TÜBİTAK destekli töre araştırması
Web NTVMSNBC   
NTVMSNBC'yi açılış sayfam yap
Video
Foto Galeri
Türkiye
Dünya
Ekonomi
Spor
Teknoloji
Sağlık
Kültür Sanat
Yaşam
Hava Yol
Yeşil Ekran
Eğitim
Moda
Otomobil
Doğuş Yayın Grubu
NTV
CNBC-e
e2
NTVSPOR.NET
NBA TV
NTV Radyo
Eksen 96.2
Radio N101
NTV Yayınları
NTV Tarih
N. Geographic
 
NTVMSNBC Anasayfa » Türkiye » Hidden Güncel Subsection » Yerel » Güneydoğu Anadolu
Araştırmanın şefi Doçent Mazhar Bağlı.
TÜBİTAK destekli töre araştırması
Türkiye’nin ilk, “töre cinayeti işleyenler” araştırması, TÜBİTAK’ın desteğiyle başladı. Dicle Üniversitesi’nden bir ekip cezaevindeki tutuklu ve hükümlülerle görüşerek, töre cinayetlerinin nedenlerini araştıracak.

Mahmut Bozarslan
NTV-MSNBC
Güncelleme: 21:23 TSİ 17 Mart 2007 Cumartesi

DİYARBAKIR - Diyarbakır Dicle Üniversitesi’nden bir ekibin yapacağı araştırmada, 40 ildeki cezaevlerinde bulunan 200 tutuklu ve hükümlüyle görüşülecek; töre cinayetlerinin arkasındaki nedenler ortaya çıkarılmaya çalışılacak.


Dicle Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doçent Mazhar Bağlı’nın çalışması, kurbanları değil, töre cinayetlerini işleyenleri ve azmettirenleri kapsıyor.


Ön hazırlıklarını 3 yıl önce tamamlayan, fakat ödenek yetersizliği nedeniyle projeye bir türlü başlayamayan Mazhar Bağlı ve 8 kişilik ekibi, TÜBİTAK’ın desteği sayesinde, araştırmaya Diyarbakır’dan başladı.

Doçent Mazhar Bağlı bugüne kadar akademik olarak yeterli çalışmadığını belirterek, “Konuyla ilgili daha sağlıklı bilgiler edinmek ve tabloyu daha sağlıklı bir biçimde okuyabilmek için doğrudan cinayet işleyen kişilerle birebir görüşmeler yapmak ve onlara üç ayrı test uygulayarak bir veri sağlamak istiyoruz” diye konuştu.

40 ildeki cezaevlerinde bulunan 200 tutuklu ve hükümlü ile görüşmeyi planlayan Mazhar Bağlı’ya göre, sorun, bilinenden daha karmaşık.

Mazhar Bağlı ve ekibi, şu ana kadar, Diyarbakır’daki cezaevlerindeki 10 hükümlü ve tutukluyla görüştü. Araştırma bir buçuk yıl sürecek. çalışma sonunda ortaya çıkacak raporun, kitap haline getirilmesi planlanıyor.

 

Bu habere oy ver
Düşük
1 Puan 2 Puan 3 Puan 4 Puan 5 Puan 6 Puan 7 Puan 8 Puan 9 Puan 10 Puan
Yüksek
     •  En çok puan alan haberler

Yazdır Gönder Görüş yaz/ oku

mustafa ağrı  - Ağrı
16 Mart 2007, Cuma 16:45  
dünyada cinayet sebebi çeşitlerini saysak,namus cinayeti haklılık ve masumiyet açısından ilk srada yer alır.namus nedir?namus maymunluktan sosyal evrimleşmeye geçiş yapan yoldur.fiziki evrimleşmenin(değişimin) yolu labirent gibidir bu yüzden tartışmalı olmaktan kurtulamayacak kolay kolay.sosyalinki çember gibidir çok yürürsen başlankıç noktasına varırsın.tam tepedeysen orda oturmasını bileceksin.bu yazıyı okur ken bir insanın yazdığından şüpheniz yoktur muhakak.ama bana yasaklar koyan namus kavramını, kaldırmaya çalışan özgürlük kavramına tam anlamıyla sahip olursam eğer(tüm insanlar)ayak basılmamış ormanların vahşiliğini aratmam.buraya kadar anlayan anlar.kısacası insanın dış dünyasındaki yasaklar,iç dünyasındaki yasaklar kadar frenleyici değil.herkes kendi ruh yapısına uygun hayvanlığa dönülmeyecek şekilde yaşam şeklini bulmalı.ayiştayn bir bilim admı neden dilini köküne kadar çıkrıp eotğrafını çekiyor.acaba bende aynısı yapsam...onun diğer tüm özeliklerine sahip olacakmıyım acaba... bununda kısacası taklitler öz kişiliği alakadar etmez.komşu kadını tatma merakı geçtikten sonra bu merak evrenin derinliklerine yönelmeyecek bundan emin olun.çünkü evren için çok yüksek cigabaytlık merak lazım.bizim doğal yapımız kilobaytlardadır.size ıspatı:insanın gülmesi sıkıştırılmış duygunun açığa çıkmasıdır.peki duyguyu ne sıkıştırır? ona ağır gelen her şey.o ağırlığa müdahale etinizmi sıkışık duygular gülme olarak ferahlar yani kendi öz normaline döner.kısacası gülme: basık süngerin açılma esnasında çıkardığı sestir.eğer bilim dünyası bünyemizi presleyecek kadar bize ağır gelmeseydi.hababam sınıfı diye bir filim olmazdı.o filimde bünyemizi presleyebilen ağırlığa müdahale ediliyor.ve biz açılıyoruz.üstelik o kadar yıl geçmesine halen o filimle övünebiliyoruz.buda doğallığın kalıcılığına dair göstergedir.şunu demek istiyorum.namus kavramı başka miletlerde ağacın sadece bir dalı olbilir,bizde ise bu ağacın gövdesidir.tabiatmızda o gövdeyi dala çevirecek cigabayt yok.aslan postu giymiş eşek misali taklidi cigabaytlar iş görmez.adamın aklı ismi cismi olmayan bir şeyi icat edip ortaya koyuyor.benimki ise ortaya konan şeyi algılamaya yetmiyor.emin olunki istediğim kişiyle istediğim kadar seks yapsam yine yetmeyecek.kast etiğimiz o ağacın gövdesi(namus kavramı)bizi akşama kadar en can sıkıcı işlerde zevkle çalışmamızı sağlayan bir iç dünya enerjisidir.seviyesi kilobayt olan toplumlara,aile yapısı müthiş bir çatıdır.aynı kültür,aynı muamele,aynı ekmeği paylaşan,kısaca aynı şartlar altında yaşayan kardeşlerden biri çok akılı diğeri o kadar olamayabiliyor.bilgiyi üreten akıldır.bu akılla bilgiyi ezberleyen akıl bir değil.insanlar deliden mucide kadar zekayen basamak halindedir.belli bir basamak düştü biti diye onun altındaki basamak onu geçti sayılmaz.imkanlı alt basamak çaresiz üst basamağı geçmiş sayılmaz.üst kötü iş ypıyor alt iyi iş yapıyor diyede geçti salımaz bilimce.dümeni başı boş bırakırsanız,bu gemi haydar dümenin umduğu denizlere değil kayalıklara gider.töre cinayetini işleyen kişi belkide farkında olmadan oturmuş toplumsal bir değeri koruyor.ona göre ise aile şerefi şeref ise ortak kabulun içinde olmaktır.bugün insanları toplu halde yaşatıran fiz ki ihtiyaç ve aile yapısıdır.aile yapısında olduğumuz halde bazıları fiziki ihtiyaçlarını gasp yoluyla karşılıyor.ortak kabulun dışına çıkan,yada namusunu kirleten,veya doğallığını yaşayan erkek veya kadın öldürülmezse ne olur.kilobaytlarda bu yaşam hızla genişler. çalışma,diyalog,yardımlaşma,dürst olmak,arkadaşlık,komşuluk,birlik ruhu gibi dalların gövdesi kesilmiş olur.o zaman bu dallara yeni gövde bulma zarunluluğu doğar.alternatif olarak insana hayat veren ekolojik dengeye saygı kavramından başka bir şey görünmüyor.buda bütün dalları ayakta tutabilecek kadar gövde olabilirmi belli değil.hadi oldu diyelim.bir iki kuşak sonra bu değerde kutsanacak hale gelecek.ozamanda çimenlere bastı diye öldürülen kişi için eko cinayetimi denecek?demeki hangi değer üzerinde yaşarsanız yaşayın.o değeri çiğnemenin bedeli ölüm olabiliyormuş.töre cinayetini araştıranlara...derdiniz öldürmeleri engelemekse bu değeri koruma alternatifini bulup sunun.yok eğer derdiniz bu değeri değiştirmekse huzur ortamı yaratcak bir değer sunun.bu kavram (değer) sizin hareket alanınızı kısıtlıyorsa cigabaytlık toplumlara gidip istediğinizi yaşayın.haa ekmek parası için uğraşıyoruz derseniz başka şeyleri kulanın yaşamsal değerlere dokunmayın derim.nede olsa iki üç milyar saniyelik bir ömürünüz var sonuçta...not kusuruma bakmayın baytımın düşüklüğünden baş harf büyüklüğü nokta virgül gibi imlalarla uğraşamadım.saygılar.

sedat dicle  - Diyarbakır
09 Mart 2007, Cuma 14:02  
gerçektende bu araştırmanın yapılacak olmasına en önemlisi maddi destek sağlanmasına çok sevindim.güneydoğunun en büyük sorunu halini alan ve tüm kesimlerce kabul edilen bu durum için çaba gösterilmesi çok güzel ama bir gerçek var diyarbakırdan ve diğer illerden daha çok şanlıurfada bu sorun kat kat daha fazla.dicle üniversitesi çok aktif ama aynı aktifliği harran üniversitesindende bekliyorum.eğer sosyoloji bölümü yoksa açmakla başlayabilir en azından.

serdar  - Muş
06 Mart 2007, Salı 19:27  
ben bu derecede dejenere olmuş bir ülke tanımadım doğrusu namusu için adam öldürenlerin bu kadar yerden yere vurulması çok vahim çağdaşlık çağdaşlık naraları atan insanlar kendi kültürlerini ne kadar dışladıklarının ve kötülediklerinin ayrımında değiller mi? bu kadar mı olur..... acınacak haldeyiz bu kadar zengin ve köklü geleneğimiz kültürümüz varken köhne batı kültürüne özenmememiz ve tasvip etmemeiz vahim bir durum

Bütün Görüşleri Oku

Ana Sayfa | Türkiye | Dünya | Ekonomi | Sağlık | Yaşam | Teknoloji | Kültür Sanat | Doğal Hayat | Eğitim | Moda
Spor | Hava Yol | İletişim | Yardım | İzleyici Görüşleri | Reklam Seçenekleri | Hukuki Şartlar & Gizlilik Hakları