Web NTVMSNBC   
NTVMSNBC'yi açılış sayfam yap
Video
Foto Galeri
Türkiye
Dünya
Ekonomi
Spor
Teknoloji
Sağlık
Kültür Sanat
Yaşam
Hava Yol
Yeşil Ekran
Eğitim
Moda
Otomobil
Doğuş Yayın Grubu
NTV
CNBC-e
e2
NTVSPOR.NET
NBA TV
NTV Radyo
Eksen 96.2
Radio N101
NTV Yayınları
NTV Tarih
N. Geographic
 
NTVMSNBC Anasayfa
NTV

Konu: Cumhurbaşkanlığı seçimi ve anayasa
Konuklar: Yargıtay Onursal Cumhuriyet Başsavcısı Sabih Kanadoğlu ve Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Öğretim Üyesi Anayasa Profesörü Prof. Dr. Cem Eroğul


Oğuz Haksever: İç siyasetin en hararetli konusundaki tartışma cumhurbaşkanlığı seçimi meselesine artık hukukçular da katıldı. Yargıtay Eski Cumhuriyet Başsavcısı ya da Yüksek Mahkemenin Onursal Cumhuriyet Başsavcısı Sabih Kanadoğlu'nun Cumhuriyet Gazetesi'nde manşete çekilen yazısıyla. Sabih Kanadoğlu, Adalet ve Kalkınma Partisi'nin meclis'te muhalefet olmadan tek başına Cumhurbaşkanı seçemeyeceği görüşünde. Kanadoğlu, cumhurbaşkanı seçmek için ilk iki turda üye sayısının üçte iki çoğunluğu yani 367 oy gerektiğini, bu sayının aynı zamanda toplantı yeter sayısı için de gerekli olduğunu savunuyor. AKP'de bu kadar milletvekili olmadığına göre, partinin bütün milletvekilleri seçimin ilk oturumuna katılsa da muhalefet ilk iki oturuma girmezse toplantı yeter sayısının sağlanamaması nedeniyle öteki turların da geçersiz olacağını belirtiyor. Buna rağmen seçim yapılırsa anayasa mahkemesi'nde iptal edileceğini vurguluyor ama anayasa'nın cumhurbaşkanı seçimiyle ilgili maddesinde seçim için toplantı yeter sayısı vurgulanmıyor. Hukukçular zeminindeki tartışma da bundan ötürü yapılıyor. Genelde anayasa hukukçuları Kanadoğlu'na hak verirken karşı düşünenler de var. İyi günler. Cumhurbaşkanlığı seçimi tartışmalarının bu yeni boyutunu Yakın Plan’a alıyoruz. Tartışmayı başlatan görüşün sahibi Yargıtay Onursal Cumhuriyet Başsavcısı Sabih Kanadoğlu'nu ve Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Öğretim Üyesi Profesör Cem Eroğlu'nu ağırlıyoruz. Programın mantığına göre önce Sabih Kanadoğlu'na kulak vermemiz gerekiyordu. Ancak sayın Kanadoğlu’nun NTV’ye yönelik güzergahında bir etkinlik nedeniyle trafik kapalıydı. Biraz geçikecek stüdyoya katılması, girmesi. Bu nedenle önce Sabih Kanadoğlu'nun ortaya attığı görüşle ilgili olarak Ankara’da konuşulanları yani tepkileri ekrana getiriyoruz.

-Eski Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Sabih Kanadoğlu'nun cumhurbaşkanlığı seçimi için ilk turda 367 milletvekilinin hazır bulunması şat. Eğer muhalefet ilk tura katılmazsa Akp 354 oyla cumhurbaşkanı seçemez sözleri yeni bir tartışmayı da beraberinde getirdi. Kanadoğlu’na CHp’nin hukukçu milletvekili Orhan Eraslan’dan destek geldi.

Orhan Eraslan (Chp Milletvekili): Yargıda tartışılmaya muhtaç bir durumdur. Yani hafife alınacak bir düşünce değil bu yani sayın Kanadoğlu’nun görüşü. Çok yabana atılacak bir görüş değil.

-Orhan Eraslan, ilk iki turda genel kurulda 367 çoğunluğa ulaşılmadığı taktirde üçüncü tura geçilemeyeceği görüşünde. Eraslan’a göre bu konuda iç tüzükte bir hüküm olmadığı için anayasa mahkemesine götürülebilir.

Orhan Eraslan (Chp Milletvekili): Meclis kararları anayasa mahkemesinin denetimine tabi değil ama iç tüzükte bu konuda bir hüküm olmadığı için ve anayasa’nın 102. nci maddesindeki düzenlemeye aykırı bir sonuç elde ederek toplantıya devam edilirse o zaman bir iç tüzük konulmuş gibi bir netice ortaya çıkacağından asıl o nedenle anayasa mahkemesi’ne gitmesi lazım.

-Ak Parti ise 367 rakamının gerekli olmadığını düşünüyor.

Burhan Kuzu (TBMM Anayasa Komisyonu Başkanı ve Akp İstanbul Milletvekili): Şimdi siz eğer 367’lik rakamı derseniz ki toplantı nisabıdır bu aynı zamanda, hiçbir zaman siz bu meclisten cumhurbaşkanı seçemezsiniz. Bu şu demektir; cumhurbaşkanını tamamen mutlak bir şekilde iktidarı muhalefetin emrine vermek demektir. Sonuç itibariyle buradaki şey şu; yani muhalefet ne derse onun dediğini yapmak durumunda kalacaksınız. Bunlar böyle çok zorlamalar, insanı hakikaten çok sıkıntıya sokan şeyler. O zaman şunu nasıl izah edeceksiniz; 367’yi eğer siz ararsanız 276 ile üçüncü turda seçiliyor. Üçüncü tura ne zaman, nasıl geçeceğiz? Hiç geçemeyeceğiz. Bu şekildeki yorumlar anayasa’nın özüyle, sözüyle gerçekten bağdaşmaz. Hedef ne yapıp yaparızda Tayyip Erdoğan’ı cumhurbaşkanı yaptırmayız, yaptırmayız. Hesap bunun çevresinde dönüyor. Bu yola gidebilmek için her araç meşrudur gibi bir yöntem benimsenmiştir ki bunu dediğim gibi ciddi olarak yadırgıyorum.

Oğuz Haksever: Sayın Kanadoğlu NTV Ankara’ya ulaştı. Stüdyoya inmek üzere. O stüdyoya gelince kadar dilerseniz önce Kanadoğlu ne diyor, belki geldiğinde devamını kendisinden dileriz. Kanadoğlu ne diyor buna bir bakalım. Şöyle; anayasa’nın Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin toplanması için üye tam sayısının yani 550, üçte birinin yani 184 oturumda bulunmasında yeterli görmektedir. Ancak cumhurbaşkanlığı seçiminde istisnai hüküm bulunması nedeniyle bu kural uygulanamaz. Anayasa’nın 102. nci maddesine göre cumhurbaşkanı 367 milletvekilinin oy’una denk gelen Türkiye Büyük Millet Meclisi üye tam sayısının üçte iki çoğunluğuyla seçilebilir. Bu hüküm cumhurbaşkanlığı seçimi yapılabilmesi için gerekli Türkiye Büyük Millet Meclisi toplanma yeter sayısını da gösterir. Seçimin ilk turunda sandıktan 367 oy çıkmaması halinde toplanma yeter sayısına ulaşılmadığı anlaşılmış olur. Bu durumda seçimin ilk turu yapılmamış sayılır. İlk turun yapılmaması yine 367 oy’un arandığı seçimin ikinci turunun salt çoğunluğun 276 yani oylarının yeterli görüldüğü seçimin üçüncü turunun ve en çok oy alan iki adayın yarışmasının öngörüldüğü seçimin dördüncü turlarının da yapılamayacağı anlamına gelir. Buna göre 354 milletvekili bulunan Adalet ve Kalkınma Partisi muhalefetten destek almazsa 367 olan toplanta yeter sayısına ulaşamaz. Biz sayın Kanadoğlu’nun görüşlerini aktarırken arkadaşlarım bana sayın Sabih Kanadoğlu’nun stüdyomuzda hazır olduğu bildirdiler. Kendisine önce hoşgeldiniz diyoruz. Çok teşekkür ederiz sayın Kanadoğlu programımıza katıldığınız için.

Sabih Kanadoğlu: İyi günler sayın Haksever. Trafiğin bir azizliğine uğradık. Buradan da anlaşılıyor ki bu trafik sıkıntısı sadece İstanbul’a özgü bir olay değil.

Oğuz Haksever: Anlıyorum.

Sabih Kanadoğlu: Efendim sizi iyi yayınlar diliyorum.

Oğuz Haksever: Teşekkür ederim. Hiç soru sormama gerek yok. Ben sizin görüşünüzü okumaya başlamıştım ki biraz zaman kazanalım diye ama dilerseniz baştan alabiliriz. Çünkü önce sizden başlamak çok önemli.

Sabih Kanadoğlu: Yok, sayın Haksever öncelikle şu hususu belirterek sözlerime başlayayım; çağdaş ve gerçek demokrasilerde ayırd edici nitelik hukukun üstünlüğüne inanç ve hukuk devleti ilkelerine kesin bağımlılıktır. Türkiye Cumhuriyeti anayasası da bu yoldan çıkarak Türkiye Cumhuriyeti’nin demokratik bir hukuk devleti olduğunu belirlemiştir. Bu bağlamda tüm vatandaşların, kurumların, kişilerin ve siyasi partilerin hukuk devleti ilkelerine bağlılıkla hareket etmeleri gerekir. Bizim anayasamız cumhurbaşkanına çok önemli bir yer vermiştir. Cumhurbaşkanı devletin başı olarak Türkiye Cumhuriyeti ve milletin birliğini temsil etmektedir. Kendisine anayasa’nın 104. ncü maddesiyle verilen yapması gereken görevler ve kullanacağı yetkiler fevkalade önemlidir. Bu nedenle gerek nitelikleri ve gerekse seçimi özel bir takım hükümler altına alınmıştır. Cumhurbaşkanlığı seçimi anayasanın 102. nci maddesinde belirtilen şekilde yapılacaktır. 102. nci maddedeki şekil şartlarına geçmeden önce anayasa’nın 96 ve 175. nci maddelerini incelemek gerekir. 96. ncı madde toplantı ve karar yeter sayılarını düzenlemektedir. Ancak 96. ncı maddenin uygulanabilmesi için anayasada başkaca bir hüküm bulunmaması gerekir. Anayasada başkaca bir hüküm varsa uygulanacak olan madde o hükümleri taşıyan maddedir ve anayasanın 96. ncı maddesinden çıkan bir başka sonuç herhalükarda toplantı yeter sayısının karar yeter sayısından fazla olmasını gerektirir. 175. nci madde de ki anayasa değişiklikleriyle ilgilidir. Doğrudan doğruya birinci maddede gösterilen koşulların dışında ancak genel hükümlerin yani 96. ncı maddenin uygulanacağı hükmünü taşır. Bizim tekrar bakmamız gereken meclis iç tüzüğüdür. Meclis iç tüzüğünün 57. nci maddesi yoklama yükümünü düzenlemiştir. Yoklama görüşmeler sırasında 20 milletvekilinin yoklama istemiyle yapılabilecek bir yoldur. Ancak bu işaret oyu ile yapılan oylamalarda gidebilecek bir yol olmaktadır. Bir de 121. nci maddeyi zikretmek gerekir. Yani iç tüzüğün 121. nci maddesi ki cumhurbaşkanlığı seçimini düzenlemektedir. Doğrudan doğruya anayasanın 102. nci maddesine atıf yapmakta ve bu yollamanın dışında herhangi bir hüküm taşımamaktadır. Şimdi 102. nci maddeye gelebiliriz. 102. nci maddenin birinci fıkrası cumhurbaşkanlığı seçiminde üçte iki çoğunluğun oy’unun sağlanmasını ve oylamanın gizli yapılmasını öngörmektedir. Buradaki üçte iki çoğunluk doğrudan doğruya sandığa atılan oy’un aynı zamanda toplantı yeter sayısı olduğunu göstermektedir. Zira toplantı yeter sayısı olmadan bir oylamaya gidilerek çıkacak sonuca göre birinci oylamada sonuç alınamadı demek mümkün değildir. Burada iki şık akla gelebilir. Ya özel gündemle yapılan bu toplantıda toplantıya başkanlık eden meclis başkanı veya vekili çoğunluk olduğu düşüncesiyle toplantıyı açar ve yapılan oylamada 367’nin altında bir oy çıktığı taktirde bu oylama yapılmamış sayılır veya oylama yaparak toplantı yeter sayısı olup olmadığını araştırır ve onun sonucuna göre oylamaya geçilir veya geçilemez. Şunu söylemek istiyorum; 102. nci maddede yeralan 367 oy çoğunluğunu sağlamak için toplantıda en az 367 üyenin o toplantıya katılması gereklidir. Eğer bu katılım yoksa o oylama yapılmamış sayılır.

Oğuz Haksever: Sayın Kanadoğlu.

Sabih Kanadoğlu: Anayasalar, bir dakikanızı.

Oğuz Haksever: Tabi tabi bağışlayın. Biliyorum bir hukukçu titizliğiyle anlatıyorsunuz. Süreyi de gözönünde bulundurursanız çok seviniriz efendim.

Sabih Kanadoğlu: Tabi. Anayasalar özellikle yasalar abesle iştikal etmez. Şunu söylemek istiyorum; eğer aksi düşünülecek olursa sonucu baştan belli bir biçimde üçte iki çoğunluğu kapsamayan bir üye katılımıyla oylamayı yapmak ve sonuç alınamadı demek hukuka karşı bir hiledir, hukuku dolandırmaktır. Aslnda hukuk devletinin görevi hukuka karşı yapılmış olan bu hileleri önlemektir. Evet sayın Haksever.

Oğuz Haksever: Peki efendim. Çok teşekkür ederiz. Başka bir takım konularda var ama dilerseniz bir de Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Öğretim Üyesi Anayasa Profesörü Cem Eroğul’u dinleyelim. Sayın Eroğul merhaba efendim.

Cem Eroğul: Merhabalar Oğuz bey.

Oğuz Haksever: Merhabalar. Siz ne diyorsunuz sayın Kanadoğlu’nun ortaya attığı görüşe?

Cem Eroğul: Oğuz bey ben o görüşe hiç katılamıyorum. Çünkü bence toplantı yeter sayısı ile karar yeter sayısı birbirinden tamamen bağımsızdır. Toplantı yeter sayısı tektir anayasada, sabittir ve alınacak karara göre değişmez. Bu sabit oranda işte sayın Kanadoğlu’nun da belirttiği gibi 96. ncı maddede öngörülen üçte birdir, üye tam sayısının üçte biridir. Yani 184 kişi oldu mu meclis herhalükarda toplanır. Ondan sonra ne iş yapacaksa o işin gereğine göre karar yeter sayısını uygular. Şimdi önümüzdeki tek örnek cumhurbaşkanı seçimi değil. Cumhurbaşkanı seçiminde üçte iki aranıyor ama örneğin 84. ncü maddeye göre milletvekilinin devamsızlıktan düşürülmesi kararının verilmesi için üye tam sayının salt çoğunluğu aranıyor. Dolayısıyla orada özel bir çoğunluk var ya da bilmem 87. nci madde biliyorsunuz af kanunu çıkarabilmek için beşte üç çoğunluk aranıyor. Yani sözü uzatmayayım ama şunu demeye çalışıyorum.

Oğuz Haksever: Estağfurallah.

Cem Eroğul: Anayasada çeşitli maddelerinde yapılacak işe göre aranan farklı karar yeter sayıları var ama bütün bu karar yeter sayılarından bağımsız olarak meclisin toplanabilmesi için sayın Kanadoğlu’nun da belirttiği örneğin iç tüzüğün 57. nci maddesinde de söylendiği gibi yani yoklamayı haklı çıkaracak meclis toplanabilir diyecek oranın bulunması lazım. O da nedir, üçte birdir. Bir tarihi hususu da hatırlatmak istiyorum. 1980’de biliyorsunuz yine bir cumhurbaşkanı tartışması yaşamıştık. Nisan 1980’de cumhurbaşkanlığı boşalmıştı. 12 Eylül darbesine kadar da 100’ün üzerinde oylama yapılmasına rağmen cumhurbaşkanı seçilememişti. Şimdi bu oylamalar yapılacağı sırada kimi zaman cumhurbaşkanlığı seçimini engellemek isteyenler meclisin toplanmasını engellemeye çalışmışlardır.

Oğuz Haksever: O zaman 61 anayasası da yine bu şekilde miydi? Biraz cümleler değişikti galiba.

Cem Eroğul: 61 anayasasında toplanabilmek için üye tam sayısının yarısı gerekiyordu. Şimdiki gibi üçte biri değil ama o tarihi örneği hatırlarsak hepimiz hatırlıyoruz. Şimdi o engellemeler yüzündendir ki yani meclisi çalışamaz duruma getiremesin diye karar alınmasına karşı olanlar anayasa hükmü değiştirilmiştir artık üye tam sayısının yarısı gerekmemektedir meclisin toplanması için, üçte biri gerekmektedir. Yani tam bu gerekçeyle değiştirilmiştir ki meclisin çalışmaları engellenemesin, meclis toplanabilsin.

Oğuz Haksever: Anlıyorum.

Cem Eroğul: Dolayısıyla bence burada tereddüt edecek hiçbir şey yoktur. Konu bence çok açıktır. Toplantı yeter sayısı ve cumhurbaşkanı seçmek için gereken karar yeter sayısı birbirinden bağımsızdır.

Oğuz Haksever: Peki efendim.

Cem Eroğul: Meclis toplanır, oylamalar yapılır. Bu sayı bulunmazsa o tur gerçekleşmiş ve cumhurbaşkanı seçilememiş olur.

Oğuz Haksever: Zamanımız çok az kaldı ama size yeniden dönmeyi planlıyoruz. Eğer size dönemezsek şimdiden teşekkür ediyoruz.

Cem Eroğul: Ben teşekkür ederim Oğuz bey, size iyi yayınlar dilerim.

Oğuz Haksever: Sağolun efendim. Teşekkür ederiz. Yeniden sayın Kanadoğlu’na dönüyoruz. Sayın Kanadoğlu iki konu karşı görüşte öne çıkıyor. Bunlardan bir tanesi neden o zaman ya da sunucu o şekilde sorsun. Neden o zaman anayasanın 102. nci maddesinde toplantı yeter sayısı da vurgulanmıyor? Ayrıca bir de Özal örneği var. Bunun ayrıntılarını anlatmaya gerek var mı bilmiyorum ama 1989’da Özal sizin ortaya attığınız sav’ın tam tersine bir toplantı yeter sayısıyla seçilmişti.

Sabih Kanadoğlu: Sayın hocamın söylediği konularda iki eksiklik var sayın Haksever. 96. ncı maddeye baktığımız zaman anayasada başkaca bir hüküm yoksa ibaresini görürüz. Burada ayrıca toplantı yeter sayısının gösterilmemesindeki amaç doğrudan doğruya karar yeter sayısının toplantı yeter sayısına bağlı olmasındandır. Ayrıca toplantı yeter sayısını söylemeye gerek yoktur. Yoksa aksi taktirde verdiğim örnekte olduğu gibi hukuka karşı hile eylemini işlemiş oluruz. Bu nedenle 96. ncı maddedeki anayasada başkaca hüküm yoksa ibaresini bir kenara koymamız olanağı yoktur. Gelelim ikinci örneğe. Doğrudur, 1989 yılında üçte iki çoğunluk toplantıya katılmadığı halde o cumhurbaşkanlığı seçimi bilindiği şekilde yürütülmüş ve sonuca bağlanmıştır. Ancak bu onun anayasaya aykırılığı niteliğini ortadan kaldırmaz. Yine gözden kaçırılan ve sayın hocanın ileri sürdüğü noktada eksik kalan bir olay vardır o da, 16 Mayıs 1996 424 sayılı Türkiye Büyük Millet Meclisi kararıyla yürürlüğe sokulan iç tüzüğün 121. nci maddesidir. 121. nci madde cumhurbaşkanlığı seçimini düzenlemekte ve doğrudan anayasanın 102. nci maddesine yollama yapmaktadır. Yani artık iç tüzükte cumhurbaşkanlığı seçimiyle ilgili bir düzenleme vardır. 1989’da böyle bir düzenleme olmadığı için ve Türkiye Büyük Millet Meclisi kararları anayasal denetime bağlı bulunmadığı için anayasaya aykırı dahi olsa bir Türkiye Büyük Millet Meclisi kararının anayasal denetime tabi tutulması mümkün değildir. İki olasılık vardır, ya bu o tarihte anayasa mahkemesine başvurma olanağı yoktur biçiminde kabul edilmiş ve anayasa mahkemesine başvurulmamıştır veya doğrudan doğruya gözönüne alınmamıştır, ihmal edilmiştir. O tarihte anayasaya aykırı olarak yapılmış bir seçimin bir örnek teşkil ederek bugün de tekrarlanması doğrudan doğruya hukuk devleti ilkelerine aykırıdır.

Oğuz Haksever: Efendim çok çok teşekkür ediyoruz programımıza katıldığınız için. Zorda olsa belki biraz zamanınızı çok aldı. Çok çok sağolun programımıza katıldığınız için.

Sabih Kanadoğlu: Ben teşekkür ederim.

Oğuz Haksever: İyi günler diliyoruz. Yargıtay Eski Cumhuriyet Başsavcısı ya da Yargıtay Onursal Cumhuriyet Başsavcısı Sabih Kanadoğlu’nun ortaya attığı görüşte başlayan, görüşle başlayan cumhurbaşkanlığı seçimi ile ilgili tartışmaları Yakın Plan’a aldık bizzat görüşün sahibini de yayına alarak. Yeni bir programda görüşmek üzere hoşçakalın.


Bu habere oy ver
Düşük
1 Puan 2 Puan 3 Puan 4 Puan 5 Puan 6 Puan 7 Puan 8 Puan 9 Puan 10 Puan
Yüksek
     •  En çok puan alan haberler

Yazdır Gönder Görüş yaz/ oku

Bütün Görüşleri Oku

Ana Sayfa | Türkiye | Dünya | Ekonomi | Sağlık | Yaşam | Teknoloji | Kültür Sanat | Doğal Hayat | Eğitim | Moda
Spor | Hava Yol | İletişim | Yardım | İzleyici Görüşleri | Reklam Seçenekleri | Hukuki Şartlar & Gizlilik Hakları