İsmail Cem’i kaybettik
Web NTVMSNBC   
NTVMSNBC'yi açılış sayfam yap
Türkiye
Yerel Seçim 2009
Ergenekon Davası
Politika
Dış politika
Genel
Polis - adliye
Yerel
Video
Foto Galeri
Türkiye
Dünya
Ekonomi
Spor
Teknoloji
Sağlık
Kültür Sanat
Yaşam
Hava Yol
Yeşil Ekran
Eğitim
Moda
Otomobil
Doğuş Yayın Grubu
NTV
CNBC-e
e2
NTVSPOR.NET
NBA TV
NTV Radyo
Eksen 96.2
Radio N101
NTV Yayınları
NTV Tarih
N. Geographic
 
NTVMSNBC Anasayfa » Türkiye » Politika
İsmail Cem’i kaybettik
Eski Dışişleri bakanlarından İsmail Cem, üç yıl önce yakalandığı akciğer kanserine yenik düştü.


NTV-MSNBC VE AJANSLAR
Güncelleme: 08:51 TSI 26 Ocak 2007 Cuma

İSTANBUL - Türkiye’nin en uzun süre görev yapan dışişleri bakanlarından biri olan İsmail Cem, 26 Aralık 2006 tarihinden bu yana İstanbul Cerrahi Hastanesi’nde tedavi görüyordu. Kanser tedavisine bağlı olarak bağışıklık sistemi zayıflayan ve enfeksiyon gelişen İsmail Cem’in yaklaşık bir ay süren tedavisi sonuç vermedi. İsmail Cem, yapılan tüm müdahalelere rağmen yaşamını yitirdi. İsmail Cem, bugün Teşvikiye Camii’nde öğle namazına müteakip kılınacak cenaze namazının ardından, Zincirlikuyu Mezarlığı’nda toprağa verilecek.


İsmail Cem, 1940 yılında İhsan ve Şerife İpekçi’nin oğlu olarak İstanbul’da yaşama gözlerini açtı. 1959’da İstanbul Robert Koleji’nden ve 1963’te Lozan Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun olan Cem, Paris Siyasal Bilgiler Enstitüsü’nde siyaset sosyolojisi dalında master yaptı.
Ardından...

Cem, 1963 yılından itibaren çeşitli gazetelerde yazı işleri müdürlüğü, genel yayın müdürlüğü yaptı. İsmail Cem, 1971-74 yılları arasında Türkiye Gazeteciler Sendikası İstanbul Şubesi Başkanlığı’nı yürüttü.
Cem'e akciğer kanseri teşhisi konduğunda "geç kalındı" denmişti, ancak o üç yıl boyunca direndi.


TRT’DE İSMAİL CEM DEVRİ
Cem’in ülke gündeminde önemle yer alması TRT’nin genel müdürlüğüne atanmasıyla oldu. Milliyet Gazetesi’nde köşe yazarlığı yaparken, 14 Şubat 1974’te göreve gelen Cem, TRT’de birçok yeniliklere imza attı.

Görev aldığında yaptığı ilk konuşmada, “Yeni çalışma döneminin kültür anlayışında öncelik Türkiye kültürüdür, halkın kültürdür. Bunun çağımızda aldığı ve alacağı biçimdir” dedi. Özellikle televizyon yayınlarının gelişmesine önemli katkılarda bulunan Cem’in genel müdürlüğü sırasında haftada 20 saat olan yayın 50 saate yükseldi. Bu gelişmelerin bir sonucu olarak da 10 milyon olan televizyon izleyici sayısı 20 milyona çıktı. Ancak Cem’in uygulamaları ve yaptığı atamalar muhalefetin sürekli tepkisine neden oldu.

Hükümet değişikliğinin ardından 16 Mayıs 1975’te İsmail Cem’in yerine Nevzat Yalçıntaş atandı. Cem, daha sonra Danıştay tarafından göreve iade edildi, ancak kendisi gazeteciliğe dönmeyi tercih etti.

SİYASETÇİ CEM
Siyasi hayatına SHP’de başlayan İsmail Cem, 22 Mayıs 1988’de genel başkanlığa adaylığını koydu. Ancak bu gerçekleşmedi. İsmail Cem, 16 Ekim 1981’de kapatılan ve 19 Haziran 1992’de açılan CHP’nin yeniden oluşumunda önemli rol oynadı ve “yeni sola” destek verdi. Cem, 24 Nisan 1993’te Süleyman Demirel, Kamran İnan ve Lütfi Doğan’ın rakibi olarak cumhurbaşkanlığına aday oldu.
İpek Cem: Elinde mürekkep izi vardı

İsmail Cem, 1987 ve 1991 seçimlerinde İstanbul’dan, 1995 seçimlerinde Kayseri’den milletvekili seçildi. 7 Temmuz 1995’te Çiller hükümetinde Ercan Karakaş’tan boşalan Kültür Bakanlığı görevini üstlenen Cem, daha sonra CHP’den ayrılarak DSP’ye geçti.

DSP’de TBMM Grup Yönetim Kurulu üyeliğine seçilen Cem, Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi (AKPM) ve Batı Avrupa Birliği (BAB) Asamblesi üyeliklerine, AKPM Sosyalist Grubu Başkanvekilliği’ne seçildi. Cem, AKPM ve BAB Asamblesi Türk Parlamenter Grubu Başkanlığı’nı da yürüttü.

TÜRK-YUNAN DOSTLUĞU
57. hükümetin Dışişleri Bakanlığı görevini üstlenen Cem, özellikle dönemin Yunanistan Dışişleri Bakanı Yorga Papandreu’yla kurduğu samimi diyalogla Türk-Yunan yakınlaşmasında etkin rol oynadı, iki komşu ülkeyi birbirine yakınlaştırdı.
Cem ile Papandreu’nun fotoğrafları Türk ve dış basının sayfalarını günlerce süsledi. Cem, Avrupa Birliği’ne üyelik sürecindeki başarılı politikası ile de dikkat çekti. İsmail Cem, Yunanistan Dışişleri Bakanı Papandreu ile birlikte 2000 yılında dünyada “Yılın Devlet Adamı” ödülünü aldı.
İsmail Cem’e kitaplar da üzüldü

DSP’den ayrılarak YTP’yi kuran Cem, bu partinin Ekim 2004 kurultayında CHP’ye katılma kararı almasının ardından siyasete bu partide devam etti. Cem, CHP’nin 24 Ocak 2005’te yapılan olağanüstü kurultayının ardından Parti Meclisi üyesi, Bilim ve Kültür Platformu Başkanı ve Genel Başkan Başdanışmanı olarak görev yapıyordu.

Bir süreden beri kanser tedavisi gören Cem, 15 Aralık 2006 tarihinde akciğer enfeksiyonu teşhisiyle İstanbul Cerrahi Hastanesi’nde tedavi görüyordu.

ESERLERİ
Türkiye’de basın ve siyaset alanındaki başarıları kadar örnek kişiliğiyle de takdir toplayan İsmail Cem, İngilizce ve Fransızca biliyordu.

Cem’in “Türkiye’de Geri Kalmışlığın Tarihi”, “Türkiye Üzerine Yazılar”, “12 Mart”, “TRT’de 500 Gün”, “Siyaset Yazıları”, “Geçiş Dönemi Türkiye’si”, “Sosyal Demokrasi ya da Demokratik Sosyalizm Nedir, Ne Değildir?”, “Türkiye’de Sosyal Demokrasi”, “Engeller ve Çözümler”, “Yeni Sol”, “Soldaki Arayış”, “Gelecek İçin Denemeler”, “Mevsim” ve “21. Yüzyılda Türkiye” adlı yayınlanmış eserleri bulunuyordu.
İsmail Cem’i anlattılar...


BİLİNMEYEN YÖNLERİ
Koyu Galatasaray taraftarı ve sarı kırmızılı takımda top koşturduğu dönemde Hagi’nin hayranı olan Cem, vakit buldukça Galatasaray’ın maçlarına gitmeye özen gösteriyordu.

Türkiye’de akvaryum balıkçılığı üzerine en çok kitabın kendisinde olduğunu belirten Cem’in bir tutkusu da Bonzai idi. Uzakdoğu’nun bu özen ve emek isteyen cüce ağaçları, İstanbul’daki evini süslüyordu. Kanarya sevgisi nedeniyle babasıyla birlikte Serinofil Derneği’ne üye olan Cem, Klasik Türk ve Batı müziği dinlemeyi seviyordu. Cem’in favorileri Dede Efendi, Vivaldi ve Mozart idi.

İsmail Cem’in bir tutkusu da fotoğraf çekmekti. Objektifini pek çok ilginç konuya çeviren İsmail Cem, beş fotoğraf sergisi açmıştı. Elçin Cem ile evli olan İsmail Cem, İpek ve Kerim adlarında iki çocuk babasıydı.

İSMAİL CEM’İN ‘VEDA’SI
Gazeteci Can Dündar ile yaptığı bir söyleşide, çoğu yaşıtının ve arkadaşlarının aksine, düz yazıyı sevdiğini ve şiir yazmadığını anlatan Cem, yaşamı boyunca 40 yıl arayla olmak üzere sadece iki şiir yazdığını belirtiyor.

Cem’in 1995 yılında New York’ta kaleme aldığını ifade ettiği şiiri ise ölümünün ardından belki de söyleyebilecek her şeyi kendi ağzından anlatıyor.

VEDA
“Çok ileri bir tarihte
Çok yaşlı olarak
Sessizce ayrılmalıyım
Kimseye pek gözükmeden
Ve kimseyi rahatsız etmeden.

Masamın üzerinde
Dünden kalan işler
Tamamlanmamış yazılar
Okunmayı bekleyen kitaplar
Ve anılar ve umutlar.

Filleri kuyruğundan çekerek
Tepeleri aşırtmaktı görevim
Günler bitti filler tükenmedi
Ben elimden geleni yaptım
Gerisini siz tamamlayın.

Boşa geçmedi hayatım
Daha fazlası olabilirdi ama
‘Buna da şükür’ demeliyim
İşte sevgili dostlar
Ben böyle veda etmeliyim.


 

Bu habere oy ver
Düşük
1 Puan 2 Puan 3 Puan 4 Puan 5 Puan 6 Puan 7 Puan 8 Puan 9 Puan 10 Puan
Yüksek
     •  En çok puan alan haberler

Yazdır Gönder Görüş yaz/ oku

Bütün Görüşleri Oku

Ana Sayfa | Türkiye | Dünya | Ekonomi | Sağlık | Yaşam | Teknoloji | Kültür Sanat | Doğal Hayat | Eğitim | Moda
Spor | Hava Yol | İletişim | Yardım | İzleyici Görüşleri | Reklam Seçenekleri | Hukuki Şartlar & Gizlilik Hakları