AK Parti milletvekili ve hukukçu Zafer Üskülün Anayasa, Kemalizmden arındırılmalı görüşü tartışma yarattı. Anayasa hukukçuları, NTVMSNBC aracılığıyla konuyu tartışıyor.
Prof. Mümtaz Soysal: İdeoloji var, ideoloji var. Kemalizm ya da Atatürkçülük, cumhuriyet sözkonusu olduğunda her şeyin bu devrime göre yorumlanmasını gerektiren bir cumhuriyettir. Yoksa yıkılır.
Prof. Fazıl Sağlam: Sayın Üskül bu sözleri AKPye girmeden önce söylemiş olsaydı, tartışılırdı.
Prof. Mithat Sancar: Atatürkçülüğü anayasaya koyarsanız, bir süre sonra anayasayı siyasal alanın kutsal kitabı haline getirirsiniz. Bütün partilerin programı tek tip olur.
Prof. Mümtaz Soysal
KEMALİZM OLMAZSA CUMHURİYET YIKILIR Türkiye Cumhuriyeti sıradan, rastgele, herhangi bir cumhuriyet değildir. Bir kralın tahtını bırakması ya da bir devlet başkanının uzaklaşması üzerine cumhuriyet olmuş bir cumhuriyet değildir, bir devrimin sonucudur. Ve o devrim de bazılarının Atatürk devrimi, bazılarının Kemalist devrim, bazılarının da Türk devrimi dedikleri bir devrimdir. Bunun özünü bir ideoloji oluşturur. İdeoloji sözünden o kadar korkmamak gerekir. İdeoloji var, ideoloji var. Kemalizm denen ideoloji ya da Atatürkçülük, başka ideolojilere kapıyı kapamayan, ama cumhuriyet sözkonusu olduğunda her şeyin bu devrime göre yorumlanmasını gerektiren bir cumhuriyettir. Yoksa yıkılır.
ZAFER HOCA DERİN DÜŞÜNÜRSE GÖRECEK O bakımdan Anayasa da örneğin İnkılap Kanunları denen bazı kanunların korunmasına ilişkin bir madde var. Madde diyor ki: Bu kanunlar; örneğin şapka giyilmesine ilişkin, harf inkılabına ilişkin maddeler Anayasaya aykırı olarak yorumlanamaz diyor. Başka türlü yorumlanırsa Türkiye Cumhuriyeti, Türkiye Cumhuriyeti olmaktan çıkar. Dolayısıyla Sayın Üskülün sözlerini söylerken bunu düşünerek söylemesi gerekirdi. Eskiden bunları düşünürdü. Şimdi de herhalde biraz daha derin düşündüğünde görecektir.
Prof. Fazıl Sağlam:
AKPYE GİRMEDEN ÖNCE SÖYLESEYDİ... Sayın Üskül bu sözleri AKPye girmeden önce söylemiş olsaydı, tartışılırdı.
Prof. Mithat Sancar (Ankara Üni. Hukuk Fakültesi)
İDEOLOJİK ANAYASA LİBERAL DEMOKRASİYE TERS İdolojilere dayalı anayasalar var kuşkusuz. Zafer Hocanın söylediği gibi sosyalist ülkelerin belli bir ideolojiye dayanır, faşist ülkelerin anayasalarında da bunlar olur. Ama liberal demokratik bir anayasa geleneği ve modeli içinde olduğunuzu iddia ediyorsanız, bir ideolojiyi anayasal değer haline getiremezsiniz. Anayasa belli ilkeler içerir, bu ilkelerin temelinde belli değerler olur. Ama ideolojik anayasa liberal demokratik anayasa geleneğine terstir. Hatta liberal demokratik anayasa geleneği, bunun karşıtı olarak ortaya çıkmıştır.
SİYASAL ALANIN KUTSAL KİTABI GİBİ Zafer Hocanın görüşlerine katılıyorum. Anayasada ideolojik yaklaşım çok belirgin. Atatürkün kendisini tarihsel bir figür olarak ve bir toplumun önemsediği bir figür olarak elbette eleştiren bir yaklaşım değil, Zafer Hocanın söylediği. Ama atatürkçülük bir ideolojidir ve eğer Kemalizmi ya da Atatürkçülüğü anayasaya koyarsanız, bir süre sonra anayasayı siyasal alanın kutsal kitabı haline getirirsiniz. Ayrıca Anayasa Mahkemesini siyaseti denetleyen bir organa çevirirsiniz, siyasetin kendisini de anayasayı icra faaliyeti haline getirirsiniz. Bunun demokrasiyle ilgisi yoktur. Böyle bir anlayış demokrasiyle bağdaşmaz. Siyasal alanda özgürlük ve çoğulculuk, demokratik anayasaların temel özelliğidir.
Anayasa bir parti programı olamaz. Zaten kendilerini kutsal kitap gibi görmedikleri için de demokratik liberal anayasalar, kendilerinin değiştirilebileceğini de öngörürler. Eğer, hiçbir hükmü değişmez anayasa koyarsanız, bu otoriter, totaliter bir toplum modeli anayasası olur. Anayasa Mahkemesinin bir kararında kullandığı ifadeyi aktaracağım, bunun nasıl sonuçlar doğuracağını daha açık görelim.
BÜTÜN PARTİLER TEK TİP PROGRAMA SAHİP OLUR 1992 yılında, Sosyalist Partinin kapatılması kararında şöyle diyor Anayasa Mahkemesi: Sosyalist Partinin atatürk milliyetçiliğine ideolojik olarak karşı çıkması ve bunu Türkiyenin gerçeklerine uygun görmemesi bir sorundur. Türkiyenin vazgeçmeyeceği temel ilke olan Atatürk milliyetçiliği, vatana ve devlete bağlılığı öngörür. Bu ilkeye karşı olan bir görüşün ülke ve ulus bütünlüğüne de karşı olacağı kuşkusuzdur.
Eğer Atatürk ilkelerini böyle bir anayasal norm haline getirirseniz, bunu istediği gibi yorumlayabilir Anayasa Mahkemesi ve bütün partilerin tek tip bir programa sahip olması sonucunu doğurur. Bence ideolojiden arınmış, temel ilkelere, hukuk devleti, demokrasi, laiklik gibi temel ilkelerine dayalı bir anayasa, demokratik liberal bir anayasa geleneğinin vazgeçilmez yoludur.
Prof. Necmi Yüzbaşıoğlu (Galatasaray Üni. Rektör Yrd):
ATATÜRKÇÜLÜK DEMOKRASİYE TERS DEĞİL Kİ Atatürk ilke ve inkılapları çağdaş değerlerle çelişmez. Çelişmediği için çağdaş bir anayasa öngörmek için Atatürk ilke ve inkılaplarından vazgeçmek gerekmez. Atatürk ilke ve inkılaplarının çağdaş yorumunu yaparsınız. Onun hedefi nedir? Çağdaş uygarlık düzeyine ulaşmak. Zaten bugün Avrupa Anayasası olarak kabul edilen ve onun değişmez ilkeleri olarak kabul edilen insan hakları, demokrasi, hukukun üstünlüğü laiklik, çağdaş değerler değil mi? Peki Atatürk ilkeleri, Atatürkçülük buna karşı mı? Atatürkçülüğü böyle anlarsak olay biter. Ama siz Atatürkçülüğe tavır almak adına, 1930lu yılları söyleyerek, bunlar çağdaş değerlerle bağdaşmıyor, bundan kurtulalım, derseniz siz geride kalmışsınız demektir. Sizin kafanız geride kalmış demektir.
HER ÜLKE ANAYASASININ BİR İDEOLOJİSİ VARDIR Öteden beri anayasaların ideolojisi olmasın denir. Renksiz anayasadan kastedilen bu. Ama her ülkenin anayasası yapılırken, o ülkenin tarihi koşullarından, dünya konjonktüründeki yerinden etkilenir. Eğer onun bu etkilenmesini bir ideoloji olarak algılıyorsanız, bu manada her ülke anayasasının bir ideolojisi vardır. Yani bundan soyut olamaz. Anayasa yapılırken anayasa kurucuları, kurucu irade, elbette o ülkenin tarihsel birikimini, sosyo-ekonomik koşullarından etkilenecektir. Atatürkçülüğü bugünkü çağdaş değerler ekseninde yorumladığımız zaman Atatarkçülük çağdaş değerlerle çelişmez. Atatürk ilke ve inkılaplarını, Atatürk milliyetçiliğini çağdaş anlamda yorumlarsak sorunu daha kolay çözeriz. Ben öyle anladığım için Avrupa anayasaları ile Avrupa değerleri ile çelişen bir yanını görmüyorum. Atatürk İnkılaplarını 30ların mantığıyla yorumlamak yanlış olur.
Prof. İbrahim Kaboğlu (Marmara Ü. Anayasa Huk. ABD Bşk.)
ZAFER ÜSKÜL DAHA ÖNCE EVET DEMİŞTİ 12 Eylül 2001de Zafer Üskülün de içinde yer aldığı 12 hukukçu ile birlikte hazırladığımız Türkiye Anayasası metninin başlangıç bölümüne Atatürk ilkelerine dayalı demokratik cumhuriyet kavramını koymuştuk. Maddedeki metinlerde de Yurta Barış , Cihanda Barış ilkesi doğrultusunda barış hakkından söz etmiştik. Ve bunu Atatürk ilkelerine dayandırmıştık. Zafer Üskül de buna evet demişti. Şimdi bu şekilde evrensel beklentilere açık olan bir takım yollamalar yapmakla, 1982 Anayasasının adeta otoriter sistemi meşru kılmak amacıyla yollama yapılan Atatürkçülük ya da Atatürk ilkeleri, laiklik gibi bir söylemi birbirinden ayırmak gerekir.
82 ANAYASASININ ÇIKTIĞI KOŞULLAR UNUTULMAMALI 1982 Anayasasının hazırlandığı ortam ve koşullar unutulmamalı. Bazı kavramlara, Atatürk milliyetçiliğine, laikliğe bu anayasada gereğinden fazla yollama yapılmıştır. 82 Anayasasının felsefi temellerini 25 yıldır eleştiriyoruz. Atatürk ilkelerini, belki de biçimsel olarak Anayasa yapıcılarının çok öne çıkardıkları doğrudur ama, anayasanın örneğin başlangıç kısmında ve daha başka maddelerinde Atatürkü referans almanın Anayasayı ideolojik yapacağı doğru değildir.
AVRUPA ANAYASALARINDA KİLİSELERE BİLE YOLLAMA VAR Avrupa anayasalarına baktığımız zaman da hazırlandığı ortam ve koşullara göre değişik referanslar alıyor. Bunun ötesinde çok yeni bir metin olan kesinleşmemiş AB Anayasa Anlaşmasında kiliselere bile yollama var; hiç gereği yokken. Avrupada da hak ve özgürlükler açısından çok topal anayasalar var. İdeal anayasa orada da yok. Çok eleştiri hakeden anayasalar var.
anayasada var olan atatürk
miliyiyetçiliği 1930larda kalan bi
düşünce değildir aksine uygar
toplumların hukuk sistemlerinde var
olan ve hep olacak, mazide gelecekte
birlikte yaşama arzusunu
anlatır.kemalizm tüm dünyada
tartışılamayacak kadar ilerici bi
ideolojidir.hukuk sistemimizde de hep
olacaktır ki biz demokrat bi
toplumsak....
Aykut AYDIN - Antalya
31 Temmuz 2007, Salı 12:53
Kimsenin bu konuyu tartışmaya beyni ve
gücü yetmez.Herşey bittide bumu kaldı
tartışılacak.Herkes haddini bilsin
kimse ATATÜRK ün adını bu şakilde
ağzına alamaz alanında ağzının payı
verilir..!!
sbelgin - Yurt Dışı
31 Temmuz 2007, Salı 11:59
Demokrasi, düşünce özgürlüğü, inanç
özgürlüğü, sosyal adalet, hukuk
devletinden soz etmeyen anayasa
anayasa degildir. Ataturk ilkeleri
denen ideolojik ilkeler aslidna CHPnin
yani bir partinin ilkeleri olarak yeni
dunyada cok sig kalmistir. Ozellikle
cumhuriyetcilik ve milliyetcilik
resmen irkciliga donusturulmustur.
Devrimcilik ilkesinin zaten ici bos.
Kuresel ekonomide devletcilik mi
kaldi, cuntalarda var sadece. Laiklik
de anlamindan saptirildi; statuko ve
ozellikle TSK tarafindan din
ozgurlugunun devletin baskisi atinda
olmasi olarak empoze ediliyor. Vakif
kanunlari comaklaniyor, imamlar hala
devletin kesesinden maas aliyor.
Hangi laik ulkede boyle bir sey var?
Ruhban okulu actirilmiyor, bu mu
laiklik?
Halk iradesi ve ozgurlukleri, Ataturk
adi kullanilarak sozde ilkelerle baski
altina aliniyor, elbette yeni, cagdas
ve sivil bir Anayasa’si olacak bu
ulkenin.