CHP, Gülün cumhurbaşkanlığı için MHPyi suçladı; Meclisteki oylamaya katılmama, Gülün Çankayada vereceği cumhuriyet resepsiyonuna da katılmama kararı aldı.
ANKARA - Cumhurbaşkanı adayı Abdullah Gülün randevu talebine yanıt vermeyen CHP yönetimi, gün boyu süren toplantının ardından Abdullah Gülü protesto kararını açıkladı. CHP Genel Merkezinde kararı basına ve kamuoyuna duyuran Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Özyürek, Gülün milli görüş geleneğinden geldiğini, cumhurbaşkanı olmasını doğru bulmadıklarını belirtti.
CHP MYK AÇIKLAMASI CHP Merkez Yönetim Kurulu (MYK) açıklamasında, AKPnin Sayın Abdullah Gülün cumhurbaşkanı seçilmesini Atatürk ilkelerine dayalı laik demokratik cumhuriyete karşı bir rövanşa dönüştürdüğü görülmektedir denildi.
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal başkanlığında gerçekleştirilen ve yaklaşık 3,5 saat süren MYK toplantısında alınan kararlar, Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Özyürek tarafından açıklandı.
Yedi maddeden oluşan açıklamada, Başbakan Recep Tayip Erdoğanın seçimlerden sonra, cumhurbaşkanı adayını belirlerken uzlaşma arayacaklarını ve bu amaçla muhalefet partilerini ziyaret edeceklerini dile getirdiği ve Baykalı telefonla arayarak ziyarete geleceğini söylediği belirtildi.
Gelinen noktada Gülün herhangi bir istişare yapılmadan, uzlaşma aranmadan AK Parti tarafından tek taraflı olarak aday gösterildiği görüşüne yer verilen açıklamada, TBMM Başkanlığı seçiminde sergilenen tavrın CHP tarafından memnuniyetle karşılandığı ve AK Partili adaya destek verildiği hatırlatılarak, cumhurbaşkanı adayının belirlenmesinde de benzer bir yöntemin izlenmesinin kamuoyu tarafından beklenir hale geldiği kaydedildi.
Açıklamada, anayasaya göre, cumhurbaşkanının, Türkiye Cumhuriyetinin ve Türk Milletinin birliğini temsil etmek ve devlet organlarının uyumlu çalışmasını gözetmekle görevlendirildiği belirtilerek, şöyle denildi:
Böylesine önemli görevleri olan bir makama seçilecek kişinin siyasal uzlaşmayla seçilmesi ülkenin huzuru ve demokrasimizin gelişmesi açısından büyük yarar sağlayacaktı. Milli görüş geleneğinden gelen Sayın Abdullah Gülün yakın geçmişteki pek çok yazı ve konuşması cumhuriyetin temel değerleriyle mutabık olmadığını açıkça göstermektedir. Bunlardan bazıları şunlardır: Cumhuriyet ilkeleri halka zorlama biçiminde dayatılmıştır, Ne Mutlu Türküm diyene lafını her yere yaza yaza Türkiye ilkel hale dönüşmüştür, Tarih boyunca görülmüştür ki en birleştirici unsur dindir, Moral değerleri açısından Türkiyenin bütünlüğünü tehdit eden ve en ziyade tahribatı vermiş olan laiklik ilkesidir, laiklik olayıdır, Dindar olan bir subaya kendi ordunuzda hayat hakkı vermiyorsunuz, ona ajan muamelesi yapıyorsunuz, İkinci Cumhuriyet ve yeni Osmanlılık kavramlarını çok sağlıklı buluyorum ve geleceğe ümitle bakıyorum, Türkiyede cumhuriyetin sonu geldi, kesinlikle laik sistemi değiştireceğiz. Cumhurbaşkanlığı gibi, anayasal düzeni, laik demokratik cumhuriyeti koruyup işletmekle görevli bir makama seçilecek kimsenin, yakın geçmişte, yukarıda örnekleri verilen pek çok yazı ve konuşması varsa o kişinin cumhurbaşkanı seçilmesi cumhuriyetin temellerini sarsacaktır. Anayasa Mahkemesi üyelerini, Hakimler Savcılar Kurulu üyelerini atama ve dolayısıyla hakimlerin tayin ve terfilerini ve rektörlerin atanması yetkisini eline geçiren cumhuriyet karşıtı bir kişi rejimin geleceğini tehlikeye atacaktır.
CUMHURİYETE KARŞI RÖVANŞ AKPnin Sayın Abdullah Gülün Cumhurbaşkanı seçilmesini Atatürk ilkelerine dayalı laik demokratik cumhuriyete karşı bir rövanşa dönüştürdüğü görülmektedir ifadesine yer verilen açıklamada, şöyle devam edildi:
Uzlaşma aranmadan, AKPnin tek taraflı dayatmasıyla cumhurbaşkanı adayı gösterilen Abdullah Gül ile görüşmenin herhangi bir yararı olmadığı sonucuna varılmıştır. Kaldı ki, ilk cumhurbaşkanı adaylığında Sayın Gül yine adaylığı ilan edildikten sonra partimizi ziyaret etmiş ve kendisine o zaman da görüşlerimiz aktarılmıştır. O günden bugüne hiçbir değişme olmadan Sayın Gülün tekrar aday olmasını doğru bulmuyoruz. Sayın Recep Tayyip Erdoğanın daha önce verdiği söze bağlı kalarak cumhurbaşkanı adayı belirlenmesinden önce partimizi ziyaret etmesi gerekirdi. Sayın Abdullah Gülün Cumhurbaşkanı seçilmesi halinde Türkiyenin kültürüyle, ekonomisiyle, medyasıyla ve yaşam tarzıyla bir din devletine dönüştürülmesi süreci hızlanacaktır. Bu dönüşümden yarar uman uluslararası güçler, bölgeye yönelik çıkarlarıyla bu değişimi ılımlı İslam projesiyle desteklemektedirler. CHP, AKP hükümetinin ve seçildiği takdirde Sayın Gülün bütün uygulamalarını Anayasamızda ifadesini bulan Atatürk ilkeleri ve laik demokratik cumhuriyet açısından dikkatle izleyecek ve uyarılarını kararlılıkla sürdürecektir. Cumhuriyet birikimini ve değerlerini kurmak için görevini yapacaktır.
BİR LİDERLER TOPLANTISI OLURSA Özyürek, açıklamasının ardından gazetecilerin sorularını da yanıtladı.
Cumhurbaşkanlığı seçimi sırasında TBMM Genel Kuruluna girme gereği duymadıklarını kaydeden Özyürek, ilk adaylığı sırasında Gül ile görüştüklerini belirterek, bugün neden görüşmediklerinin sorulması üzerine de şunları söyledi:
O, zaman o görüşlerini ifade etti, biz görüşlerimizi ifade ettik. Bu görüşmeler bize göre bir istişare, bir uzlaşma için yapılırsa anlamlıdır. Yoksa karar verilmiş, aday ilan edilmiş, bir halkla ilişkiler kapsamında yapılan bu tip görüşmelerde herhangi bir yarar görmüyoruz.
Mustafa Özyürek, Abdullah Gülün cumhurbaşkanı seçilmesi halinde kendisiyle temas kurup kurmayacaklarına ilişkin bir soru üzerine de, Zorunlu ilişkiler dışında kendisiyle bir ilişkimiz olmayacak. Mesela, Cumhuriyet resepsiyonuna katılmamız söz konusu değildir. Sayın Gülün dış gezilerine katılmamız söz konusu değildir ama diyelim bir önemli kriz anında, bir liderler toplantısı olursa ona elbette katılmamız gerekir diye konuştu.
ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ Özyürek, cumhurbaşkanının yetkilerinin sınırlandırılmasına yönelik bir Anayasa değişikliğinin gündeme gelmesi halinde tepkilerinin ne olacağının sorulması üzerine, şunları söyledi:
Anayasa değişiklikleriyle ilgili bizim görüşümüz belli. AKPnin Anayasa değişikliğinden ne anladığı çeşitli açıklamalarla ortaya çıktı. Önce Anayasadan laik, demokratik cumhuriyeti ve Atatürk ilkelerini çıkararak işe başlayacakları anlaşılıyor. O nedenle AKPden gelecek bütün Anayasa değişikliklerini büyük bir ihtiyatla karşılayacağız. Elbette demokrasinin önünü açan, özgürlükleri genişleten değişiklikler olursa destekleriz. Onun dışında Atatürk ilkelerine dönük, laik, demokratik cumhuriyete dönük değişiklikler varsa onlara karşı çıkarız.
MİLLİ GÖRÜŞ GÖMLEĞİ Özyürek, bir gazetecinin, Başbakan Erdoğan daha önce milli görüş gömleğini çıkardığını ve değiştiğini söylemişti. Sayın Gülün de buna benzer bir açıklama yapması sizin tavrınızı etkiler mi? sorusunu da şöyle yanıtladı:
Bu, gömlek çıkarmakla, giymekle görüşler değişmiyor. AKPnin geçtiğimiz 4 yıl içindeki uygulamaları ortada. Pek çok yerde seçim kampanyasında Cumhuriyet Halk Partisine dönük, laik kesime dönük, Bunlar dinsizdir şeklinde kampanyalar yürütmektedirler. O nedenle, Türkiyede toplumu laik olanlar, olmayanlar şeklinde bölmeye çalışan bir hükümetin başbakan yardımcısıdır Sayın Gül ve AKPnin pek çok, diyelim kuran kurslarının yaptırımının ortadan kaldırılması, zina konusu gibi konularda farklı düşündüğüne tanık olmadık. Ben geçmişteki söylemleri ki, bunlar çok eskiye dayanmıyor, Sayın Gülün 40 yaşından sonra yaptığı görüşlerdir. 40 yaşından sonra da insanların böyle kolay kolay gömlek değiştirir gibi fikir değiştiremediklerini hep beraber biliyoruz.
MHPNİN TAVRI MHPnin, Gülün adaylığının açıklanmasından önce cumhurbaşkanı seçiminde Genel Kurula katılacağını açıkladığının, 367 sorununun bu şekilde ortadan kalktığının hatırlatılması üzerine Özyürek, Sayın Bahçeli, bu konudaki görüşünü net olarak daha önce açıkladı. Bize göre yanlış olmuştur. Çünkü 367nin amacı zorluk çıkarmak değil, uzlaşmayı sağlamaktır dedi. Özyürek, sözlerini şöyle sürdürdü:
Eğer MHP 367yi hemen bulmalarına yardımcı olacağını açıklamamış olsaydı Sayın Başbakan, daha önce söylediği, 3-4 isimle muhalefet partilerini ziyaret edeceğim anlayışı doğrultusunda kesinlikle bir uzlaşma arayışına girecekti. Ama MHPnin baştan böylesine bir karar vermiş olması işlerini kolaylaştırmıştır ve onların artık muhalefet partileriyle herhangi bir uzlaşma arayışını gereksiz hale getirmiştir. MHP bugünkü görüşmeden sonra da Meclise gireceğini söylemiştir. O nedenle bizim tavrımız çok net. Başka partilerle bu açıdan bir uzlaşma, anlaşma zemini olmadığı anlaşılmaktadır. CHP, laik, demokratik cumhuriyetin inançlı savunucusudur. Atatürk ilkelerinin inançlı savunucusudur. Bu noktada her türlü çalışmayı yapmaktadır ve bizim dışımızda başka partilerde başka anlayışla çalışma yapabilirler. Onlara söyleyecek bir şeyimiz yoktur.
Özyürek, bir başka soru üzerine, açıklamada yer alan tüm kararların oybirliğiyle verildiğini kaydetti.
Bir gazetecinin, DSP ile temasınız oldu mu? sorusuna, Özyürek, DSP tarafından Genel Sekreterimizle bir temas sağlanmıştır, bizim tavrımız öğrenilmiştir. Bugün basından izlediğimiz kadarıyla Sayın Gül Sayın Sezer ile görüşmüştür yanıtı verdi.
bay haydar ceylan, cidden sizi
kutluyorum, baykal ın özü sözü o kadar
bir ki erdoğan ı zamanında başbakan
yapmak için cansiperâne bir şekilde
çalıştı.. dokunulmazlığı da kaldırma
baskısı yapmadı, şimdi yandı gülüm
keten helva, hâlâ baykal ın ardına
takılanları anlamıyorum.. baykal,
kenan evren atatürkçüsüdür.. mustafa
kemal in kemiklerini sızlatan bir
siyasetçidir..
Haydar Ceylan - İzmir
15 Ağustos 2007, Çarşamba 16:39
CHP yi bu duruşuyla
kutluyorum.Özüyle,sözüyle bir olmak
denir buna.
Seçimin ertesinde,Sn.Baykal ın
istifasını isteyenler nerede?Abdullah
Gül ü alkışlamaya,karşısında yer bulmaya
mı gittiler?
Türkiye de, Atatürk İlke ve
İnkilaplarının bekçisi oldugunu
söyleyenler,....Nerdesiniz.niye sesiniz
çıkmıyor?İşte buna takiyye diyorlar.