İSTANBUL - Yazarlar, kişisel internet günlüğü olarak başlayan blogların önemli bir iletişim platformuna dönüşebileceğinin altını çiziyor. Shannon Clark tarafından San Francisco Californiada 7-9 Mayıs tarihleri arasında gerçekleştirilen Mesh Forumda kitapla ilgili soruları yanıtlayan yazarlar, şirketlerin hedef kitle ve çalışanlarına mesaj vermek için blogosfer hareketlerine daha duyarlı olması gerektiğini hatırlatıyor. Otorite ve ifade özgürlüğü çatışmasını gündeme getirebilecek kadar hassas bir konu olan blog yazmak eylemi, ilk defa şirket ilişkileri ekseninde değerlendiriyor.
Kitabın yazılma sürecini anlatır mısınız? RS: Kitabı yazmadan önce, şirketlerin blogları sosyal alanda nasıl kullandığıyla ilgili 188 röportaj gerçekleştirdik. Kitap blog olarak yazıldı.
SI: İnsanlardan pozitif tepkiler geldi. Müsvette elektronik formatta olduğu için yazım hatalarımızı düzeltenler, fikir verenler, eleştiride bulunanlar oldu. Biz de bu yorumları kitabı geliştirmek için kullandık. Kitap çıktıktan sonra da bu okurlar kitabı asıl tanıtanlar oldular. 6000e yakın tanıdıklarına kitaptan bahsettiler.
RS: Şu anda çıplak kelimesi (kitabın kodu) google aramalarında birinci geliyor!
Kişisel ve şirket blogları arasındaki fark sahnede oturmak gibidir
Kitabın tezi nedir? Kişisel ve şirket blogunun farkı nedir? RS: Bu profesyonel ve kişisel seslerin ayrımı için önemli. Bu sahnede oturmak gibi mesela. Sahnede bir şirketi temsilen bulunduğunuzda, kedinizden ya da çocuğunuzdan bahsetmiyorsunuz. Muhtemelen akşam katılacağınız bir partide 5-6 kişiyle olarak daha açık ve samimi olabilirsiniz. Yine de insanların içindesinizdir ve sizin profesyonel kimliğinizden haberdardır onlar. Ancak tek başınıza olduğunuzda kendi kişisel sesinizi duyabilirsiniz. Bu açıdan fark var bu iki tip blog arasında.
Blog iletişimi ne şekilde değiştirdi? SI: İletişim ağlarını takip ettiğinizde, bir süre sonra kimlere, hangi konuda ve neden güveneceğinizi kendiniz belirlemiş oluyorsunuz. Örneğin tüm dünyayı dolaşan steroidlerle ilgili bir blog açıyorsunuz. Sonra yavaş yavaş bu konuyla ilgili olan herkes katılmaya başlıyor ve bilgi akışı sağlanıyor. Şirket blogu konusuna gelirsek: Yöneticiler, neredeyse 50 senedir, çalışanların zihinlerine ulaşmak ve onlara bir şeyler izah etmek için her türlü iletişim aracını seferber etmiş durumda. Fakat şimdilerde bu tek taraflı sistemi sevmemeye başladık. Bu Soğuk Savaş havasından kurtulmak ve iletişimi güçlendirmek için spam filtresi, casus yazılım filtresi (spy filter) ve nuke gibi konularla ilgili blog iletişimine geçtik. Bu sayede daha sıcak bir ortam sağlanıyor. İletişim kurmayı küreselleştirdik, önemli olan da bu.
RS: Geçtiğimiz 5 senedir blog yazıyorum ve fark ettiğim önemli bir trend var, gerek kişisel, gerek şirket bazında. 1990larda Silikon Vadisinde bir bilgisayar dükkanında çalıştığımda müşterilerle olan iletişim olanaklarıyla şimdikini karşılaştırıyorum. Mesela, bozuk kamerasıyla ilgili yardım almaya gelen bir müşterinin sonrasında ne yaptığını bilemezken, şimdi interaktif ortamda sürekli bağlantıda kalabiliyoruz, problem çözülene kadar. Ayrıca bir değil yüzlerce, binlerce kişiyle de aynı anda konuşabiliyorum, bu diyalogu daha geniş bir tabana yayabildiğimizi gösteriyor. Bir kelime yazdığımda bu anında bütün dünyayı dolaşıyor, kat kat daha verimli. Yani, blogosfer kendi başına bir medya oluyor, neredeyse 20 sene önce New York Timesın ya da televizyon ağlarının olduğundan daha güçlü. Tek fark, güç bir kişinin elinde değil, hepimiz o güce biraz sahibiz ve paylaşıyoruz. Bu yüzden şirketlere, Avustralyada sadece 5 okuyucusu olan bir blogcu çocuğa dikkat etmeleri gerektiğini söylüyorum. Bir çok halkla ilişkiler görevlisi ya da yönetim kurulu üyesi bunu anlamıyorlar, ama artık o çocuğun 48 saat içerisinde New York Timesta haber olabilecek gücü var.
Peki bu çocuğa nasıl ulaşıyorsunuz? RS: Arama programları var. Mesela linux sözcüğü bugün dünyanın neresinde ve hangi dokümanlarda geçmiş anında bulabiliriz. Eğer bugün blog yazmaya başlarsanız ve okuyan kimse yoksa, bloga linux kelimesini eklediğinizde en fazla 2 saat içerisinde bu aramada adınız geçecek ve küresel bir ağa bağlanmış olacaksınız. Aynı şekilde ben de artık gerek Microsoft ya da Apple olsun, gerekse önemsediğim başka konularda olsun, kim ne demiş hemen öğrenebiliyorum. Önemli olan söyleyecek sözü olan insanların kendilerine kitle bulması.
Son olarak, blog için sadece iletişimi verimli kılmıyor, iletişimin doğasını da değiştiriyor diyebilir miyiz? RS: Şirket içinde çoğunlukla sadece iş konularında haberleşiyorsunuz. Fakat, iş arkadaşınızın kişisel bloguna uğradığınızda onun aslında kim olduğunu, ve bu dünyada neyi gerçekten önemsediğini de görebiliyorsunuz. Bu iletişimin doğasını da değiştiriyor tabii.
SI: Bir kültür değiştiriyorsanız, bu politik, kişisel ya da şirket kültürü olabilir, insanlar çizgiyi sakın geçme! uyarısında bulunurlar size. Aslında o bir çizgi değil, zardır, geçirgendir yani. Ve siz bu zarı zorlayabilirsiniz. Blog sayesinde de şirketler içinde bu sınırlar zorlanıyor, daha kaliteli iletişim adına.
| DİĞER HABERLER İÇİN TIKLAYINIZ |
 |
| |