Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy, kamuya ait okullarda din derslerine yeniden başlanmasını savunarak, Fransız cumhuriyetinin en temel özelliklerden olan laik eğitim konusunu tartışmaya açtı.
PARİS - Yeni öğretim yılı nedeniyle ülkedeki tüm öğretmenlere bir mektup gönderen Sarkozy, laik okulu desteklediğini, ancak din olgusunun okul dışında bırakılmasına karşı olduğunu dile getirdi.
Sarkozy, büyük dinlerin doğuş ve vizyonlarının, okullarda sosyolojik, tarihi ve kültürel planda öğretilmesini savunuyor. Buna gerekçe olarak da, dinlerin tüm uygarlıkların kaynağında olmasını gösteriyor ve anlaşılmaları halinde insanlar arasında daha kolay diyalog yaşanacağını söylüyor.
Laiklik ilkesine olağanüstü bağlı sol muhalefet partileri ile eğitmen sendikaları ise Sarkozynin bu önerisine derhal tepki gösterdiler. Ana muhalefetteki Sosyalist Partiye göre Sarkozy, cumhuriyetçi ve laik okuldan vazgeçmek istiyor ve liberal anlayış temelinde bir eğitim sistemine geçişi hazırlıyor. Eğitmen sendikaları da Sarkozynin bakışını gerçek dışı olarak yorumlamaktalar.
Sarkozy, içişleri bakanıyken de laiklik ilkesini tartışmaya açmış ve devlet finansmanıyla cami inşa edilebilmesi için, 1905 yılından bu yana yürürlükte olan laiklik yasasında değişiklik yapılmasını savunmuştu. Ancak bu girişime yeterli destek bulamayınca, konuyu cumhurbaşkanlığı programına eklemekten vazgeçmişti.
Sarkozy, dün yaptığı konuşmada laiklik konusunda yasal değişiklik sinyali vermemiş olsa da, Fransız hükümetinin, dini cemaatlerin kamu fonlarından yararlanabilmelerinin önünü açacak formüller üzerinde çalıştığı söyleniyor.
Fransada kamuya bağlı okullarda 1882 tarihinden bu yana laik eğitim veriliyor. Ülkede o tarihten bu yana laik eğitime sadece İkinci Dünya Savaşı sırasında işgalci Nazi yönetimiyle işbirliği yapan Vichy hükümeti döneminde ara verildi. Yürürlükteki yasalar, laik okullardaki eğitimin laik personel tarafından verilmesini de şart koşuyor. 2004 yılından bu yana, kamuya ait ilköğretim okullarında türban ve haç gibi dini simgeler taşımak da yasaklanmış durumda.
bu ele aldığım soruna en iyi
örneğide,bazı arkadaşlarımız din
öğretmenlerinin hatalarını ve sert
yaptırımları söz ederek vermiş.işte
asıl anlatmak istediğim konuda
buydu.bir din hocası,etik olmayan bir
şekilde davranıyorsa,bunu dine yıkmak
hata olur.bu yanlış,o din öğretmeni
denilen kişinin yanlışıdır.bunun en
büyük cezasıda;dini iyi bilmeyen
insanların,dine soğuk bir bakış açısı
getirmesine ve dinden uzaklaşmasına
yol açar.tıpkı;ateistliği seçtiğini
söyleyen noname nickli arkadaşımızda
olduğu gibi.bence bu arkadaşın dine
olan olumsuz bakış açısının bir
bölümünede,etik olmayan din hocası
sebep
gunahbahcesi - İzmir
06 Eylül 2007, Perşembe 03:10
(lütfen yayınlayın) biliyorum çok
uzattım ama önemli bir yorum daha
yapmak istiyorum.aslında bizim toplum
olarak sorunumuz,dini iyi
kavrayamamamız.mesela dinle
bütünleşmiş bir kişinin veya toplumun
bir yanlışını gördüğümüzde;bunu o
kişiye ya da topluma değilde direk
bağlı olduğu dinle bütünleştirmemizden
kaynaklanıyor aramızdaki bazı
kişilerin dine olan soğukluğu.halbuki,
din o şekilde emretmiyor.ama biz
yapıyoruz.işte günahlarda bu yüzden
var.bu ince ayrımı iyi kestirmek
gerekiyor.yapılan yanlışlar dinin
değil, ancak ve ancak o yanlışı
işleyenlerin suçudur.bu sebeple,dine
bir önyargı hatadır.
gunahbahcesi - İzmir
06 Eylül 2007, Perşembe 02:59
(lütfen yayınlayın) sayın pınar
hanım;bir görüşte sizin mesajınıza
yazmak istiyorum.medeniyet öğrenme ile
din arasında bir bağlantı yok
demişsiniz.eğer öyle olsaydı dinin
başını çeken ülkelerde kafalar
kesilmez,vahşi yaptırımlar yapılmazdı
demişsiniz.dini kavramı bilmediğinizi
açıkça ortaya koymuşsunuz kısacası.
bakın;her din şiddeti ve işkenceyi
kesinlikle reddeder.kurallar net ve
açıktır.ama bunun aksini dinle
bütünleşmiş bir ülke yapıyorsa,bu
yüzden dinide bu yaptırıma alet
edemezsiniz.her koyun kendi bacağından
asılır.her;"ben müslümanım" diyenin
dört dörtlük müslüman olmadığı gibi.