Zaman Gazetesinde yer alan Barolar Birliği Atatürkü anayasadan çıkarmış iddiasına, Barolar Birliği Başkanı Av. Özdemir Özok, Eski Anayasa Mahkemesi Başkanı Yekta Güngör Özden, Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu ve Prof. Dr. Necmi Yüzbaşıoğlundan tepki geldi.
İSTANBUL - Türkiye Barolar Birliği Başkanı Av. Özdemir Özok, Barolar Birliğinin yıllardır Atatürke ve Atatürk devrimlerine bakışının ortada olduğunu belirterek, yeni hazırladıkları taslak için, Zaman Gazetesi gibi Atatürk hayranı olup da bizim Atatürkçülüğümüzden kuşku duyan sıkı Atatürkçülere de yanıt olarak gayet dikkatli bir metin hazırlıyoruz yanıtını verdi.
Türkiye Barolar Birliğinin 2001 yılında hazırlanan anayasa taslağıyla ilgili olarak, AK Partinin hazırlattığı taslaktan daha ileri adımlar öngörülüyor denilen gazete haberinde şu iddialara yer veriliyor: CHPli Özdemir Özokun başında bulunduğu TBBnin 12 Eylül darbesinin 21. yıldönümünde hazırladığı anayasa taslağında ilginç teklifler yer alıyor. En önemli değişikliklerin başında Atatürk ve ilkeleriyle ilgili bölümler geliyor. 1982 Anayasasının başlangıç bölümünde vurgulanan Atatürk milliyetçiliğiyle ilgili bölümler çıkarılmış. Taslakta değiştirilemez hükümlerden biri olan Anayasanın 2. maddesindeki Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan ibaresi kaldırılmış. Aynı şekilde cumhurbaşkanının ve milletvekillerinin yeminiyle ilgili maddelerde yer alan Atatürk ilke ve inkılaplarına bağlı kalacağıma ibaresinin de TBBnin anayasa taslağında bulunmaması dikkat çekiyor.
Türkiye Barolar Birliği Başkanı Av. Özdemir Özok ile TBBnin 2001deki anayasa taslağı çalışmalarına katılan önemli isimler, iddialarla ilgili olarak NTVMSNBCye görüş ve tepkilerini dile getirdi. Av. Özdemir Özok: (Türkiye Barolar Birliği Başkanı)
BU KONUDA ASLA BİR RAHATSIZLIĞIMIZ YOK Barolar Birliğinin yıllardır Atatürke ve Atatürk devrimlerine bakışı ortadadır. Bizim bu konuda asla bir rahatsızlığımız yok. O konuda biz Atatürkü bir yönlendirici ve bir ışık olarak görüyoruz. Dolayısıyla bizim anayasanın başlangıç hükümlerinde bir paragraf açtık. Atatürk ilke ve devrimlerinden, Atatürkün ortaya koyduğu akıl- bilim ve çağdaşlıktan orada bahsediliyor. Ben o günkü komisyonda yoktum. O komisyonda bulunanlar, arkasından anayasa taslağının 186. maddesinde başlangıç hükmünün neyi ifade ettiği açıklamıştır: Bu anayasanın başlangıç hükmü, bu anayasayı yönlendirici bir hüküm taşır ve anayasaya dahildir diyor. Dolayısıyla 82 Anayasasının söylem Atatürkçülüğünden anayasayı kurtarmak, Atatürk ilke ve devrimlerini gelişigüzel anayasanın çeşitli maddelerine serpiştirmektense, anayasanın genel ruhunu, genel felsefesini, genel çerçevesini Atatürk ilke ve devrimlerininin üzerine oturtup diğer maddeleri sadeleştirmek konusunda, o günkü komisyon karar vermiştir.
TELAŞ ETMESİNLER AKPnin anayasa tartışmalarını başlatmasından sonra biz de bir komisyon oluşturduk. Bütün bu eleştirileri de dikkate alarak, yani Zaman Gazetesi gibi Atatürk hayranı olup da bizim Atatürkçülüğümüzden kuşku duyan sıkı Atatürkçülere de yanıt olarak gayet dikkatli bir metin hazırlıyoruz. Zaman gazetesindeki arkadaşlar hiç telaş etmesinler. Atatürke gerekli yeri vereceğiz.
ÇOK SIKI BİR METİN YAPACAĞIZ Çalışmamız bitti ama bir görelim bakalım, hükümet ne gibi bir anayasa taslağı çıkaracak. Ondan sonra biz kendi taslağımızı ortaya koyacağız. Çalışmamız metin olarak bitti ama biz yönetim olarak bu bayramda oturup maddeleri tek tek biz de inceleyeceğiz. Zaman gazetesi mensupları gibi çok sıkı Atatürkçüleri de mutlu edecek çok sıkı bir metin yapacağız.
TBBnin anayasa çalışmalarına katılan 11 kişilik heyette yer alan Eski Anayasa Mahkemesi Başkanı Yekta Güngör Özden de 82 Anayasasının başlangıç bölümünde bulunan Atatürk milliyetçiliği ile ilgili bölümler çıkarılmış iddiasına ilişkin olarak şunları söyledi:
ATATÜRK İLKE VE İNKILAPLARI SÖZÜ BİR 12 EYLÜL SÖYLEMİDİR Başlangıcı ben yazdım. Başlangıçta Atatürk ilkeleri ve Türk devrimleri var. Herkes yanlış konuşuyor. Mustafa Kemal hiçbir konuşmasında devrimleri kendine mal etmedi. Atatürk ilke ve inkılapları sözü bir 12 Eylül söylemidir. Bunun doğrusu, Türk devrimi ve Atatürk ilkeleridir. Başlangıca ben bunu koydum. Yalnız içerideki metinlerde bu esas olduktan sonra, bu doğrultuda hazırlandıktan sonra bugünkü ortaya sürülen ısmarlama anayasa gibi değil. İçerideki kurallar da buna uygun düzenlendiğinden ayrıca Atatürk adını her maddede anmaya gerek görmemişler.
YAZDIKLARI BOŞ Barolar Birliğinin yaptığı çalışma, mesela bir kira sözleşmesi böyle doldurulur, bir dilekçe böyle yazılır gibi bir örnek metini kamuoyuna sunmaktan ibarettir. Zaman gazetesi sömürmeye çalışıyor. Yazdıkları boş. Bu anayasa, siyasi bir değişiklikle Meclise getirilecek bir metin değil. Öyle olsa yürürlükteki anayasaya uymak lazım. Hukukçular ve öğrenciler, kamuoyu için bir anayasa yazılsa nasıl olmalı, TTBnin hazırladığı taslak bunun örneği olduğu için 82 anayasasına bağlı, o zorunlulukları içinde bulundurmakla yükümlü bir anayasa değil.
Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu:
SADECE METİNLERDEN, MADDELERDEN ÇIKARILDI, BAŞLANGIÇ KISMINDAN ÇIKARILMADI Atatürk ilkeleri o metinde anayasanın başlangıç kısmında yer alıyor. Atatürk anayasadan tümden çıkarılmadı. Atatürk ilkelerine dayanan demokratik cumhuriyet deniliyor. Dolayısıyla anayasanın başlangıç kısmı bütün anayasayı esinleyen bir metindir. Bu açıdan Atatürk sadece metinlerden, maddelerden çıkarıldı ama bütün anayasanın bir tür felsefi dayanağını oluşturan, esin kaynağını oluşturan, anayasayı yönlendiren başlangıç kısmından çıkarılmadı. Belirgin hale getirildi. Ayrıca mesela 42. maddede eğitim ve öğretimin Atatürk ilkeleri ışığında yapılacağı belirtiliyordu. Onu, laiklik ve çağdaş bilim ışığında dedik.
ATATÜRK KURUCU BABA, ESİN KAYNAĞIDIR Bizim açımızdan Atatürk bir kurucu baba olarak, bir esin kaynağıdır. Demokratik cumhuriyet deyimini zaten bunun için kullandık. Biz Atatürkü artık tartışma konusu yapmamak amacıyla maddelere 12 Eylül Anayasasında olduğu gibi ikide bir koyma gereği görmedik ama şimdi yapılan anayasa taslağında Atatürke bakış açısının tamamen farklı olduğu bile söylenebilir.
Yani bizim anladığımız Atatürk ilkeleri, laiklik ve çağdaş bilim ışığında olmak. Dolayısıyla Atatürk çıkarıldı derken; Atatürkün çıkarılmış olması anti-Atatürk bir durumdan, Zafer Üskülün söylediği gibi ideolojisi bulunmayan bir anayasa metni hazırlamaktan ziyade, çağdaş bir anayasada bulunması gereken temel ilkeler ışığında yeniden bir düzenleme yaptığımızı söyleyebilirim.
Bu yaptığımız çalışmayı ben hala savunuyorum. Tabii ki bir uzlaşma metniydi, benim katılmadığım hususlar olabilir ama kollektif çalışmaların kaderi budur. Ama genel çerçevede değişmez hükümlerden çıkardılar diyorlar. Anayasa hukukunda yorum yapmak için bir miktar teknik bilgiye sahip olmak gerekir. Biz zaten anayasayı yeni baştan yazdığımız için yeni baştan yazılan anayasada mevcut anayasanın değişmez hükümlerine dokunulmama kuralı yer almadığından, 82 metninin de çağdaş anayasa ilkelerine aykırı olduğu belli olduğundan, tabii ki o kısımları da yeniden yazdık.
Prof. Dr. Necmi Yüzbaşıoğlu: Taslak çalışmasına yalnızca iki kez katıldığı halde adının taslağı hazırlayanlar arasında yer aldığını söyleyen Prof. Dr. Necmi Yüzbaşıoğlu, Anayasanın her maddesinde Atatürkten söz ederek Atatürkçü olunmaz; Gerek 1992deki TÜSİAD metninde, gerekse Barolar Birliğinin 2001 metninde, başlangıçta Atatürk ilke ve devrimleri, Atatürkün Cumhuriyetin kuruluşunundaki rolü, kuvvetle vurgulanır ve bu anayasada da Atatürk ilke ve devrimlerinin hedefi olan çağdaş uygarlık düzeyine ulaşmaya yönelik bir vurgulama vardır dedi.
İLGİLİ YERLERDE VURGULAYALIM DAHA ETKİLİ OLSUN Anayasanın her maddesinde Atatürkten söz ederek Atatürkçü olunmaz. O taslağı hazırlayan arkadaşları da tanıyorum ben. Aynı yaklaşımı TÜSİADa hazırlanan taslakta da söyledik. Biz şunu düşündük: 82 Anayasasında Atatürk çok yerde; belki 27nin üzerinde; bazı yerlerde Atatürk ilkeleri, bazı yerlerde Atatürk inkılapları, bazı yerlerde Atatürk ilke ve inkılapları şeklinde geçtiğinden, kafa karışıklığına sebep olan bir durum vardı. Atatürkü bu kadar tekrarlamak, Atatürk ilkelerini yüceltmiyor, deyim yerindeyse yalama yapıyor. Bunun yerine ilgili yerlerde vurgulayalım, daha etkili olsun.
VAZGEÇMİŞ DEĞİLİZ Gerek 1992deki TÜSİAD metninde, gerekse Barolar Birliğinin 2001 metninde başlangıçta Atatürk ilke ve devrimleri, Atatürkün Cumhuriyetin kuruluşunundaki rolü kuvvetle vurgulanır ve bu anayasada da Atatürk ilke ve devrimlerinin hedefi olan çağdaş uygarlık düzeyine ulaşmaya yönelik bir vurgulama vardır. Bu Fransa anayasalarında da böyledir. 58 tarihli Fransız Anayasası 1789 bildirgesine yollama yapar, Cumhuriyet dönemi temel yasalarına yollama yapar. Biz de o felsefeyle Atatürk ilke ve devrimlerine başlangıçta yollama yaparak onu anayasanın temeli haline getirdik. Vazgeçmiş değiliz. Hem TÜSİAD hem de Barolar Birliği raporunda inkılap kanunları bugünkü kanunda olduğu gibi aynen korunmuştur. Bunlardan vazgeçilmiş değil. Her maddede Atatürk ilke ve inkılapları dediğiniz zaman onun gücünü, değerini azaltmış oluyorsunuz. Tekrarlamak değerini yükseltmiyor.
MİLLETVEKİLİ ANDINA ATATÜRKÜ KOYMAM Mesela TÜSİAD metninde benim görüşlerime tamamen uymayan görüşler vardır. Çalışma metinleri böyle ortaya çıkar. Aynı şey TBB metinleri için de söylenebilir. Kişisel cevap verebilirim ben buna. Atatürk ilke ve devrimleri and metninde neden yer almasın? Bence milletvekili andında yer almasın. Bu ülkede yemin ettiği halde Atatürke hakaret eden milletvekilleri çıktı. Neden Atatürkün adı bu insanların ağzında dolaşsın. Bunu kerhen söylemenin bir anlamı yok ki. Yemin çok özel bir şey. Anayasanın başlangıcına koyabilirsiniz ama Atatürke hakaret eden insanlar bırakın da Atatürkün adını anarak Atatürke hakaret etmesinler. Bugün çalışmanın içinde olsam görüşüm böyle olur. Milletvekili andına Atatürkü koymam. Yemin metnine Atatürk ilke ve inkılaplarına bağlı kalacağıma ibaresinin konmama nedeni Atatürkü dışlamak değildir. O yemini edip de Atatürke hakaret edenleri önlemek içindir.
Adamların şeyhleri Amerika da kendine
lüküs hayat kurdu. Oradan arada sırada
konuşuyor. Hayatları Saidi Nursi
olmuş. Yat Saidi Nursi, Kalk Saidi
Nursi. Adamlar sabahtan akşama kadar
100 defa bu adamın adını anıyorlarsa,
1 defa Allah, 1 defa peygamber
diyorlar. Hal böyleyken, Atatürk le
sanki alakaları varmış gibi, bu tip
gazete haberi yapıyorlar. Kendilerini
de nasıl oluyorsa aydınlar
kategorisine koyuyorlar. Önce kendi
istedikleri Amerikancı şeriat devleti
özlemlerini açık yüreklilikle ortaya
koysunlar. Öyle vur kaç taktiği
uygulamasınlar.
hakan gedek - Kocaeli
27 Eylül 2007, Perşembe 17:50
Her gün aynı başlıklarla haberler.Şu
Atatürk hakkında şunu dedi.Bu şunu dedi
falan filan.Açıkçası kimin ne olduğu
ortada.Denilenler düşünülenler ...
Atatürkü incitirmi?Doğrudan değil.Ancak
emek verdiği bir ülkenin zarar görmesi
maneviyatına zarar verir.Bu durum ise bu
milleti doğrudan incitecektir.Ben ise
kimin ne dediğiyle artık
ilgilenmiyorum.Magazin haberleri kadar
bile değerleri yok artık.Buna sebep
olanlar düşünsün.