AK Parti’li Ayşe Böhürler yerini sorguluyor
Web NTVMSNBC   
NTVMSNBC'yi açılış sayfam yap
Türkiye
Yerel Seçim 2009
Ergenekon Davası
Politika
Dış politika
Genel
Polis - adliye
Yerel
Video
Foto Galeri
Türkiye
Dünya
Ekonomi
Spor
Teknoloji
Sağlık
Kültür Sanat
Yaşam
Hava Yol
Yeşil Ekran
Eğitim
Moda
Otomobil
Doğuş Yayın Grubu
NTV
CNBC-e
e2
NTVSPOR.NET
NBA TV
NTV Radyo
Eksen 96.2
Radio N101
NTV Yayınları
NTV Tarih
N. Geographic
 
NTVMSNBC Anasayfa » Türkiye » Politika

AK Parti’li Ayşe Böhürler yerini sorguluyor

AK Parti MKYK üyesi Ayşe Böhürler, Gül’ün adaylığına yaklaşımı nedeniyle Müslüman ve dinci kesimin erkeklerinden gördüğü tepkiyi ve uğradığı haksızlıkları yazdı; “İnsana ‘Benim burada ne işim var’ diye sordurtuyor, mahalle ahlakını sorgulatıyor” dedi.

 DİĞER HABERLER

  GÜNCEL - EN ÇOK OKUNAN HABERLER
NTV-MSNBC
Güncelleme: 22:02 TSİ 26 Ağustos 2007 Pazar

İSTANBUL - AK Parti’nin en üst karar organı MKYK’nın üyesi Ayşe Böhürler, Abdullah Gül’ün cumhurbaşkanı adaylığına yaklaşımı nedeniyle “kendi mahallesindeki erkekçi siyaset”in gösterdiği tepkiye isyan etti. ‘Dinci’ kesimden “Sürtük” diye tepki gösterenler bile olduğunu belirten Böhürler, oysa toplantılarda Gül’ün cumhurbaşkanlığını desteklediğini söylediğini belirtti; “Velev ki karşı çıksaydım, kimbilir başıma neler gelirdi” dedi.
Haberin devamı

Böhürler, “Yetti gari” dedirten tepkilerin, “sadece koroya dahil olmadığı, cumhurbaşkanlığının gerilim konusu yapılmamasını söylediği” için geldiğini söyledi; “Başka bir bakış açısı ile konuya baksak” mırıldanmalarında bile çıldırabiliyorlar olmaları insanı ürkütüyor” dedi.

AK Parti MKYK üyesi Böhürler’in Yeni Şafak gazetesindeki köşesinde “Ar’af” başlıklığıyla kaleme aldığı bugünkü yazısı, “İncinmek ve incitilmek ince bir ayardır aslında” diye başlıyor. Böhürler, “başına gelenleri” şöyle ifade etti:

KİMLERLE YAN YANA DURUYORUM?
Tek sesli bir koroya dahil olmak istemezseniz tepkilere hazır olmalısınız. Öncelikle kendi mahallenizden gelir suçlamalar.
“Niye bizim gibi düşünmüyorsun” soruları, sürüye boyun eğmek zorundasın yaklaşımı imani bir sorgulamaya bile dönüşebilir çoğu zaman. “Yoksa sen de mi onlar gibi oldun, davayı satıyorsun?” “Hangi dava ne davası, fanatik mahalleli olmak zorunda mıyım, ne fısatları değerlendirmek ne de yıldızların yükselişini yakalamak ne de siyasi arenada şahsi ikballer gibi bir derdim var” demeye kalmadan mahalleli kıyıcılığı “kimlerle yanyana duruyorum, burada ne işim var” sorusunu sordurur insana...

VE EN ACIMASIZ TEPKİ: SÜRTÜK!
Allahtan inanç dünyamın şekilenmesinde insanlar değil İslami öğretiler etkili oldu!
“Size oy vermek için 2000 euro harcadık” diyen Almancılar...
“Size bunun için mi oy verdim hem de sizin ikiyüzlü olduğunuzu düşünürken” diyen MHP’liler...
“Müslümanların başa geçmesini istemiyor musun”, “Bizi içimizden mi vuruyorsun”, “Başörtüsünü çıkarın, niçin kullanıyorsun” ve en acımasızı da “Sen Gül’ün niye cumhurbaşkanı olmasını istemiyorsun sürtük” diyen dinciler... Dinciler diyorum çünkü Müslüman ahlakını benimsemeden dindarlık iddiasında olanlarla da, bir kadına sadece siyasi alanda farklı fikirlerin tartışılabilir olmasını seslendirdi diye hakaret edebilenlerle de bir kardeşlik hukukumuzun olmadığını düşünüyorum.

ÇILDIRABİLİYOR OLMALARI ÜRKÜTÜYOR
Bir de tabii ne demeye çalıştığımı anlamayıp tepki verenler “Biz onu hiç öyle bilmiyorduk, çok kırıldık” diyenler, mimleyenler hatta fişleyenler... İşlerine geldiği yerde “Ne güzel temsil ettin başörtülüleri” diyenlerin “Başka bir bakış açısı ile konuya baksak” mırıldanmalarında bile çıldırabiliyorlar olmaları insanı ürkütüyor. Üstelik sorgulamayı her alanda olduğu gibi siyaset içinde önemseyen birisi olarak müteaddit defalar dile getirdiğim farklı, muhalif fikirlere destek çıkanların tutumlarını da yadırgıyorum. Hem de zaten ikbal, statü, mevki derdinde ve görünümünde olmadığım ortada iken!

MAHALLE AHLAKINI SORGULATIYOR
Tüm bunlar koroya dahil olmadım ve cumhurbaşkanlığı tartışmalarını gerilim konusu yapmadan çözme alternatifleri bulunabilir mi dediğim için. Dediğim de tam da budur. Yoksa Sayın Gül’ün cumhurbaşkanlığına karşı çıkmak değil/ velev ki çıkmış olsaydım kimbilir başıma neler gelirdi kimbilir mürtedlikle bile suçlanabilirdim/. Üstelik bu konuda katıldığım siyasi toplantılarda da kesinlikle Sayın Gül’ün cumhurbaşkanı olması gerektiği konusunda görüş bildiren birisi olarak haksızlığa uğradığımı düşünüyorum.
Hiçbir şey talep etmeden yürüttüğüm siyaset tarzı içinde, başörtüsünün sözkonusu olduğu her yerde “Aman kimseye zarar vermeyelim” anlayışı içindeyken gördüğümüz destek bu sefer nedense tam tersi bir şekle büründü. Haksız tepkiler insana mahalle ahlakını sorgulatıyor ne yazık ki...

TESETTÜRLÜ KADININ GÜNCESİ
Böhürler yazısının son bölümünde, Nihal Bengisu Karaca’nın Radikal gazetesinde yazdığı “Tesettürlü bir kadının deniz güncesi” yazısının, Hürriyet gazetesinde “hafifletilmesi”ne değiniyor ve yazısını şöyle noktalıyor:
Anadolu muhafazakarlığı da elit Türklerin buyurgan öğretileri de kadınlara dar ediyor dünyayı... “Yetti gari” dedirttiği gibi sorguladığımız alanları da arttırıyor... Vurun abalıya modelinde başörtülüler, akıl dışı hukuki yasakların yanında bir de sürekli olarak iki mahallenin görünmeyen yasakları ve engelleri ile karşılaşıyorlar. Herkesin gücü kadınlara yetiyor.
Artık direniş sathı görünmeyen engeller ve yasaklar ile özel alanı da kamusal alanı da kapsıyor.
Yoksa modern dünyada makam-mevkii, para, hırs derken erkeklerin dünyasında kendine yer bulamayan yiğitlik vasıfları kadınlarda mı tecelli ediyor?

PİLAVDAN DÖNENİN KAŞIĞI KIRILSIN
Böhürler, 11 Ağustos tarihli, “Pilavdan dönenin kaşığı kırılsın” başlıklı yazısında da, Gül’ün adaylığı konusunda hak ve haksızlık, kurban verme, taviz, boyun eğme gibi yaklaşımları sorgulamış, şöyle demişti:
“Keşke bizim duygularımızın ve aklımızın kesiştiği yer karşı tarafın duyguları ve aklıyla kesişse. Keşke bunları konuşmasak! Evlilikte de siyasette de… Her şeyi galibiyet ve yenilgi gibi algılamayı bir tarafa bırakıp uzun vadeli değerlendirmeler yapsak, tartışmalı zaferler yerine uzun vadeli faydalalara tercih etsek.
Kalbim rasyonel davranmak gerektiğini söylüyor bunu söylerken de kimseye haksızlık yaptığımı düşünmüyorum. Taraftar değilim siyasi kulislerin duygularla yapılmasına karşıyım. Siyasetin en yüksek aklı gerektirdiğine inananlardanım. Elbette bu tutum karşılıklı olmalı, ama bazen bu mümkün olamıyor. Karşımızda aşacağımız somut bir duvar yok, soyut algılar, yanlış yargılar, duygusal içerikli tepkiler var. Biz bu mücadeleden ancak duygusal içerikli tepkilere akılcı cevaplar vererek galip ayrılabiliriz. Aksi takdirde kazandığımızı zannettiğimiz yerde kaybetme riskini göğüslememiz gerekir.”

 

Bu habere oy ver
Düşük
1 Puan 2 Puan 3 Puan 4 Puan 5 Puan 6 Puan 7 Puan 8 Puan 9 Puan 10 Puan
Yüksek
     •  En çok puan alan haberler

Yazdır Gönder Görüş yaz/ oku

BEGÜM BÖHÜRLER  - İstanbul
01 Mart 2008, Cumartesi 11:34  
her ne kadarda sevilmeyen biri bile olsa gercekte kendisi iyi biri ve asalayaci,inciltici ve hakaretleri haketmiyor..!

neci  - Çorum
28 Ağustos 2007, Salı 23:39  
ayşe hanımı bir tv programında seyrretmiştim sky türkte tv sunucusu ısrarla akp nin takiye yapıp yapmadıgını sorarken ayşe hanım akpnin takiye yapmadıgını söylüyordu sanırım din bezirganı basının bu günki söyledikleri ayşe hanımın aklını başına getirmiştir ayşe hanımın egitimindekive kültüründeki bir insanın onların takiyesini anlamalı bunların kendi görüşleri dışındakilere tahammmülü yokayşe hanım bulundugu yeri tekrar gözden geçirmeliçünki ayşe hanımın görüşleri o camiayla uyuşmuyor

ertan ceylan  - Çorum
28 Ağustos 2007, Salı 13:07  
Kendi içlerinden olan bir hamfendıye bıle tahammul edemeyen akp zihniyetının nasıl olupta bütün ülkeyi kucakyacagını şaşırmadan izliyorum.bence kimsede şaşırmasın.daha film yeni başlıyor.izlemeye devam edelim bence.

Bütün Görüşleri Oku

Ana Sayfa | Türkiye | Dünya | Ekonomi | Sağlık | Yaşam | Teknoloji | Kültür Sanat | Doğal Hayat | Eğitim | Moda
Spor | Hava Yol | İletişim | Yardım | İzleyici Görüşleri | Reklam Seçenekleri | Hukuki Şartlar & Gizlilik Hakları