ANKARA - İstanbuldan, birbirinden farklı kültürleri içinde barındıran, değişik medeniyetlere ev sahipliği yapmış olan Güneydoğu Anadolu Bölgesine yapılacak seyahatte tatilcileri oldukça renkli bir yolculuk bekliyor.
Bu güzergahta seyredecek olan tatilciler, kültür keşfinin yanı sıra, doğal güzelliklerle örülü çok sayıda yerleşim biriminden geçmenin de ayrıcalığını yaşayacak. Yolculuğunuzda tüm bu imkanlardan yararlanmak için daha yavaş seyredip, dinlenme sürelerini uzatmanız yeterli olacak.
HEREKEDE İPEĞİN ZERAFETİNİ KEŞFEDİN İstanbuldan çıktığınızda vereceğiniz ilk molada ayıracağınız kısa bir sürede, Kocaelinin Körfez ilçesine bağlı Hereke beldesinde, ipeğin zarafetini keşfedebilir, dünyaca ünlü ipek halıları görebilirsiniz. İzmitte verilecek bir molada ise Gayret Gemi Müzesi ile TCG Hızırreis Denizaltı Müzesini gezip yolculuğunuzu renklendirebilirsiniz. Pembe Köşk ziyaretinizde ise Körfezi izleyip yöreye özgü yemeklerden tadabilirsiniz.
SAKARYA VE BOLUDA GÖL KEYFİ Yolculuğa devam eden tatilcileri, tüm güzelliği ile Sakaryada Sapanca, Boluda Abant Gölü bekliyor. Doğanın, tüm güzelliğini cömertçe sergilediği göl kıyılarında yemek yiyebilir, dinlenebilir hatta konaklayabilirsiniz. Sakaryada kısa bir güzergah değişikliği ile ulaşacağınız Sapanca Gölü kıyısında, unutulmayacak bir manzaranın karşısında kahvaltı yapma şansını yakalayabilirsiniz. Sakaryanın doğal güzelliklerine kendini kaptıran tatilciler, Poyraz Gölündeki kır kahvesinde çaylarını yudumlayıp, manzaranın tadını çıkarabilir. Boluda, dört mevsimde farklı bir güzelliğe bürünen Abant Tabiat Parkı, yolculuğunuzda doğayla baş başa kalma fırsatını yakalayabileceğiniz alanlardan biri. Büyüleyici güzelliği ile ziyaretçilerini cezbeden Abant Gölü kıyısında atla yapacağınız kısa bir tur, yolculuğunuzu renklendirecek bir mola olacak. Kenti terk etmeden önce kısa bir zaman ayırıp Yedigöllere yapacağınız gezi de yol boyunca gereken enerjiyi toplamanızda yardımcı olacak doğa harikalarından yalnızca biri...
AKSARAY VE NİĞDEDEN GEÇERKEN... Bolu ve Sakaryadaki, doğa ile iç içe olan yolculuğun ardından Ankaraya ulaşan ve yola devam etmek isteyen tatilcileri bu kentten sonra Sultanhanı Kervansarayı ile ünlü Aksaray karşılıyor. Konya-Aksaray kara yolunun 100. kilometresine Sultanhanı beldesine adını veren, 5 bin metrekarelik alana kurulu, büyüklük ve işçilik açısından başka bir benzeri bulunmayan Sultanhanı Kervansarayı görülmeye değer bir tarihi yapı. Selçuklu Sultanı I. Alaaddin Keykubat tarafından 777 yıl önce İpek Yolunda ticaretin canlandırılması amacıyla yaptırılan kervansaray, Türkiyede kapısı mermer olan tek han olarak biliniyor. Yolculuğunuzu daha fazla renklendirmek için küçük bir güzergah değişikliği yaparak ulaşacağınız Kapadokyanın batıya açılan kapısı Güzelyurtta, kaya oyma mağaraları, kiliseleri, şapel ve yeraltı şehirleri, nehirleri, yeşilliği ile yüzlerce yıllık tarihi şahit olabilirsiniz. Tarihin içindeki yolculuğunuzu sürdürebilmeniz için Aksarayın ardından sizi Niğde karşılayacak. Niğdede yolculuğunuza biraz ara verip, Selçuklu dönemine ait Alaattin ve Sungurbey camileri, Hüdavent Hatun Türbesi, Niğde Kalesi ve Akmedresi, Ulukışla ilçesindeki Mehmet Paşa Kervansarayı, Bor ilçesine bağlı Kemerhisar beldesindeki tarihi su kemerlerini ve Köşk Roma Havuzunu görebilirsiniz. Ardından Aladağlardaki dağ evinde çayınızı yudumlayıp, tarihin kokusunu içinize çekebilirsiniz. ADANADA SERİNLEMEK İÇİN... Yaz mevsiminin yakıcı sıcaklığının en fazla hissedildiği illerden biri olan Adanada serinlemek için yol güzergahında bulunan Pozantı ilçesinin Şekerpınar mevkisinde kaynak suyu dolum tesislerinin önünde kısa bir mola vermeniz yeterli. Kaynak suyunun tadına vardıktan sonra yol kenarlarında yöre sakinlerinin küçük sepetlerde sattığı incirlerden alıp, biraz ileride Toros Dağlarının karına pekmez ve bal karıştırılarak yapılan karsambaçla serinlemeye devam edebilirsiniz.
KEBABINI TATMADAN KENTİ TERK ETMEYİN Yolculukta yemek molasını Adanada verecek olan tatilciler için Adana kebabını, yerinde tatmak için iyi bir fırsat. Tarihi Kazancılar Çarşısında, otantik yapılardaki lokantalarda bölgenin ünlü şalgam suyunu içerek yiyeceğiniz Adana kebabı, damağınızda uzun süre kalacak bir lezzet bırakacak. Yola devam ettiğinizde Adana-Ceyhan kara yolunda yapacağınız küçük bir yön değişikliğiyle ünlü Şahmeran efsanesine ev sahipliği yapan Yılankaleyi ziyaret edip, ardından Çukurovanın ortasındaki kaleden, geniş düzlüklere kıvrılarak akan Ceyhan Nehrini ve çevresini de bütün güzelliğiyle izleyebilirsiniz.
İNANÇ TURİZMİNİN CAZİBESİ Yolculukta daha fazla zamanı olan tatilciler, güzergahlarını değiştirip, inanç turizminin merkezlerinden biri olarak anılan Hataya gidebilir. Hatayda Türkiyenin en ünlü jumbo karidesinin ve künefenin tadına bakabilirsiniz. Antakyada 1932 yılında Fransızlar tarafından düzenlenen ve Tunustaki müzeden sonra dünyanın ikinci büyük mozaik müzesi olan müzeyi gezip, tarihe kısa bir yolculuk daha yapabilirsiniz. İnanç turizminde adından sıkça bahsedilen ve bu turizme yönelik zengin eserlere sahip olan Hatayda, katolik kilisesi ile caminin yan yana olduğu Kurtuluş Caddesinde, ezan sesini de çan sesini de aynı anda duyabilirsiniz. Anadolunun ilk camisi olan Habib-i Neccar ile çevresinde eski Antakya evleri, Gazievi ve Uzunçarşı, Hıristiyanlığın dünyaya yayıldığına inanılan, kaya mağara ile St. Pierre Kilisesi, görebileceğiniz eserlerden yalnızca birkaçı. Hatayda kendinize biraz daha zaman ayırırsanız, Samandağ ilçesinde Caretta Carette ve Akdeniz Fokunu da görebilirsiniz.
ZORKUN YAYLASINDA DİNLENME SEÇENEĞİ Hataya uğramak yerine yola devam edecek olan tatilciler, Osmaniyede verecekleri molada, Karacaoğlanın yaşadığı Düziçi ilçesinde, Haruniye Kaplıcalarında şifalı sulardan yararlanabilir ve isterse buradaki tesislerde konaklayabilir. Ardından, Osmaniyede Amanos dağlarının eteğinde, 25 dakika gibi kısa bir sürede ulaşacağınız bin 575 rakımdaki Zorkun Yaylasında, temiz bir havada, yeniden yola çıkıncaya kadar dinlenebilirsiniz. Kadirli ilçesindeki Milli Parkta, Hitit dönemine ait keserlerin bulunduğu Karatepe Açık Hava Müzesi de meraklıları için verilecek kısa bir molada görülmeye değer yerlerden biri.
TARİH TÜNELİNDE BİR YOLCULUK... Osmaniyenin ardından ulaşacağınız Gaziantep il sınırında, tarihte farklı bir yolculuğa daha başlayabilirsiniz. Mezopotamya-Anadolu-Akdeniz arasında geçiş yolu üzerinde bulunduğu için Eski Tunç Çağından beri yerleşime sahne olan, yol güzergahında bulunan Nurdağı ilçesinde, Sakçagöz ve Zincirli höyükte ortaya çıkarılan Geç Hitit dönemine ait kalıntıları görebilirsiniz. Yolda vereceğiniz molalarda, Hisar köyü civarındaki Bizans dönemi kale kalıntıları ve Hz. Ökkaşiyenin türbesini ziyaret edebilirsiniz. İslahiye ilçesi Altınüzüm beldesinin 20 kilometre batısında, Amanos Dağlarındaki Hızır Yaylasında, rengarenk kır çiçekleri, dağ laleleri, büyüleyici güzellikteki manzarasının yanında buz gibi suları, pırıl pırıl güneşi ve bol oksijenli tertemiz havası ile tatilcilere yolun tüm yorgunluğunu unutturabiliyor. Yolda vereceğiniz kısa bir molada ayrıca İslahiye ilçesine 24 kilometre uzaklıktaki, dünyanın ilk açık hava heykel atölyesi olarak bilinen Yesemeki görebilirsiniz.
ZEUGMA MÜZESİNİ MUTLAKA GÖRÜN... Gaziantepe ulaşan tatilcilerin kaçırmaması gereken fırsatlardan biri ise Zeugma Müzesi ziyareti. Dünyanın en büyük ikinci mozaik müzesi olan Zeugma Müzesini ziyaret eden tatilciler, Zeugma Antik Kentinden kurtarılan 35 parça mozaik ile Mars heykeli ve çok sayıda tarihi eserleri görme şansını yakalayabilecek. Gaziantepin ünlü kutnu kumaşı ile yapılmış hediyeler aldıktan sonra kentteki Dülükbaba Orman İçi Dinlenme Yerinde yapacağınız kısa bir yürüyüş, sizi yeniden yola hazırlayacaktır. Gaziantepten Adıyamana giderken, Gaziantepin 10 kilometre kuzeyinde bir mola vererek, Hititlerden Roma dönemine kadar önemli din merkezleri arasında yer alan Anadolunun en eski yerleşim yerlerinden Dülük Antik Kentine de gezebilirsiniz.
ADIYAMANDA GİZEMLE DOLU YOLCULUK Gaziantepin ardından yine bir güzergah değişikliği yapacak kadar zamanı olan tatilciler, çok sayıda medeniyete ev sahipliği yapmış olanantik kentler, kaya mezarları, mağaralar, camisi, kilise, türbeler ve içmeleri ile molaları daha değerli kılacak Adıyamana gidebilir. Adıyaman kent merkezinden 5 kilometre gidildiğinde Kuyucuk köyü yolu üzerinde Haydaran Kaya Mezarları, ayrıca Adıyamannın 17 kilometre kuzeyinde Taşgedik köyü sınırları içinde kaya mezarlar ve güneş tanrısı Hellias ile Kral Antiochosun tokalaşma kabartmalarını görebilirsiniz. Mağara meraklıları, Göksu ırmağı boyunca yer alan 40-50 metre yükseklikteki sarp kayalıklar üzerinde doğal mağaralara gidebilir. Adıyaman ilinin 40 kilometre güneybatısında Göksu köyü yakınlarında, M.Ö. 150 yılında yapıldığı tahmin edilen mağaralarda, asırlar öncesini hissedebilirsiniz.
KRALLARLA BİRLİKTE GÜNEŞİN BATIŞINI İZLEME AYRICALIĞI Adıyamanın 86 kilometre doğusunda, Kahta ilçesinin Karadut köyünde, dünyanın sekizinci harikası Nemrut Dağında, yüksekliği 10 metreyi bulan büyüleyici heykelleri, metrelerce uzunluktaki kitabeleriyle Kommagene uygarlığını keşfe çıkabilirsiniz. Yolculuğunuzda vereceğiniz ara ile Nemrut Dağında güneşin batışını krallarla birlikte izleme ayrıcalığına sahip olabilirsiniz. Adıyaman gezinizi, yöresel halı, kilim, heybe ile yazma oyaları ve kanaviçe gibi el işi hediyeler alarak tamamlayabilirsiniz.
FIRATIN KENARINDA BİR YEMEK MOLASI Gaziantepte tarihle iç içe olan yolculuğun ardından tatilcileri, yol güzergahında Fıratın incisi Şanlıurfanın Birecik ilçesi karşılıyor. Gaziantepten Şanlıurfaya gelenler için bölgedeki tek geçiş noktası olan Fırat nehri üzerindeki yarım asırlık Birecik köprüsü sizi Fırat Nehrinin kenarında dizili olan lokantalara ulaştırıyor. Burada vereceğiniz molada, nehrin kenarında balık ziyafeti ile yolculuğunuzu daha renkli bir hale getirebilirsiniz. Yemeğin ardından hemen yanı başınızdaki, nesli tükenmekte olan ve dünyada sadece Nil Nehri ve bu bölgede koloni halinde yaşayabilen kelaynak kuşlarının bulunduğu Kelaynak Üretme İstasyonunu gezebilirsiniz. Birecik Barajında su tutulmaya başlanmasıyla, 5te 2lik bölümü su altında kalan ilçenin, yerleşim yerleri ve mağaraları ile İncilin bir nüshasının yazıldığı yer olarak bilinen Rumkale, burada görülebilecek önemli yerler arasında.
ŞANLIURFADA MIRRA İLE YORGUNLUK ATIN Birecik ilçesinin ardından ulaşacağınız Şanlıurfadaki gezinize, kente gelen herkesin mutlaka ziyaret ettiği, 3 dinin atası olarak kabul edilen Hz. İbrahimin doğduğu mağaranın bulunduğu, zamanın zalim kralı Nemrut tarafından ateşe atıldığı yer olarak rivayet edilen Balıklıgölü gezme şansını bulabilirsiniz. Ardından yine Hz. İbrahimin atıldığı mancınıkların bulunduğu yer olarak kabul edilen tarihi Urfa Kalesine çıkarak kenti seyredebilir, kalenin eteklerinde bulunan Çift Mağarada yorgunluk kahvesi Mırrayı ya da kendine has lezzetiyle Menengüç Kahvesini yudumlayarak, yorgunluğunuzu atabilirsiniz.
SIRA GECELERİNİN FARKLI TADI... El sanatları ürünlerinde alternatifi bol olan çarşıları gezebileceğiniz Şanlıurfada, fasıllar halinde yöresel müziklerin sunulduğu ünlü sıra gecelerine katılıp, içli köfte ve çiğ köftenin tadına varabilirsiniz. Türkiyenin en geniş koleksiyonlarından birine sahip olan Şanlıurfa Müzesi, Cumhuriyet tarihinin en önemli eserlerinden GAPın en büyük barajı olan Atatürk Barajı ile kent merkezinden 18 kilometre uzaklıktaki, insanlık tarihinin en eski tapınaklarının bulunduğu Göbeklitepe görülmeye değer yerler arasında.
HARRANDA GEÇMİŞE YOLCULUK Konik kubbeli evleri ve farklı mimarisiyle her yıl binlerce yerli ve yabancı turistin geldiği Harran ilçesi ziyaretinde geçmişe yolculuk yapabilirsiniz. Halk mimarisinin ürünü olan konik kubbeli evlerin geçmişi 150-200 yıl öncesine dayanan Harran, kentte en çok ilgi çeken yerler arasında. Dünyanın ilk İslam üniversitesinin kalıntılarının bulunduğu ilçede, rasathane, Emeviler Döneminden kalma Ulu Cami, sizi farklı tarihlere taşıyor. Hz. Musanın yaşadığı rivayet edilen tarihi Soğmatarda, Hz. Musa Kuyusu ile Şuayp Peygamberin yaşadığı Şuayp Şehrinde, milattan önceki yıllar hayal edilebiliyor. Mardin Şanlıurfa kara yolunda yolculuğa devam eden tatilciler, Viranşehir ilçesine varmadan birkaç kilometre önce Sabır Timsali olarak nitelendirilen Eyyüp Peygamberin makamının bulunduğu ve aynı adı taşıyan beldeyi de görebilir.
UYGARLIKLAR KENTİ MARDİNE KISA BİR ZİYARET... Şanlıurfaya kadar gelen tatilciler için yanı başlarındaki uygarlıklar kenti Mardin, görülmeye değer bir kent. UNESCOnun dünya mirası kenti listesine girmeye aday olan, asırlarca çok sayıda uygarlığa ev sahipliği yapan Mardinde, kentin her tarafında tarihle iç içe olma şansını yakalayabilirsiniz. İçinde farklı din ve kültürleri barındıran, taş kent Mardine yapılacak günü birlik ziyarette bile asırlar öncesine yolculuk yapabilir, tarihi yeniden yaşayabilirsiniz. Ezan sesinin de çan sesinin de duyulduğu Mardinde, bin yılların tanıklığını keşfedebilirsiniz.
YÖRESEL YEMEKLERİ TATMAYI UNUTMAYIN Mardin turunuzda, Ulu Cami, Deyrulzafaran Manastırı, Kırklar Kilisesi, Şehidiye Camisi, Kasımiye, Hatuniye ve Zinciriye medreseleri mutlaka görülmesi gereken yerler arasında. Mardine yapacağınız yolculukta, yöresel yemekleri de tatma fırsatını bulabilirsiniz. Özellikle, kıbbe, keşkek, zerde, cevizli sucuk, helva çeşitleri ve cevizli tatlılar, damakta unutulmaz tatlar bırakıyor. Gümüşün zarafetini simgeleyen muhteşem telkari ürünleri de yerli ve yabancı turistlerin büyük ilgisini görüyor. Yöresel kumaşların sergilendiği çarşılar ise Mardindeki gezinizi renklendirecek yerler arasında.
| DİĞER HABERLER İÇİN TIKLAYINIZ |
 |
| |