Uzmanlar, 1 haftada birbirini düzeltme niteliğindeki 3 açıklama yapan ve sonunda Ermeni olaylarını tereddütsüz soykırım olarak niteleyen Yahudi İnkar ve İftirayla Mücadele Birliği ADLnin, Ermenilere cici görünme telaşında olduğunu söylüyor.
ADL Başkanı Foxman, 2005 yılında Başbakan Erdoğan'a 2. Dünya Savaşı'nda Yahudileri soykırımdan kurtaran Türk diplomatlara saygılarını belirtmek amacıyla bir ödül vermişti.
İSTANBUL - ABDdeki en önemli Yahudi örgütlerinden Anti-Defamation League (ADL / İftira-İnkarla Mücadele Birliği), 1915te yaşanan olaylara ilişkin Ermeni soykırımı iddiasını tanıması, Türkiyede olduğu kadar ABD ve İsrailde de yankı yarattı. Ancak tepkiler üzerine ADLnin 1 hafta içinde 3 ayrı açıklamasının duyurulması kafa karıştırırken, aslında karışıklığın ADLnin kendi içindeki çatışmalardan kaynaklandığı ortaya çıktı. ADLnin Yahudi lobisindeki ağırlığını ve ABD Ermenileriyle ilişkilerini, Türkiyenin eski Washington Büyükelçisi Nüzhet Kandemir ve Prof. Hasan Köni NTVMSNBC için değerlendirdi:
Nüzhet Kandemir (Eski Washington Büyükelçisi)
ADL EN GÜÇLÜ LOBİ KURULUŞLARI ARASINDA ADLnin ağırlığı ABDde fazladır. Amerikan Yahudi Konseyi (AJC) ve ADL sivil toplum kuruluşu olarak iyi çalışırlar, ellerinde para pul da vardır. ADL her ne kadar bir sivil toplum kuruluşu gibi görünse de aslında siyasi bağlamda çalışan, İsraildeki kurum ve kuruluşlara bağımlılık gösteren ve İsrailin genel çıkarları çerçevesinde takındıkları siyaseti de kolay terk etmeyen bir kuruluştur.
ADLnin üst düzey yöneticileri olduğu kadar, altta da ABD geneline yayılmış dernekleri vardır. Bu derneklerin de üst düzeydekiler üzerinde geniş etkileri ve tepkileri zaman zaman ortaya çıkabilir. ADL Başkanı Abraham Foxman, uzun yıllardır kurumun başında görev yapmış, ardından gitmiş ve yerine başka biri gelmiştir. Kendisi, yaptığı çeşitli siyasi bağlantılı çalışmalar sonucunda tekrar göreve gelmiştir. ADL içerisinde çeşitli siyasi bağlamda düşmanlıkları üzerinde odaklamış bir kişidir.
ERMENİ LOBİSİ ADETA BEYİN YIKADI Bizim hükümetimizin Hamasın askeri sorumlusu olan ve İsrail açısından Abdullah Öcalan gibi olan Halid El Meşali Türkiyeye davet etmesine, ve makam düzeyinde kabul etmesine, zamanında ABD genelindeki ADL üyeleri çok büyük bir tepki gösterdi. Bu tepki bugüne dek de silinmedi. Bu tepkiden istifade eden Amerika Ulusal Ermeni Konseyi (ANCA), bunlar nezdinde büyük çalışmalar yaptı. Türkiyenin ne kadar Ermeni ve Yahudi düşmanı bir hükümeti olduğu konusunda adeta beyin yıkadılar.
ADLDE İÇ KARIŞIKLIK, KARARI ETKİLEDİ Bugün ADLde hasıl olan durum, aşağı kademelerden gelen tepkiye, üstteki kişilerin çok fazla dirençlerinin kalmadığından meydana gelmiştir. Bu yüzden de ADL, üç kere görüş değiştirmiştir. İsrail hükümetinin de onlar üzerinde, Türk - İsrail ilişkileriyle ilgili baskısı olmuştur. ABD yönetiminin de Türk-Amerikan ilişkilerinde ortaya çıkan ABD aleyhtarlığını daha da ileriye götürmemek kaygısıyla yaptığı baskıyla ADL geri adım attı, fakat karar, ADLnin kendi bünyesi içindeki uyumsuzluklardan ötürü yinelendi.
TÜRKİYE DE ARTIK KURALINA GÖRE OYNUYOR Türkiyenin soykırım iddialarını sadece 24 Nisanlara bırakması söz konusu değildir. 24 Nisanda çok çeşitli kimlikler ortaya çıkıyor ve Türkiye konuşmak zorunda kalıyor. Bugün, oyunu biz de kurallara uygun oynuyoruz, Amerikan fikir ve anlayışına uygun şekilde oynuyoruz. 24 Nisan bu tür hazırlıkların dışa vurumu şeklinde tezahür ediyor ki, bu tarih öne çıkıyor.
KENDİN PİŞİR, KENDİN YE POLİTİKASI Ermeni lobisinin yıl boyu Türkiye aleyhine geliştirdiği çalışmalar hiç de ihmal edilemez. Bizim kısıtlı imkanlarımıza karşın ellerinde mali kaynaklar daha fazla. Yıl boyu olan çalışmalar kendin pişir kendin ye usülü sadece Türkiyede konuşuluyor. Bizim profesörlerimiz ve bilimadamlarımızın sadece Türkiyedeki konferanslarda konuşmak yerine, dış dünyaya açılıp oralarda konuşmaları gerekir. Bu da maddi imkan meselesidir, kesenin ağzını açıp yatırımda bulunmazsanız bu olmaz. Bu bir devlet politikası olmalı. Dışişleri Bakanlığının eline kurşun vermez, sadece tüfeği verirseniz, o tüfek hiçbir şeye yaramaz. Bu örnekten yola çıkacak olursak, kurşunu devletin sağlaması gerekir.
Prof. Hasan Köni (Bahçeşehir Hukuk Fakültesi)
FOXMAN BASKI GÖRDÜ, KARAR DEĞİŞTİRDİ ADLnin Bostondaki örgütü, çevresindeki Ermeni gruplarla yakın ilişki içerisindedir. ABDde demokratlar ve azınlıklar birlikte hareket ederler. Rum, Ermeni, Musevi ve kendini azınlık sayan diğer gruplar. ADL Boston örgütünün başındaki Andrew Tarsy görevden alınınca, bu grubun büyüklüğü geneli etkiledi. Bostonda Ermeni lobisi de güçlüdür. Foxman büyük baskılarla karşı karşıya kalınca, Bazı görüşleri kabul ediyoruz; ama kararımızın ABD Kongresinde oylanmasına karşı çıkacağız şeklinde konuştu. Çevresi ve Demokrat Partiden baskılar gelince, Foxman bunu yapmak zorunda kaldı.
YAHUDİ LOBİSİ CİCİ GÖRÜNMEYE ÇALIŞIYOR Irak Savaşı ve İsrail-Filistin çatışmasını Yahudi Neo-conlar ve büyük Yahudi kuruluşları destekledi. Amerikan kamuoyu, bunları Ortadoğu felaketinin sorumlusu olarak görüyor ve bunlar da bu ağırlıktan korkuyorlar. Diğer azınlıklara iyi gözükmek ve önümüzdeki dönemde Demokrat Partinin içinde bir yer tutmak için -çünkü daha İsraili korumaları gerekiyor- böyle bir manevra yapmaları gerekti. Fakat Türkiye gibi büyük bir grubu karşılarına aldıkları için, dengeler değişiyor. İsrailden kendilerine baskılar geliyor. Boston grubunu çıkartıp çıkarmamayı tartıştılar, ama buranın yoğun baskısı yüzünden Foxman, kararlarının arkasında olduklarını açıkladı.
SOYKIRIM PSİKOLOJİSİ ÜSTÜNLÜK SAĞLIYOR ADLden daha büyük Yahudi düşünce kuruluşları da var. Fakat onların gündeminde Ermeni soykırımı yok. İsrailin Ortadoğudaki rolünün affedilir bir yanı olmasa da, soykırıma uğramış olma psikolojisi onlara üstünlük sağlıyor. ADL, Yahudi soykırımı yoktur denmesin diye uğraşıyor. Soykırıma karşı oldukları için, diğer azınlıklardan, -örneğin Ermenilerden- bu konuda gelen taleplere sıcak bakıyorlar.
Soykırım konusununun gündeme gelmesi ve kabul edilmesinin Türkiyeyle aslında hiçbir ilgisi yok. Aksine, bu konu Hıristiyan ülkelerinde gündeme geliyor. Siz İranda böyle bir lobi olduğunu düşünebiliyor musunuz? İslamla Hıristiyanlık arasındaki çatışma arttıkça geçmişi daha çok öne çıkarmaya başladılar. Bu sırada Türkiyeyi de daha çok köşeye sıkıştırma fırsatları oluyor.
ERMENİ LOBİSİ 24 NİSANI KULLANIYOR Taşnak terör örgütünün arşivleri Bostondaki Zoryan Ermeni Enstitütüsünde bulunuyor. Hem Türk hükümeti, hem de Türk Tarih Kurumu bu arşivleri açmayı önerdiler. Bu teklife Paramız yok cevabı gelince, Türk tarafı maddi destek vermeyi de teklif etti. Fakat yine reddettiler. Bunu Ermeniler bir kimlik boyutu olarak yapıyorlar. Yani, Katliama uğradıysak varız, küçük bir grubuz, bizi kollayın diye yapıyorlar. Ermeniler dünyada 6 milyonluk bir grup ve 24 Nisanda isimlerini duyurmak için lobi, bu yolu seçiyor.
HIRİSTİYANLAR SORUMLULUK HİSSEDİYOR Türkiye bu konuyla ilgili elinden geleni yapıyor ama, Hıristiyan dünyası kullanıp attığı bu gruba karşı bir sorumluluk hissediyor; o yüzden Ermeni lobisinin sesi bu ülkelerde daha çok duyuluyor. 1. Dünya Savaşı zamanında Ermenileri ordularında savaştıran devletler, onlara da -Yunanlılara olduğu gibi- devlet kurma sözü vermişler. İngiltere ve Rusya bu devletler arasında olmasına rağmen Ermeni soykırımı meselesine yanaşmazlar. Bu yüzden de Ermeni lobisi, Türkiyeye karşı olabilecek diğer büyük ülkelerde bu faaliyetlerini devam ettiriyor. Türkiyenin konuyla ilgili çalışmaları olsa da, lobinin gücü yüzünden sesini yeterince duyuramıyor. ADLnin kararları ve tepkiler