Agos’un yeni yayın yönetmeni Mahçupyan
Web NTVMSNBC   
NTVMSNBC'yi açılış sayfam yap
Türkiye
Yerel Seçim 2009
Ergenekon Davası
Politika
Dış politika
Genel
Polis - adliye
Yerel
Video
Foto Galeri
Türkiye
Dünya
Ekonomi
Spor
Teknoloji
Sağlık
Kültür Sanat
Yaşam
Hava Yol
Yeşil Ekran
Eğitim
Moda
Otomobil
Doğuş Yayın Grubu
NTV
CNBC-e
e2
NTVSPOR.NET
NBA TV
NTV Radyo
Eksen 96.2
Radio N101
NTV Yayınları
NTV Tarih
N. Geographic
 
NTVMSNBC Anasayfa
Agos’un yeni yayın yönetmeni Mahçupyan
Agos gazetesinin genel yayın yönetmeni ve yazarı Hrant Dink’in öldürülmesinin ardından gazetenin yeni yayın yönetmeni Etyen Mahçupyan oldu.

NTV-MSNBC
Güncelleme: 11:51 TSI 23 Ocak 2007 Salı

İSTANBUL - Agos gazetesinin genel yayın yönetmenliğine gazeteci yazar Etyen Mahçupyan getirildi. Hrant Dink’in yakın arkadaşı olan Mahçupyan, Zaman gazetesinin bugünkü sayısında, Dink’le paylaştığı duygu ve düşüncelerini kaleme aldı. Ermeni toplumunun üzerindeki Türk önyargısını ve Türk toplumunu sorgulayan Mahçupyan’ın “Türkler” başlıklı yazısı şöyle:



TÜRKLER
Hrant’la birlikte Avrupa’daki Ermeni diyasporasının karşısına epeyce çok çıkmıştık son dönemde. Tartışmalar döner dolaşır hep aynı noktada yoğunlaşırdı. Soru Türklerin değişebilip değişemeyeceğiydi...

Diyasporadakiler Türklerin değişemeyeceğini, uygarlığın getirdiği tüm yeniliklere karşın, onların ötekini kabullenemeyen özlerinin hep orada olduğunu söylerlerdi. Biz ise ‘Türkler’ diye bir kategoriden söz etmenin yanlış olduğunu, son dönemde Türkiye’de her kesimde önemli bir değişim dinamiğinin yaşandığını, artık geçmişe ve ötekine farklı biçimlerde de bakıldığını, toplumun kandırılmaktan bıktığını örnekleriyle anlatırdık. Sonuçta karşımızdaki grubun büyük çoğunluğunun bizim fikrimize geldiğini, Türklerle ilişkide normalleşmenin bizzat Ermeni kimliğinde bir normalleşme ürettiğini gözlemler, kendimizden memnun otelimize dönerdik. Yolda hemen her zaman sevinçli, hatta coşkulu olduğumuzu hatırlıyorum. Sanki adım adım köhnemiş kilitleri açıyormuşuz, bir toplumu ve kültürü açık havaya, özgürlüğe taşıyormuşuz gibi bir duygumuz olurdu. İyimserliğimiz bir gün bile azalmadı... Sonunu gördüğümüz hayırlı bir yolda ilerlemekte olduğumuza ilişkin güçlü bir kanaatimiz vardı...

Oysa Türklere ilişkin bu ‘değişmezlik’ kanısı hiç de yabancı olduğumuz bir görüş sayılmazdı. Çocukluğumdan beri ve özellikle siyaset yazmaya başladığımdan bu yana babam sık sık geçmiş örneklere dönerek fazla kendimi yıpratmamamı, çünkü ‘bu Türklerin değişmeyeceğini’ konuşmasının bir yerine iliştirirdi. Kendi babası da ona hep bunu söylemiş ve nihayette haklı çıkmıştı... Anlaşılan her Ermeni nesli geleceğin artık eskisi gibi olmayacağı kanaatiyle kendini bir süre avutuyor, sonra da Türklerin değişmeyen özüyle karşı karşıya geliyordu. Ama Hrant’la ben bu telkinlerin üzerinde durmaz, kendimizi ikna ettiğimiz bir umut çizgisi üzerinde yolumuza devam ederdik. Şimdi düşünüyorum da demek ki henüz gençmişiz... Babamın çoktan öğrenmiş olduğunu bilecek yaşta değilmişiz...

Hrant’ın gidişi Türklerin bize ‘artık kendinizi kandırmayın’ demesidir belki de. Bugün sokaklarda Hrant için biriken insanlara bakarak değişimi görsem, ‘benim Türklerim işte bunlar’ desem de, acaba o Türk’ten içerü değişmeyen başka bir Türk mü var, diye sorgulamadan edemiyorum. Bu farkındalık içimi burkuyor... Benim ‘Türk’ dediğim insanların hayatımı, günümü, fikirlerimi, iç dünyamı paylaştığım can yoldaşlarım olduğunu nasıl es geçebilirim? Ama eninde sonunda diğer ‘Türk’ün ortaya çıkıp her şeye damgasını vurduğu gerçeğini de nasıl görmezden gelebilirim? Bugün artık mesele ‘Ermeni sorunu’, ‘soykırım’ falan değil... Artık bu iki Türk’ün arasındaki esas meseleyi yaşıyoruz... Ermeniler olarak yarını hangi Türk’ün belirleyeceğini merak ediyoruz. Ve gönlümüz bir güvercin tedirginliği içinde bizim can yoldaşlarımızın bu insanlık sınavından yüz akıyla çıkmasını diliyor...

Hrant’ı hazmedemeyen, onun varlığına bile tahammül edemeyen öteki Türk’ün cinayete uzanan elini tutacak, onu anlayacak halimiz yok. Katil henüz reşit değilmiş... Hrant olsa “tam da bu işte” derdi, “Türkler reşit mi ki?” Olgunlaşması engellenmiş bir toplumda yaşadığımızın farkındaydık zaten, ama belki şu soruyu da sorma zamanı geldi: Yoksa kendi kimlik sorununu ötekine yönelen bir şiddet eylemine dönüştürerek ayinleştiren, bu işler için ‘yaşı küçültülmüş’ bir toplum mu bu? Benim Türklerimin önündeki mesele artık açık... Toplu patolojiye doğru hızla kaydırılmak istenen toplumun intiharını engellemek, herkesin kendisini ‘insan’ hissedeceği bir var olma halini ortaya koymak...

Türkler değişebilir tabii ama öteki Türkleri değiştirebilirler mi, gerçekten de söylemek zor. Ama niye olmasın?.. Hrant olsa benim bu kuşkuculuğuma karşı çıkar, “onlar da insan değil mi, hayret bişey” derdi...


 

Bu habere oy ver
Düşük
1 Puan 2 Puan 3 Puan 4 Puan 5 Puan 6 Puan 7 Puan 8 Puan 9 Puan 10 Puan
Yüksek
     •  En çok puan alan haberler

Yazdır Gönder Görüş yaz/ oku

garbis der kevorkyan  - İstanbul
26 Şubat 2007, Pazartesi 12:24  
benim aslinda yazacak cok seyim yok yazik oldu hiranta kendisini tanirdim. sadece bir sey söylemek istiyorum bir millet kendi tarihini halkindan saklarsa sonu budur ben 6-7 eylül 1955 dünki gibi hatirliyorum.

eyup guler  - Antalya
31 Ocak 2007, Çarşamba 10:50  
sevgili hırant senı ne kadarda medyadan ve bırgunden tanısamda encokakdenızunuversıtesındekı konusmandan ve KEMAL KERİNCsız gıbı ınsanlıktan ve adamlık tan nasıbını almamıs gerıcı fasıst bırıne verdıgın cevaptan tanıdım keske tanımasaydım dıye dusunuyorum yooo senı tanımaktan onus duyuyorum ama benı ve benım gıbılerı cok uzdun ansızın kanat cırparken dususunle senı cok ozluyoruz keske sen ve senın gıbıler hep yasasa ama guvercınlerın kanatlarını kırmaya alısık bu gerıcı soven ulkede yasama tan nefret etsemde ınadına yasayacagız tabıkı kanatlarımız bızı nereye kadar gotuurse hanı sızler bızler hep yazarın dedıgı gıbı kendılerını ucuruma atan karıncalar mısalı olmalıyız sevgılı etyenın de gorevını senın kaldıgın yerden devam ettırmesı dılegıyle basarılar dılerım daha nıce bır arada yasamak adına sızlere basarılar dılıyorum

kerem dönmez  - Bursa
24 Ocak 2007, Çarşamba 15:20  
lütfen bukadar duygusal olmayın..bütün görüşleri okudum anlıyorum duygusal bi milletiz amaa sayın ethem beyin yazısını cok dikkatli okuyun türklerin değişip değişememesinden bahsetmiş bu uğurda cok calıstım diyor yurtdısında verdikleri dmecleri bi inceleyin tabi ingilizce biliyosunuz nedemek istediğimi ozman anlarsınız..

Bütün Görüşleri Oku

Ana Sayfa | Türkiye | Dünya | Ekonomi | Sağlık | Yaşam | Teknoloji | Kültür Sanat | Doğal Hayat | Eğitim | Moda
Spor | Hava Yol | İletişim | Yardım | İzleyici Görüşleri | Reklam Seçenekleri | Hukuki Şartlar & Gizlilik Hakları