|
|
 |
Araştırmanın şefi Doçent Mazhar Bağlı.
| |
TÜBİTAK destekli töre araştırması
Türkiyenin ilk, töre cinayeti işleyenler araştırması, TÜBİTAKın desteğiyle başladı. Dicle Üniversitesinden bir ekip cezaevindeki tutuklu ve hükümlülerle görüşerek, töre cinayetlerinin nedenlerini araştıracak. |
|
Mahmut Bozarslan
NTV-MSNBC
Güncelleme: 21:23 TSİ 17 Mart 2007 Cumartesi
DİYARBAKIR - Diyarbakır Dicle Üniversitesinden bir ekibin yapacağı araştırmada, 40 ildeki cezaevlerinde bulunan 200 tutuklu ve hükümlüyle görüşülecek; töre cinayetlerinin arkasındaki nedenler ortaya çıkarılmaya çalışılacak.
Dicle Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doçent Mazhar Bağlının çalışması, kurbanları değil, töre cinayetlerini işleyenleri ve azmettirenleri kapsıyor.
Ön hazırlıklarını 3 yıl önce tamamlayan, fakat ödenek yetersizliği nedeniyle projeye bir türlü başlayamayan Mazhar Bağlı ve 8 kişilik ekibi, TÜBİTAKın desteği sayesinde, araştırmaya Diyarbakırdan başladı.
Doçent Mazhar Bağlı bugüne kadar akademik olarak yeterli çalışmadığını belirterek, Konuyla ilgili daha sağlıklı bilgiler edinmek ve tabloyu daha sağlıklı bir biçimde okuyabilmek için doğrudan cinayet işleyen kişilerle birebir görüşmeler yapmak ve onlara üç ayrı test uygulayarak bir veri sağlamak istiyoruz diye konuştu.
40 ildeki cezaevlerinde bulunan 200 tutuklu ve hükümlü ile görüşmeyi planlayan Mazhar Bağlıya göre, sorun, bilinenden daha karmaşık.
Mazhar Bağlı ve ekibi, şu ana kadar, Diyarbakırdaki cezaevlerindeki 10 hükümlü ve tutukluyla görüştü. Araştırma bir buçuk yıl sürecek. çalışma sonunda ortaya çıkacak raporun, kitap haline getirilmesi planlanıyor.
| DİĞER HABERLER İÇİN TIKLAYINIZ |
 |
| |
|
Bu habere oy ver |
|
Düşük |
|
Yüksek |
|
•
En çok puan alan haberler
|
|
mustafa ağrı - Ağrı |
16 Mart 2007, Cuma 16:45 |
|
|
dünyada cinayet sebebi çeşitlerini
saysak,namus cinayeti haklılık ve
masumiyet açısından ilk srada yer
alır.namus nedir?namus maymunluktan
sosyal evrimleşmeye geçiş yapan
yoldur.fiziki evrimleşmenin(değişimin)
yolu labirent gibidir bu yüzden
tartışmalı olmaktan kurtulamayacak
kolay kolay.sosyalinki çember gibidir
çok yürürsen başlankıç noktasına
varırsın.tam tepedeysen orda
oturmasını bileceksin.bu yazıyı okur
ken bir insanın yazdığından şüpheniz
yoktur muhakak.ama bana yasaklar koyan
namus kavramını, kaldırmaya çalışan
özgürlük kavramına tam anlamıyla sahip
olursam eğer(tüm insanlar)ayak
basılmamış ormanların vahşiliğini
aratmam.buraya kadar anlayan
anlar.kısacası insanın dış
dünyasındaki yasaklar,iç dünyasındaki
yasaklar kadar frenleyici değil.herkes
kendi ruh yapısına uygun hayvanlığa
dönülmeyecek şekilde yaşam şeklini
bulmalı.ayiştayn bir bilim admı neden
dilini köküne kadar çıkrıp eotğrafını
çekiyor.acaba bende aynısı
yapsam...onun diğer tüm özeliklerine
sahip olacakmıyım acaba... bununda
kısacası taklitler öz kişiliği
alakadar etmez.komşu kadını tatma
merakı geçtikten sonra bu merak
evrenin derinliklerine yönelmeyecek
bundan emin olun.çünkü evren için çok
yüksek cigabaytlık merak lazım.bizim
doğal yapımız kilobaytlardadır.size
ıspatı:insanın gülmesi sıkıştırılmış
duygunun açığa çıkmasıdır.peki duyguyu
ne sıkıştırır? ona ağır gelen her
şey.o ağırlığa müdahale etinizmi
sıkışık duygular gülme olarak ferahlar
yani kendi öz normaline döner.kısacası
gülme: basık süngerin açılma esnasında
çıkardığı sestir.eğer bilim dünyası
bünyemizi presleyecek kadar bize ağır
gelmeseydi.hababam sınıfı diye bir
filim olmazdı.o filimde bünyemizi
presleyebilen ağırlığa müdahale
ediliyor.ve biz açılıyoruz.üstelik o
kadar yıl geçmesine halen o filimle
övünebiliyoruz.buda doğallığın
kalıcılığına dair göstergedir.şunu
demek istiyorum.namus kavramı başka
miletlerde ağacın sadece bir dalı
olbilir,bizde ise bu ağacın
gövdesidir.tabiatmızda o gövdeyi dala
çevirecek cigabayt yok.aslan postu
giymiş eşek misali taklidi cigabaytlar
iş görmez.adamın aklı ismi cismi
olmayan bir şeyi icat edip ortaya
koyuyor.benimki ise ortaya konan şeyi
algılamaya yetmiyor.emin olunki
istediğim kişiyle istediğim kadar seks
yapsam yine yetmeyecek.kast etiğimiz o
ağacın gövdesi(namus kavramı)bizi
akşama kadar en can sıkıcı işlerde
zevkle çalışmamızı sağlayan bir iç
dünya enerjisidir.seviyesi kilobayt
olan toplumlara,aile yapısı müthiş bir
çatıdır.aynı kültür,aynı muamele,aynı
ekmeği paylaşan,kısaca aynı şartlar
altında yaşayan kardeşlerden biri çok
akılı diğeri o kadar
olamayabiliyor.bilgiyi üreten
akıldır.bu akılla bilgiyi ezberleyen
akıl bir değil.insanlar deliden mucide
kadar zekayen basamak halindedir.belli
bir basamak düştü biti diye onun
altındaki basamak onu geçti
sayılmaz.imkanlı alt basamak çaresiz
üst basamağı geçmiş sayılmaz.üst kötü
iş ypıyor alt iyi iş yapıyor diyede
geçti salımaz bilimce.dümeni başı boş
bırakırsanız,bu gemi haydar dümenin
umduğu denizlere değil kayalıklara
gider.töre cinayetini işleyen kişi
belkide farkında olmadan oturmuş
toplumsal bir değeri koruyor.ona göre
ise aile şerefi şeref ise ortak
kabulun içinde olmaktır.bugün
insanları toplu halde yaşatıran fiz
ki ihtiyaç ve aile yapısıdır.aile
yapısında olduğumuz halde bazıları
fiziki ihtiyaçlarını gasp yoluyla
karşılıyor.ortak kabulun dışına
çıkan,yada namusunu kirleten,veya
doğallığını yaşayan erkek veya kadın
öldürülmezse ne olur.kilobaytlarda bu
yaşam hızla genişler.
çalışma,diyalog,yardımlaşma,dürst
olmak,arkadaşlık,komşuluk,birlik ruhu
gibi dalların gövdesi kesilmiş olur.o
zaman bu dallara yeni gövde bulma
zarunluluğu doğar.alternatif olarak
insana hayat veren ekolojik dengeye
saygı kavramından başka bir şey
görünmüyor.buda bütün dalları ayakta
tutabilecek kadar gövde olabilirmi
belli değil.hadi oldu diyelim.bir iki
kuşak sonra bu değerde kutsanacak hale
gelecek.ozamanda çimenlere bastı diye
öldürülen kişi için eko cinayetimi
denecek?demeki hangi değer üzerinde
yaşarsanız yaşayın.o değeri çiğnemenin
bedeli ölüm olabiliyormuş.töre
cinayetini araştıranlara...derdiniz
öldürmeleri engelemekse bu değeri
koruma alternatifini bulup sunun.yok
eğer derdiniz bu değeri değiştirmekse
huzur ortamı yaratcak bir değer
sunun.bu kavram (değer) sizin hareket
alanınızı kısıtlıyorsa cigabaytlık
toplumlara gidip istediğinizi
yaşayın.haa ekmek parası için
uğraşıyoruz derseniz başka şeyleri
kulanın yaşamsal değerlere dokunmayın
derim.nede olsa iki üç milyar
saniyelik bir ömürünüz var
sonuçta...not kusuruma bakmayın
baytımın düşüklüğünden baş harf
büyüklüğü nokta virgül gibi imlalarla
uğraşamadım.saygılar.
|
|
|
sedat dicle - Diyarbakır |
09 Mart 2007, Cuma 14:02 |
|
|
gerçektende bu araştırmanın yapılacak
olmasına en önemlisi maddi destek
sağlanmasına çok sevindim.güneydoğunun
en büyük sorunu halini alan ve tüm
kesimlerce kabul edilen bu durum için
çaba gösterilmesi çok güzel ama bir
gerçek var diyarbakırdan ve diğer
illerden daha çok şanlıurfada bu sorun
kat kat daha fazla.dicle üniversitesi
çok aktif ama aynı aktifliği harran
üniversitesindende bekliyorum.eğer
sosyoloji bölümü yoksa açmakla
başlayabilir en azından.
|
|
|
serdar - Muş |
06 Mart 2007, Salı 19:27 |
|
|
ben bu derecede dejenere olmuş bir
ülke tanımadım doğrusu namusu için
adam öldürenlerin bu kadar yerden yere
vurulması çok vahim çağdaşlık
çağdaşlık naraları atan insanlar kendi
kültürlerini ne kadar dışladıklarının
ve kötülediklerinin ayrımında değiller
mi? bu kadar mı olur..... acınacak
haldeyiz bu kadar zengin ve köklü
geleneğimiz kültürümüz varken köhne
batı kültürüne özenmememiz ve tasvip
etmemeiz vahim bir durum
|
|
|