Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek, insan hakların en çok yalanın söylendiği konu olduğunu, ABnin timsah gözyaşları mealindeki açıklamalarının ikiyüzlülüğün daniskası olduğunu söyledi, Ölülerin insan haklarına ihtiyacı olmaz dedi.
ANKARA - Başbakanlık İnsan Hakları Başkanlığı ve Ankara İl İnsan Hakları Kurulu Başkanlığı, 10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günü dolayısıyla Ankara Ticaret Odasında (ATO) bir toplantı düzenledi. Toplantının açılışında konuşan Çiçek, İnsan Hakları Evrensel Bildirgesini evrensel bir anayasa olarak niteleyerek, bildirgenin, ulusal hukukun da üstünde olduğunu söyledi.
Türkiyenin, İnsan Hakları Evrensel Bildirgesini ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesini kabul eden bir ülke olarak bu kuralların gereğini yerine getirdiğini ifade eden Çiçek, asıl meselinin, yazılı olan kuralların hayata geçirilmesi olduğunu kaydetti. Bu kuralların uygulanması için bir zihniyet devrimi gerektiğini belirten Çiçek, Türkiyenin zorlandığı noktanın da bu olduğunu vurguladı.
Hak ve özgürlüklerin önemini kavrayarak hareket edilmesini isteyen Çiçek, konunun siyasi söylemin ötesine taşınması gerektiğini belirtti. Türkiyenin, ceza hukukunu tepeden tırnağa değiştirdiğini, bu değişimde temel hak ve özgürlüklerle ilgili uluslararası kuralları dikkate aldıklarını dile getiren Çiçek, ancak eski zihniyetle yeni yasaları anlama ve uygulama konusunda zorluklar yaşandığını bildirdi.
Yeni Anayasa çalışmalarına da değinen Çiçek, bugün konuşulan temel hak ve özgürlükler konularının yeni anayasada yer alacağını belirterek, gelecek yıl insan hakları gününde Türkiyenin yeni anayasasındaki hak ve özgürlüklerin konuşulacağını belirtti. Çiçek, temel hak ve özgürlükler konusunda medyaya da çağrıda bulunarak, vatandaşların uyuduğu saatte değil, televizyonu izlediği saatlerde insan haklarıyla ilgili hazırlanan spotların televizyonlarda yayımlanmasını istedi.
ÖLÜLERİN ÖZGÜRLÜĞE İHTİYACI YOK İnsan haklarının, yaşayan insanlar için söz konusu olduğunu kaydeden Çiçek, ölülerin, bu dünyadan göçüp gitmiş olanların anayasalarda ve bildirgelerde belirtilen hiçbir hak ve özgürlüğe ihtiyaçlarının olmadığını söyledi. Çiçek, Ne seyahat özgürlüğüne, ne konut dokunulmazlığına, ne ifade özgürlüğüne, ne başka türlü özgürlüklere ihtiyaçları vardır. Çünkü öbür taraf başka bir statüye tabidir diye konuştu.
EN ÇOK YALANIN SÖYLENDİĞİ KONU Cemil Çiçek, bugün bütün dünyada insan haklarına vurgu yapılacağını, konunun çokça konuşulacağını ifade ederek, şöyle devam etti: Ama en çok yalanın söylendiği bir konuda konuşulduğunun farkında olmalıyız. İnsan haklarına hep vurgu yapılacak ama terör kol gezecek. Çünkü terörden en fazla sıkıntı çeken bir ülkenin bakanı olarak ifade ediyorum; ölen insana bu hakların hiçbirisi lazım değil. O nedenle bütün dünya insan hak ve özgürlükleri konusunda samimiyse, yalan söylemiyorsa, iki yüzlü davranmıyorsa, terörle mücadele konusunda adam gibi bir tavır sergilemek mecburiyetindedir.
İKİYÜZLÜLÜĞÜN DANİSKASI Hala kırmızı bültenle aranan, çocukları, masumları katletmiş insanlar bir ülkenin parlamentosunda gelip konuşma yapabiliyorsa, uluslararası toplantılara katılabiliyorsa, oralarda da bugün insan hakları adına nutuklar çekiliyorsa, bu ikiyüzlülüğün daniskasıdır. Herkes tavrını açıkça ortaya koymak zorundadır. Terör konusunda maalesef İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarında buna dayalı birçok sözleşmede bunlara vurgu yapıldığı halde bugün terör konusunda dünyada samimi, kararlı, içten gelen bir iş birliğine ben 5 senedir şahit olmadım.
TİMSAHIN GÖZYAŞLARI MEALİNDE İş birliği yapılan bir tek konu var: Üzücü olaylardan sonra yarım saat içinde bir taziye mesajı gelir, timsahın gözyaşları mealinde ifadeler gündeme geliyor ama suçluluları iade edin denildiği zaman kırk dereden su getirirler. Sizde idam var, idamı kaldırdık, müzekkerenizde eksiklik var, vallahi yok, dosya tamam. Mülteci hakkı tanınır, başka türlü haklar tanınır, ondan sonra o terörist, eli kanlı insan bir başka ülkenin sokaklarında, caddelerinde dolaşır, iş kurar ama bu tarafta da insanlar üzüntü çekmeye devam eder.
sayın Çicek avrupa insan hakları
sözleşmesine uyuyoruz diyor ancak
avrupa insan hakları mahkemesinin
kararları hala uygulanmıyor üç yıl
önce karar alınmasına rağmen kadınlar
hala yalnızca kendi soyadını
kullanamıyor bu temel hak ve
hürriyetler konusuna girmiyor mu acaba