Bu tür bir sporun yapılabilirliği olasılığının çok düşük olduğu bu noktada kayak, ancak, yağışlı mevsimde karla örtüldüğünde geçit veren bir pist oluşturan küçük bir buzula bağlıydı. Kayak bölgesinin hizmete açıldığı 1939da bu buzul küçülmeye başlamıştı bile. Ancak özellikle son on yılda çok büyük bir hızla küçülmeye başladı ve geri dönüşü olmayan bir yok oluş sürecine girdi.
Öyle ki, geçtiğimiz yıla gelindiğinde geriye sadece en büyüğü en çok birkaç yüz metre genişliğinde olan üç parça kumlu buz kütlesi kalmıştı. Ve teleski artık çıplak kaya parçalarının açığa çıktığı arazilerin üzerinden geçiyordu. Yüksek dağ zirvelerinden çok geniş kıta buzul alanlarına; dünya, buzullarını kimsenin öngöremeyeceği bir hızda yitiriyor.
 |
| 1994'ten 2005'e Bolivya'daki Chacaltaya Buzulu. . Son on yılda buzul küçüldü ve yamacın büyük bölümü iri kaya parçalarıyla kaplı bir araziye dönüştü. |
1991den bu yana Chacaltayayı izleyen araştırmacılar dahi bu kayak bölgesinin birkaç yıl daha varlığını sürdüreceği inancındaydı. Gerek trafikteki araçlar gerekse endüstri tesislerinin açığa çıkardığı emisyonların iklimde yol açtığı ısınma sonucu buzulların erimesi şaşırtıcı değil. Ancak yakın dönemlerde kaybedilen buzul miktarı, küresel sıcaklıkların artış eğrisinin çok üzerine çıktı.
Araştırmacılar, buzul ve buzul örtüsünün sıcaklık, nem ve yağış miktarındaki değişikliklere son derece duyarlı olduğunu bulguluyor. Buzullar yaz sıcağında belirli bir hızla eriyen bir buz parçasından farklı olarak erimenin daha fazla erimeye neden olduğu geribildirimlerle besleniyor ve büyük bir hızla küçülüyor.
Örneğin Chacaltayada eriyen buzul, koyu renkli kayaçları ortaya çıkardı ve bu kayaçlar güneşten ısı emerek erime sürecini daha da hızlandırdı. Daha büyük dağ buzullarının öngörülenden çok daha önce erimeye başlaması ve kıta buzullarının denize kayması da diğer geribildirimler.
Alplerdeki çoğu buzul, içinde bulunduğumuz yüzyıl sona ermeden yok olabilir. And Dağları ve Himalayalar boyunca sağa sola serpilmiş olan küçük buzulların en iyimser tahminlere göre 20-30 yılları daha var. Peki Grönland ve Antarktikayı kaplayan devasa kıta buzulları için yapılan tahminler? Kimse bilmiyor. Bunun nedeni bir bakıma en kötünün çok çabuk yaşanıyor olması.  |
| Tek bir yaz, İzlanda'daki Sólheimajökull buzulunun (Nisan 2006'daki haliyle görülüyor) ucundan 60 metrenin üzerinde buz çaldı. Sólheimajökull'un aynı noktadan Ekim 2006'daki çekilmiş görüntüsü birkaç aylık farkı ortaya koyuyor. Buzul, artan sıcaklıklarla birlikte son beş yıl içinde yarım kilometre geri çekildi. |
NASA Jet İtki Laboratuvarında (JPL) araştırmacı olan ve son on yılda Grönlandda eriyen buz miktarının iki katına çıktığını saptayan Eric Rignot, Günümüzde, beş yıl öncesinde tümüyle olanaksız ve abartılı görülen şeylere tanıklık ediyoruz diyor.
Dağ buzullarının kaderi zaten belli. Bolivyada kayak sporunu yaşatmak için Walter Lagunanın daha yükseklerde, daha büyük bir buzul alanı bulması gerekecek. Ve Bolivya, Peru, Hindistan gibi, günümüzde gerek kullanım ve sulama amaçlı olarak, gerekse hidroelektrik elde etmek için dağ buzullarının erimesiyle açığa çıkan suya bağımlı olan ülkelerdeki milyonlarca kişi de susuzlukla karşı karşıya kalacak.
Bu arada, küresel ısınmanın hız kesmeksizin sürmesi halinde kıyı bölgeleri sular altında kalabilecek. Grönland ve Antarktikayı örten buzun kırılgan bölümlerinin erimesi halinde yükselen deniz seviyesi yüz binlerce kilometre karelik bir alanı Bangladeş, Hollanda ve Floridanın büyük bir bölümünü sular altında bırakırken; on milyonlarca kişiyi evlerinden edebilecek.  |
| Erimeyle açığa çıkan suyun oluşturduğu yüzlerce metrelik göl, Grönland kıta buzulunda bir yarayı andırıyor. Araştırmacı Konrad Steffen, "Erime mevsimi uzuyor, erken başlayıp daha geç bitiyor," diyor. 15 yılda bahar aylarında buz sıcaklığında 3 dereceyi aşan bir artış oldu. |
Deniz seviyesinde yaşanabilecek büyük yükselme için gerekli olan sıcaklık eşiğine neredeyse ulaşıldı, ancak araştırmacılar küresel ısınmaya neden olan kömür, petrol ve gaz kullanımında ciddi düşüşler sağlanması halinde hâlâ bunu önleyecek kadar zamanımız olduğunu düşünüyor. Ancak bazı araştırmacılar da mevcut uygulamaların sürdürülmesi durumunda 50 yıl sonunda geri dönülemez bir noktaya gelineceği görüşünü savunuyor
Makalenin devamını ve küresel ısınma ile ilgili merak ettiklerinizi National Geographic Haziran sayısında bulabilirsiniz