Rakel Dink: Karanlığın başı devlet anlayışı
Hrant Dinkin eşi Rakel Dink, mahkemeye sunduğu müdahillik dilekçesinde, Ermeni kökenli oldukları için yaşadıkları haksızlıkları anlattı, Karanlık, bebeklerden katil yaratıyor. Bu karanlık pınarın başı devlet ağzı ve anlayışı dedi.
NTV-MSNBC
Güncelleme: 19:34 TSİ 03 Temmuz 2007 Salı
İSTANBUL - Rakel Dink, eşi Hrant Dinki Agos gazetesi önünden bir mektup okuyarak uğurlamış; katilin de bebek olarak doğduğunu söylemişti. Rakel Dink, bugün mahkemeye müdahillik amacıyla sunduğu iki sayfalık dilekçede ise, bu katil bebekleri yaratan karanlığa dikkat çekti, Bu karanlık pınarın başı devlet ağzı ve anlayışı dedi. Rakel Dink, hakimlere bu karanlığı desteklemiyorlarsa, üzerine cesaretle gidip aydınlatmaları çağrısı yaptı.
Rakel Dinkin dilekçesinin tam metni şöyle:
Sayın Başkan, Sayın Hakimler, Benim hikayem 1915in artıklarından olan Ermeni Varto Aşiretinde başlar. 1959da Mardinde, şimdi Şırnaka bağlı olan Ermeni Varto Aşiretinde doğdum. Şimdi buraya Yolağzı köyü denmekte. Varto, babamın büyükbabasının adı Vartandan geliyor. Aşiretten kalanların tümü 1978de İstanbula geldiler. O güne kadar köy yaşamları boyunca ve o günden sonra da yan köylerin ağalarının çıkardıkları sahte tapularla açılan mahkemelere git gelle uğraştılar. Yan köyler ki onlar da bizim toprakların üzerinde kurulmuştur. Haklarını aradıkları için dayaklar, yaralanmalar, bir iki de mucizevi bir şekilde ölümden kurtulma olayları yaşadılar. Babam, aslını ve dinini inkar etmeden onurlu bir yaşam sürdürdü, halen davası süren topraklarda yüreği ve aklı kalarak, üç sene önce Brükselde, çocuklarından ilgileneceğiz sözünü alarak gözlerini bu hayata kapadı. Asla korkak davranmadı, tembel olmadı, kimsenin emeğine gözünü dikmedi ve bizi asla kinle büyütmedi.
EN YETKİLİ AĞIZLARDAN BİLE KÜFÜR DUYDUK Yatılı okulda tanıştığım birlikte büyüdüğümüz, sevdiğim, Çutag diye seslendiğim, eşim Hrant Dinkle evlendik. Bu arada bu yatılı okul kampımızı da elimizden aldılar. İsa Mesihin yardımı ile her türlü zorlukların üstesinden geldik, ülkemizin sorunlarına, söylemlerine birlikte üzüldük. Şimdi de acı acı ağlıyorum.
Şimdiye kadarki yaşamımızda Ermeniyiz diye ya horlandık ya hakarete uğradık, veya Ermeni kelimesini küfür olarak duyduk. Bunları gazetelerde, televizyonlarda, nüfus dairelerinde memurlardan en yetkili ağızlara kadar her yerde işittik, işitiyoruz. Bazen bu ülkenin vatandaşı değilmişiz gibi, sanki başka yerden göç etmişiz gibi davranıldı. Bunların hepsi halen yapılmakta ve bu yapılanma bu anlayış, bu karanlık, bebeklerden katil yaratmaya devam etmekte.
Meseller 21:3te der ki Rab kendisine kurban sunulmasından çok, doğruluğun ve adaletin yerine getirilmesini ister. Bugün burada bu katil olmuş bebekler var, onları yaratan karanlık nerede?
KARANLIK JANDARMADA DA VAR, STKLARDA DA Karanlık dediğim belirsiz birileri değil. Bu karanlığın parçalarını Valilikte, Jandarmada, Silahlı Kuvvetlerde, MİTte, Emniyette, Hükümette, Muhalefette, mecliste olmayan partilerde, hatta basında ve sivil toplum kuruluşlarında bulabilirsiniz. Bunlar adı sanı belli insanlar, görevleri belli insanlar. Durmadan düşman yaratıp bebekleri katil yetiştiriyorlar ve bunu Türkiyeye hizmet diye yapıyorlar. Bunları Agosun önünde Sabiha Gökçen haberinden sonra ve eşimin mahkemelerinin önünde de gördük. Ama nedense adalet ya da hukuk onlara ulaşmıyor, ulaşmak istemiyor. Çünkü biraz ileri giderse kendisinin içinde de bunlardan olduğunu görecek.
KARANLIKTA DEĞİLSENİZ, AYDINLATIN O halde eğer siz bu karanlıktan değilseniz ve bu karanlığı tasvip etmiyorsanız, onlara katılmıyorsanız, üzerine gitmeye cesaret edin ve bu dosyalarda set çekilmiş noktaların setlerini yıkın. Sizin aracılığınız ile Tanrının adaleti yerine gelsin ki bu davanın sonunda biraz olsun Türkiyenin yüzü gülsün, aydınlanmaya başlama noktası olsun.

Kardeş Dink: Davanın özde muhatabı hakimler
 Sayın Hakim, eşim yazdığı, düşündüğü ve konuştuğu için yargılandı. Hiç suçu olmadığı halde bu devlet anlayışı sayesinde suçlu bulundu. Bana göre devletin çoğu söylemleri bölücülük, hakaret, aşağılama içeren, bunlar gibi katil bebekleri cesaretlendiren ve çoğaltan nitelikte. Velhasıl bu karanlık pınarın başı devlet ağzı ve anlayışıdır. Bu söylemlerden ve söyleyen kişilerden şikayetçiyim.
EŞİT OLDUĞUMU GÖRMEK İSTİYORUM Ben, bildiğim Nuhtan beri bu topraklarda yaşayan bir halkın artığı olarak, bugün çocuklarımla kendimi Türkiyeli birer Ermeni ve eşit vatandaş olarak görmek, hissetmek istiyorum.
Atasözümüz der ki aslını inkar eden haramzadedir. Aslını inkar edenden ya da saklayandan ne bekleyebilirsiniz? Yalan bir temelde nasıl iyi bir bina, iyi bir karakter kurabilirsiniz? Güvenilebilir mi size sormak isterim. Yani aslımızı inkar etmediğimiz için düşman mıyız?
Sevgili eşim de tembellik ekmeğini yemedi, yalan solumadı, haksızlık yapmadı, hiçbir zaman ne ülke içinde ne ülke dışında vatanına karşı bir sözde veya davranışta bulunmadı, her zaman gerçeğin yanında olduğu gibi, onun gerçek evladı ve gerçek vatandaşının olması gerektiği gibi yaşadı, karşılığında kalleş kurşunlar hak görüldü.
Sonuç olarak adalet size göre ne olursa olsun eşimi geri getirmeyecek, hiçbir sonuç benim eşimi kaybetmemle eşdeğer olmayacaktır. Fakat hiç olmazsa Türkiyenin ve vatandaşlarının kazancı olsun. Adalet mülkün temeli ise ben bu temeli arıyorum. Türkiyenin bu temele oturmasını istiyorum. Ezberde değil yaşamlarda, söylemlerde görmek istiyorum. Dolayısı ile görevli ve sorumlu olanların hepsinin eşini, vatandaşımızı koruyamadık, korumak istemedik, bile bile suç işledik, özür diliyoruz demelerini talep ediyorum.
SUÇLULARA KİN BESLEMİYOR, ACIYORUM Devleti temsil etmekte olan sayın mahkemeden bütün bu suçluların hakettiği cezaları almalarını talep ediyorum. Hiçbirine yüreğimde kin beslemiyorum, tam tersine hepsini zavallı görüyorum ve acıyorum. Onlar için, her şeyi bilen, herşeyi gören, gelmiş ve gelecek olan İsa Mesihten sevgisine ve adaletine göre merhamet diliyorum. Bu merhamete ihtiyaçları olduğunu, vicdanlarında Tanrının Ruhu aracılığı ile hissetmelerini diliyorum. Sizden de sorumluluğunuzun gereğini talep ediyorum. Saygılarımla.
| |