Cumhurbaşkanı adayı Gül, eşinin başörtüsüyle ilgili ısrarlı sorular üzerine, kadınları örtülü-örtüsüz diye ayırmanın ahlaken de hukuken de yanlış olduğunu, örtünmeye zorlamak gibi, tersini zorlamanın da yasak olduğunu vurguladı.
Gül, eşinin başörtüsünün sık sık gündeme getirilmesi üzerine, "ayrımcılığın çok farklı boyutlara gideceği" uyarısı yaptı.
ANKARA - Cumhurbaşkanı adayı ve Kayseri Milletvekili Abdullah Gül, eşinin başörtüsünün sık sık gündeme getirilmesi üzerine, örtülü-örtüsüz ayrımcılığı sürerse çok farklı boyutlara gideceği uyarısında bulundu.
KESK Genel Merkezini ziyaretinde konfederasyon Genel Başkanı İsmail Hakkı Tombulla görüşen ve cumhurbaşkanı adaylığına moral destek isteyen Gül, yaklaşık yarım saat süren görüşmenin ardından gazetecilerin karşısına çıktı.
Bir gazetecinin, Eşinizin baş örtüsüyle ilgili çeşitli yorumlar yapılıyor. Bu yorumlar, eşinizde nasıl bir etki yarattı? Tabii siz kendisiyle görüşüyorsunuzdur sorusu, gülüşmelere neden oldu. Tabii, vakit bulursam görüşüyorum bazen karşılığı veren Gül, bunların konuşulduğunu, kimsenin kafasında olan şeyleri saklamaya gerek olmadığını, Türkiye gibi bir toplumda kadınların bir kısmının örtülü, bir kısmının örtüsüz, bir kısmının diğerinden farklı giyindiğini belirtti.
HUKUKEN VE AHLAKEN YANLIŞ, YASAK Bu tartışmalar yapılırken, en çok dikkat edilmesi gerekenin konuya hukuki ve ahlaki açıdan yaklaşmak olduğunu anlatan Gül, hukuki açıdan yaklaşırken, Anayasanın ilkelerini açık olduğunu, temel hak ve özgürlüklerin herkes için Anayasanın teminatı altında olduğunu dile getirdi. Gül, insanların bu bireysel tercihlerinin başka insanlara herhangi bir şekilde empoze edilmesinin, başkalarının da o şekilde olmasını zorlamanın, yasak olduğunu belirterek şöyle konuştu:
ÖRTÜNMEYE ZORLAMAK GİBİ TERSİ DE YANLIŞ Bu, örtüyle ilgili olabilir, başka şeyle ilgili olabilir. İnsanları örtünmeye sevk etmek gibi bir zorlama nasıl yasaksa, nasıl yanlışsa, tersi de doğru değildir.
Ahlaki açıdan bakıldığında da Türkiyede kadınları rencide etmek, onlar arasında ayrımcılık yapmak, örtülü insanlar, örtüsüz insanlar gibi ayrımcılıklar başlarsa, bu tip ayrımcılıklar çok farklı boyutlara gider. Onun için zaten Anayasamız bunları yasaklamıştır. O zaman aklınıza o kadar çok şey gelir ki yasaklarla ilgili... Anayasa, kanunlar, hukuk ne diyorsa, odur.
BEN NEREYE, KİMİNLE GİDECEĞİMİ BİLİRİM Seçilmeye aday olan kişi, benim. Ben, nerede, nasıl davranırım, işlerimi nasıl yapacağım... Bütün bunlar... Nereye, nasıl giderim, nerede, nasıl konuşurum, nereye beraber giderim, nereye yalnız giderim... Bütün bunlar benim beş yıllık bakanlığım ve başbakanlığım süresinde edindiğim tecrübe, 15 yıllık siyasi hayatımdaki tecrübe, bütün bunlar, toplamıyla birlikte karar vereceğim hususlardır.
TARTIŞMADAN DEMOKRASİ ZARAR GÖRÜR Eğer tartışmalar bu noktalara gelirse, bundan demokrasimiz zarar görür ve halkımız da rencide olur. Bununla ilgili saklı gizli bir şey de sözkonusu değil. Arkadaşlar bu tip soruları sorarlarken bu söylediğim hususları da dikkate alırlarsa mutlu olurum.
SEZERE DEVİR-TESLİM MESAJI: HERHALDE SAYGI GÖSTERİR Abdullah Gül, bir gazetecinin, Sayın Cumhurbaşkanı Sezerin cumhurbaşkanı seçilmeniz halinde görevi devrederken bir tören yapmayabileceği, devir-teslim töreni olmadan Köşkten ayrılabileceği şeklinde bir olasılık yazılıyor. Devir-teslim töreni yapılmazsa kırılır mısınız? sorusuna da şu karşılığı verdi:
Ben, kendisi seçilmiş bir insan değilim. TBMM, yüce Türk Milletini temsil etmektedir. En üst makam da odur. Onun iradesine herhalde herkes saygı gösterir.
İŞ BAŞKA ÖZEL HAYAT BAŞKA
Sn. Gül artık Türkiye nin yeni
cumhurbaşkanı dır ve buna kimse
itiraz edemez. Türkiye deki hemen
hemen tüm partiler AKP ye karşı ama
Türk halkı karşı değil ve Sn. G ül
çırağın sarayına gidince başörtülü
olan eşi ile çıkacaktır daha fazla
konuşmanın ya da abartmanın hiç bir
anlamı yok ayrıca Sn. Gül çok akıllı
ve başarılı bir kişi.
Murat Gürbüz - İstanbul
17 Ağustos 2007, Cuma 09:12
Sn.Gül, Eşinin AİHM de açtığı dava ile
ilgili sorulan sorulara "Eşim
inancından dolayı başını örtüyor"
dedi. Buna göre, başı açık olan
hanımlar inançsız saymak hangi ahlak
ve hukuka uyuyor ? Burada sorun baş
örtmek değil ki. Başını Eşarp la,
Tülbentle yada Namaz Örtüsü ile
örtenlerle hiç kimsenin sorunu yok.
Sorun, Türban ın bir simge olarak
kullanılması. Türban ı simgeleştiren
de Sn. Gül ün de içinde bulunduğu
zihniyet. Son 5 yıldır. Belediye yada
Devlet dairesi ile işi olanların
hanımları başını Türban ile örttü. 5
yıl önce inançsızdılar, şimdi mi
hidayete erdiler ??
osman - İstanbul
17 Ağustos 2007, Cuma 09:07
Türkiyedeki sorun başörtüsü ya da
türban değildir. Asıl sorun ülkenin
rejiminin nereye varacağı sorunudur.
Ülkemizde %46 oy alan siyasi partinin
yöneticilerinin gelmiş oldukları ve
uygulamaya çalıştıkları anlayıştır
asıl sorun. Fetullah Gülen in amacının
ne olduğu sorunudur. Ülkemiz İslam
cumhuriyetine iç ve dış güçler
tarafından adım adım sürüklenmektedir.
Bunun acısını çekecek olanlar da AKP
ye oy vermeyen, çağdaş, dünya
standartalrında bir yaşam sürmek
isteyen insanlardır. TEHLİKENİN
FARKINDA OLMALIYIZ. Çankaya da giderse
elimizde ne kalır Türkiye Cumhuriyeti
adına???