Buna karşılık zengin ülkelerde iklim değişikliğine karşı, uzun ve sıcak yazlarla mevsim değişikliklerine uygun bir düzenleme yapılacağı belirtilen raporda, fırtınalara, su baskınlarına ve kuraklığa karşı bu eşitsizliğin en çok yoksul ülkeleri etkileyeceğine, ancak nüfusunun yüzde 40ı günde bir doların altında yaşayan Afrika Sahra-altını en çok vuracağı bildirildi.
Raporu hazırlayanlar, bu bölgede yaşayan 720 milyon insanın 75 ila 250 milyonunun yaşam koşullarının ya da kalkınma hedeflerinin, ısınmanın etkisiyle kötüleştiğini göreceklerini belirterek, iklim dengesi bozulunca tarım üretiminin zarara uğrayacağı ve kötü beslenme, gelir kaybı ve sağlık sorunlarının ortaya çıkacağına işaret ettiler.
Etiyopya ve Kenya gibi ülkelerde kuraklık zamanında doğan çocukların şimdiden kötü beslenme ve yetersiz gelişme sorunuyla karşı karşıya bulunduklarına işaret edilen raporda, Nijerde bu yıl içinde meydana gelen su baskınlarının sivrisinekleri ve dolayısıyla hastalıkların artışına neden olduğu, ateşli hastalıklar ve sıtma vakalarında yükselme kaydedildiği belirtildi.
UNDP, sıcaklığın 2,9 derece yükselmesi ve yağışların yüzde 4 azalması durumunda Afrika Sahra-altında kişi başına gelirin yüzde 25 azalacağı uyarısında bulunurken, bu bölgenin tamamının, tek başına ancak Texas eyaleti kadar, sera etkisine yol açan karbondiyoksit (CO2) gazı ürettiğine dikkati çekti.
Afrika kıtasının, dünyanın en az karbondiyoksit gazı üreticisi olmasına karşın, gelecek yüzyılda, iklim değişikliği yüzünden en ağır bedeli ödeyecek gibi göründüğü vurgulanan BMKP raporunda, Onlar için, zengin ülkeler sorumluluklarını üstlenmeli ve uluslararası işbirliği için Endonezyanın Bali kentinde gelecek ay düzenlenecek BM çevre konferansı fırsatını değerlendirmeliler denildi.
ZENGİN ÜLKELERDEN CO2 SALIMININ AZALTILMASI
Öte yandan, İngilterenin Oxford Üniversitesinde geliştirilen bir düşük karbon stratejisinin hayata geçirilmesi durumunda, gelişmiş ülkelerde evlerin 2050 yılına kadar karbondiyoksit salımını yüzde 80 oranında azaltabileceği belirlendi.
Oxford Üniversitesinin araştırmasına göre, bu önlemlerin uygulanması halinde her yıl yüzmilyonlarca dolar tutarında enerji tasarrufu yapmak ve İngiliz hükümetinin 2050ye kadar CO2 emisyonunun yüzde 60 azaltılması hedefine ulaşmak mümkün hale gelecek.
İngiliz üniversitesinin belirlediği strateji uyarınca, İngilteredeki inşaat sektörü 2008 yılından itibaren CO2 salımının yüzde 3,8 oranında azaltılması yönündeki yasal zorunluluğa uymaya zorlanırken, yeni konutlar, mesken yoğunluğunu arttıracak şekilde kentsel bölgelerde inşa edilmeli. Böylece araç kullanımı azalırken, mikro-üretim sisteminin benimsenmesi de cesaretlendirilmiş olacak.
Isı yalıtımı yapılmış konutlar için her türlü vergi indirimi uygulanması önerilen araştırmada, ayrıca her konut için bir enerji veritabanı oluşturulması tavsiye edildi ve tüm bu uygulamaların hayata geçirilmesi için her türlü teknolojik olanağın bulunduğu kaydedildi.