareketinin gücünü küçümseyen, aynı zamanda var olan kazanımları da görmezden gelen bir karar. Devlet tarafından şimdiye kadar atılan adımları da görmezden gelen bir karar. Hukuk dışı bir karar olduğunu düşünüyoruz. Bu karara tepkisiz kalmayacağız. Bu olayın takipçisi olacağız.
BAZI ÜLKE KADINLARINA FAHİŞE GÖZÜYLE BAKILIYOR Aynı zamanda Balkanlardan Rusya ve bağlaşıklarından gelen kadınlar ayrı bir dram yaşıyorlar. Seks işçiliği yapmasa da herkese burada fahişe gözüyle bakılıyor. Bu çok korkunç bir şey. Bu, tüm Romanlar hırsız gözüyle bakılması gibi, bazı ülkelerden gelen kadınlara fahişe gözüyle bakılıyor. Şahsilik ilkesini çiğnediği ve ayrımcılığı çok açık ortaya koyduğu için ortada bir ihlal var. Aysun Sayın (KAGİDER-Türkiye Kadın Fonu Direktörü)
ÖNYARGI RESMİ OLARAK TESCİL EDİLMİŞ OLDU Bizim kızdığımız şey, bir yargıcın böyle bir gerekçe gösterebilme cüretine sahip olması. Sokaktaki on kişiden yedisi bunu söyleyebilir belki ama, yargıçların bunu düşünüyor olmaları fecaattir. Gözardı ediliyor ama Türkiye insan ve kadın ticaretinin hem geçiş bölgesi, hem de çok yaygın olduğu bir ülke. Bu kadınların hepsi fuhuş için gelmiyorlar buraya. Bir süre sonra bu çetelerin kurbanı oluyorlar. Ama Karadenizde yaygın olan, Sokakta gördüğünüz her sarışın Rustur ve Nataşadır ve zaten onlar buraya fuhuş yapmaya gelmiştir gibi bir öğreti var. Mahkemenin verdiği bu kararla bu önyargı resmi olarak tescil edilmiş oldu. Sokaktaki insana nasıl önyargılarınızı kaldırın diyeceğiz.
ZİHİNLERİNDEKİ CİNSİYETÇİ KİRLENME... Kararı bu kadar kolay verebilmelerinin bir nedeni de kadının yabancı uyruklu olması. Türk kökenli bir kadın olsaydı bu kararı veremeyeceklerdi çünkü bizdeki bu kanunlardan dolayı elleri kolları bağlanacaktı. Aslında karar toplumdaki bütün önyargıların yargı sistemi içinde de olduğunu gösteriyor. Bağımsız va tarafsız yargıç diye oraya oturanların zihinlerindeki cinsiyetçi kirlenme ve yabancılara ve kadınlara önyargılı bakış orada da var ve kararlarında ortaya çıkabiliyor.
KARAR ANAYASA VE TCKYA AYKIRI İtalyada blujeanli bir kadına tecavüz edilmişti ve mahkeme şöyle bir karar almıştı: Blujeanli ise tecavüz edilemez. Türkiyede de daha önceki yıllarda hayat kadınları ve fahişelere tecavüz indirim sebebi oluyordu. Burada mahkemece verilen karar, Anayasaya aykırı. Kişi hak ve özgürlüklerine aykırı. İkinci olarak da TCKya aykırı. Liz Amado (Kadının İnsan Hakları -Yeni Çözümler Derneği Koordinatörü)
ENDİŞE VERİCİ Bu karar çok üzücü ve endişe verici bir karar. Kanunlarda o kadar reform yapıldı, Medeni Kanunda, Türk Ceza Kanununda yapılan reformların bakış açısına tamamen aykırı bir karar. Yabancı kadınların ne maksatla geldiği belli gibi bir ifade, kadınlar arasında doğrudan, vatandaşlıklarına göre mi, etnisiteye göre mi diyelim, hangi bölgeden geldiklerine göre mi diyelim, bir ayrımcılık unsuru.
Burada kastedilenin seks işçiliği olduğu belli. Açıkça seks işçisi kadınlara karşı... Türkiye bu konuda bir sürü ülkeye oranla seks işçilerinin insan haklarına göreceli saygılı, bu hakları yasalarla güvenceye alabilmiş bir ülke. Mahkemenin kararıyla burada da bir ayrımcılık yapılmış. Ama bunların hepsinin ötesinde doğrudan kadınlara karşı, hani kadın tecavüzü ister, kadın tecavüzü hak eder gibi bizim yıllarca tersine mücadele verdiğimiz ve hukuki boyutta büyük ölçüde bu mücadeleyi kazandığımız, doğrudan kadına karşı ayrımcılık yapılıyor. Genelleme var; birine bakıp Haa, şu uyruklusun! Demek ki... deniliyor. Sen kimsin, suçu işleyen kim, bunların hepsi tamamen gözardı ediliyor.
KADIN HAREKETİ UYGULAMALARIN TAKİPÇİSİ Kamuoyu da bunu böyle görüyor gibi bir gerekçe de artık geçerli değil. Benim medyada gördüğüm, bu tip haberlere eleştirel yaklaşıldığı. Hukuk, kamuoyunun ilerisinde olmalı. Kadın hareketi ve medyadaki kadınların çalışmalarıyla bu bakış açısı biraz ileri götürüldü. Ama özellikle hukuk, uygulama aşamasına geldiğinde sorun yaşanıyor. Biz bu yasaları değiştiriyoruz ve yasaların uygulamasının da takibçisiyiz. Uygulamadaki boşluk ve usulsüzlükler bütün kazanımları geriye götürüyor.
Yargı, verdiği bu tip kararlarla hem kamuoyunun hem de uluslararası insan hakları ve eşitlik anlayışının gerisine düşüyor. Kadın hareketinin başarılı TCK kampanyasında bir türlü kabul ettiremediğimiz konulardan bir tanesi, haksız tahrik ve indirim olayının doğru dürüst tanımlanmasıydı. Bütün bunlar aslında, talebimizin ne kadar haklı olduğunun bir göstergesi.
yok artık daha neler hukuk iyice
yerlerde ülkede güçsüz olanları bir
taraflara çekmezmi acaba böyle
kararlar...
rockeye - İstanbul
16 Aralık 2007, Pazar 11:01
Tam anlamıyla skandal bir
karar.İnsanların milliyetine göre
bunlara nasıl karar verilir nasıl
yorum yapılır.Yazıklar olsun Mevlana
nın torunlarına.Ben erkeğim bence evde
eşi varken o işi yapanların
cezalandırılması lazım.Onlar fırsatını
bulunca delikanlı bayanlar yapınca
kötü kadın.Yazıklar olsun..Hukukta
batmıştır..Hayırlı olsun..
metin Demir - İstanbul
15 Aralık 2007, Cumartesi 22:28
o kadın türbanlı ve yabancı olsaydı bu
kelimeler kullanılmazdı.kararı veren
hakimde mahalle baskısı veya benzer
korku olmalı. bu kararı eleştirmek biz
erkeklerin borcu olmalı.